42 - 43. Hâlbuki (o inkâr edenler) eğer kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelecek olursa, toplumların içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa kötülük planları, ancak onu kuranların ayağına dolanır. Yoksa (benzeri planlar içinde olan ve neticede Allah’ın helâk ettiği) önceki (azgın ve zalim) topluluklar neyle karşılaşmışlarsa, onlar da aynı sonucu mu bekliyorlar? Allah’ın sünnetinde (toplumların hayatı için koyduğu kaideler, kanunlar, kurallar bütününde ve onların kötü davranışlarına mukabele tarzında) hiçbir değişiklik bulamazsın. Ve Allah’ın sünnetinde hiçbir başkalaşma da bulamazsın. *
(*) Ayette geçen (اسْتِكْبَارً) İstikbâr, kibir kökünden türeyen bir kavramdır. ‘İstikbâr’ sözlükte; büyüklenme, kendini büyük görme, böbürlenme, insanları küçük görme anlamlarına gelir. Kavram olarak istikbâr, Allah’a karşı kendini yeterli görerek hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanacak kadar kendini beğenen, üstün zanneden narsist bir davranışın sonucu ortaya çıkan bir anomalidir/ hastalıktır. (Kurandan Hayata)