close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 32. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lleżîne keferû levlâ nuzzile ‘aleyhi-lkur-ânu cumleten vâhide(ten)(c) keżâlike linuśebbite bihi fu-âdeke ve rattelnâhu tertîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar, ona Kur'an dediler, birden ve toplu olarak indirilseydi ya. Biz, onu, gönlüne iyice yerleştirmen için böyle indirdik ve onu ayetayet ayırdık, birbiri ardınca indirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Yine bir bahane olarak) İnkâr edenler: "Kur’an Ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Oysa Biz Onu (Kur’an’ı), Senin kalbine yerleştirip sabitleştirmek için, tane tane (ayet ayet vahyedip) okutuverdik (ve Onu böyle kısım kısım indirdik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Kur'ân O'na topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz O'nu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle, parça parça indirdik ve O'nu tane tane, ağır ağır okuduk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler: “Kur'ân ona, bir defada, topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine, hâfızana iyice yerleştirip güven sağlamak için böyle bölüm bölüm indirdik. Onu tane tane okuduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/106.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi?" Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için bu şekilde (ayet ayet indirdik) ve belli bir düzen üzere ağır ağır okuduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkârcılar dediler ki: 'Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?' Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de kâfirler dediler ki: “- Kur'ân, O'na toptan indirilseydi ya!” Biz, onu kalbine iyice yerleştirelim diye böyle âyet âyet indirdik (topluca indirmedik); ve onu güzel bir şekilde beyan edip âyet âyet okuduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler: “Neden bu Kur’an, bir defada toplu olarak indirilmedi?” dediler. Evet, senin kalbini onunla sağlamlaştıralım diye, onu peyderpey indirdik. Ve onu ağır ağır okuduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kur'ân ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfir olanlar: «Kur'an toptan inseydi ya!» diyorlar, biz böylece onunla gönlünü dölendirdik, bölük bölük okuduk
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar: “Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Oysa Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek (ve insanların kavramasını kolayca sağlamak) için tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde ayet ayet, sûre sûre okuduk/indirdik. 
Bkz. 17/106  
Cemil Said
swap_vert close
Küfür idenler "Kur’ân niçün âna hep birden nâzil olmadı?" dirler. Senin kalbini tahkîm içün Kur’ân’ı kısım kısım inzâl iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392]
Âyetin son kısmı, “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkârcılar, “Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!” diyorlar. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu uygun aralıklarla parça parça gönderdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılar, "Kuran, ona neden bir defada indirilmedi," dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine o küfredenler dediler ki: o Kur'an ona cümlesi birden indirilseydi ya! Biz onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle ındirdik ve fevkal'âde bir tertil ile tertil eyledik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yine bir bahane olarak) inkâr edenler, “Kur’ân ona bir defada toptan gönderilseydi ya” dediler. Biz onu, (birçok ilâhî hikmetin yanı sıra) senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece ağır ağır, (yeri ve zamanı geldikçe, peyderpey) gönderdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O küfredenler (şöyle) dedi (ler): «Ona Kur'an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli değil miydi»? Biz onu senin kalbine iyice yerleşdirmek için böyle (yapdık). Onu (çok güzel bir nizaam ile) âyet âyet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnkâr edenler ise: “Kur'ân, ona bir def'ada topluca indirilmeli değil miydi?” dedi(ler). Onunla senin kalbini kuvvetlendirmek için böyle (azar azar indirmişiz)dir ve onu(sana) ağır ağır okuduk.(2)
(2)“Onları şübheye düşürten, güyâ Kur’ân’ın def‘aten (bir seferde) nâzil olmamasıdır. Demek Kur’ân def‘aten nâzil olmuş olsa idi, Allah’ın kelâmı olduğunda şübheleri olmayacaktı. Lâkin Kur’ân’ın parça parça nâzil olması, onların şübhelerini bâis olmuştur, ve: ‘Bu beşer kelâmıdır (insan sözüdür), parça parça yapılışı kolaydır, biz de yapabiliriz.’ diye şübheye düşmüşlerdir. Kur’ân-ı Kerîm dahi onların kolay zannettikleri yolu, ****** [bir sûre] ta‘bîri ile ihtâr etmiş ve: ‘Haydi sizin kolay zannettiğiniz parça parça şekilde olsun mislini getiriniz’ diye, onları kolay addettikleri yolda boğmuştur. Ve kezâ Zemahşerî’nin beyânına göre, Kur’ân-ı Kerîm’in sûrelere taksîm edilmiş bir şekilde nâzil olmasında çok fâideler vardır. Evet çok garib letâifi (güzellikleri) hâvi olduğu (taşıdığı) için, şu üslûb-ı garib (görülmemiş bir üslûb) ihtiyâr edilmiştir (seçilmiştir).” (İşârâtü’l-İ‘câz, 186)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o inkâr etmiş olanlar:"Kur’an ona bir bütün olarak bir kerede indirilseydi ya!" dediler. Oysa biz onu (sana) böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde belli bir düzen içinde (sûre sûre, bölüm bölüm) vahyediyoruz ki onunla senin idrâkini pekiştirelim.*
(*) Ayette geçen (الفُؤَادُ)’’el fuad’’ akıl ve idrak melekesi veya bunların merkezidir… Bkz: (Mü’cemül meani) (الفُؤَادُ : عقل) Ayrıca Hümeze suresi- 7. ayette geçen Ef’ideh, fuad’ın çoğulu olup ’’niyet ve irade merkezi’’ için kullanılır.(Lisanu’l-Arab) Bu sebeple ef’ideh, insanın ’’bilinç üstü ve karar verme merkezi’’ni ifâde eder… ‘’Ayrıca “tertîl” kelimesi ise, hem “bir şeyin parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya toparlayıp uygun bir düzen vermek” hem de “o bütüne iç tutarlılık sağlamak” anlamına gelmektedir… Yirmi üç yıllık bir zaman sürecine yayılan mesajın her bakımdan tutarlı bir bütün oluşturması, onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunun açık kanıtıdır. Kur’an’ın parça parça gönderilmesi ise ilahî hikmeti yansıtır. Kur’an, pratik hayattan kopuk olarak hızlı ve masa başında değil, aksine doğrudan doğruya yaşanan hayatın içinde ona yön vermesi için tertîl ile yaşanmalıdır. Aksi halde insanı, resûlün şikâyet ettiği Kur’an’ı mehcûr bırakanlardan olma derekesine düşürecektir. Zihin; bilgiyi bir konu veya hikâye içinde, olayları mantıksal sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenir. Fuad denen idrak merkezinin veriyi/bilgiyi tertîl ile hayatın içinde, sebep-sonuç ilişkisini kurarak alması aslında insanoğlunun en ideal öğrenme şeklidir. Bu cümle Kur’an’ın neden parça parça hayatın içine indirildiğini açıklamaktadır… (Kurandan Hayata) ’’Rattelnâhu tertîlen’’ şeklindeki özlü ifade ise, “[bir şeyin] parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya getirip, onlara uygun bir düzen vermek” ve bir de “bütüne iç tutarlılık sağlamak” gibi paralel anlamlar ihtiva etmektedir. Hz. Peygamber’in yaşadığı, hareket ve olaylarla dolu 23 yıllık bir hayata yayılan mesajın her türlü çelişkiden uzak ve her bakımdan tutarlı oluşu onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu açıkça ortaya koyduğuna göre, bunun düşünen her müminin imanını güçlendiren bir keyfiyet olması gerekir; Kur’an’ın kendisine göre de, onun zaman içinde tedrîcen vahyedilmesinin sebebi bu keyfiyette aranmalıdır…(M. Esed Meali-32. Ayet Açıklaması) Sosyal alanda“ ترتيل’’tertîl” ise“konuşma esnasında sözün, yazarken ise kelimelerin, paragraf veya pasajların birbiri ardınca, tek tek, yavaş yavaş, ağır ağır, tane tane dizilmesi, birbirine karıştırılmaması” demektir. Buna göre Kur’an’ın tertîli, indiği şekilde tertibinin korunması, bir necmin bir başka necme karıştırılmaması” anlamına gelmektedir. Furkan -32. ayetinde de Rabbimiz Kur’an’ı tertîllediğini, yani her şeyi yerli yerinde, birbirine karıştırmadan, bir düzen içinde indirdiğini beyan etmektedir. İlk gelen vahiylerde de [Müzzemmil/4], Kur’an’ın tertîllenmesi, yani necmlerin gayet düzenli tutulması, birbirine karıştırılmaması emredilmiştir… Peki, Kur’an’da geçen ‘’ترتيل ‘’tertîl” ifadesi, “Kıratte tertîl”e indirgenebilir mi? Bu sorunun cevab, hem aklen; mantıksal olarak hem de naklen; Kur’an’a göre “Hayır”dır. Yani bu kesinlikle mümkün değildir. Nedenine gelince: Kişi ne okuyorsa ne yazıyorsa ne söylüyorsa zaten harfleri, kelimeleri cümleleri birbirine karıştırmadan okuması, yazması ve söylemesi gerekir. Bu ihtimam kelamın levazımındandır; olmazsa olmazıdır. Bu sıradan bir yazışma ve söyleşide bile gerekli bir kural iken Kur’an’da ihmali, tembihlenmesi düşünülmez bile… Rasülüllah konuştuğunu, anlattığını birbirine karıştıran birisi olsa, toplumun alay ve istihzasına muhatap olacağından zaten vahy ile muhatap kılınmazdı… (TERTÎL - Hakkı Yılmaz) Ayrıca aşağıdaki açıklamalara da bakılabilir ... وفيه أن الله نص علي تنزيله مفرقا لحكمة واضحة , ثم رتله ترتيلا, أي جعله في ايات متناسقة مترابطة, فقد أوحي الي رسوله في أن يؤالف فيما بين الايات التي كانت تتنزل لاسباب مختلفة وفي أوقات متعددة, وأن يرتبها ترتيبا توقيفيا, فأمر في أن توضع هذه الاية في موضع كذا, وهذه الاية في موضع كذا. وقد طالب الله تعالي بقرأة القران علي هذه الحالة (ورتل القران ترتيلا – المزمل -4) وما ذلك الا تطلبا لمراعاة اكتمال الايات في نصوص متكاملة. والرتل في التطبيق اللغوي هو مجموعة الكلم المتناسقة المتكاملة التي تتوحد في موضع معين, وذلك هو النص وهذا خلاف ما وجدناه في معظم كتب التفاسير . وقد كشف هذ البحث عن حقيقة قرانية, وهي أن الارتيب التوقيفي الذي يجمع الايات وان اختلفت اسباب نزولها وتفاوة أزمنتها ووقائعها يفاجئ الملتقي في ظاهرة قرانية مهمة, وهي أن الايات تأتلف في نصوص متكاملة, والنص منها ذو موضوع معين ويأتلف بالطريقة نفسها مع نص اخر في الموضع نفسه, أومما يقع في دائرته ... وهذا التصور لترتيب المكون القراني يستند الي الاعتقاد بترتيب سوره واياته ترتيبا توقيفيا من الله تعالي (تلميذ سيبويه الدكتور محمد كاظم البكاء) والترتيل هنا هو أخذ الآيات المتعلقة بالموضوع الواحد وترتيلها بعضها وراء بعض. والرتل في اللسان العربي هو الصف على نسق معين. ولا يقصد بالترتيل التلاوة ولا التنغيم، كما ذكرواهذا هو الأصل في الوضع اللغوي ، معنى الترتيل هو : الترتيب والتنسيق (الترتيل في القرأن - كشف المستور في الإسلام) إذا كان ذلك كذلك اتضح أن معنى (ورتل القرآن ترتيلا) هو رتب أو نظم الموضوعات الواحدة الواردة في آيات مختلفة من القرآن، في نسق واحد كي يسهل فهمه (ورتل القرآن ترتيلا "ر ت ل" رتل الشيء نسقه ونظمه) أي : رتبناه ترتيبا محكما . دون أن نقصر ذلك على معنى التجويد وتحسين التلاوة - فالحكمة من نزول القرآن مفرقا , ومن ترتيبه على غير ترتيب النزول هي والترتيل : جعل الشئ مرتلا ، أى : منسقا منظما ،والترتيل التنضيد والتنسيق وحسن وفي المعجم الوسيط ، رتل : استوى وانتظم وحسن تأليفه (القرطبى)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğruları inkâr edenler “Bu Kur’an tek bir seferde toplu olarak indirilseydi ya” dediler. Böylece, biz de o’nu senin kalbine parçalar halinde yavaş yavaş yerleştirdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnanmazlar dediler: " Kur’an ona toptan bildirilmeli değil miydi?" Biz ise onu senin gönlüne yerleştirmek için böyle bildirdik, bölümlere ayırarak bildirdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfirler «— Kur/an ona toptan indirilmeliydi» dediler. Biz ise kalbini onunla takviye [⁷] için böyle bölük bölük indirdik, tane tane okuduk [⁸].
[7] Nazmını ezberlemesini, mânasını anlamasını, ahkâmının zapt olunmasını, hüküm ve nıesalihin tefasiline ıttıla olunmasını kolaylaştırmak için.[8] Veya âyet âyet ayırdık, birbiri ardınca yaptık. Azar azar okuduk.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kur’an ona topluca bir defada indirilmeli değil miydi?” derler. Oysa Biz Kur’an’ı (Ey Peygamber!) senin kalbine yerleştirmek/sağlam tutmak için, onu güzel bir sıra hâlinde tanzim ettik[rettelnâhu tertilen].
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar, “Kur'an ona bir defada indirilmeliydi” derler. Oysa onunla senin kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için onu azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, “Kur’an ona neden toptan bir defada indirilmedi de, yirmi üç yıllık uzun bir süre içinde, bölümler hâlinde indirildi?” diyorlar. Biz, Kur’an’ı böyle ayet ayet, sûre sûre indiriyorve onu belli bir düzen içinde, ağır ağır ve sindire sindire sana okuyoruz ki, böylece senin imanını sürekli canlı ve taze tutarak kalbini pekiştirelim.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar: “Ona Kur’ân cümleten (toplu olarak) indirilseydi ya?” dediler. İşte böyle onu, senin gönlüne iyice yerleştirmemiz için, tertîl üzere (tek tek âyetler halinde) okuduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar vaktiyle: " Bu Kuran, Muhammed'e bir defada ve de toptan indirilmeliydi " demişlerdi. Halbuki biz onu, senin beynine yerleştirmek için, bu şekilde, tane tane okuyorduk.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler düşmanlıklarına devam ederek; "Kur’an elçiye bir defa da gönderilmeli değil miydi?" dediler. Onların bu tür fantezilerine, düştükleri çelişkilere, yerli yersiz sorularına aldırma! Kur’an’ı senin bilgini, inancını, kalbini sağlamlaştırmak, zaman içinde gelişen olaylara göre sana yol göstermek için yavaş yavaş, parça parça gönderdik. Görev sürende yalnız kaldım demeyesin istedik. Onlar istiyorlar ki Kur’an’ı hemen tümden gönderelim. Onlar kendilerine bir bahane bulsun! Ayetlerimize karşı çeşitli tuzaklar kursunlar! Hayır! Biz onların tuzak sorularından, tuzak niyetlerinden haberdarız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar “Kur’an ona bir kerede (topluca) indirilseydi ya!” dediler. İşte böylece, kalbini onunla iyice pekiştirmek için (peyderpey indirdik) ve onu tane tane okuduk. [*]
Bu ayette Kur’an’ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, muhatapların gönlünü pekiştirmesi, sağlamlaştırması, vahyin bir anlamda hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: İsrâ 17:106.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler: “Kur’an ona bir defada indirilse olmaz mıydı?” dediler. Biz onu, senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu (sana) en güzel bir şekilde okuduk.
Muhammed Esed
swap_vert close
İmdi, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: “Kur’an ona bir bütün olarak bir kerede ²⁶ indirilseydi ya!” diyorlar. Oysa, Biz onu [sana] böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde ²⁷ belli bir düzen içinde ağır ağır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekiştirelim.
26 Lafzen, “topluca” yahut “bir tek cümle halinde” (cümleten vâhideten) -İslam muhaliflerinin ağzından, Kur’an’ın adım adım vahyedilmesinin, kişisel ve siyasal ihtiyaçlarına uydurmak üzere, onu Muhammed (s)in kendisinin “tanzim” ettiğini gösteren bir işaret olduğunu îma eden bir ifade.27 Yani, her türlü iç tutarsızlıklardan, tezatlardan uzak (karş. 4:82). Ayrıca, bkz. Kur’an’ın “kendi içinde tutarlı” olduğundan söz edilen 39:23. Rattelnâhu tertîlen şeklindeki özlü ifade, “[bir şeyin] parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya getirip, onlara uygun bir düzen vermek” ve bir de “bütüne iç tutarlılık sağlamak” gibi paralel anlamlar ihtiva etmektedir. Hz. Peygamber’in yaşadığı, hareket ve olaylarla dolu yirmiüç yıllık bir hayata yayılan mesajın her türlü çelişkiden uzak ve her bakımdan tutarlı oluşu onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu açıkça ortaya koyduğuna göre, bunun düşünen her müminin imanını güçlendiren bir keyfiyet olması gerekir; Kur’an’ın kendisine göre de, onun zaman içinde tedrîcen vahyedilmesinin sebebi bu keyfiyette aranmalıdır. (73:4’de olduğu gibi, Kur’an’ın okunması anlamında kullanıldığı zaman, tertîl terimi, onun kolay anlaşılabilecek ve üzerinde düşünülebilecek şekilde açık ve ölçülü bir tarzda telaffuz edilmesi anlamına gelmektedir.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: - Kuran ona bir defada toptan indirilseydi ya! Dediler. Oysa biz bu Kuran’ı senin yüreğini güçlendirmek ve onu yerleştirmek için işte böyle kısım kısım indiriyor ve tane tane okuyoruz. 2/97...99, 11/2...3, 17/105...107, 26/192...195, 87/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de inkârda ısrar edenler dediler ki: “Kur’an ona topyekûn olarak tek bir seferde indirilseydi ya!”[³¹¹⁶] İşte Biz, bütünü oluşturan parçaları ait oldukları yere biri diğerini açıklayacak şekilde yerleştirerek,[³¹¹⁷] onunla senin iç dünyanı inşâ edip pekiştirelim diye böyle yaptık.[³¹¹⁸]
[3116] Bu talepte bulunanlar sadece vahyin kaynağından kuşkulanmış olmuyorlar, aynı zamanda vahyin hayat sorusuna verilmiş ilâhî bir cevap oluşundan da rahatsızlık duymuş oluyorlar. [3117] Rattelnâhu tertîlânın açılımı şudur: Bütünlüğü olan bir öğretiyi, onun iç bütünlüğünü bozmadan anlaşılmasını, öğrenilmesini, yaşanmasını ve korunmasını sağlamak için bir süreç ve sıra içerisinde talim ettirmek (şey’en ba‘de şey’in ‘allemnâkehû). 30. âyette Allah Rasûlü’nün ümmetini kıyamette şikâyet edeceği hecr’in panzehiri tertildir. Zira tertil vahyi hayata okumaktır (Bkz: 73:4, not 4). [3118] Bu son cümle Kur’an okumanın amacını ifade eder: İnsanın iç dünyasını imar ve inşâ (li-nusebbite bihî fu’âdek). Bu amaç gerçekleşmiyorsa, Kur’an okunmuyor demektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) O inkar edenler. (Diğer ilahi kitaplar gibi) Kur'an, ona toplu bir halde indirilmeli değil miydi?" dediler, oysa Biz onu, senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle peyderpey indirdik.
(Bir de Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm gerektikçe indirdik. -İsra/106-)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler: "Kur’ân, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin gönlünü sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu bir düzenle düzenledik
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar dedi ki: «Kur'an O'nun üzerine toplu bir halde indirilmiş olmalı değil mi idi?» Onunla kalbini takviye etmek için böyle müteferrikan indirdik. Ve onu âyet âyet beyan ettik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de o kâfirler dediler ki: “Bu Kur'ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi? ” Halbuki Biz vahiyle senin kalbini pekiştirmek için böyle ara ara indirdik ve onu parça parça okuduk. [17, 106]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.
Kolayca ezberlemeni sağlamak ve çeşitli olaylara karşı yeni gelen âyetlerle kalbini güçlendirmek.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve kâfirler: "Ne içün Muhammed'e bu Kur'ân birden olarak nâzil olmadı" didiler. Onı, senin kalbini tesbît itmek içü mühlet ve teenni ile kısım kısım tilâvet itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Görmezlikten gelenler; “Kur’an ona toptan indirilseydi ya?” dediler. Böyle olması, senin kalbini sabitleyelim ve sana ağır ağır okuyalım diyedir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Küfredenler:-Kur'an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerleştirmek için böyle indirdik. Onu düzenli ve yerli yerince indirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de o kâfirler “Kur'ân ona bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Oysa Biz onu senin kalbine böylece yerleştirmek için tane tane, ağır ağır okuduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilseydi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar “nişe indürilmedi anuñ üzere ķur’ān bir uġurdan?” andayuķ tā dölendürevüz anuñ-ile göñlüni. daħı beyān eyledük anı beyān eylemek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdi kāfirler ki: Niçün inmedi Muḥammed üstine Ḳur’ān bir uġur‐dan? Anuñ‐ıçun müferraḳ indi ki ḥattā ki anuñla yüregüñ berkidevüz. Daḫıanı oḳuduḳ beyān‐ıla.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kafirlər: “Qur’an ona (Muhəmmədə) bütöv (birdəfəlik) endirilməli idi!” – dedilər. (Ya Rəsulum!) Sənin ürəyinə səbat (qətiyyət) vermək üçün Biz onu ayə-ayə (tədricə) nazil etdik. (Qur’anın az-az endirilib, ağır-ağır oxunması onun əzbərlənməsini və mə’nalarının anlaşılmasını asanlaşdırır).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who disbelieve say: Why is the Qur’an not revealed unto him all at once? (It is revealed) thus that We may strengthen thy heart therewith; and We have arranged it in right order.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who reject Faith say: "Why is not the Qur´an revealed to him all at once? Thus (is it revealed), that We may strengthen thy heart(3088) thereby, and We have rehearsed it to thee in slow, well-arranged stages, gradually.
3088 Three reasons are given for the gradual revelation of the Qur'an. (1) "To strengthen thy heart': the tremendous task of winning the Arab nation, and, through them, the whole world, to Islam, required superhuman patience, constancy, and firmness, and these qualities were strengthened by the gradual promulgation of solutions to each difficulty as it arose. (2) "Slow, well-arranged stages": though the stages were gradual, as the occasion demanded from time to time, in the course of twenty-three years, the whole emerged, when completed, as a well-arranged scheme of spiritual instruction, as we have seen in following the arrangement of the Surahs. (3) Questions put and answers given: see next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَوْلَا
değil miydi
نُزِّلَ
indiril- meli
عَلَيْهِ
ona
الْقُرْاٰنُ
Kur'ân
جُمْلَةً
topluca
وَاحِدَةًۚ
bir defada
كَذٰلِكَ
işte böyle
لِنُثَبِّتَ
sağlamlaş-tıralım diye
بِه۪
onun-la
فُؤٰادَكَ
kalbini
وَرَتَّلْنَاهُ
ve onu okuduk
تَرْت۪يلاً
tertil üzere
Bir de kâfirler, "Kur'ân ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. (Resulüm!) Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (tedrici olarak kısım kısım sana indirdik) ve tertil üzere (tane tane) sana okuduk.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
جُمْلَة
İsim
ج م ل
Toplu, bütün, cümle
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ثَبَّتَ
Fiil-II
ث ب ت
Sabit kıldı, pekiştirdi, sağlamlaştırdı, sebat verdi, sebatkâr kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
رَتَّل
Fiil-II
ر ت ل
Okudu
تَرْتِيل
Fiilimsi-II
ر ت ل
Tertil üzere (okumak)