close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-rrasûlu yâ rabbi inne kavmî-tteḣażû hâżâ-lkur-âne mehcûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Peygamber, ya Rabbi dedi, bu kavmim, şu Kur'an'ı ihmal etti, terkedilmiş bir hale getirdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kıyamet günü Allah’ın gönderdiği) Resul de şöyle diyecektir: "Ya Rabbi; gerçekten kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktılar. (Lafzını okuyup durdular, manasını ve mealini anlayıp uygulamaya yanaşmadılar, hikmetini ve hükmünü araştırıp uygulamak üzere Onu temel başvuru kaynağı yapmadılar" diye şikâyet edecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamber de dedi ki: “Ey Rabbim! Şüphesiz ki, kavmim bu Kur'ân'ı terkettiler.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın Rasulü: “Ey Rabbim, benim kavmim, benim ümmetim, yakışıksız sözler söyleyerek bu Kur'ân'ı gözden çıkarılmış, terkedilmiş hale getirdi” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Doğrusu kavmim şu Kur'an'ı terkedilmiş halde bıraktılar."
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve elçi dedi ki: 'Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Peygamber de (o gün şöyle) demekte: “- Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı metrûk bıraktılar (ondan yüz çevirdiler).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve o Peygamber: “Ey Rabbim! Benim kavmim, bu Kur’anı büsbütün terk ettiler” der.(*)
(*) M. Kur’an.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Peygamber dedi ve diyecek ki: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terk edilmiş bıraktılar.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Tanrım! Benim ulusum, bu Kur'anı bıraktılar!» der Peygamber de
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Resul de: “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış bir şey haline getirdi” diyecek.
Ayette geçen “terk edilmiş/dışlanmış” ifadesi, zamanın değişen şartlarına karşı Kur’an’ı, geçerliliğini yitirmiş bir kitap olarak düşünen ya da dünyalık tutkuların tatminine karşı çıkan ilahi bir öğreti olarak görenler için kullanılmıştır. Başka bir ifade ile “terkedilmiş” yakıştırması, itibar görmeyen, ilgi duyulmayan, danışılmayan, ciddiye alınmayan demektir ki bu konuda Kur’an’ı metruk bir eve benzetebiliriz. 1400 sene önce itibar görülen, danışılan, hayat prensiplerinden alabildiğine faydalanılan, kılavuz kabul edilen, hayat kitabı olarak görülen Kur’an asırlar sonra tarihi bir müze gibi sadece değer verilen, Mushaf’ıyla korunan, kutsanan, ziyaret edilen, baş tacı yapılan, toz kondurulmayan, abdestsiz dahi tutulamayan, hatta “Kur’an çarpsın” gibi yeminlere malzeme olan ama faydalanılmayan, aktif hale getirilmeyen bir esere dönüştürülmüş. Buradaki “kavmim” deyişi, Müslümanların tamamını değil, kimlik olarak Müslüman olup da gerçekte Kur’an mesajına olan inancını bütünüyle ya da kısmen yitirmiş kimseleri işaret etmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Rasûl: "Yâ Rabbî bu kavim (Kureyş) Kur’ân’ı hezeyâna nisbet itdiler" diyecek.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Resul, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’a büsbütün ilgisiz kaldılar” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.  
 Âyette, Hz. Peygamber’in, Kur’an’a gereken değeri vermeyen ve hatta onunla alay eden kavminden yakınışı anlatılmaktadır. Âyetteki «mehcûran» kelimesi «kötü söz» manasında da anlaşılmıştır. Bu manaya göre, müşriklerin Kur’an hakkında onun sihir v.b. olduğu yönündeki ithamlarına işaret edilmiş olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Elçi de, "Rabbim, halkım Kuran'ı terketti," der.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Peygamber de «yarab, kavmim bu Kur'anı mehcur tuttular» demekte
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler, inkâr ve isyanlarında iyice azgınlaşarak, Kur’ân’a karşı saldırılarını çoğaltınca, Peygamber) dedi ki: “Ey Rabbim! Şüphesiz, kavmim (içerisindeki inkârcılar) şu Kur’ân’ı, terk edilmiş bir hâlde bıraktılar (hükümlerinden yüz çevirdiler de ona inanmadılar).”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Resul: “Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur¹ tuttu.” dedi.
