close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fâtır Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżî evhaynâ ileyke mine-lkitâbi huve-lhakku musaddikan limâ beyne yedeyh(i)(k) inna(A)llâhe bi’ibâdihi leḣabîrun basîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, gerçektir, önceki kitapların gerçekliğini bildirmededir; şüphe yok ki Allah, kullarından haberdardır ve onları görür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendinden öncekileri (geçmiş peygamberleri ve onlara gelen İlahi kitapların orijinal halini) doğrulayıcı olarak, (şimdi) Sana Kitap’tan vahyettiğimiz (bu Kur’an ayetleri); gerçeğin ta kendisi olan HAKK’tır. Şüphesiz Allah, elbette (her şeyden) Haberdardır, Görendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve şunu bil ki, sana vahyettiğimiz ilâhî kelam, geçmiş vahiylerin tümünü tasdik eden bir gerçektir. Şüphesiz Allah, kullarının ihtiyaçlarından tamamen haberdardır ve herşeyi görendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz Kur'ân'ın içinde, önceki semavî kitaplara ait geçerli hükümleri tasdik eden bazı bölümler de, gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân'ın bölümleridir. Allah elbet kullarının her halinden haberdardır. O her şeyi bilir, görür.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana Kitap'tan kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak vahyettiğimiz gerçeğin kendisidir. Şüphesiz Allah kullarından haberdardır, (onları) görmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendinden öncekini doğrulayıcı olarak sana Kitap'tan vahyettiğimiz gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, elbette haber alandır, görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), sana vahy ettiğimiz kitab (Kur'an) hakdır; kendisinden önce gelen kitabları (tevhid ve bazı hükümler bakımından) tasdik eder. Şüphe yok ki, Allah kullarının bütün hallerinden haberdardır, her şeyi görendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendisinden önceki vahiyleri tasdik edici olarak gelen gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, kullarından çok iyi haberdardır, onları çok iyi görendir. (İnsanların vahiy hakikatlerine nasıl muhtaç olduklarını gören ve bilendir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden öncekini doğrulayıcı olarak gelen gerçektir. Allah, kullarının ihtiyaçlarından haberdardır; her şeyi görendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Daha öncekileri gerçekliyen, sana vahiy ettiğimiz kitap haktır, Allah haberlidir kullarının halinden, o görücüdür de
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Kitaplar içinde o sana vahyettiğimiz ilahi kelam, önceki vahiylerden kendisine kadar ulaşmış olanları doğrulayan hakikatin ta kendisidir. Muhakkak ki, Allah kullarından haberdardır, her şeyi görüp gözetendir.
Cemil Said
swap_vert close
Kitâbda sana şimdiye kadar vahy iylediğimiz hakdır ve ândan evvel vahy idilenleri te’kîd ider. Allâh ’ibâdının ef’âlinden haberdârdır, her şeyi görir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu, sana vahyettiğimiz, öncekileri doğrulayan gerçek Kitap'dır. Allah şüphesiz kullarından haberdardır, görendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap kendinden öncekileri doğrulayıcı bir hakikattir. Kuşkusuz Allah kullarından haberdardır, her şeyi görmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitapları) doğrulayıcı olarak gelen gerçektir. Allah, kullarının (her halinden) haberdardır, görendir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu kitapta sana vahyettiklerimiz, kendisinden öncekileri doğrulayan gerçektir. ALLAH kullarından Haberdardır, Görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kitaplar içinde sana vahyettiğimiz kitap da kendinden öncekileri tasdik edici olmak üzere bir haktır. Şüphe yok ki, Allah, kullarının bütün hallerinden haberdardır ve her şeyi görendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kitablar içinde o sana vahyeylediğimiz kitab da önündekileri musaddık olmak üzere hak, ancak odur, her halde Allah, kullarına habîr bir basîr bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Sana vahyettiğimiz Kitap (Kur’ân), kendinden öncekileri (n aslını) tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz, Allah, kullarının bütün hâllerinden haberdardır ve her şeyi hakkıyla görendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir. Kuşkusuz Allah, Kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sana kendisinden öncekilerin doğrusunu meydana çıkarmak üzere vahyetdiğimiz kitâb hakıykatın ta kendisidir. Herhalde Allah kullarının (bütün hallerinden) hakkıyle haberdârdır, (her şey'i) hakkıyle görendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Sana vahyettiğimiz Kitab, kendisinden öncekileri tasdîk edici olmak üzere gerçekten o hak olan (Kur'ân)dır. Şübhesiz ki Allah, kullarından elbette hakkıyla haberdardır, (onları) hakkıyla görendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Resulüm!) Sana vahyettiğimiz bu Kitap (Kur’an) gerçeğin ta kendisidir ve ondan önce gönderilen kitapları (aslî hâlleri ve hâlâ ihtiva ettikleri gerçekler itibariyle) tasdik etmektedir. Allah, hiç şüphesiz kullarının her hâlinden (hakkıyla) haberdardır ve onları görmektedir. *
(*) Kur’an’da birçok defa geçen “musaddıken” kelimesi, sürekli doğrulayan değil, doğruları tasdik ederek doğruluğunu tescilleyen anlamındadır. Sadaka kelimesi Arapçada hakîkate sadık, doğrusunu söylemek, gerçek olmak anlamına gelir. Kur’an kendisinden önce gelen ehli kitabın elinde olan ve içlerindeki bozulmamış ayetleri, evrensel hakikatleri tasdik eder. Aynı zamanda insanların örfen yapageldiği marufa uygun bazı uygulamaları değerlendirme imkânı sunar. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kitaptan sana vahyettiğimiz, kendinden önceki kitapları doğrulayan bir gerçektir. Ebetteki Allah kullarından haberdar olan ve onları görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Senin gönlüne bildirdiğimiz Kitap doğrunun kendisidir, kendinden öncekileri doğrulayıcıdır. Çünkü Allah kulları üzerine bilgilidir, kesenkes onları görücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz Kitap haktır. Evvelkileri tasdik ve teyit eder. Allah kullarından haberdardır, onları görür,
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana vahyettiğimiz bu kitap, kendisinden öncekileri doğrulayan [musaddikan]¹⁷ gerçeğin tâ kendisidir. Muhakkak ki Allah kullarından elbette hakkıyla haberdar olandır ve onları hakkıyla görendir.
17 Çünkü o kitaplar da ilk geldiklerinde tevhid mesajı içeriyordu. Peygamberleri de o mesajı tebliğ ediyordu. İşte Kur’an’ın doğruladığı odur. Zaten Kur’an, diğer ayetlerinde eski vahiyleri tahrif edenlerin yerinin apaçık cehennem olduğunu söylüyor. Şu andaki Tevrat ve İnciller’de bozulmadan kalan vahiyleri de tasdik eder. Kur’an’ın tasdik ettiği yerler için krş. Bakara, 2/41, 91, 97; Âl-i İmrân, 3/3; Nisâ,4/47; Mâide, 5/48; Yûnus, 10/37; Yûsuf, 12/111; Ahkâf, 46/3  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendinden öncekini doğrulayıcı olarak sana kitaptan vahyettiğimiz, gerçeğin ta kendisidir. Allah şüphesiz haberdardır, görendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Sana gönderdiğimiz bu Kitap, kendisinden önceki kitapları onaylayan gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, kullarının tüm yaptıklarından haberdardır ve onları dâimâ görmektedir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kendisinden öncekileri tasdik edici (onaylayıcı) olmak üzere Kitap’tan sana vahyettiklerimiz Hakk’tır / Gerçek’tir. Allah, kullarını elbette gören haberlidir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! daha önceki kitapları doğrulayıcı olarak sana yüklediğimiz bu Kitap gerçeğin ta kendisidir. Hiç şüphen olmasın ki Allah, kullarını her an görüp gözetmektedir…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Resulüm! Sana gönderdiğimiz kitaptaki gerçekler daha önce gönderdiklerimizi doğrular. Onun için geçmişte kitap gönderilenlerden hiç çekinme! Ayetlerimi onlara oku! Göreceksin gerçekler nasıl ortaya çıkacak. Sen onlara gerçeklerimizi okumazsan, onlar seni tahrif ettikleri kitaba uymaya zorlar. Hâlbuki onlar kitaba yalanlarını doldurmuştur. Onun için onlar ne derse desin sana gönderdiklerimiz asıl gerçeklerdir. Bu nedenle onların çağrılarına uyma! Onlarla gereksiz tartışmalara girme! Allah herkesin ne yaptığını bilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden önceki (kitapların aslı)nı doğrulayan gerçektir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır, görendir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz şu kitap, kendisinden önceki kitaplardan (elde olanları) doğrultucu, tek gerçektir.¹ Allah, kullarından kesinlikle haberdardır, hakkıyla görendir.
