close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lleżîne lâ yercûne likâenâ levlâ unzile ‘aleynâ-lmelâ-iketu ev nerâ rabbenâ(k) lekadi-stekberû fî enfusihim ve’atev ‘utuvven kebîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bize ulaşacaklarını ummayanlar, bize melekler inmeliydi, yahut da Rabbimizi görmeliydik dediler. Andolsun ki onlar, kendi kendilerine ululanmadalar ve büyük bir azgınlığa ve inada düşmedeler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Huzurumuza çıkmaktan hoşlanmayıp) Bize kavuşmayı ve karşılaşacaklarını ummayanlar (dirilmeye ve hesap vermeye inanmayanlar) dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da (açıkça) Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe (boş gurur ve kibire) kapılmış ve büyük bir azgınlıkla başkaldıran (şımarmış) kimselerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: “Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?” dediler. Andolsun ki onlar, kendi kendilerine ululandılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim huzurumuzda hesaba çekileceklerini, mükâfatı ummayanlar, cezalandırılma endişesi duymayanlar: “Bize ya melek indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik.” dediler. Andolsun ki, akıllarınca kendilerini daha büyük gördüler ve azgınlıkta da, pek ileri gittiler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/124; 17/92.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun onlar kendi kendilerine büyüklenmiş ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: 'Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?' Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar şöyle dediler: “- Üzerimize melekler indirilse ya (böylece verecekleri haber üzerine Muhammed'in (s.a.v.) hak peygamber olduğunu tasdik etsek), yahut Rabbimizi görsek (de O bize doğru haber verse).” Yemin olsun ki, onlar nefislerinde büyüklük ve inad tasladılar, büyük bir azgınlıkla hududu aştılar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar: “Bu peygamberin üzerine melekler indirilmeli veya Rabbimizi açıkça görmeli değil miydik?” derler. Andolsun! Onlar, gönüllerinde kibir ve gurur duydular ve büyük bir azgınlığa giriştiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar/inanmayanlar, “Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz” derler. Andolsun ki kendi kendilerini büyük gördüler, azgınlıkta çok ileri gittiler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar diyorlar ki: «Bize melekler gelseydi; ya da Tanrımızı görebileydik»; kasaldılar kendi kendilerine, taşkınlıkta çok ileri gittiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bize kavuşmayı (hesap günü huzurumuza gelmeyi) ummayanlar: “Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik” dediler. Andolsun ki, onlar kendilerini büyük görerek azgınlıkta son derece ileri gittiler.
Bkz. 6/124, 15/7, 17/92  
Cemil Said
swap_vert close
Bize rücû’ itmeyeceğini zan idenler "Bize gökden melekler indirilmedikce ve yâhud Allâh’ı gözümüzle görmedikce inanmayız" diyorlar ve kibirlerinden nefîslerine karşu büyük günâhlar işliyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyenler, “Bize melekler gönderilmesi veya rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” diyorlar. Gerçek şu ki onlar içlerinde derin bir kibir duygusu besliyor, azgınlıkta sınır tanımıyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bize ya melekler inmeli, yahut Rabbimizi görmeliyiz!," dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bununla beraber likamızı ümid etmiyenler dediler ki: «o melâike bizim üzerimize indirilse ya, yâhud rabbımızı görsek â» celâlime kasem ederim ki doğrusu nefislerinde kendilerini büyüksündüler, büyük azgınlık ettiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hesap gününü inkâr ederek) bize (manevi huzurumuza) kavuşmayı ummayanlar şöyle dediler: “Üzerimize melekler indirilse ya (böylece verecekleri haber üzerine Muhammed’in, hak peygamber olduğunu tasdik etsek), yahut Rabbimizi görsek (de O bize doğruyu haber verse)!” Kasem olsun ki, onlar, kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir azgınlıkla hadlerini aştılar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: “Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bize kavuşmayı ümîd etmeyenler dedi (ler) ki: «Bizim üzerimize melekler indirmeli değil miydi, yahud Rabbimizi görmeli (değil mi) ydik»? Andolsun ki onlar nefislerinden kibir (ve azamet) saklamışlar, büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlar (küstahlığa kalkışmışlar) dır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar ise dedi ki: “Bize melekler indirilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik?”(1) And olsun ki (onlar), nefislerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.