1- Kur'an'la bağlarını kopardılar. Ona karşı duyarsız hale geldiler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Peygamber dedi ki «Ey Rabbim, kavmim hakıykat şu Kur'ânı metruk (bir şey) edindiler».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Peygamber: “Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur'ân'ı (ortada) terk edilmiş (birşey) saydılar” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (her zalimin çaresizlik içinde pişman olduğu ahiret gününde) elçi: “Ey Rabbim! Doğrusu benim toplumum, (senin evrensel mesajını içeren ve insanlık için hidayet rehberinin tek kaynağı olan) Bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bırakmışlardır.’’der. *
(*) Hz. Muhammed’in risaleti evrensel olup onun muhatabı bütün insanlar olduğundan, buradaki kavm kelimesi, ümmet anlamındadır. Zaten Arapçada kavm kelimesinin Türkçedeki gibi değildir, birkaç anlamı vardır. Ayrıca bu ilahi mesaj, bizim için gerçekten büyük bir uyarıdır. Zira bugün Kur’an terk edilmiş, onun yerine uydurma hadislerden, rivayet ve içtihatlardan oluşan Kur’an dışı uydurulmuş bir dinle karşı karşıyayız. Müslümanlar Kurân’ı Allah kelâmı olduğunu kabul ederek onun her çağda geçerli ve yeterli olduğuna inandıklarını söyledikleri hâlde, gerçekte Kur’an’ı hayatlarının rehberi yapamayan ve ona aktif bir âmelle uyum sağlayamayan, dinin tek temel kaynağı olan Kur’an yerine uydurma hadisleri, rivayet ve içtihatları koyan ve adeta Kur’an dışı uydurulmuş bir din yaşayan bugünkü Müslümanlar. (اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا) Bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bırakmışlardır. İşte bu ayette ahiret günü Allah resulü kendi ümmetine şefaat edeceğinden değil, aksine Kur’an’ı Kerimi kendilerine tek hidayet rehberi ve kaynağı yapmayan, Kur’an yerine veya onun yanı sıra başka dini kaynak arayan, onun yerine hadis adı altında uydurma rivayetlere, fıkhı mezhep ve meşreplerin içtihatlarına başvuran ve böylece indirilen (Kur’an’daki) din ile değil, uydurulan (Kur’an dışı) bir din ile amel eden kendi ümmetinden şikâyetçi olacağından söz ediliyor. Hz. Peygamber, bizi Allah’a böyle şikâyet ederse halimiz ne olur? Mevcut durum, bu şikâyetin haklılığını gözler önüne sermektedir. Kur’an’da ki İslam ile yaşanan İslam’ın birbirlerinden bu kadar uzak olmasının asıl sebebi bizce de budur. Kur’an; suça, suçluya, günaha, şeytanî ve nefsanî arzulara engel olan bir kitaptır. Zaaf ve eğilimleri fazla olanlar önce ilkeleri/kitabı mehcûr bırakır, kitabı bilmeyen müntesipler düşmanlara karşı onu hakkı ile ne yaşayabilir ne de savunabilir. (Kurandan Hayata) Resulullah’ın kendi ümmeti hakkında söyleyeceği bu sözün/ yapacağı şikâyetin ahiret gönünde olacağına dair aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Özetle, ayette geçen “terk edilmiş/dışlanmış” ifadesi Kur’an’ın yerine başka kaynaklar oluşturmak, onu yeterli bulmamak, anlamından ve mesajından uzaklaşmak vs. demektir. Müslümanların hayatından Kur’an hayat kitabı olmaktan çıkarıldığı gibi, üzerinde tedebbür edilen