close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ erselnâ kableke mine-lmurselîne illâ innehum leye/kulûne-tta’âme veyemşûne fî-l-esvâk(i)(k) vece’alnâ ba’dakum liba’din fitneten etasbirûn(e)(k) vekâne rabbuke basîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Senden önce de peygamberlerden hiçbirini yollamadık ki onlar, yemek yememiş, sokaklarda gezmemiş olsunlar ve biz, sizin bir kısmınızı, bir kısmınızla denedik, bakalım dayanacak mısınız? Ve Rabbin, her şeyi görür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) "Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de yemek yerler ve çarşılarda gezerlerdi" (diye onları kınıyorlardı.) Oysa Biz sizi birbiriniz için bir fitne ve deneme (vesilesi) yaptık. (Bu nedenle aranızdan bazılarını peygamber kıldık.) Ta ki (teslimiyet gösterip) sabrediyor (ve Allah’ın takdirine razı oluyor) musunuz? (Bunları bilelim.) Rabbin (her şeyi, her halinizi ve hareketlerinizi sürekli) Görendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi, biz sizin bir kısmınızı bir kısmınızla denedik, bakalım buna katlanacak mısınız? Çünkü Rabbin herşeyi görüp bilendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasulüm, senden önce özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, görevlendirip gönderdiğimiz bütün peygamberler de, hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda, panayırlarda bilgi ve becerilerini kullanarak dolaşırlardı. Ey insanlar, sizin bir kısmınızın imanda sebat derecesini tesbit için, diğer bir kısmınıza, zengini fakire, sıhhatliyi hastaya, itibarlıyı itibarsıza ağır bir imtihan konusu haline getirdik. Bakalım, sabredip mücadeleye devam edebilecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla bilmekte, görmektedir; doğru yolu göstermektedir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 12/109; 18/110; 21/8; 46/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de muhakkak yemek yiyor çarşılarda dolaşıyorlardı. Sabrediyor musunuz diye sizin bazılarınızı bazılarınız için imtihan kıldık. Senin Rabbin görendir.
20.Vahidi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre müşriklerin: "Bu Peygambere ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda dolaşıyor" diyerek Resulullah (a.s.)`ı tenkid etmeleri, Resulullah (a.s.)`ın da bu duruma üzülmesi üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, senden evvel de peygamberleri başka bir halde göndermedik; onlar da yemek yiyorlar, çarşılarda geziyorlardı. Bir de, hanginiz sabırlıdır, bilelim diye, bir kısmınızı diğer bir kısmınız üzerine bir imtihan vesilesi kıldık (zenginlere karşı, fakirleri, sabretmekle imtihan ettik). Senin Rabbin Basîr'dir= sabredenleri görür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sabreder misiniz diye, sizi birbirinizle imtihan ediyoruz. Şüphesiz Allah, her şeyi görendir. (Eğer bu imtihan hikmeti olmasaydı, peygamberler yemez, içmez, melekler gibi olurlardı.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerlerdi, çarşılarda gezerlerdi. Biz, birbirinizle sizi imtihan ediyoruz, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi görmektedir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ondan önce göndermiş olduğumuz peygamberler de, yemek yerlerdi, pazarlarda gezerlerdi, sizin bir nicenizi, nicenize sınav kıldık, sabreder misiniz? Senin Tanrın görücüdür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün resuller de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık ki, (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, (her şeyi) hakkıyla görendir.