(1)İnsanları kabûle mecbur bırakacak tarzda mu‘cize gösterilmemesi hakkında bakınız; (sahîfe 127, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bizimle karşılaşacaklarını (yaptıklarından sorguya çekilmek üzere huzurumuza geleceklerini) ummayanlar (inanmayanlar) «bize melekler gönderilmeli değil miydi, ya da doğrudan doğruya Rabbimizi görmeli değil miydik» dediler. Gerçekten onlar büyüklük kompleksine kapılarak (kötülük, zulüm ve) azgınlıkta son derece ileri gitmişlerdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bize kavuşmayı inkâr edenler “Bizim üzerimize melekler indirilseydi veya Rabbimizi görseydik ya” dediler. Onlar kendilerini büyüklük duygusuna kaptırdılar ve büyüklük duygusu ile hadlerini aşarak taşkınlık yaptılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki Bize kavuşacaklarını ummadılar, dediler: " Bize melekler gönderilmeliydi, ya da çalabımızı gözümüzle görmeliydik." Doğrusu, onlar kendilerini büyük gördüler, hem de azdıkça azdılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar «—- Bize melekler indirmeliydi. Veya doğrudan doğruya biz Rabbimizi görmeliydik» dediler. * Onlar nefislerini kabarttılar. Hele taşkınlıkta pek ileri vardılar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz’e kavuşacaklarını/huzurumuza çıkacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik” (derler). Andolsun ki onlar kendi benlikleri hakkında büyüklük taslamışlar ve böylece azdıkça azmışlardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: “Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik.” Şüphesiz onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hal böyleyken, Hesap Gününde huzurumuza çıkarılacakları gerçeğini inkâr eden o kâfirler, imtihân hikmetini göz ardı ederek ve göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, rab ve ilah olarak birliğini, sonsuz kudret ve merhametini gözler önüne seren sayısız varlıkları görmezlikten gelerek, “Eğer bizim ille de inanmamız isteniyorsa, bize neden uyarıcı melekler gönderilmiyor; yâhut neden Rabb’imizi gözlerimizle görmüyoruz?” diyorlar. Doğrusu onlar, sıradan bir kul olmayı içlerine sindiremeyerek içten içe kibirleniyor, her biri birer Peygamber makâmına yükselmedikçe iman etmeyeceklerini îmâ ederek büyük bir küstahlıkta bulunuyorlardı. Gerçi istedikleri olacak ve günün birinde elbette melekleri karşılarında bulacaklar, fakat:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar dedi ki: “Ya Melekler üzerimize indirilseydi veya rabbimizi görsek!”. And olsun kendi nefislerinde büyüklendiler, büyük bir azgınlıkla azıttılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bize hesap vereceklerine ihtimal vermeyenler: " bize bir melek indirilmeli, ya da Tanrımızı görebilmeliyiz " diyorlar. kabardıkça kabarıyor, azdıkça azıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Açıklamalarımıza rağmen Rabbinin hesabıyla karşılaşmayı ummayanlar, dünyadaki mevkilerine, makamlarına, mallarına, mülklerine güvenerek büyük bir ukalalık ve azgınlık içine giriyorlar. İnkârlarını gölgelemek, kendilerini haklı çıkarmak için dediler ki; "Bize gökten melekler gönderilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik?" Andolsun! Onlar bu sözleriyle büyüklük taslayarak korkunç bir azgınlığa ulaştılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, “(İnanmamız için) ya bize de melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik!” dediler. [*] Şüphesiz ki onlar, kendileri hakkında kibir gösterdiler ve büyük bir azgınlığa düştüler.
Benzer mesajlar: Bakara 2:55; Nisâ 4:153; İsrâ 17:92.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bize kavuşacaklarını ummayanlar:¹ “Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik.”² dediler. Yemin olsun ki onlar, kendilerini büyüksündüler ve azgınlıkta da son derece ileri gittiler.
1 Yani, Allah’ın huzuruna çıkmaya yüzü olmayan, Allah’ın karşısına çıkacaklarını, azabını göreceklerini ümit etmeyen, âhirete inanmayan, Allah’tan korkmayanlar, şeklinde de ifâde edilebilir.2 Kendilerini Peygamberin yerinde veya daha üstün görmek istediler ve hattâ Allaha karşı büyüklük tasladılar ve büyük bir haksızlıkla azgınlık ettiler. Bunca beyyinâtı tanımadılar da peygamberlerin bile önüne çekilmiş olan ve Allah’ın Hz. Musa’ya dediği (لَنْ تَرَانِى) “Beni asla göremeyeceksin” perdesinin nefs-i habîslerine karşı yırtılmasını istediler. (Elmalılı) Hâşâ; “Musay-ı didar olmuşam ben len teranî neylerem” diyenler ve çalgı-çengi eşliğinde bunu dinleyerek bir şeyler yaptığını zannedenler, bunların kafirliklerini de aşarak küfrün zirvesine ulaşmışlardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: ¹⁸ “Bize niçin melekler gönderilmedi?”, yahut “Neden Rabbimizi görmüyoruz?” diye sorup duruyorlar. Gerçek şu ki, onlar büyük bir küstahlıkla [Allah’ın mesajına karşı böylece] burunlarını dikerek kendilerini onulmaz bir büyüklük duygusuna kaptırmış bulunuyorlar!
18 Lafzen, “Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar [yahut, beklemeyenler]”; yani, kıyamete ve sonuç olarak Allah’ın ahiretteki yargılamasına inanmayanlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bizim huzurumuza çıkıp hesap vermeyi hesaba katmayanlar: Bize melekler indirilmesi veya Rabbimizi açıkça görmemiz gerekmez miydi? Dediler. Andolsun ki onlar kibir ve küstahlıkta azgınlaşmışlardır. 6/31, 36/51- 52, 37/16...21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama Bizim (rahmetimizle) buluşma umudu taşımayan kimseler:[³¹⁰⁵] “Bize melekler gönderilseydi veya Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Doğrusu onlar kendi iç dünyalarında büyüklük tasladılar ve hadlerini aşarak pek bi kasıldılar.
[3105] Lâ yercûne, “umut, arzu, istek” anlamına gelen recâdan türetilmiştir. Sonunda sevinç olan beklentiyi ifade eder. Recada ısrar ve sürekliliğe emel denir. Sonradan “umduğunu bulamama korkusu” mânasında kullanılmıştır (İbn Fâris ve Râğıb). “Rağbet ve düşkünlük” demek olan tama’ ile yakın anlamlıdır. Burada olduğu gibi olumsuz formda kullanıldığında “korku ve ürküntüden dolayı istememek” anlamı da taşır. Tercihimizin dayanağı budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, kavminden) Bize kavuşmayı ummayanlar (Huzurumuzda hesap vereceklerine inanmayanlar) "Bize melekler indirilmeli değil miydi? veya Rabbimizi görmeli değil miydik?" dediler. Andolsun ki onlar; büyüklük taslayarak, azgınlıkta haddi aşmışlardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?" dedi(ler). Gerçekten onlar kendi nefislerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Bize kavuşmayı ümit etmeyenler dedi ki: «Bizim üzerimize melekler indirilmeli değil mi idi? Veya Rabbimizi görmeli idik.» Andolsun ki, (onlar) nefislerinde bir büyüklük görmüşlerdir ve büyük bir azgınlık ile azgınlıkta bulunmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âhirette huzurumuza gelip Bizimle karşılaşacaklarını düşünmeyenler: “Bize elçi olarak melekler gönderilmeli yahut Rabbimizi görmeli değil miydik? ” dediler. Gerçekten onlar kendilerini büyük görüp azgınlıkta haddi iyice aştılar. [6, 124; 17, 92]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?" dedi(ler). Andolsun ki onlar kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âhireti inkâr idenler: "Ne olurdı bize melekler inzâl olunsa idi ve yâhud rabbimizi göre idik" didiler. Tahkîk onlar kendi nefislerinde büyüklük gördiler ve hadlerini pek büyük derecede tecâvüz iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı temenni etmeyenler; “Bize (elçi olarak) melekler indirilse veya bizzat Sahibimizi görsek ya?” derler. Kendi kendilerini pek büyük görürler de büyük bir azgınlığa düşerler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler:-Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi? dediler. Kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar, “Üzerimize melekler inseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Gerçekten onlar kendilerini pek büyük gördüler ve büyük bir küstahlıkla azdılar da azdılar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim ummazlar ya'nį ķorķmazlar görmekligümüzi “nişe inmedi üzerümüze firişteler yā nişe görmeyevüz çalabumuzı?” bayıķ kibr eylediler gendü nefsleri içinde daħı ḥaddan geçdiler ḥaddan geçmek ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdi ol kişiler ki ümīẕ kesdiler bizüm ḥażretümüze durmaḳdan:Niçün bizüm üstümüze feriştehler inmedi, yā niçün Tañrı müzdi görmez‐biz? didiler. Taḥḳīḳ büyüklendiler nefslerinde, daḫı ḥadden çıḳdılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bizimlə qarşılaşacaqlarına ümid etməyənlər (qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün hüzurumuzda duracaqlarında qorxmayanlar): “Bizə (Muhəmmədin həqiqi peyğəmbər olduğunu təsdiq edən) mələklər endirilməli, yaxud biz (onun doğru danışıb-danışmadığını bilmək üçün) Rəbbimizi görməli idi!” – dedilər. Həqiqətən, onlar özləri barəsində təkəbbürə qapıldılar və (Allahı bilavasitə görmək, onunla danışmaq istəməyə cür’ət etməklə) azğınlaşıb həddi çox aşdılar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who look not for a meeting with Us say: Why are angels not sent down unto us and (why) do we not see our Lord? Assuredly they think too highly of themselves and are scornful with great pride.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such as fear not the meeting with Us(3077) (for Judgment) say: "Why are not the angels sent down to us, or (why) do we not see(3078) our Lord?" Indeed they have an arrogant conceit of themselves, and mighty is the insolence of their impiety!
3077 The blasphemers who have given up all Faith and laugh at the Hereafter: nothing is sacred to them: their arrogance and insolence are beyond all bounds. 3078 Cf. 2:55. The Israelites in the time of Moses demanded to see Allah. But they were dazed with thunder and lightning even as they looked on. Indeed death would have been their fate, had it not been for the mercy of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
لَا يَرْجُونَ
ummuyorlar
لِقَٓاءَنَا
Bize kavuş-mayı
لَوْلَٓا
değil miydi
اُنْزِلَ
indiril-meli
عَلَيْنَا
bize
الْمَلٰٓئِكَةُ
melekler
اَوْ
ve- ya
نَرٰى
görme- liyiz
رَبَّـنَاۜ
Rabb-imizi
لَقَدِ
andolsun gerçekten
اسْتَكْبَرُوا
kibirlendiler
ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ
nefislerinde
وَعَتَوْ
ve azgın-laştılar
عُتُواًّ
bir az-gınlıkla
كَب۪يراً
büyük
Fakat Bize kavuşacaklarını ummayanlar dediler ki: "Bize de melekler indirilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik?" Andolsun onlar, kendi kendilerine kibirlendiler ve büyük bir azgınlıkla azdılar.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَا
Fiil-I
ر ج و
Umdu, ümit etti, arzu etti, umut bağladı
لِقَٓاء
Fiilimsi-III
ل ق ي
Kavuşma, karşılaşma
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَلَك
İsim
م ل ك
Melek
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اِسْتَكْبَرَ
Fiil-X
ك ب ر
Kibirlendi, büyüklük tasladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
عَتَا
Fiil-I
ع ت و
Karşı geldi, ısrarla vazgeçmedi, azgınlaştı, başkaldırdı, isyan etti
عُتُوّ
İsim
ع ت و
Azgınlık
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük