“Şüphesiz Allah, (yörüngelerinden) sapmasınlar diye gökleri (tüm semavi cisimleri) ve yerküreyi (koyduğu belli kanunlarıyla uzaydaki yörüngelerinde) tutuyor. Eğer onlar (gök cisimleri yörüngelerinden) sapacak olsalar kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, çok halimdir, çok bağışlayıcıdır. (*)
(*) Meşhur tefsircilerden İbn Aşur (ö. 1393 h.) ve İmam Nablüsi da bu ayetin manasını bugünkü fen bilimlerinin kabul ettiği şekilde, güneş sistemine ve bu sistemde yer alan her bir gezegen ve yerin belli bir yörüngede hareket ettiğine ve sistemin zembereğini teşkil eden çekim kanununa yer vermişlerdir. (İbn Aşur ve Mevsuatun-Nablüsi ilgili ayetin tefsiri) Yani bu ayet, kâinatın, tabiatın ve hayatın dengesini ve devamını sağlayan: 1- Kütle çekim kuvvetinin (yer çekiminin), 2- Zayıf nükleer kuvvetlerin, 3- Elektromanyetik kuvvetlerin, 4- Şiddetli nükleer (Atom enerjisi) kuvvetlerin hepsinin Allah’ın elinde ve emrinde olduklarına, aksi halde bedenimizin ve evrenimizin bir anda yıkılıp dağılacağına işaret buyurmaktadır. (A -Ahmet Akgül Meali 41. Ayet Açıklaması) Halîm: Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. “Hiddetten uzak, yumuşak huylu ve son derece sabırlı” demektir. Sıfat olan "Halîm" kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de hem Allahu Teâlâ hakkında hem de bazı peygamberler hakkında kullanılmıştır. "Halîm" sıfatı Allahu Teâlâ, hakkında kullanıldığında "isyanlarına rağmen, âsileri, cezalandırmada aceleci olmayan, gazabı kendisine galip gelmediği gibi, sapıkların düşüncesizlikleri ve âsilerin isyanları kendisini öfkelendirmeyen, teennî ve af sahibi" manalarına gelmektedir. (M. Türk Meali 41. Ayet Açıklaması) Ayette geçen (أَن تَزُولَا) konusunda aşağıdaki açıklamaya bkz:
ومعنى "تَزُولاَ"، أي أن السماوات والأرض وكل الكواكب في السماء والنجوم والأجرام لها مسارات دقيقة لا تحيد عنها، كقطار له سكة لو حاد عنها يحتاج إلى آلات ضخمة حتى ترجعه إليها (تفسير الطول موسوعة النابلوسي)ا