Bkz. 12/109, 18/110, 21/8, 46/9“Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık”Yani sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım “Allah ne yaparsa en doğrusunu yapar” diyerek mahiyetini bilemediğiniz konularda sabretmesini bilecek misiniz? Bazınıza zenginlik bazınıza fakirlik veririz. Zengin kibir, bencillik ve cimrilik gibi duygulara kapılıp fakiri görmezden mi gelecek, yoksa; “ben sadece bir emanetçiyim” diyerek fakirin hakkını mı gözetecek? Fakir, isyan, haset, kıskançlık ve düşmanlık gibi duygulara mı kapılacak, yoksa; “Allah böyle murad ettiyse vardır bunda bir hayır” diyerek Allah’a olan teslimiyetini mi gösterecek? Bazınıza evlat veririz bazınıza vermeyiz. Evladı olanlar çocuklarıyla övünecek mi, yoksa “çocuklar bize emanettir, esas olan hayırlı ve erdemli olmalarıdır” diyerek çocuklarını Allah’ın emanetleri olarak mı görecek? Evladı olmayanlar da olanlara kem gözle mi bakacak, yoksa “tevhidi inanışta bütün çocuklar bizimdir yeter ki ahlaklı ve erdemli olsunlar” diyerek Allah’ın takdirine rıza mı gösterecek?Daha pek çok konuda insanlar birbirleriyle denenmektedir. Peygamberler geldikleri toplumlarla imtihan olmuş ve sabrederek imtihanı kazanmışlardır. Hz. Meryem çevresiyle imtihan olmuş ve gördüğü ağır hakaret ve baskılara sabrederek imtihanı kazanmıştır. Firavun’un karısı Hz. Asiye inancı uğrunda gördüğü işkencelere sabretmiş ve imtihanı kazanmıştır.İnsanların birbirleriyle sınanması sadece çevresiyle değil aynı zamanda aile içinde de devam etmektedir. Hz. Nuh karısıyla ve oğluyla imtihan olmuş, Nuh kazanmış, diğerleri kaybetmiştir. Hz. Lût karısıyla imtihan olmuş, Lût kazanmış, karısı imtihanı kaybetmiştir. Hz. Yakup oğlu Yusuf’la, Yusuf da kardeşleriyle imtihan olmuş, her ikisi de imtihanı kazanmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! senden evvel gönderdiğimiz rasûller senin gibi ta’âm iderler, pazarda gezerler idi. İçinizden ba’zılarını fitneye dûçâr itdik tâ ki sabır ideni tecrübe idelim, Allâh her şeyi görir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Biz kiminizi kiminiz için imtihan vesilesi yaptık ki bakalım sabredecek misiniz! Rabbin her şeyi görüp gözetlemektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir. 
 Bu âyette müminlerden, müşriklerin kendilerine verecekleri ezalara dayanmaları istenmekte; Allah’ın herşeyi hakkıyla görmekte olduğu belirtilerek, zalimlerin de, iman mücadelesinde sabır ve metanet gösterenlerin de, yaptıklarının karşılığını görecekleri îma edilmekte ve müminlere teselli verilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir sınav yaptık; dayanabilecek misiniz? Rabbin Görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik, şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı) bir de ba'zınızı diğerine bir fitne kılmışızdır ki bakalım sabredecek misiniz? Maamafih rabbın basîr bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, (ihtiyaçlarını almak ya da helâl yollardan ticaret yapmak için) çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Kiminizi kiminiz için bir imtihân (vesilesi) kıldık. Sabrediyor (ve Allah’ın takdirine razı oluyor) musunuz? Rabbin her şeyi hakkıyla görendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan resullerden farklı resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı¹ bir kısmınız² için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
1- Müşrikleri. 2- Sizin için.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz senden evvel hiçbir peygamber göndermedik (ve hiç biri haaric değildi ki) muhakkak onlar da yemek yerlerdi, çarşılarda yürürlerdi. Sizin bir kısmınızı diğer bir kısım için bir ibtilâ (ve imtihan mevzuu) yapdık, sabredecek misiniz (diye). Rabbin (her şey'i) hakkıyle görendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Senden önce peygamberlerden gönderdiklerimiz var ya, şübhesiz ki onlar da elbette yemek yerler ve çarşılarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbirinize imtihan yaptık. Bakalım sabredecek misiniz? Rabbin ise hakkıyla görendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Biz senden önce de yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan (ölümlü) insanların dışında kimseyi elçi olarak göndermedik. (Böyle yaparak, ey insanlar,) kiminizi kiminiz için bir imtihan vesilesi kıldık, (o hâlde hak uğruna) sabredecek misiniz? (Bunu kendiniz de göresiniz diye yaptık; yoksa) Allah zaten her şeyi olduğu gibi görmektedir! *
(*) Bu ayete göre, mevcut Mekke toplumunun alt tabakası sayılan köle, güçsüz vb. olan kimseler iman ettikleri için müşrik liderleri tarafından sürekli alay konusu oluyor ve hem psikolojik hem de fiziksel eziyetlere maruz kalıyorlardı. Ayrıca bu müşrik liderleri şöyle diyorlardı, biz de onlar gibi inanırsak, bu köle vb. konumda olanlarla beraber mi olalım? Onlarla aynı seviyede mi olalım? Böyle bir şey olur mu? diyerek Kur’an’a ve İslam dinine inanmayı reddediyorlardı. Aynı zamanda bu müşrik liderleri, inanan gruba işaret ederek, bakınız Muhammed’e tabi olanlar yalnız bizim kölelerimizden ve toplumun alt tabakası olan değersiz kesiminden oluşuyor diyerek hep bunu alay konusu yapıyorlardı. İşte bunun üzerine indirilen ayet, inandıklarından dolayı kendilerine alay edilip eziyete uğrayan bu mustaz’af kesime bir teselli mahiyetinde olup bu sıkıntıya katlanmaları istemektedir. Böylece insanlar tutum ve davranışları açısından birbirlerine karşı sınama konusu olabiliyor!  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün elçilerde yemek yerler ve çarşı pazar dolaşırlardı. Biz sizin bir kısmınızı bir kısmınıza deneme (imtihan) vesilesi yaptık. Sabreder misiniz? Senin Rabbin her şeyi görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz senden önce ne kadar elçi göndermişsek hepsi de yer içer, sokaklarda dolaşırlardı. Sizin de kiminizi kiminizle sınadık, bakalım katlanabilecek misiniz diye. Senin çalabın her nesneyi görücü olandır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Senden evvel gönderdiğimiz peygamberler de yemek yerler, pazarlarda dolaşırlardı. Biz birinizi diğerinize belâ ve mihnete sebep kıldık Bakalım siz buna katlanabilecek misiniz [¹¹] ? Rabbin hakikati görür, ona göre ceza verir.
[10] Kâfiri müslime, zengini fakire, sahihi mâriza.. fitne kıldık.[11] Katlanın demektir. Yahut bakalım katlanacak mısınız yoksa katlanmayacak mısınız? Ona göre muamele yapacağız.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Senden önce gönderdiğimiz elçiler de hiç şüphesiz yemek yiyorlar, çarşılarda pazarlarda geziyorlardı. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan vasıtası yaptık.⁸ Sabredecek/göğüs gerecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
8 İnsanların kendi içlerinden peygamberlerin gönderilmiş olması o insanlar için, ister inansın isterse yalanlasın, kibirlensin, herkes için bir imtihandır. Bkz. Mülk, 67/2  
Kadri Çelik
swap_vert close
Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezenlerden başkasını (melekleri) göndermiş değiliz. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmı için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Senden önce göndermiş olduğumuz bütün Peygamberler, tıpkı senin gibi yiyip içen ve çarşı pazarda dolaşan ölümlü kimselerdi. Gerçi dileseydik, melekleri de elçi olarak gönderebilirdik. Fakat Biz, kulluk ve ibâdet konusunda sabır ve sebat gösterebilecek misiniz diye, iyilerle kötüleri karşı karşıya getirerek sizin bir kısmınızı diğerleriyle böyle imtihân ediyoruz. O hâlde, ey hak yolunun yolcusu! Bu dünyada karşılaştığın zorluklar seni yıldırmasın! Bıkıp usanmadan Allah yolunda mücâdeleye devam et! Unutma ki, Rabb’in her şeyi görmektedir. Dolayısıyla, O’nun yolunda gösterdiğin samîmiyet ve bağlılığın mükâfâtını sana tam olarak verecek, zâlimleri de hak ettikleri cezaya çarptıracaktır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz rasûller de Yemek yerlerdi; Çarşılar’da yürürlerdi. Bir kısmınızı bir kısmınız için deneme / sınav yaptık. Sabrediyor musunuz? Senin rabbin çok iyi görendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! bizim, daha önce gönderdiğimiz elçiler de yemek yerler, çarşı pazar dolaşırlardı. Biz, denemek için sizi birbirinize vurur dayanma gücünüzü ölçeriz. Senin Rabb’in, her şeyi görüp bilmektedir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Resulüm! İnkârcıların yalan yanlış verdiği örnekler, kurdukları yanlış muhakemeler seni üzmesin! Sadece sen değil senden önce gönderilmiş tüm Resuller yer içer, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Şunu bil ki biz bütün insanları birbiri için imtihan sebebi kıldık. Her insan diğeri için şahit olacak. Her insan diğerinin düşüncesine, davranışlarına, dünyada kurdukları olumlu olumsuz ilişkilere şahitlik edecek. Onların inkârlarına olumsuz örneklerine aldırma! Bütün bunlar senin lehine şahitlik edecek. Onların şahitliği kendi aleyhine olacak. Sen de bütün insanlar da imtihan ediliyorsunuz. Sınavlardan geçerken sabrınız deneniyor. Rabbin olan biten her şeyi görmektedir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan (insan elçi)lerin dışında, bir başkasını senden önce de elçi olarak göndermedik. [*] Sabırlı olup olmayacağınızı denemek için bir kısmınızı bir kısmına imtihan kıldık. [*] Rabbin görendir.
Ayetin bu cümlesinde peygamberlerin birer insan olduğu vurgulanmakta, her peygamberin yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan yapısına dikkat çekilmekte, bu şekilde müşriklerin melek peygamber beklentisi net bir şekilde reddedilmektedir.,Burada yaratılış amacının imtihan olduğu ve insanların birbirlerine karşı görev ve sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Bizim senden önce gönderdiğimiz bütün Peygamberler de kesinlikle (senin gibi) yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı.¹ (Ey insanlar!) Acaba karşılaştığınız sıkıntılara katlanabilecek misiniz diye sizi birbirinize imtihan (vesilesi) kıldık. (Zira) Rabbin her şeyi hakkıyla görendir.
1 Yani, bütün Peygamberler, toplumlarından ayrı, üst bir yaşayış tarzı ortaya koymazlar, firavunlar ve krallar gibi toplumlarını hakir görmezlerdi. Onlar, yaşayış biçimi açısından normal mütevazı birer insanlardı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[EY MUHAMMED,] Biz senden önce de yiyip içen, çarşıda pazarda dolaşan [ölümlü] insanların dışında kimseyi elçi olarak göndermedik. [Böyle yaparak, ey insanlar,] kiminizi kiminiz için bir imtihan vesilesi kıldık ¹⁶ [ki,] sabredecek misiniz, ¹⁷ (bunu kendiniz de göresiniz; yoksa,) Allah zaten her şeyi olduğu gibi görmektedir!
16 Bu vecîz pasaj, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, her yeni peygamberin kural olarak başlıca iki amaçla gönderildiğine işaret etmektedir: birincisi, vahiy yoluyla insanoğluna ahlakî bir mesaj ulaştırmak ve böylece doğruyla eğriyi ya da hakla bâtılı birbirinden ayırmaya yarayan bir ölçü, bir kıstas (surenin ilk ayetinde zikri geçen el-furkân) ortaya koymak; ve ikincisi de, bu risalet olgusunu, insanların önüne, onların peygamberin getirdiği mesaja karşı tepkilerinde kendini açığa vuracak olan manevî ve ahlakî tercih ve kavrayışlarını -yani, bu mesajın doğru ve ilahî menşeli olduğunu tefrik etmek için “tabiatüstü” belirtilere, birtakım mucizelere ihtiyaç duymadan mesajı kendi muhtevası içinde aklî kıstaslarla değerlendirmeye istekli olup olmadıklarını- sınamak için bir vesile olarak çıkarmak. Dolaylı olarak, en derin anlamı içinde bu pasaj, sadece peygamberlerin değil, fakat her insanın, toplumsal varlığıyla, toplumun öteki üyeleri için, onların ahlakî tercih ve kavrayışlarının ortaya çıkmasını sağlayan bir imtihan vasıtası olduğunu îma etmektedir; bunun içindir ki, ilk müfessirlerden bazıları (ki Taberî de bunların içindedir) yukarıdaki cümleye şu anlamı vermektedirler: “Birbirinize imtihan vesilesi olmanız için sizi beşerî varlıklar kıldık”.17 Yani, “siz ey insanlar”, yahut daha özel bir topluluk olarak: “siz, ey Kur’an mesajının ulaştığı kimseler”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yiyip içer, çarşı pazar dolaşırlardı. Zira biz sizleri birbinizle imtihan ediyoruz, bakalım sabrediyor musunuz? Senin Rabbin, zaten her şeyi görmektedir. 5/75, 11/69- 70, 21/7- 8, 25/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY NEBİ!) Biz senden önce de yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan insanlar dışında hiçbir rasul göndermemiştik.[³¹⁰³] Bazılarınızı diğerleriniz için sınama vesilesi kıldık ki, bakalım sabrediyor musunuz?[³¹⁰⁴] (Bunu siz öğrenesiniz diye böyle yaptık); yoksa senin Rabbin zaten her şeyi görmektedir.
[3103] Sûrenin 7 ve 8. âyetlerinde ele alınan çarpık peygamber anlayışına cevap. [3104] Altının cevherini posasından ayırmak maksadıyla potada ergitme işlemi için kullanılan fitne kavramı, tam da furkânı çağrıştırmaktadır. Furkân ile gönderilen rasuller de insanlık dünyasının cevheriyle cürufunu ayrıştırmak için gelmişlerdir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de kuşkusuz yemek yerler ve çarşılarda gezinirlerdi. (Senin kavmin gibi onların kavimleri de bu yüzden, peygamberlerini yalancı yerine koymuşlardı.) Biz, -hanginizin sabredeceğini denemek için- sizin bir kısmınızı bir kısmınıza karşı imtihan vesilesi kıldık. Rabbin herşeyi hakkıyle görendir.
(Kavimleri, Peygamberlerine itaat edip etmemekle sınanırlar. Peygamberler de, kavimlerinin işkencelerine, kendilerini alçaltıcı sözlerine katlanma hususunda denenirler)  
Osman Fırat
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün Resullar de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve senden evvel de peygamberlerden göndermedik ki, illâ onlar da elbette taam yerlerdi ve çarşılarda gezerlerdi ve sizin bazınızı bazısı için bir fitne kıldık. Sabredecek misiniz? Ve Rabbin (her şeyi kemaliyle) görücü bulunmaktadır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de yemek yer, çarşılarda ihtiyaçlarını temin ederlerdi. Böylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her şeyi görmektedir. [46, 9; 18, 110; 21-8; 12, 109]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz için bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herşeyi) görendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Senden evvel gönderdiğimiz rasûller yimek yerler, sokakda gezerlerdi. Ba'zınızı ba'zınız üzerine, sabır idüb itmediğinizi imtihân itmek içün fitne kıldık. Rabbin her şeyi göricidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yer içer; çarşıda[*] pazarda dolaşırdı. Sabrınızı denemek için birinizi diğeriniz için sıkıntı kaynağı yaptık. Senin Sahibin her şeyi görür.
[*] 7. ayet ile aynı çeviri  
Şaban Piriş
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve sokaklarda yürürlerdi. Sabrediyor musunuz diye bir kısmınızı, bir kısmınızla sınıyoruz. Rabbin, her şeyi görendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Senden önce peygamber olarak gönderdiklerimiz de yiyip içen ve çarşılarda dolaşan kimselerden başkası değildi. Biz sizi birbiriniz için böylece bir sınama vesilesi yapmışızdır. Bakalım, sabredecek misiniz? Rabbin ise herşeyi hakkıyla görür.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı viribimedük senden ilerü mürsellerden ya'nį vaḥy gelinmiş peyġamberlerden illā bayıķ anlar yirler-idi ŧa'amı daħı yürirlerdi bazarlarda. daħı eyledük bir niceñüzi bir niceñüze śınamaķ iy śabr eyler misiz? daħı oldı çalabuñ görici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı biz göndermedük senden öñdin mürsel nebīleri, illā anlar yimek yir‐lerdi, daḫı bāzārlarda yürürlerdi. Daḫı biz sizi biri birüñüze fitne eyledük.Ṣabr ider misiz? Daḫı sizi yaradan Tañrı her nesneyi göricidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Səndən əvvəl göndərdiyimiz peyğəmbərlər də, şübhəsiz ki, yemək yeyər, (ruzi qazanmaq üçün) bazarları gəzib dolaşardılar. Sizin bir qisminizi digərinizə sınaq vasitəsi etdik ki, görək (möhnətlərə) dözə biləcəksinizmi? (Birinizi varlı, digərinizi kasıb, birinizi sağlam, digərinizi xəstə, zəif etdik ki, hansınızın daha səbirli, daha dözümlü olduğunu, Allahın öz əzəli hökmü ilə ona verdiyi qismətə razı olub-olmadığını bilək). Sənin Rəbbin (çətinliklərə səbr edənləri və onlardan qorxanları) görəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We never sent before thee any messengers but lo! they ate food and walked in the markets. And We have appointed some of you a test for others: Will ye be steadfast? And thy Lord is ever Seer.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And the messengers whom We sent before thee were all (men) who ate food and walked through the streets:(3075) We have made some of you as a trial for others:(3076) will ye have patience? for Allah is One Who sees (all things).
3075 Cf. above, 25:7, and also 26:92-94. 3076 In Allah's universal Plan, each unit or thing serves a purpose. If some are rich, the poor should not envy them: it may be that the rich man's proximity is itself a trial of their value. If some are poor, the righteous rich should not despise or neglect them; it may be that their coming within their sight is a trial for the real feeling of charity or brotherly love in the rich. If A is bad-tempered or persecutes or ill-uses B, it may be an opportunity for B to show his patience or humility or his faith in the ultimate prevalence of justice and truth. Whatever our experiences with other human beings may be, we must make them subserve the ends of our spiritual improvement and perhaps theirs too.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَٓا اَرْسَلْنَا
ve göndermedik
قَبْلَكَ
senden önce
مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ
resullerden
اِلَّٓا
an- cak
اِنَّهُمْ
şüphe- siz onlar
لَيَاْكُلُونَ
elbette yerlerdi
الطَّعَامَ
yemek
وَيَمْشُونَ
ve dolaşırlardı
فِي الْاَسْوَاقِۜ
çarşılarda
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
بَعْضَكُمْ
bazınızı
لِبَعْضٍ
bazısına
فِتْنَةًۜ
bir im-tihan
اَتَصْبِرُونَۚ
sabrediyor musunuz
وَكَانَ
ve olandır
رَبُّكَ
Rabbin
بَص۪يراً۟
hakkıyla gören
(Resulüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün resuller de hiç şüphesiz yemek yerler ve çarşı pazarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Biz sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınız için bir imtihan (vesilesi) kıldık, (bu imtihanlara) sabrediyor musunuz? (Resulüm!) Senin Rabbin (her şeyi) hakkıyla görendir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُرْسَل
Edilgen fiil-IV
ر س ل
Resuller, gönderilenler, elçiler
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
طَعَام
İsim
ط ع م
Yemek, yiyecek, doyurma
مَشَى
Fiil-I
م ش ي
Yürüdü, gezip dolaştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سُوق
İsim
س و ق
Çarşı, bacaklar, gövde
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü