close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lleżîne keferû in hâżâ illâ ifkun-(i)fterâhu ve-e’ânehu ‘aleyhi kavmun âḣarûn(e)(s) fekad câû zulmen vezûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve kafir olanlar, bu dediler, ancak kendi uydurması ve bu hususta ona bir topluluk da yardım etmiştir; gerçekten de zulmettiler onlar ve yalan söylediler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kâfirler: "Bu (Kur’an) olsa olsa ancak Onun (Hz. Muhammed’in) uydurduğu bir yalandır, (kendisi kafadan düzüp sıralamıştır) ve bir başka topluluk (Ehl-i Kitaptan bazıları) da Ona yardımda bulunmuşlardır" demişlerdir (diyeceklerdir). Böylelikle onlar, hiç şüphesiz açıkça zulüm-haksızlık ve iftira edegelmektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, “Bu Kur'ân Muhammed'in uydurduğu yalandan başkası değildir, bunu uydurmada başka bir topluluk da O'na yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar, büyük bir haksızlık ve iftiraya başvurmuşlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “Bu Kur'ân olsa olsa Muhammed'in uydurduğu bir yalandır. Başka kavimler de, kendisine yardım etmiştir.” dediler. Böylece onlar haksızlığa ve iftiraya başvurdular.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an), onun (Muhammed'in) uydurduğu bir düzmeceden başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir." Böylece onlar kesinlikle haksız ve yalan (bir söz) ortaya attılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkârcılar dediler ki: 'Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.' Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O küfre varanlar dediler ki: “- Bu Kur'an, ancak bir iftiradır ki, onu, O (Muhammed (s.a.v.)) uydurdu ve bu hususta O'na başka bir kavim yardım etmiştir. (Kur'an'ı, yabancılardan, Yahudilerden öğrenmiştir!).” Muhakkak bir zulüm (şirk) ve yalan meydana getirdiler de;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler, Kur’an için: “Bu, ancak uydurduğu bir iftiradır, başka bir toplum, bu iftirayı uydurmakta ona yardım etmiştir” dediler, (böylece) büyük bir yalan ve haksızlık ile ortaya çıktılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bu Kur'ân, Muhammed'in uydurduğu bir yalandır. Bu uydurmada ona başka bir topluluk da yardım etmiştir” dediler. Kâfirler, bu sözleriyle haksızlık edip yalan söylemişlerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler: «Bu iş ancak, uydurduğu bir yalan, ona yardım etti başkaları da» demektedirler, imdi onlar zulmettiler, yalancılık ettiler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O inkârcılar: “Bu Kur'an onun (Muhammed'in) uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir” diyerek yalan söyleyip zulmettiler.
Bkz.  2/78, 7/157-158İnkârcıların alışılagelmiş iftiralarının en popüleri; “Kur’an mesajının Hz. Muhammed tarafından uydurulduğu ya da bir sonraki ayette de görüldüğü gibi onu birilerinin yardımıyla hazırladığı” iddiasıdır. “(Ey Resul!) Sen bundan önce herhangi bir ilahi kelamı okumuş ya da onu kendi elinle yazmış değildin (Ankebût 29/48)”, “Andolsun ki biz onların, Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapçadır (Nahl 16/103)” ayetleri de onların bu iddialarına cevap vermektedir.   
Cemil Said
swap_vert close
4, 5. Küfr idenler "Bu kitâb Muhammed’in uydurdığı bir yalandır, başka kavimler de ânın te’lîfine yardım itmişler, bunlar evvel gelenlerin esâtîridir. Sabah akşam imlâ iderek yazdırmışdır." didiler. İşte ânların zâlimâne iftirâları budur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bu Kur’an, onun uydurduğu, birilerinin de bu konuda kendisine yardım ettiği bir düzmeceden ibarettir” dediler; böylece onlar açık bir haksızlık ve iftirada bulunmuş oldular.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenler, "Bu, başkalarının yardımıyla onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir," diyerek haksız ve asılsız bir tez ortaya koydular.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o küfredenler «bu sırf bir iftira onu o, uydurdu, diğer bir kavim de buna karşı ona muavenette bulundu» dediler, doğrusu zulm-ü tezvire gittiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kâfirler, “Bu (Kur’ân), onun (Muhammed’in) uydurduğu yalandan başka bir şey değildir, başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar kesinlikle zulüm ve iftira ettiler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti.” dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O kâfirler: «Bu (Kur'an) onun uydurduğu yalandan başka (bir şey) değildir. Bu hususda diğer bir zümre de ona yardım etmişdir.» dediler de muhakkak bir haksızlık ve tezvîr (meydana) getirdiler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnkâr edenler dedi ki: “Bu (Kur'ân), onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir; bu hususda ona başka bir topluluk da yardım etmiştir.”(1) Böylece(onlar), gerçekten zulüm ve yalanla geldiler.
(1)Bakınız; (sahîfe 59, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve inkâr etmiş olanlar, “Onu (Kur’an’ı), onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir”dediler. Böylelikle onlar, gerçekten haksızlık ve iftira ile geldiler (haksız ve asılsız bir söz uydurdular).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr edenler dediler ki “Bu (okuyup söyledikleri) bir uydurmadır. Onları kendisi uyduruyor ve başka bir topluluk da ona uydurması için yardım ediyor.” İnkârcılar, asılsız, hiçbir delile uymayan bir iddia ile gerçeklere uymayan haksızlığı ortaya attılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki tanımazlık ederler, dediler: " Bu olsa olsa onun uydurduğu bir yalandır. Bu işte başkaları ona yardım etmişlerdir." Böylece gerçekten kıyıcılık ettiler, yalancılığa saptılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfir olanlar «— Bu Kur/an, onun uydurduğu yalandan başka bir şey değildir, bu hususta ona başkaları yardımda bulunmuşlardır» demişlerdi. Onlar bu iddia ile hakikaten haksızlığa ve yalancılığa sapmışlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bu Kur’an, onun uydurduğu iftiradan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk [kavm] ona yardım etmektedir” dediler. Böylece asıl kendileri zulm/ haksızlık ve iftirada bulunmuş/gerçeği çarpıtmış [zûr] oldular.
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar dediler ki: “Bu (Kur'an), olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, onu kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz zulüm ve iftira ile geldiler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte bu yüzdendir ki, hakîkati inkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in kendi kafasından uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir ve başka bir topluluk da ona bu işte yardım etmiştir. Çünkü Muhammed’in, geçmiş kavimler, Peygamber kıssaları, kıyâmet, âhiret, evrenin ve insanın yaratılışı ve benzeri konularda bu kadar kapsamlı ve isabetli bilgiler verebileceğini, hayranlık verici hikmet ve öğütlerle dolu böyle mükemmel bir kitap hazırlayabileceğini akıl kabul etmez. Demek ki ona bu kitabı, hitâbet ve belâgat konusunda hiç kimsenin kendisiyle boy ölçüşemeyeceği ilim ve hikmet sahibi bir kudret öğretiyor ki, bu da olsa olsa, İncil ve Tevrat hakkında bir şeyler bilen bazı kölelerimiz yâhut kim olduklarını bilemediğimiz esrarengiz bir topluluktur.” diyorlar. Aslında bu sözleriyle, Kur’an’ın insanüstü bir kaynaktan geldiğini itiraf ediyor, ama kibir ve inatçılıkları yüzünden hakikati kabullenmek istemiyorlar. Böylece, açıkça zulüm ve haksızlık yapıyor, gerçeği çarpıtarak bile bile yalan söylüyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar: “Bu sadece uydurduğu bir iftira! Ona başka bir kavim yardım etti!” dediler. Gerçekten bir zulüm ve bir yalan-yanlış söz ortaya attılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar daha da ileri gidip: " bu sözler, onun kendi uydurması, herhalde birileri ona yardım ediyor olmalı " diyerek kuru iftirada bulundular.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler saçma sapan şeyler söylüyorlar. Resulümüz için diyorlar ki; “Sen ayet dediklerini uydurdun veya başka bir topluluk sana yardım etti.” Onlar düşünmüyorlar mı? Resulümüz önceden de aralarında yaşıyordu. Neden şimdi uydurmuş olsun? Niçin eskiden uydurmuyordu? Hayır! Onlar bu sözleriyle büyük bir iftira atıyorlar. Hem de hesabı zor bir iftira!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar “Bu (vahiy) ancak o (Muhammed)’in uydurduğu [*] ve kendisine başka bir grubun [*] da yardım ettiği bir iftiradır.” diyerek, elbette bir haksızlığa ve yalana vardılar.
Hz. Muhammed’e “müfteri” suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Secde 32:3; Sebe’ 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.,Mekkeli müşriklerin iddia ettiği gibi, bir kişi veya grubun yardımıyla vahiy oluşturulabiliyorsa, vahyin inkar edilip yalanlanması çok daha kolay olur. Böyle bir durumda Kur’an’ın meydan okuma cümleleri de kolay bir şekilde karşılanıp Hz. Muhammed’in risalet iddiası mahkûm edilebilirdi. Oysa böyle şeyler olmamış ve onun risalet öğretileri hiç kimse tarafından iptal edilememiştir; iptal edilemeyecektir de. Çünkü Kur’an’ın meydan okuması devamlıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler: “Bu (Kur’an,) o (Muhammed’in) uydurduğu bir yalandır ve ona başka birileri bu hususta yardım etmiştir.”¹ diyerek, (esas kendileri) haksız ve asılsız bir söz uydurdular.²
1 Bk. (Nahl: 103 ve dipnotu)2 Bu âyetin son bölümü, “haksız ve asılsız söz uyduran birileri, bu hususta ona yardım etmiştir” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Üstelik, hakkı inkara şartlanmış olanlar: “Bu [Kur’an] doğruyu çarpıtıp yalanı ve sahteyi ortaya çıkaran başka bir topluluğun yardımıyla ⁵ o’nun [kendisinden] uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir” deyip duruyorlar. ⁶
5 Lafzen, “ve böylece, gerçeği örten, sahte [zulm sözcüğünün bu akış içindeki anlamı budur] ve asılsız bir şey getirdiler” [ya da “ortaya attılar”]”. Bu ifadenin, genellikle, önceki cümlede inkarcıların söylediği karalayıcı sözlere karşı bu iddiaları çürütücü yönde verilen vahyî karşılık olduğu söylenmiş ise de, bizce bu cümle, Muhammed (s)’e “yardım ettiklerinden” şüphelenilen hayal mahsulü kimselerin de Kur’an’ın “uydurulması”ndan o’nunla birlikte sorumlu olduklarını ifade etmek üzere inkarcıların söylediği sözlerin devamıdır.6 Kur’an’ın, en azından büyük kısmıyla, Muhammed (s)’e, bilinmeyen bir yabancı tarafından (karş. 16:103 ve ilgili notlar, özellikle 130. not) yahut, bu değilse, Yahudiliği ya da Hristiyanlığı benimseyen Araplar tarafından Yahudi-Hristiyan öğretilerine dayanılarak aktarıldığı yolundaki inkarcı görüşü; ve bunun da ötesinde, Muhammed (s)’in, ya Kur’an’ın vahyî bir mesaj olduğu konusunda kendi kendini aldattığı, ya da öyle olmadığını bildiği halde, kasden onu Allah’a izafe ettiği yolundaki iddiaları karakterize eden bir ifade.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu Kuran onun uydurduğu ve Allah’a isnat ettiği sözlerden başka bir şey değildir. Üstelik başka bir topluluk da ona yardım ediyor” dediler böylece iftira çarpıtma ve yalana başvurdular. 8/31, 16/103, 25/5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de inkârda ısrar eden o kimseler, “Bu onun uydurduğu bir yalandan başkası değildir; üstelik bu konuda başka bir topluluk da ona yardım etmiştir”[³⁰⁸²] dediler. İşte ileri sürdükleri bu iddiayla, hem haksızlık etmiş,[³⁰⁸³] hem de gerçeği çarpıtmış oldular.[³⁰⁸⁴]
[3082] Kur’an’ın ilâhî kaynağını inkâr amaçlı bu iddianın tutarsızlığını ortaya koyan bir âyet için bkz: 16:103. Kur’an’ın unutulup gitmesi mukadder bu iftirayı nakletmesi, vahyin kendine duyduğu özgüvenin bir eseridir. [3083] Krş: 16:103. Bu iddia hem vahyin hakikatine, hem Allah Rasûlü’ne hem de Mekke kodamanlarının mülkiyeti altındaki bir ya da birkaç yabancı kökenli köleye iftiradır. [3084] Bu ibare, inkârcıların yukarıdaki iddialarının bir devamı olarak da okunabilir. Fakat tercihimiz sözün akışına daha uygundur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kafirler bununla da kalmadılar) "Kur'an; Muhammed'in uydurmasıdır, ona muhakkak başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek bir yalan da uydurdular.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve inkâr edenler, "Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar dediler ki: «Bu bir yalandan başka değil, onu kendisi uydurdu ve ona, başka bir kavim de yardım etti.» Muhakkak ki, (o kâfirler) bir zulüm ve bir bühtan ile geldiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfirler: “Kur'ân onun uydurduğu bir yalan olup, bu hususta başkaları da kendisine yardımcı olmuşlardır” diye iddia ettiler. Onlar böylece, kesin bir yalan söyleyip zulmettiler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftiraya vardılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler, "Bu Kur'ân'ı Muhammed Allâh'a iftirâ ider, onda Muhammed'e diğer adamlar mu'âvenet iyler" didiler. Muhakkak küfür ve kizb irtikâb iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerini doğrulara kapatanlar, “Bu (Kur’ân) sadece, Muhammed’in uydurup Allah’a mal ettiği şeydir. Başka bir ekip de ona yardım ediyor” dediler. Böylece yanlışa ve yalana saptılar.
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler:-Bu, uydurduğu bir iftiradan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir. dediler de zulüm ve yalanı seçtiler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler “Bu Kur'ân onun uydurduğu şeydir; bunun için ona yardım edenler var” dediler. Böylece bir zulüm ve iftira ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka şey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Yemin olsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar “uşbu ya'nį ķur’ān illā yalan baġladı anı daħı arķa virdi aña anuñ üzere daħı ayruķ ķavumlar.” pes bayıķ geldiler küfre daħı buḥtāna.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı kāfirler eyitdi: Bu bir düzme yalandur, özi düzüpdür. Daḫı kendüyeözge ḳavm. Taḥḳīḳ anlar ẓulm idüp bāṭıl söz söylediler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kafir olanlar: “Bu (Qur’an) onun (Muhəmmədin) uydurmasından başqa bir şey deyildir. Ona bu işdə başqa bir tayfa (yəhudilər) kömək etmişdir!” – deyərək (özləri bu batil iddiaları ilə) zülmə (küfrə) və böhtana yuvarlandılar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who disbelieve say: This is naught but a lie that he hath invented, and other folk have helped him with it, so that they have produced a slander and a lie.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But the misbelievers say: "Naught is this but a lie(3057) which he has forged, and others have helped him at it." In truth it is they who have put forward an iniquity and a falsehood.
3057 Ifk, which I have translated as a "lie" may be distinguished from zur at the end of this verse, translated "falsehood". The "lie" which the enemies attributed to the Holy Prophet of Allah was supposed to be something which did not exist in reality, but was invented by him with the aid of other people: the implication was that (1) the Revelation was not a revelation but a forgery, and that (2) the things revealed e.g., the news of the Hereafter, the Resurrection, the Judgement, the Bliss of the Righteous and the sufferings of the Evil, were fanciful and had no basis in fact. Delusion is also suggested. The reply is that, so far from that being the case, the facts were true and the charges were false (zur)-the falsehood being due to the habits of iniquity for which the Misbelievers' whole mental and spiritual attitude was responsible. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
كَفَرُٓوا
kâfir oldular
اِنْ
değildir
هٰذَٓا
bu
اِلَّٓا
an- cak
اِفْكٌنِ
bir yalan ki
افْتَرٰيهُ
onu uy- durdu
وَاَعَانَهُ
ve ona yar- dım etmiştir
عَلَيْهِ
bu hususta
قَوْمٌ
bir kavim
اٰخَرُونَۚۛ
başka
فَقَدْ
böylece gerçekten
جَٓاؤُ۫
geldiler
ظُلْماً
bir zulümle
وَزُوراًۚۛ
ve bir yalanla
Ve (o) kâfirler dediler ki: "Bu (Kur'ân), bir yalandan başka bir şey değildir, onu (Muhammed) uydurmuştur ve ona başka bir kavim de yardım etmiştir." Böylece onlar, hakikaten bir zulüm ve asılsız bir sözle geldiler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِفْك
İsim
ا ف ك
İftira, yalan
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti
اَعَانَ
Fiil-IV
ع و ن
Yardım etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
ظُلْم
İsim
ظ ل م
Zulmetmek, haksızlık etmek, zulüm
زُور
İsim
ز و ر
Yalan