Ve (her zalimin çaresizlik içinde pişman olduğu ahiret gününde) elçi: “Ey Rabbim! Doğrusu benim toplumum, (senin evrensel mesajını içeren ve insanlık için hidayet rehberinin tek kaynağı olan) Bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bırakmışlardır.’’der. *
(*) Hz. Muhammed’in risaleti evrensel olup onun muhatabı bütün insanlar olduğundan, buradaki kavm kelimesi, ümmet anlamındadır. Zaten Arapçada kavm kelimesinin Türkçedeki gibi değildir, birkaç anlamı vardır. Ayrıca bu ilahi mesaj, bizim için gerçekten büyük bir uyarıdır. Zira bugün Kur’an terk edilmiş, onun yerine uydurma hadislerden, rivayet ve içtihatlardan oluşan Kur’an dışı uydurulmuş bir dinle karşı karşıyayız. Müslümanlar Kurân’ı Allah kelâmı olduğunu kabul ederek onun her çağda geçerli ve yeterli olduğuna inandıklarını söyledikleri hâlde, gerçekte Kur’an’ı hayatlarının rehberi yapamayan ve ona aktif bir âmelle uyum sağlayamayan, dinin tek temel kaynağı olan Kur’an yerine uydurma hadisleri, rivayet ve içtihatları koyan ve adeta Kur’an dışı uydurulmuş bir din yaşayan bugünkü Müslümanlar. (اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا) Bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bırakmışlardır. İşte bu ayette ahiret günü Allah resulü kendi ümmetine şefaat edeceğinden değil, aksine Kur’an’ı Kerimi kendilerine tek hidayet rehberi ve kaynağı yapmayan, Kur’an yerine veya onun yanı sıra başka dini kaynak arayan, onun yerine hadis adı altında uydurma rivayetlere, fıkhı mezhep ve meşreplerin içtihatlarına başvuran ve böylece indirilen (Kur’an’daki) din ile değil, uydurulan (Kur’an dışı) bir din ile amel eden kendi ümmetinden şikâyetçi olacağından söz ediliyor. Hz. Peygamber, bizi Allah’a böyle şikâyet ederse halimiz ne olur? Mevcut durum, bu şikâyetin haklılığını gözler önüne sermektedir. Kur’an’da ki İslam ile yaşanan İslam’ın birbirlerinden bu kadar uzak olmasının asıl sebebi bizce de budur. Kur’an; suça, suçluya, günaha, şeytanî ve nefsanî arzulara engel olan bir kitaptır. Zaaf ve eğilimleri fazla olanlar önce ilkeleri/kitabı mehcûr bırakır, kitabı bilmeyen müntesipler düşmanlara karşı onu hakkı ile ne yaşayabilir ne de savunabilir. (Kurandan Hayata) Resulullah’ın kendi ümmeti hakkında söyleyeceği bu sözün/ yapacağı şikâyetin ahiret gönünde olacağına dair aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Özetle, ayette geçen “terk edilmiş/dışlanmış” ifadesi Kur’an’ın yerine başka kaynaklar oluşturmak, onu yeterli bulmamak, anlamından ve mesajından uzaklaşmak vs. demektir. Müslümanların hayatından Kur’an hayat kitabı olmaktan çıkarıldığı gibi, üzerinde tedebbür edilen etüt ve araştırma yapılan bir kitap olmaktan da çıkarıldı demektir. Hatta onu eksik görüp, dini olsun olmasın her konuda Hz. Peygamber’e izafe edilen birtakım hadis adı altında uydurma sözlerle bin yıl önceki birbirini tutmaz içtihatlarla tamamladıklarını zannederek Kur’an’ı devre dışı bıraktılar demektir. Yani Hz. peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, Kur’an’ı yeterli görmeyenler, uydurdukları hadisleri, yalanları ve hikâyeleri yüce Allah’a, "Hadis ve Sünnet" adı altında elçisine yakıştırmaya başladılar. Onun ümmeti de, bu öğretileri izleyerek ve mezhepler halinde kurumlaştırarak Kur’an’ı terketmiş bulunmaktadır. İşte maalesef 1400 sene önce itibar görülen, danışılan, hayat prensiplerinden alabildiğine faydalanılan, kılavuz kabul edilen, hayat kitabı olarak görülen Kur’an daha sonra tarihi bir müze gibi sadece değer verilen, Mushaf’ıyla korunan, kutsanan, baş tacı yapılan ama kendisinden faydalanılmayan bir esere dönüştürülmüş.
وقال الرسول يعني محمدا صلى الله عليه وسلم ، وهذا عند كثير من العلماء أنه يقوله يوم القيامة ; فالمعنى : ويقول الرسول يومئذ (زاد المسير في علم التفسير): وقال الرسول يوم يعض الظالم على يديه : يا رب إن قومي الذين بعثتني إليهم لأدعوهم إلى توحيدك اتخذوا هذا القرآن مهجورا (تفسير البغوي - تفسير فتح القدير - تفسير الطبري ) وقال الرسول (يوم يعض الظالم على يديه): يا رب إن قومي الذي أرسلتني لهدايتهم وتبليغهم، اتخذوا هذا القرآن مهجورا أي: قد أعرضوا عنه وهجروه وتركوه مع أن الواجب عليهم الانقياد لحكمه والإقبال على أحكامه، والمشي خلفه (تفسير السعدي ) وظاهر السياق أن قوله: {وقال الرسول} الخ معطوف على {يعضُّ الظالم} والقول مما يقوله الرسول يوم القيامة لربه على طريق البث والشكوى، وعلى هذا فالتعبير بالماضي بعناية تحقق الوقوع، والمراد بالقوم بل عامة الأُمة باعتبار كفرتهم وعصاتهم وأما كونه استئنافاً ...(الميزان في تفسير القرآن) {وقال الرسول} في ذلك اليوم: يا {ربِّ إنَّ قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً} متروكاً أعرضوا عنه.(تفسير الوجيز - الواحدي) {وقال الرسول} يعني ويقول الرسول في ذلك اليوم {يا رب إن قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً} أي متروكاً وأعرضوا عنه، ...والمعنى أن محمداً صلّى الله عليه وسلّم، يشكو قومه إلى الله عز وجل يا رب إن قومي اتخذوا هذا القرآن مهجوراً(لباب التأويل في معاني التنزيل) قالت فرقة منهم أبو مسلم إنه قوله عليه السلام في الآخرة كقوله { فكيف إذا جئنا من كل أمة بشهيد وجئنا بك على هؤلاء شهيداً } } [النساء: 41) البحر المحيط) } يعني ويقول الرسول في ذلك اليوم { } والمعنى يشكو قومه إلى الله (لباب التأويل في معاني التنزيل)