close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyevme yahşuruhum vemâ ya’budûne min dûni(A)llâhi feyekûlu eentum adleltum ‘ibâdî hâulâ-i em hum dallû-ssebîl(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O gün, onları da, Allah'tan başka kulluk ettiklerini de toplayacak da siz misiniz diyecek, kullarımı doğru yoldan saptıranlar, yoksa onlar mı doğru yoldan sapıttılar?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Senin Rabbinin;) Onları (inkârcıları ve münafıkları) ve Allah’tan başka taptıklarını (putlaştırıp tağutlaştırdıkları şahısları) bir araya getirip toplayacağı ve: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?" diye (soracağı) gün (yakında gelecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün Rabbin onları ve onların yerine tapındıkları varlıkları bir araya toplayacak ve kendilerine, tanrısal nitelikler yakıştırılan bu varlıklara: “Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız, yoksa onların kendileri mi doğru yoldan ayrıldılar?” diye soracak.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıkları şeyleri topladığı gün: “Şu kullarımı, başlarına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine siz mi imkân sağladınız, yoksa kendileri mi başlarına buyruk hale gelerek, doğru yoldan uzaklaşıp dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler.” der.
Ahmet Varol
swap_vert close
O gün onları ve Allah'tan başka taptıklarını toplayıp der ki: "Siz mi şu kullarımı saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar?"
Ali Bulaç
swap_vert close
Onları ve Allah'tan başka taptıklarını bir araya getirip toplayacağı ve: 'Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, müşrikleri (kıyamette hesaba çekmek için), Allah'dan başka taptıkları şeylerle bir araya toplayıp da putlara: “- Siz mi, şu kullarımı saptırdınız, yoksa kendileri mi yollarını şaşırdılar?” diyeceği gün,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, onları ve Allah’ın dışında taptıklarını mahşerde topladığı zaman: “Siz mi kullarımı sapıttınız, yoksa onlar mı yollarını şaşırdılar?” diye buyurur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Rabbin, onları ve Allah'tan başka taptıklarını bir araya toplayacağı gün, tapılanlara der ki: Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi doğru yoldan saptılar?”
Besim Atalay
swap_vert close
Hem onları, hem de Allahtan özge tapmış olduklarını, topladığımız gün: «Bunları saptıran siz mi oldunuz? Yoksa, onlar mı azıttı kendi yolunu?» diyerek sorulacak
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Rabbin) onları ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri de bir araya getireceği gün (kendilerine tanrısal nitelikler yakıştırılan bu varlıklara:) “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi saptılar” diye soracak.
“Şirk en büyük zulümdür…” (Lokman, 31/13). “Allah, kendisine ortak koşulmasını (başkalarının ilahlaştırılmasını) asla bağışlamaz.” (Nisa, 4/48). Tevhid inancı İslam dininin temelini oluşturur. İman ve tevhid fıtridir. Bu anlamda dış etkenlerden korunarak yaratılış safiyetinin muhafaza edilmesi gerekir. Tevhid huzurun ve güvenin kaynağıdır. Şirk ise korkunun ve ümitsizliğin membaıdır. Şirk insanlık için bir zillettir, zulümdür, sefalettir, fıtratından kopmaktır, değersizleşerek yok olup gitmektir. Şirkin olduğu yerde iman olmaz, imanın bulunmadığı yerde din olmaz, kalpler bir atmaz, birlik olunmaz, rahmet tecelli etmez. İttihadın ve ittifakın olması Allah’ın etrafında birleşmekle, tevhid dininde birlik olmakla ve şirkten bütünüyle arınmakla mümkün olur. Tevhid, Allah’ı birlemek değil, bir olan Allah’ta birleşmektir, Allah’ın belirlediği şekilde yaşam birliği oluşturmaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Herkes ve Allâh’ın yerine tapdıkları ma’bûdları da cem’ itdiği gün Allâh te’âlâ o ma’bûdlara: "Benim buradaki ’ibâdımı siz mi dalâlete sevk itdiniz yoksa kendileri mi yollarını gâib itdiler?" diyu suâl idecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O gün Rabbin onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri toplar ve: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?" der.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O gün Allah, onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayacak, sonra “Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” diye soracak.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O gün Rabbin onları ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplar da, der ki: Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?  
 «Allah’tan başka taptıkları şeyler» hakkında tefsirlerde değişik izahlar vardır. Bunlar tanrı diye taptıkları (İsa aleyhisselâm, Uzeyr aleyhisselâm gibi) elçiler, cinler veya putlar olabilir. «Bunlar putlardır» diyen tefsirlerde, Cenab-ı Allah’ın onlara lisan verip hakikati söyleteceği ifade edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları ve onların ALLAH'tan başka taptıklarını topladığı gün, "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa onlar mı yolu saptılar?" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hele o gün Rabbin onları Allah'tan başka taptıkları şeylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hele o gün ki onları Allahdan başka taptıkları şeylerle haşredip de siz mi saptırdınız kullarımı yoksa kendileri mi yolu gaib ettiler diyeceği gün?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Rabbin) o (hesap) gün (ünde), onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya getirir ve (ilâh olarak tapınılmışlara), “Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi saptılar?” buyurur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve o gün, onları ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleri şeyleri toplar, sonra da onlara: “Kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” der.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Rabbin) onları da, Allahdan gayri tapdıklarını da (mahşerde) bir araya toplayıb da: «Siz mi şu kullarımı sapdırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıtdılar?» diyeceği gün.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Rabbin) onları ve Allah'dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayacağı gün, (o tapılanlara) der ki: “Bu kullarımı siz mi dalâlete düşürdünüz, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Rabbin) onları (müşrikleri) ve Allah’ın yanı sıra taptıklarını bir araya toplayacağı gün, (azarlayıp kınamak maksadıyla) tapılanlara der ki: Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi doğru yoldan saptılar?” *
(*) Şirk, Allah’tan başkasını ilah edinmek, tapmak, yalvarıp dua etmek, ölenlerin ruhlarından yardım istemek, meded ummak, türbelerden dilekte bulunmak, bir şeye veya din bilginlerine, şahısa ilahi özellikler atfetmek, Allah adına dini hükümler koymak vs. gibi anlamlara gelir… Sâlih kimselerin şefaat etmek ve sırâtı geçirmek gibi dîni, yağmur ve bereket vermek gibi dünyevî olaylar hakkında yetki ve tasarruflarının kendilerinde bulunduğuna inanmak, sâlihlerin kabirlerine giderek onlardan hidâyet gibi dîni, mal ve çocuğa kavuşmak, şifa beklemek vb. dünyevî bir istekte bulunmak, onları Allâh ile kul arasında aracı edinmek, onlara sığınmak, tevekkül etmek ve yardıma çağırmak ise şirktir… Ayetteki haşr ise, toplamak demektir. O alana da mahşer denmiştir... Ayrıca yüce Allah onların durumlarını bildiği hâlde, kıyamet günü onları bu sorguya çekmek ile müşrikleri azarlayıp kınamak ve hücceti ikame etmek istiyor. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: السؤال الثاني: أنه سبحانه كان عالماً في الأزل بحال المسؤول عنه فما فائدة هذا السؤال؟ الجواب: هذا استفهام على سبيل التقريع للمشركين كما قال لعيسى: { أأنت قُلتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمّىَ إِلَـٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ } } [المائدة: 116] ولأن أولئك المعبودين لما برؤا أنفسهم، وأحالوا ذلك الضلال عليهم صار تبرؤ المعبودين عنهم أشد في حسرتهم وحيرتهم. (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) (وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ ) أي يجمعهم (وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ ) يعني الملائكة الّتي عبدوها من دون الله (فَيَقُولُ) الله تعالى لهؤلاء المعبودين (أَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِي هَؤُلَاءِ ) عن طريق الحقّ (أَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبِيلَ ) أي ضلّوا الطريق (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) قال بعضهم: نحشر أولئك الذين عبدوا دون الله والمعبودين وهم الملائكة؛ لأن من العرب من قد عبدوا الملائكة؛ كقوله في آية أخرى: { وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعاً ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلاَئِكَةِ أَهَـٰؤُلاَءِ إِيَّاكُمْ كَانُواْ يَعْبُدُونَ * قَالُواْ سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِمْ... } الآية [سبأ: 41-42].  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, o gün onları ve Allah’dan başka kulluk ettiklerini toplar ve “Benim şu kullarımı siz mi yoldan çıkarıp saptırdınız, yoksa onların kendileri mi yoldan saptı?” der.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Allah hem onları hem de Allah’tan başka taptıklarını derleyip diyecek: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa onlar kendileri mi saptılar?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah müşrikleri ve Allah/ı bırakarak taptıklarını toplayacağı gün mâbutlara [⁵] «— Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız? Yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?» diyecek.
[5] İsa ve Üzeyir ve melâikeye.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O gün Allah onları ve Allah’ı bırakıp da kulluk ettiklerini bir araya toplayıp şöyle buyurur: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar?”
Kadri Çelik
swap_vert close
Onları ve Allah'tan başka taptıklarını bir araya getirip toplayacağı ve “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar” diyeceği gün.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O gün Rabb’in onları ve Allah’tan başka kulluk ettikleri melek, Peygamber gibi kimseleri bir araya toplayacak ve o ilâhlaştırılan kişilere soracak: “Siz mi benim bu kullarımı sapıklığa sürüklediniz; yoksa onların kendileri mi yoldan çıktılar?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayacağı gün der ki: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız; yoksa onlar mı Yol’u şaşırdılar?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Mahşer gününde Allah, inkarcıları toplayıp Allah diye hizmet ettikleri putlarına soracak: " Benim kullarımı siz mi azıttınız yoksa onlar mı yollarını şaşırdılar ? "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hesap günü insanları kendilerine taptırmak için yasa yapanları, Allah’ın yasalarını bırakıp insanların yasalarına uyarak tapanları toplarız. Onlara deriz ki; “İnsanları siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan çıkarak saptılar? Yasalarımıza uyarak bize tapın diye insanlara siz mi dediniz yoksa onlar kendileri isteyerek mi taptılar?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları (cehennemlikleri) ve Allah’ın peşi sıra taptıkları varlıkları bir araya getirdiği gün, (Allah) “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu şaşırdılar (yoldan saptılar)?” diye sormuş (olacak)tır. [*]
Burada kendilerine soru sorulanlar, canlı-cansız, bilinçli-bilinçsiz varlıklar çerçevesinde genel anlam içeren [mâ] edatı kullanılmış olsa da müşriklerin aracı edindikleri meleklerdir. Nitekim hem devam eden ayette hem de Sebe’ 34:40-41’de verilen cevaplar buna işaret etmektedir. Eğer kastedilenler diğer cansız putlar ise bu defa onların konuşması mecazdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O gün Rabbin, onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya getirir ve (onlara): “Benim şu kullarımı, siz mi yoldan çıkarttınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” der.
Muhammed Esed
swap_vert close
FAKAT [Rabbinin birliğini unutan kimselere gelince,] ¹² o Gün (Rabbin) onları ve onların Allah yerine kul-köle oldukları varlıkları bir araya toplayacak ve [kendilerine tanrısal nitelikler yakıştırılan bu varlıklara]: ¹³ “Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız, yoksa onların kendileri mi doğru yoldan ayrıldılar?” diye soracak.
12 Bu pasaj vecîz bir biçimde yukarıdaki 3. ayetle bağlantılıdır.13 Ayetin devamındaki belâgat gereği “soru”, bazı müfessirlerin söylediği gibi, “Yargı Günü’nde konuşturulacak olan” cansız putlara değil, fakat tanrılaştırılan akıl sahibi varlıklara, yani peygamberlere, azîzlere, velîlere hitab etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gün Allah hem onları hem de Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerini bir araya toplayacak ve onlara “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi saptılar?” diyecek. 2/166- 167, 6/94, 28/74- 75, 40/73- 74
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi O, bir gün onları ve onların Allah’tan gayrı yalvarıp yakardıklarını bir araya getirecek ve soracak: “İşte şu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız, yoksa onlar kendileri mi yoldan çıktılar?”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Müşriklere gelince) O gün Rabbin onları ve Allah’tan başka taptıklarını bir araya toplar ve "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?" diye sorguya çeker..
Osman Fırat
swap_vert close
Ve (Rabbin) onları ve Allah’tan başka kul köle olduklarını biraraya toplayacağı gün, (tapılanlara) der ki: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o gün ki, onları ve Allah'tan gayrı kendilerine ibadet ettiklerini haşreder de der ki: «Şu kullarımı siz mi sapıttırdınız, yoksa onlar mı yolu kaybettiler?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gün gelir, Allah müşriklerle, onların Allah'tan başka ibadet ettikleri putlarını diriltip bir araya toplar ve şöyle buyurur: “Siz mi saptırdınız bu kullarımı, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar? ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Rabbin), onları ve Allah'tan başka taptıklarını biraraya toplayacağı gün, (tapılanlara) der ki: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirleri ve Allâh'dan başka 'ibâdet iylediklerini haşr idüb topladığı gün onlara Allâh Te'âlâ: "Kullarımı siz mi izlâl itdiniz? Yoksa onlar mı yollarını şaşırdılar?" dir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hem onları, hem de Allah ile aralarına koyup kulluk ettikleri kimseleri topladığı gün, araya koyduklarına; “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi saptılar?” diyecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
O gün Rabbin, onları ve Allah'tan başka kulluk ettiklerini bir araya toplar ve şöyle der:-Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları ve Allah'tan başka ibadet ettiklerini topladığı gün, Allah sorar: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa onların kendileri mi yollarını şaşırdılar?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onları ve Allah dışındaki taptıklarını haşredeceği gün şöyle sorar: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan çıktılar?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol gün kim dirürevüz anları daħı anı kim ŧaparlar Tañrı’dan ayruķ pes eyide Tañrı “ay siz mi azdurduñuz ķullarımı uşbunları yā anlar mı azdılar yoldan?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol gün ki anları ḥaşr idevüz, anları ṭapduġı ma‘būdları daḫı Tañrıdan öz‐ge. Pes eyide anlara Tañrı Ta‘ālā: Siz mi azdurduñuz benüm ḳullarumı, yāözleri mi azdılar doġru yoldan?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah müşrikləri) və onların Allahdan qeyri ibadət etdiklərini (bütləri) məhşərə toplayacağı gün (qiyamət günü) belə buyuracaqdır: “Mənim bu bəndələrimi (haqq yoldan) siz (bütlər) çıxartdınız, yoxsa onlar özləri yoldan çıxdılar?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And on the day when He will assemble them and that which they worship instead of Allah and will say: Was it ye who misled these my slaves or did they (themselves) wander from the way?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The day He will gather them together as well as those whom they worship besides Allah, He will ask:(3072) "Was it ye who let these My servants astray, or did they stray from the Path themselves?"
3072 The question is as in a Court of Justice, to convince those who stand arraigned.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَوْمَ
ve o gün ki
يَحْشُرُهُمْ
onları toplar
وَمَا
ve o şey-leri ki
يَعْبُدُونَ
âbd oluyorlar
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
فَيَقُولُ
ve buyurur
ءَاَنْتُمْ
siz mi
اَضْلَلْتُمْ
dalâlete düşürdünüz
عِبَاد۪ي
kullarımı
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunları
اَمْ
yok- sa
هُمْ
kendi-leri mi
ضَلُّوا
saptılar
السَّب۪يلَۜ
yoldan
O gün (Rabbin), o (kâfir)leri ve Allah'tan başka âbd oldukları şeyleri (bir araya) toplar da (âbd olunanlara) buyurur ki: "Şu kullarımı siz mi dalâlete düşürdünüz, yoksa kendileri mi (Benim hak) yol(um)dan saptı?"
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
حَشَرَ
Fiil-I
ح ش ر
Topladı, haşrettti, bir araya getirdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol