(O gün) onlar (o şuurlu varlıklardan olan düzmece ilahlar) derler ki: Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin! Senin dışında başka veliler (yardım eden, yol gösteren ve koruyan yakınlar, dayanaklar) edinmek bize yakışacak bir tutum değildi. Fakat Sen onları (o senden başkaları veli ve ilah edinenleri) ve onların atalarını öylesine nimetlendirmiştin ki; sonunda seni anmayı unutarak yok edilmeyi hakeden bir topluluk oldular. *
(*) Bu iki âyette Allah’ın astında konuşturulan putlar olsa “Senden başkasını veli edinmek yakışmaz.” demezlerdi. Zirâ isteseler de bunu yapacak iradeleri yoktur. Eğer bu konuşanlar geçmişte yaşamış ve sonradan putlaştırılmış, ilahlaştırılmış sâlih kullar ise (Hz. İsa’nın ilahlaştırılması gibi) o zaman bu kullar kendisinden sonra gelenlerin zikri unuttuğunu, dünyalıkla metalandırıldıklarını nereden bilecektir? Maide 117’de Hz. İsa onların içinde yaşadığım sürece ilahlaştırmalarına şahit olmadığını ve bilmediğini ifade etmektedir. Zikrin/vahyin unutulduğu nasıl anlaşılır? Allah’ın dûnunda kendilerini bir makamda görenler; halka, zikre aykırı uydurmalar anlatmalarına rağmen halkın bu uydurmalara din diye inanması onların zikri unuttuklarını gösteren en önemli delildir… Burada diriltilen, Allah’ın yanı sıra ilah edinilen cansız putlar değil, kendini Allah’a yakın gibi tanıtıp insanları sömüren, Allah adına dini hükümler koyan, din istismarı yapıp onları şirke düşüren sahte (…) din adamları, veliler, azizler, gavs, kutuplar vb. dir. Mahşer günü Allah’a hesap vermektedirler… Görüldüğü gibi şeytan veya şeytanlaşmış kişileri evliya edinenleri, hesap günü Allah huzurunda toplayacak ve Allah’ın yanında kendilerini kayıracaklarına inandıkları veliler onları yalanlayarak yüzüstü bırakacaktır. (الله اعلم).(Kurandan Hayata) Ayrıca aynı zamanda burada kendilerine tapılan veya kendilerinden şefaat beklenilen şuurlu varlıklar arasında melekler de vardır. İşte Kur’an’ın hemen her yerinde değişik biçimlerde tekrarlanan yukarıdaki belâgat gereği “soru ve cevap”, Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırmanın manevî ve ahlakî çarpıklığını ve zihnen saçmalığını dramatik bir tarzda ortaya koymak amacını taşımaktadır.