close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fâtır Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veaksemû bi(A)llâhi cehde eymânihim le-in câehum neżîrun leyekûnunne ehdâ min ihdâ-l-umem(i)(s) felemmâ câehum neżîrun mâ zâdehum illâ nufûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve bütün kuvvetleriyle adamakıllı ant içtiler Allah adına, onlara bir korkutucu gelirse ümmetler arasında doğru yolu bulan en mükemmel bir ümmet olacağız diye; fakat onlara korkutucu gelince de bu, ancak onların uzaklaşmalarını sağladı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kitap ehli olan dini cemaatlerle, biz de Allah’a inanıyoruz diyen putçu müşrikler) En güçlü yeminleriyle Allah’a kasem ettiler, şayet kendilerine bir nezir (uyarıcı ve Hakka çağırıcı) gelirse, herhangi bir ümmetten (ve kesimlerden) daha fazla (ve sadakatle Hakka ve) hidayete tâbi olacaklarına (ve O Elçiye sahip çıkacaklarına dair söz verdiler). Ancak, (o ısrarla istedikleri ve bekledikleri kurtarıcı ve) uyarıcı Zat kendilerine gelince (bu durum) onların nefretlerini artırmaktan (ve Hakk’tan uzaklaşmalarından) başka işe yaramamıştı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve tüm kuvvetleriyle adamakıllı yemin ettiler. Eğer kendilerine, uyarıcı bir peygamber gelecek olursa; “Ümmetler arasında, doğru yolu bulan en mükemmel bir ümmet olacağız” diye. Uyarıcı peygamber onlara gelince de, bu onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi artırmadı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, peşpeşe Allah'a büyük yeminler ettiler: Kendilerine sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı bir peygamber gelirse eğer, diğer ümmetlerin her birinden daha doğru yolda olacaklardı. Kendilerine bir uyarıcı, bir peygamber, Muhammed geldiği zaman bu onların sadece nefretlerini artırdı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcının gelmesi durumunda ümmetlerden herhangi birinden daha doğru yolda olacakları konusunda bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ancak kendilerine uyarıcı gelince sadece onların haktan uzaklaşmalarını artırdı.
42.İbnu Ebi Hatim`in İbnu Ebi Hilal`den rivayet ettiğine göre Kureyşiler önceleri: "Eğer Allah bizden bir peygamber gönderecek olursa hiç bir toplum bizim kadar yaratıcısına itaat edici, peygamberinin sözünü dinleyici ve kendisine gönderilen kitaba bizim kadar bağlanıcı olamaz" diyorlardı. Ancak Hz. Muhammed (a.s.) gönderilince ona şiddetle karşı çıktılar. Bu ayeti kerime de onların bu tutumları hakkında indirilmiştir. (Bu konuda ayrıca bkz. Saffat, 37/167-170)  
Ali Bulaç
swap_vert close
Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Mekke kâfirleri, Hz. Peygamber gelmeden önce) yeminlerinin en kuvvetlisi ile Allah'a yemin etmişlerdi ki, kendilerine azab ile korkutan bir peygamber gelirse, muhakkak (yahudi ve hristiyan) milletlerinin herhangi birinden daha çabuk doğru yolu bulacaklar. Fakat, kendilerine azap ile korkutan bir peygamber (Hz. Muhammed Aleyhisselâtü vesselâm) geldiği zaman, onlara, ancak hakdan uzaklaşmayı artırdı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve bütün var güçleriyle; eğer kendilerine bir peygamber gelse, herhangi bir milletten daha dindar olacaklarına yemin ettiler. Peygamber onlara geldiğinde ise, onlara nefretlerini arttırmaktan başka bir katkısı olmadı:
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse bütün toplumların en doğruları olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ancak kendilerine bir uyarıcı gelince, bu, onların sadece haktan kaçmalarını arttırdı.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar katı ant içtiler, kendilerine kocunduran bir peygamber gelirse, herhangi bir ümmetten daha da çok, doğru yolu tutalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, eğer kendilerine bir uyarıcı (nebi) gelirse, bütün topluluklardan daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Ne var ki, bekledikleri uyarıcı gelince, bu, onların (Hak Din'e karşı) sadece nefretlerini arttırdı.