1 Şu anda elimizde bulunan Zebûr, Tevrât ve İnciller, Peygamberlerine gelen kitaplar değil, sonradan uydurulmuş kitaplardır. Bunlar için ancak, “Zebur, Tevrât ve İncil olduğu iddiâ edilen kitaplar” demek mümkündür. Bunların içerisinde bir kısım hakikatlerin bulunması da hiç önemli değildir. Zîrâ bunların içerisinde bulunması gereken hakikatler, zâten Kur’an’-la tekrar gönderilmiştir. “Doğrultucu” ifâdesini “onaylayan” anlamında anlamamak gerekir. Zîrâ Kur’an bozulan bu kitapların doğrusunu söylemek üzere gönderilmiştir. Hattâ bu kitaplar, “Hak kitap” olarak kalsaydı Kur’an’ın gönderilmesine ihtiyaç bile olmazdı. Kim gerçek Zebûr, Tevrât ve İncil’i okumak isterse ona Kur’an yeter. Bu uydurma kitapların Kur’an’ın yerini tutamayacağını anlayan toplum mühendislerinin icat ettikleri ve “Kur’an gibi veya Kur’an’ın nuru olduğunu” iddia ettikleri kitaplar da asla Kur’an değildir ve bunlara itibar etmek Tevrat, Zebur ve İncil olduğu iddia edilen kitaplara uymakla aynıdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [şunu bil ki,] sana vahyettiğimiz ilahî kelâm, geçmiş vahiylerden bugüne kalmış ne varsa tümünü ²¹ tasdik eden bir hakikattir; şüphesiz Allah kulları[nın ihtiyaçları]ndan tamamen haberdardır ve her şeyi gö-rendir.
21 Mâ beyne yedeyhi ifadesinin bu açıklayıcı çevirisi için bkz. 3:3, not 2.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana vahiy ettiğimiz bu kitap/Kuran, kendinden önceki vahiyleri tasdik eden hakkın ta kendisidir. Elbette Allah, kullarının her halinden haberdardır, onları görmektedir. 12/111, 5/48
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz ilâhî kelâm,[³⁹¹¹] önceki vahiylerden kendisine kadar ulaşmış olanları doğrulayan hakikatin ta kendisidir.[³⁹¹²] Elbette Allah kullarının (gidişatından) bire bir haberdardır, her şeyi görmektedir.
[3911] Âyetin başındaki ellezi ilgi zamirinin canlı özneler için kullanıldığı göz önüne alınırsa, bununla muhatabın Kur’an’a canlı bir özne gibi bakmasının, tasavvur ve aklını onun inşâsına açmasının amaçlandığı sonucu çıkar. [3912] Mâ beyne yedeyh ibaresini “önündekiler” olarak çevirmek, lafız olarak doğru olsa da mana olarak yeterli değildir ve meal okurunu riske atar. Zira Kur’an “önündekileri” tümüyle onaylamaz. Onayladığı, onların içinde önceki vahiylere ait olup da, “Kur’an’ın iniş zamanına kadar ulaşan” kısımlardır. Gerçek vahye ait olanı, olmayandan ayırt etmek için kullanılacak mihenk taşı da Kur’an’dır: “ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik” (5:48).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an) kendinden öncekini (semâvî kitapları) doğrulayan gerçeğin ta kendisidir. Şüphe yok ki Allah, kullarının bütün hallerinden hakkıyle haberdardır ve her şeyi hakkıyle görendir. (Kimin Kur'an'daki hüküm, emir ve yasaklara tam olarak riayet ettiğini bilir.)