etüt ve araştırma yapılan bir kitap olmaktan da çıkarıldı demektir. Hatta onu eksik görüp, dini olsun olmasın her konuda Hz. Peygamber’e izafe edilen birtakım hadis adı altında uydurma sözlerle bin yıl önceki birbirini tutmaz içtihatlarla tamamladıklarını zannederek Kur’an’ı devre dışı bıraktılar demektir. Yani Hz. peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, Kur’an’ı yeterli görmeyenler, uydurdukları hadisleri, yalanları ve hikâyeleri yüce Allah’a, "Hadis ve Sünnet" adı altında elçisine yakıştırmaya başladılar. Onun ümmeti de, bu öğretileri izleyerek ve mezhepler halinde kurumlaştırarak Kur’an’ı terketmiş bulunmaktadır. İşte maalesef 1400 sene önce itibar görülen, danışılan, hayat prensiplerinden alabildiğine faydalanılan, kılavuz kabul edilen, hayat kitabı olarak görülen Kur’an daha sonra tarihi bir müze gibi sadece değer verilen, Mushaf’ıyla korunan, kutsanan, baş tacı yapılan ama kendisinden faydalanılmayan bir esere dönüştürülmüş. وقال الرسول يعني محمدا صلى الله عليه وسلم ، وهذا عند كثير من العلماء أنه يقوله يوم القيامة ; فالمعنى : ويقول الرسول يومئذ (زاد المسير في علم التفسير): وقال الرسول يوم يعض الظالم على يديه : يا رب إن قومي الذين بعثتني إليهم لأدعوهم إلى توحيدك اتخذوا هذا القرآن مهجورا (تفسير البغوي - تفسير فتح القدير - تفسير الطبري ) وقال الرسول (يوم يعض الظالم على يديه): يا رب إن قومي الذي أرسلتني لهدايتهم وتبليغهم، اتخذوا هذا القرآن مهجورا أي: قد أعرضوا عنه وهجروه وتركوه مع أن الواجب عليهم الانقياد لحكمه والإقبال على أحكامه، والمشي خلفه (تفسير السعدي ) وظاهر السياق أن قوله: {وقال الرسول} الخ معطوف على {يعضُّ الظالم} والقول مما يقوله الرسول يوم القيامة لربه على طريق البث والشكوى، وعلى هذا فالتعبير بالماضي بعناية تحقق الوقوع، والمراد بالقوم بل عامة الأُمة باعتبار كفرتهم وعصاتهم وأما كونه استئنافاً ...(الميزان في تفسير القرآن) {وقال الرسول} في ذلك اليوم: يا {ربِّ إنَّ قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً} متروكاً أعرضوا عنه.(تفسير الوجيز - الواحدي) {وقال الرسول} يعني ويقول الرسول في ذلك اليوم {يا رب إن قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً} أي متروكاً وأعرضوا عنه، ...والمعنى أن محمداً صلّى الله عليه وسلّم، يشكو قومه إلى الله عز وجل يا رب إن قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً(لباب التأويل في معاني التنزيل) قالت فرقة منهم أبو مسلم إنه قوله عليه السلام في الآخرة كقوله { فكيف إذا جئنا من كل أمة بشهيد وجئنا بك على هؤلاء شهيداً } } [النساء: 41) البحر المحيط) } يعني ويقول الرسول في ذلك اليوم { } والمعنى يشكو قومه إلى الله (لباب التأويل في معاني التنزيل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçi “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş olarak bıraktılar” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Elçi dedi: "Ey çalabım! Doğrusu benim ulusum bu Kur’an’ı uydurma gibi karşıladı."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Peygamber dedi ki: «— Yâ Rab! Kavmim Kur/an/ı bırakıverdiler [⁵].
[5] Veya hezeyan saydılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elçi de “Ya Rabbi! Muhakkak ki kavmim⁹ bu Kur’an’ı terk edilmiş bir hâlde bıraktı”¹⁰ der.
9 Kavm kelimesi burada hem kavm hem de ümmet anlamındadır. Daha ziyade ümmet anlamındadır. 10 Kur’an’ın terk edilmesi veya yalnız bırakılması demek, Kur’an’ın anlamından ve mesajından uzaklaşmak demektir. Müslümanların hayatından Kur’an hayat kitabı olmaktan çıkarıldığı gibi, üzerinde tedebbür edilen etüt ve araştırma yapılan bir kitap olmaktan da çıkarıldı demektir. Hatta onu eksik görüp, dini olsun olmasın her konuda Hz. Peygamber’e izafe edilen birtakım hadis adı altında uydurma sözlerle ve sekiz yüz, bin yıl önceki birbirini tutmaz içtihatlarla tamamladıklarını zannederek Kur’an’ı devre dışı bıraktılar demektir. Ayrıca, Kur’an’ı modası geçmiş bir kitap gibi telakki edip terk ettiler demektir. Sadece yüzünden anlamaksızın okunan bir kitap haline geldi demektir. Hz. Ömer’in şöyle dediği rivayet edilir: “Birinin Kur’an okuması sakın sizi aldatmasın. O ancak dilimizden düşürmediğimiz bir kelamdır. Asıl kim onu hayatına koyuyor siz ona bakın.” Keza Fudayl bin Iyaz’a nisbet edilen bir söz de şöyledir. “Kur’an sadece kendisiyle amel olunsun diye indirildi; gel gör ki insanlar onun sadece kıraatını amel edindiler.”  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve Peygamber (o gün), “Rabbim! Gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktı” der.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, kendilerine şefaat edeceğini umdukları Peygamber veya onun yolunu izleyerek toplumunu hak dine çağıran İslâm dâvetçisi, “Ey Rabb’im!” diyecek, “Benim halkımdan Müslüman olduğunu iddia eden bazı kimseler, bu Kur’an’ı tozlu raflar içine hapsederek terk ettiler. Kimileri onu anlamak ve uygulamak niyeti taşımaksızın okudu; ölülerin ruhlarına üfledi; kimileri onun yerine, başka eserleri başucu kitabı hâline getirdi; kimileri onu, üzerinde çalışmalar yapmaya yarayan bir malzemeden ibaret gördü; kimileri de onun bu çağda geçerliliğini yitirmiş bir kitap olduğunu ileri sürerek hayatın dışına itti; bunların yaptıklarından şikâyetçiyim yâ Rab!” diyecek.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rasûl: “Rabbim! Benim kavmim, bu Kur’ân’ı mehcûr edindiler (sıradan sözler yerine koydular / yer değiştirdiler)” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir yandan da Allah resulü: " Ya Rab! benim milletim de, vaktiyle Kuran’ı böyle öksüz bıraktılar " diye atılacak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hesap günü elçimiz; "Ya Rabbi! Elçi olarak gönderildiğim şu insanlardan inanmayanlar Kur’an’ı terk ettiler. Bir kez olsun Allah bize ne diyor diye merak etmediler. Okudukları zaman anlayarak okumadılar! Ayetlerine göre yaşamadılar. Yasalarına uymadılar!” diye aleyhlerine şahitlik edecek.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elçi şöyle diyecektir: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı yalnız bıraktı.” [*]
Bu ayette Kur’an’ı yaşamayanların mahşerde Hz. Muhammed’in şikâyetine konu edileceği mesajı verilmektedir.   
Mehmet Türk
swap_vert close
(O gün) Peygamber (de): “Ey Rabbim! Doğrusu benim toplumum, bu Kur’an’ı terk etmişti.”¹ der.
1 Mehcur tutmak iki anlama gelir. Birincisi; “terk edip uzak durmak, onunla amel etmemek, onu peygamberden uzaklaştırıp ‘bize sadece Kur’an yeter’ diyerek etkisizleştirmektir.” İkincisi ise; “hakkında hezeyan etmek, saçmalamak, bilir bilmez konuşmak, keyfine göre yorumlamak, kendi meşrebine göre anlamlarını yamultmak demektir.” Buna göre bu âyet, “(O gün) Peygamber (de): ‘Ey Rabbim! Doğrusu benim toplumum, bu Kur’an hakkında saçmalamıştı.’ der.” şeklinde de tercüme edilebilir. Efendimiz (s.a.v): “Her kim Kur’an’ı öğrenir de Mushaf’ını asar, onunla ilişki kurmaz ve ona bakmazsa kıyamet günü Kur’an, gelir yakasına sarılır ve: ‘Ey Allah’ım! Bu kulun beni mehcur tuttu (yani beni terk etti), benimle onun arasında hükmünü ver’ der.” (Kurtubi)  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [O GÜN] Rasûl: “Ey Rabbim!” diyecek, ²³ “Kavmimden [bazıları] bu Kur’an’ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördü!” ²⁴
23 Bizim “o Gün” şeklindeki ilavemiz ve kâle fiiline verilen (dilbilim açısından da, anlam akışı itibariyle verilmesi mümkün olan) gelecek zaman anlamı yukarıdaki cümle hakkında Ebû Müslim (Râzî’nin nakline göre) ve Beğavî gibi büyük müfessirler tarafından yapılan benzer açıklamalara dayanmaktadır.24 Yani, dünyevî istek ve tutkularına aykırı buldukları için ya da zamanın değişen şartları karşısında “geçerliğini yitirmiş” bir öğreti olarak gördükleri için. Kur’an mesajının ulaştığı toplumların çoğu onu ilahî bir mesaj (vahiy) olarak gördükleri, görmekte oldukları ve dolayısıyla onun, kelimenin en geniş anlamıyla, her bakımdan “tutarlı ve her çağda geçerli” olduğuna inandıklarına göre, “benim kavmim” ya da “benim gönderildiğim toplum” ifadesi (kelimenin ne kavmî anlamı, ne de ideolojik anlamı itibariyle) Son Peygamber’in ümmetinin hepsini değil, fakat yalnızca ismen bu ümmetten olup ama gerçekte Kur’ânî mesaja olan inancını bütünüyle kaybetmiş kimseleri işaret etmektedir; bunun içindir ki, ayetin vecîz üslubu içinde zımnen mevcut olan bu anlamın “bazıları” ilavesiyle aktarılması gerekmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte o gün Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçi şöyle şikâyet edecek: “Ya Rabbi, benim şu kavmim bu Kuran’a hep sırt çevirdi. 23/66, 25/18, 45/6...8, 67/6...11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (o gün) Rasul diyecek ki: “Yâ Rabbî! Benim toplumum bu Kur’an’ı[³¹¹⁴] yalnızlığa mahkûm etti!”[³¹¹⁵]
[3114] Kur’an, fu’lan vezninden mastardır. Ka-ra-e/ve/ye kökünden türetilmiştir: “Toplamak, cem etmek, bir araya getirmek” demektir (Mekâyîs). Kur’an, “Eşyayı birbirine yaklaştırarak aralarındaki bağı keşfetmek” mânasına gelir. Bilgiyi elde etme, üretme ve iletme süreçlerinin tümünü ifade eder. Zaten “okumak” da budur. Fu‘lan vezni, hem ismî fail hem ismî mef‘ul anlamında olup, bu kalıbın kendisi için kullanıldığı şeyin, kelimenin taşıdığı anlam ile dolu olmasını gerektirir (Şatıbî, el-Muvâfakât I, 80). Kur’an, “okumanın tüm olumlu anlamlarıyla dolu olan bir hitab” demektir. Kur’an, lafız ile mânanın evliliğinin meyvesidir. Lafzı cismi, mânası ruhu temsil eder. Kur’an kelimesi, özellikle ilk sûrelerde “isimleşmiş” anlamıyla kullanılmaz (Bkz: 10:15, not 26). Burada kullanımından yola çıkarak şöyle bir yorum yapılabilir: Kur’an’dan kasıt Rasulullah’ın vahyi okuyuşudur. Âyetteki haza zamiri “okunuş” anlamı verdiğimiz Kur’an ile birlikte ”bu okunuş” demektir ki, bununla Rasul’e mahsus okuyuş kastedilmiş olur. Bu takdirde mâna şu olur: “Allah Rasûlü’nün vahyi okuyuşunun sonucu olan ilâhî mesajı, toplumum metrûk bıraktı” (Krş: 43:44). [3115] Veya: “bir sayıklama, bir hezeyan gibi gördü” (Ferrâ). Mehcûr, bir şeyden mahrum olmayı değil, yanı başında olduğu halde ona sırt dönmeyi ifade eder. Tıpkı şu âyette söz edilenlerin durumu gibi: “Tevrat’ı taşıma sorumluluğu kendilerine verilip de sorumluluğunun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, kitaplar yüklenmiş (fakat sırtındakinin değerinden haberi olmayan) eşeğin durumu gibidir” (62:5). Bu şikâyetin muhatapları, özne olan Kur’an’ı nesneleştirip hayattan dışlayanlardır. Kur’an’ın nesneleştirilmesi dört aşamalı bir süreçte gerçekleşti: 1) Anlam değer verilip üretilmeyince tüketildi. 2) Tüketilen anlamdan doğan açık lafız yüceltilerek kapatıldı. 3) Yüceltilen lafız anlamanın konusu olmaktan çıkıp fetiş bir nesne haline dönüştü. 4) Nesneleşen lafza ise “mukaddes ölü metin” muamelesi yapıldı. Âyet, sürecin sonunu daha baştan haber verir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim, şüphe yok ki kavmim, Kur'an'ı terk etti!
(Ona inanmadılar, onun uyarılarını dinlemek istemediler. "Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın ki bastırasınız" -Fussilet/26- dediler)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Resul : "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur’an’dan uzaklaştılar" demiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Peygamber dedi ki: «Yarabbi! Şüphe yok benim kavmim bu Kur'an'ı metrûk ittihaz ettiler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
O gün Peygamber: “Ya Rabbî, halkım bu Kur'ân'ı terk edip ondan uzaklaştılar! ” der.
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kur’an-ı Kerim’i okuyan bir kimse sonradan (terk eder ve okumayı) unutursa, kıyamet günü cüzzamlı olarak Allah’ın huzuruna çıkar” (Ebu Davut, vitr 21)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elçi de: "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar demiştir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rasûl: "Yâ Rabbî! Benim kavmim bu Kur'ân'ı mehcûr ve metrûk ittihâz iylediler." didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O gün Elçimiz diyecek ki, “Ey Sahibim, benim kavmim bu Kur’ân’ı kendilerinden uzak tuttular[*].”
[*] Nebimiz şöyle buyurmuştur: Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak, ben; "Ashabım! Ashabım!" diyeceğim. Allah Teâlâ diyecek ki; "Bunlar, senin ayrılmandan sonra sürekli geriye gittiler." Ben de salih kul İsa'nın dediği gibi diyeceğim: "... İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azab edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın." (Maide 5/117-118) (Buhari, Enbiya, 8)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Peygamber:-Rabbim, dedi. Kavmim Kur'an'a ilgisiz kaldı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamber “Yâ Rabbi,” dedi. “Kavmim bu Kur'ân'ı terk etti.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti yalavaç “iy çalabum! bayıķ ķavmum duttılar uşbu ķur’ān’ı terk olınmış.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdi peyġamber: Yā Rabb, didi. Benüm ḳavmüm bu Ḳur’ānı terkitdiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Peyğəmbər də “Ey Rəbbim! Həqiqətən, qövmüm bu Qur’anı tərk etmişdi!” – deyəcək.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the messenger saith: O my Lord! Lo! mine own folk make this Qur’an of no account.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then the Messenger will say: "O my Lord! Truly my people took this Qur´an for just foolish nonsense."(3086)
3086 "My people" are of course the unbelieving Quraysh. They treated the Qur'an as foolish nonsense i.e., something to he discarded. But they were only a handful of people whose vested interests were touched by the beneficent reforms initiated by Islam. They soon passed away, and all Arabic-speaking or Arabicunderstanding people have considered the Qur'an as a treasury of Truths expressed in the most beautiful possible language, with a meaning that grows deeper with research. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الرَّسُولُ
resul
يَا رَبِّ
ya Rabbi
اِنَّ
muhak-kak
قَوْمِي
kavmim
اتَّخَذُوا
bıraktılar
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنَ
Kur'ân'ı
مَهْجُوراً
muhacir
(O gün) Resul der ki: "Ya Rabbi! Muhakkak ki benim kavmim (nefislerinin hevâsını ilâh edinerek) bu Kur'ân'ı (terk edip) muhacir bıraktı."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
مَهْجُور
Edilgen fiil
ه ج ر
Muhacir