Cemil Said
swap_vert close
Eğer içlerine bir peygamber gelir ise arz üzerinde hiç bir ümmetin yapmadığı vecihle tarîk-i hidâyete sülûk ideceklerine Allâh nâmına yemîn itdiler lâkin peygamber geldiği vakit bir kat daha uzaklaşdılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar kendilerine bir uyarıcı gelirse herhangi bir ümmetten daha fazla doğru yolu tutacaklarına dair var güçleriyle Allah adına yemin etmişlerdi. Ama onlara uyarıcı gelince bu sadece (haktan) uzaklaşmalarını arttırdı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcı gitse tüm topluluklardan daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle ALLAH'a yemin ettiler. Kendilerine bir elçi gittiğinde, bu durum, onların ancak nefretini artırdı
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Olanca güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ümmetlerin herhagi birinden daha doğru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yeminlerinin en kuvvetlisiyle Allaha kasem de etmişlerdi ki: billâhi kendilerine inzar edici bir Peygamber gelse her halde ilerideki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyyetli olacaklar, daha iyi yola geleceklerdi, fakat kendilerine inzar edici bir Peygamber geldiği vakıt onlara sırf bir ürküntü artırdı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler) kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara (tarafımızdan) uyarıcı (bir peygamber) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar, kendilerine azâb ile korkutucu (bir peygamber) gelirse her halde (diğer) ümmetlerden herhangi birinden daha ziyâde doğru yolu tutacaklarını yeminlerinin bütün hızıyle Allaha andetmişlerdi. Fakat onlara azâb ile korkutan (bir peygamber) gelince bu, onların (hakdan) uzaklaşmalarından başka bir şey attırmadı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (o müşrikler) eğer kendilerine gerçekten bir korkutucu (peygamber) gelirse, o ümmetlerin her birinden, elbette daha doğru yolda olacaklarına dâir bütün güçleriyle Allah'a yemîn ettiler. Fakat kendilerine bir korkutucu gelince, (bu) onlara nefretten başka bir şey arttırmadı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
42 - 43. Hâlbuki (o inkâr edenler) eğer kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelecek olursa, toplumların içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa kötülük planları, ancak onu kuranların ayağına dolanır. Yoksa (benzeri planlar içinde olan ve neticede Allah’ın helâk ettiği) önceki (azgın ve zalim) topluluklar neyle karşılaşmışlarsa, onlar da aynı sonucu mu bekliyorlar? Allah’ın sünnetinde (toplumların hayatı için koyduğu kaideler, kanunlar, kurallar bütününde ve onların kötü davranışlarına mukabele tarzında) hiçbir değişiklik bulamazsın. Ve Allah’ın sünnetinde hiçbir başkalaşma da bulamazsın. *
(*) Ayette geçen (اسْتِكْبَارً) İstikbâr, kibir kökünden türeyen bir kavramdır. ‘İstikbâr’ sözlükte; büyüklenme, kendini büyük görme, böbürlenme, insanları küçük görme anlamlarına gelir. Kavram olarak istikbâr, Allah’a karşı kendini yeterli görerek hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanacak kadar kendini beğenen, üstün zanneden narsist bir davranışın sonucu ortaya çıkan bir anomalidir/ hastalıktır. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bütün güçleriyle Allah’a yemin ederek “Eğer bize bir uyarıcı gelirse, diğer iman eden topluluklardan daha doğru yolda oluruz” diyorlar. Hâlbuki uyarıcılar onlara geldiği zaman, yalnızca onların nefretleri artıyordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa her topluluktan daha çok doğru yolu tutacaklarına bütün varlıklarıyla and içmişlerdi. Ancak uyarıcı gelince, bu, onların ürküntülerini daha çok artırmış oldu, o kadar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Müşrikler kendilerine Allah azabıyle korkutur bir peygamber gelecek olsa herhangi bir ümmetten ziyade [¹] hidayet bulacaklarına dair olanca yeminleriyle yemin etmişlerdi. Vaktaki onlara öyle bir peygamber geldi. Peygamberin gelmesi onların haktan uzak düşmelerinden, nefretlerinden başka bir şey artırmadı.
[1] Yahud ve Nasara vesair ümmetten ziyade.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, eğer kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, ümmetlerden her birinden daha çok doğru yol üzerinde olacaklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince de bu onların nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı.²¹
21 Krş. En’âm, 6/109; İsrâ, 17/41; Sâffât, 37/170  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kur’an’ı reddeden bu kâfirler, daha önce, “Yahudi ve Hıristiyanlara gönderildiği gibi bize de bir uyarıcı gelmiş olsaydı, kesinlikle doğru yolu bulan en iyi toplum biz olurduk!” diye var güçleriyle Allah’a yemin ediyorlardı. Fakat onlara Allah tarafından uyarıcı bir Peygamber gelince bu, onların sadece hak ve hakîkatten iyice uzaklaşmalarına sebep oldu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Eğer kendilerine bir uyarıcı gelseydi, Ümmetler’in her birinden daha çok hidayette olurlardı!” diye tüm güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Kendilerine bir uyarıcı geldiğinde onlara ancak nefretleri / kaçışları artırdı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Vaktiyle yemin billah etmişler ve: " Bir uyarıcı gelirse milletler arası en öncül millet olacağız " demişlerdi. Ama uyarıcının gelmesi, sadece nefretlerini arttırdı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara hatırlat! Hani Allah’a yemin etmişlerdi. Yemin ederek bize bir resul veya bir uyarıcı gelirse mutlaka uyacağız demişlerdi. Uyarılara kulak verip doğru yola gireceklerine yemin etmişlerdi. Hatta eski topluluklardan daha çok inançlı, daha çok doğruları yapanlardan olacaklarını söylemişlerdi. Peki! Onlara uyarıcı olarak Resul gönderdik de ne oldu? Onlara uyarıcı gelince inkârlarını artırarak yasalarımıza karşı çıkmadılar mı? Azarak sapkınlık yaptıkları için cezayı hak etmediler mi? Andolsun ki onların yeminleri doğruluk üzerine değil yalan üzerinedir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair [*] bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. [*] Onlar öncekilere (uygulanan) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:157; Zümer 39:57.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18, 30; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10; Mü’min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.,Benzer mesajlar: Ahzâb 33:38, 62; Mü’min 40:85; Fetih 48:23.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mekkeli müşrikler bundan önce) eğer kendilerine bir Peygamber gelirse, önceki ümmetlerden daha çok hak yolda olacaklarına dâir Allah’a yemin üstüne yemin etmişlerdi ama kendilerine uyarıcı (olarak Muhammed) gelince bu onların sadece haktan uzaklaşmalarını arttırdı.¹
1 Kureyş, Ehl-i kitab’ın kendi peygamberlerini yalanladıklarını işitince: “Allah, Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin eğer bize bizden bir Peygamber gelseydi biz bu ümmetlerin hepsinden daha çok hidayette olurduk” dediler. Sonra da kendilerine Peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) gelince yeminlerini unutarak hakkı kabul etmek yerine, haktan uzaklaştılar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar, [hakikate her fırsatta muhalefet edenler,] eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, o’nun rehberliğine, [kendilerine gönderilen uyarıcıya tâbi olan eski] toplumlardan daha çok bağlanacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler: ³² İşte şimdi onlara bir uyarıcı geldi, ama [o’nun çağrısı] onların sadece muhalefetlerini artırdı,
32 Karş. 6:157 ve ilgili not 158.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa onlar kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde O’nun rehberliğine tüm toplumlardan daha fazla uyacaklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin ediyorlardı. İşte şimdi kendilerine bir uyarıcı geldi fakat bu Kuran onların sadece nefretlerini artırdı. 6/156-157, 26/123...177, 67/6...12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de o (inkârcı)lar, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, doğru yolu bulmakta tüm toplumların önünde yer alacaklarına dair Allah adına var güçleriyle yemin ettiler; fakat onlara bir uyarıcı geldiğinde ise, bu onların sadece tepkilerini artırdı;
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar, kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, diğer herhangi bir ümmetten daha çok doğru yolda olacaklarına, bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine bir uyarıcı (Muhammed s.a.s.) geldiğinde, bu; onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi artırmadı.
(Onlar sözlerinde durmadılar, hidayetten daha çok uzaklaştılar, onun hak davetini kabul etmediler. Çünkü kabul ettikleri takdirde, zevk ve sefâları ve saltanatları ellerinden alınacaktı. Bu yüzden)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah'a en kuvvetli yeminleriyle yemin ettiler ki, eğer onlara bir korkutucu (peygamber) gelecek olursa elbette ki, kendileri herhangi bir ümmetten daha ziyâde hidâyete ermiş olacaklardır. Vaktâ ki, kendilerine bir korkutucu geldi, onlara nefretten başka bir şey arttırmış olmadı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerini uyaracak bir peygamber geldiği takdirde, milletler içinde, hidâyette en ileri derecede yer alacaklarına dair var güçleri ile yemin ettiler. Ama kendilerine bir peygamber gelip uyarınca bu, onların sadece nefretlerini artırdı. [6, 156]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun eğer kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, her milletten daha çok doğru yolda olacaklar diye, yeminlerinin bütün gücüyle Allah'a yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamadı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer onlara bir rasûl gelse ümem-i mevcûdenin en ziyâde hidâyete vâsıl olanları olacaklarına Allâh üzerine kuvvetli yemînler iderler. Vaktâ ki onlara nezîr olarak rasûl geldi, bu ancak onların nefret ve kaçmalarını artdırdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine uyarıcı gelirse, toplulukların her birinden daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle yemin ettiler. Kendilerine uyarıcı gelince de sadece nefretleri arttı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, ümmetlerin içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, nefretle uzaklaşmaktan başka birşey yapmadılar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, başka hiçbir ümmetin erişemeyeceği kadar doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Kendilerine uyarıcı geldiğinde ise, bu onları haktan daha da uzaklaştırdı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yeminlerinin tüm gücüyle Allah'a ant içmişlerdi ki, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerin herhangi birinden çok daha doğru bir gidiş üzere olacaklar. Fakat uyarıcı onlara gelince, bu onlara nefretle kaçıştan başka bir katkı sağlamadı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı and içdiler Tañrı’ya ķatıraġın andlarınuñ eger gelürse anlara ħaber virici ya'nį peyġamber olalar anlar ŧoġru yol dutıcıraķ ümmetlerüñ birisinden ya'nį yāhūd daħı naśrānį. pes ol vaķt kim geldi anlara ħaber virici arturmadı anlara illā ürkmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı and içdiler Allāh adı‐y‐la güçleri yitdükçe and içmege. Eger anlara birnebī gelse hidāyet üstine olalar ümmetlerüñ niçesinden. Pes ḳaçan ki geldi öz‐lerine peyġamber anlar arturmadı, illā ḳaçmaḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Məkkə müşrikləri) özlərinə (Allahın əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbər gələcəyi təqdirdə (yəhudi, xaçpərəst və başqaları kimi) hər hansı ümmətdən daha artıq doğru yolda olacaqları barədə Allaha çox möhkəm and içmişdilər. Amma onlara belə bir peyğəmbər (Muhəmməd əleyhissəlam) gəldikdə bu ancaq onların nifrətini artırdı (haqq yoldan daha da uzaqlaşdılar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they swore by Allah, their most binding oath, that if a warner came unto them they would be more tractable than any of the nations; yet, when a warner came unto them it aroused in them naught save repugnance,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They swore their strongest oaths by Allah that if a warner came to them, they would follow his guidance better(3935) than any (other) of the Peoples: But when a warner came to them, it has only increased their flight (from righteousness),-
3935 Cf. 6:157. In the first instance this referred to the Quraysh. Their attitude to the People of the Book had been one of lofty superiority or of insincere excuses. They twitted the Jews and Christians with deviating from their own lights and their own revelations; and for themselves, they said they had received no direct revelation from Allah, or they would have shown themselves the most amenable to discipline, the most ready to follow Allah's Law. This was before the Prophet received his mission from Allah. When he received it and announced it, they turned away from it. They fled from it and put a greater and greater distance between it and themselves. But this is the way of all sinners. They find much to carp at in others, and much to excuse in themselves. But when all grounds for excuse are removed, they will be found, not nearer, but farther and farther away from truth and righteousness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَقْسَمُوا
ve yemin ettiler
بِاللّٰهِ
Allah'a
جَهْدَ
en güç- lüsüyle
اَيْمَانِهِمْ
yeminlerinin
لَئِنْ
andol- sun eğer
جَٓاءَهُمْ
kendileri-ne gelirse
نَذ۪يرٌ
bir uyarıcı
لَيَكُونُنَّ
elbette olacaklar
اَهْدٰى
hidâyette
مِنْ اِحْدَى
(herhangi) birinden
الْاُمَمِۚ
ümmet- lerin
فَلَمَّا
ne za-man ki
جَٓاءَهُمْ
kendileri-ne geldi
نَذ۪يرٌ
bir uyarıcı
مَا زَادَهُمْ
onlara arttırmadı
اِلَّا
an- cak
نُفُوراًۙ
bir nefret
(Müşrikler) Kendilerine bir uyarıcı (resul) gelirse herhangi bir ümmetten daha çok hidâyette olacaklarına dair bütün çaba ve gayretleriyle Allah'a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (olan resulümüz) gelince (bu) onlarda nefretten başka bir şey arttırmadı.
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَهْد
İsim fiil
ج ه د
En güçlü, şiddetli
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَهْدٰى
İsim
ه د ي
Daha doğru, daha çok hidâyete eren
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِحْدَى
İsim
ا ح د
Biri, birine, birini
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
نُفُور
İsim
ن ف ر
Nefret