Osman Fırat
swap_vert close
O kitaptan sana vahyettiğimiz, kendinden öncekini (kitapları) doğrulayan gerçektir. Allâh kullarından haber alan, görendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana kitaptan vahyettiğimiz, kendisinden evvelkileri tasdik edici olarak haktır. Şüphe yok ki, Allah kullarından tamamıyla haberdardır ve (her şeyi) görücüdür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İlahî kitaplar içinde sana vahyettiğimiz bu kitap da, daha önceki kitapları tasdik eden ve gerçeğin ta kendisi olan bir kitaptır. Allah kullarının bütün yaptıklarından haberdar olup onları görmektedir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kitaptan sana vahyettiğimiz, kendinden öncekini doğrulayan gerçektir. Allah kulların(ın her halini) haber alandır, görendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sana vahiy ve inzâl iylediğimiz kitâb, kendinden evvelki kitâbları tasdîk idici olarak hak ve doğrıdır. Allâh kullarının mesâlih ve menâfi'ini görir ve onlardan haberdârdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana indirdiğimiz bu kitap tümüyle gerçeklerden oluşur ve öncekileri kendine olanla tasdik eder. Elbette Allah, kullarının içini bilir ve onları görür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden öncekileri tasdik eden hak bir kitaptır. Allah, kullarından haberdardır, onları görür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz kitap, kendisinden öncekileri doğrulayan hakkın tâ kendisidir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kitap'tan sana vahyettiğimiz, kendinden öncekini tasdikleyici hakkın ta kendisidir. Allah, kullarından tam haberdardır, onları iyice görmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol kim vaḥy viribidük saña [233b] kitāb ol ḥaķdur girçek dutıcı-iken anı kim ileyindedür. bayıķ Tañrı ķullarını bilicidür göricidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol nesne ki saña vaḥy itdük Ḳur’āndan. Ol ḥaḳdur, girçekleyicidürileyince gelen kitābları. Tañrı Ta‘ālā ḳullarını bilicidür, göricidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Sənə özündən əvvəlkiləri təsdiqləyici olaraq vəhy etdiyimiz Kitab (Qur’an) haqdır. Həqiqətən, Allah bəndələrindən xəbərdardır, (hər, şeyi) görəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As for that which We inspire in thee of the Scripture, it is the Truth confirming that which was (revealed) before it. Lo! Allah is indeed Observer, Seer of his slaves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That which We have revealed to thee of the Book is the Truth,- confirming what was (revealed) before it: for Allah is assuredly- with respect to His Servants - well acquainted and(3918) Fully Observant.
3918 All Revelation is one. The Qur'an therefore confirms the main and uncorrupted features of previous revelations. It must be so, because Allah is fully cognisant of the needs of every age and people; and therefore His Message, while it meets those needs, must in essence be the same. His Messengers did not meet each other as men; but their contact with Allah through inspiration unified their Message. And He cares for and watches over all men, and He knows fully what their needs are, even better than they know themselves.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّـذ۪ٓي
ve o şey ki
اَوْحَيْنَٓا
vahyettik
اِلَيْكَ
sana
مِنَ الْكِتَابِ
Kitâb'tan
هُوَ
O
الْحَقُّ
hakikattir
مُصَدِّقاً
tasdik edici
لِمَا
o şey-ler ki
بَيْنَ يَدَيْهِۜ
kendisinden
önce
اِنَّ
muhak-kak
اللّٰهَ
Allah
بِعِبَادِه۪
kullarıyla
لَخَب۪يرٌ
elbette haberdardır
بَص۪يرٌ
hakkıyla görendir
(Resulüm!) Sana bu Kitâb'ta vahyettiğimiz (şeyler), kendisinden önceki (kitap)ları tasdik eden bir hakikattir. Muhakkak ki Allah, kulların(ın her hâlin)den haberdardır, (onları) hakkıyla görendir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مُصَدِّق
Etken fiil-II
ص د ق
Tasdik edici, doğrulayıcı, tasdik eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
خَبِير
İsim
خ ب ر
Habîr (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyden, herkesten haberdar olan demektir), haberdar
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü