close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Liyuhikka-lhakka veyubtile-lbâtile velev kerihe-lmucrimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Böylece de suçlular istemese de gerçeği gerçek olarak izhar etmeyi ve batılın boşluğunu bildirmeyi murad etmekteydi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah bununla; mücrimler hoşlanmasalar da, Hakkı gerçekleştirip (üste çıkarmak) ve bâtılı geçersiz kılıp ortadan kaldırmak (diliyordu).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece Allah, hakkın her zaman hak olduğunu, batılın da daima değersiz ve geçersiz olduğunu ortaya koyacaktı. Bu husus günaha gömülüp gidenlerin hoşuna gitmese bile.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunlar, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular ve günahkârlar istemese de, hakkı, İslâm'ı yüceltmek ve toplumda hakça, İslâmî bir düzen gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bu, suçlular istemese de hakkı yerleştirmek ve batılı ortadan silmek içindi.
Ali Bulaç
swap_vert close
O, suçlu-günahkârlar istemese de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.)
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun hikmeti: Kâfirler istemese bile, İslâmı tanıtıp yerleştirmek ve küfrü yok etmek içindi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O suçluların istememelerine rağmen, Allah, hakkı gerçekleştirmek, batılı yok etmek istedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu istek, günahkârların hoşuna gitmese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
Besim Atalay
swap_vert close
Günahlı olanlar, hoş görmezse de, o hakkı hak edip, iğriyi de batırır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Zalimlerle savaşmanızın amacı,) suçlular istemese de Hakk'ın (yeryüzüne) hâkim olması ve batılın ortadan kaldırılmasıdır.
Meleklerle yardım konusunda 3/122. Ayete de bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
Mücrimlerin infi’âline rağmen hak tezâhür idecek bâtıl ibtâl olunacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
7,8. Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
7-8. Hatırlayın, Allah size “iki topluluktan biri sizindir” diye vaad ediyordu, siz güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz, Allah ise iradesi ve sözleriyle hakkı hâkim kılmayı ve inkâr edenlerin kökünü kesmeyi murat ediyordu ki, böylece günah yolunu tutanların hoşlarına gitmese de hakkı hâkim, bâtılı geçersiz kılsın!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Bunlar,) günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın ve batılı büsbütün yok etsin, varsın o günahkârlar istemesin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki hakkı hak tanıtsın ve bâtılı ibtal etsin, varsın mücrimler istemesin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kâfirlere karşı yapılan cihadın amacı;) mücrimler (kâfirler) istemese de Hakk’ın (yeryüzüne) hâkim olması ve bâtılın ortadan kaldırılması içindir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun hikmeti şu idi: (Allah) o günahkâr (müşrik) ler istemese de hak (olan müslümanlığ) ı pâydâr edecek, baatıl (olan şirk) i de ibtâl buyuracakdı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ki günahkârlar hoş görmese de, o hakkı gerçekleştirsin ve o bâtılı ortadan kaldırsın!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ki suçlular (saldırganlar) hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin, batılı da (gerçek olmayanları da hep) geçersiz kılsın.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Günaha batmış kimseler istemeseler de, Allah batılı yok edip, hakkı (dinini) gerçekleştirsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu da doğruyu yerine getirmek, iğriyi de ortadan kaldırmak içindi, suçlular bunu istemeseler bile.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Günahkâr olan müşrikler istemeseler de hak olan İslâmî sabit, bâtıl olan şirki bâtıl kılacak.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bu, suçlular [mucrimûn] istemese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı da ortadan kaldırmak içindi.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Bu vaat) Suçluların hoşuna gitmese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak içindi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah zalimlerle savaşmanızı emrediyordu ki, —suçlular kahrından çatlasalar da— hakîkati yeryüzünde egemen kılsın ve inkâr, zulüm, haksızlık temeline dayanan sistemleri, yani bâtılı ortadan kaldırsın.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Suçlular hoşlanmasa da Hakk’ı gerçekleştirsin, Bâtıl’ı ortadan kaldırsın!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zira suç odakları istemese de Allah, gerçeği yerine oturtup sahteyi alaşağı edecekti.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bu ceza suçlular hoşlanmasa da Rabbinizin hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bütün bunlar), suçlular istemese de [hakk]ı gerçekleştirmek ve [batıl]ı ortadan kaldırmak içindi.
Mehmet Türk
swap_vert close
7,8. İşte o zaman Allah size iki topluluktan birisinin¹ sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise silâhsız olan (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emriyle hakkı gerçekleştirmek, kâfirlerin kökünü kazımak, günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek istiyordu.
1 Bu iki topluluğun birisi, Ebû Süfyân’ın kırk atlı himâyesinde Şamdan gelmekte olan Kureyş kervanı idi. Diğeri ise, Ebû Cehil kumandasında, Mekke’den yola çıkan ve Bedir’e doğru gelen, bin kişilik silâhlı Kureyş ordusu idi. Peygamberimiz, bu kervanın gelişini haber vererek Medîne’den hareket etmiş, Sahabenin birçoğu ise, hedefin bu kervan olduğu düşüncesiyle fazla silâhlanmamışlardı. Ordunun Bedir’e doğru geldiğini Cebrâil, Peygamberimize bildirince Efendimiz yolda ashâbıyla istişare etti. Sahabenin birçoğu; “bizce düşmanı karşılamaktan, kervanı takip etmek, daha iyi olur” dediler. Peygamberimiz ise savaşmaktan yana idi. Uzun görüşmelerden sonra: Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Sa’d b. Ubade, Mikdad b. Amr ve Sa’d b. Muaz (r.a) Peygamberimizden yana görüş belirttiler ve sonunda savaş yapmaya karar verildi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Böylece O, hakkın (her zaman) hak olduğunu, bâtılın da bâtıl olduğunu gösterecekti; bu, günaha gömülüp gitmiş olanların hoşuna gitmese de. ⁹
9 Bu ayet şunu gösteriyor ki, sefere çıkarken Hz. Peygamber’in ulaşmak istediği asıl amaç, hiçbir şekilde tek başına kuzeyden yaklaşan zengin kervanın Müslümanlar tarafından ele geçirilip soyulmasıyla -böyle bir eylem Müslümanlar için madden yararlı olacak gibi görünse bile- sınırlandırılamazdı. Çünkü böyle bir eylem müşrik Kureyşliler için pek de yıpratıcı olmayacaktı. Oysa, beri yandan Bedir’de iyi donanımlı asıl Kureyş kuvvetleriyle yapılacak bir karşılaşma, Müslümanların kesin zaferiyle sonuçlanması halinde, hem düşmanın kendine güvenini kökünden sarsacak, hem de İslam’ın önünde onu bütün bir Arabistan’da nihaî zafere götürecek yolu açmış olacaktı.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ki hakkın gerçek olduğunu ve batılın da sahte olduğunu ortaya koysun her ne kadar günahkârlar istemese de. 30/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ki hakkın gerçek ve bâtılın sahte olduğu böylece ortaya çıksın: tabî ki, günahı tabiat hâline getirenler[¹³³²] istemese de!
[1332] Mucrimûn: Aslı “kesip koparmak” anlamına gelen cerm. Cerîm, dalından koparıldığı için kuruyup gitmiş hurma (Lisân). Mucrim, “suç” anlamına gelen curmden isim. Doğaldır ki, Allah katında her “suç”, “günah” sınıfına girer ve işlenmesi yasaktır. Mucrimûn form olarak isimdir ve dilsel özelliği gereği “günahı tabiat hâline getirenler, boğazına kadar suça batanlar”, ölüp gitmiş biri için ise “günahı hayat tarzı hâline getirmiş olanlar” vurgusunu taşır (Krş: 28:78’in sonu).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Böylece) O günahkarların (müşriklerin) hoşuna gitmese de hak (İslam) galip gelecek, bâtılı ortadan kaldıracaktı!
Osman Fırat
swap_vert close
Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, bâtılı da ortadan kaldırsın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Tâ ki hakkı isbat ve bâtılı iptal etsin. Velev ki, günahkâr olanlar hoşnut olmasınlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
7, 8. Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vâd ettiğinde siz silahsız olan topluluğun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı üstün kılmak ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suçlu müşrik gürûhu hoşlanmasa da, hak olan İslâm'ı yüceltsin, batıl olan şirki de ortadan kaldırsın.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, batılı da ortadan kaldırsın.
Allah'ın Elçisi, Hicretin ikinci yılında, Ebûsüfyan komutasında, 30-40 kişi tarafından korunan bir Kureyş kervanının, Şam'dan dönmekte olduğunu haber almıştı. Kendilerini, yerlerinden, yurtlarından çıkaran Kureyşin bu kervanını vurmak için 300 küsur ashâbiyle yola çıktı. Fakat Ebûsüfyan, durumu öğrenip hem Kureyşe kervanı korumak için çabuk yetişmeleri hususunda haber salmış, hem de yolunu değiştirerek kervanı kurtarmıştı. Ama Kureyş, 1000 kişi civarında bir kuvvetle kervanı korumak için yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar, artık 40 kişilik kafile ile değil, Kureyşin en savaşçılarından seçilmiş ordusuyla savaşmak zorunda kalacaklardı. Karşılarındaki kuvvet, kendilerinin üç katı idi. Geri dönmek ise korkaklık olurdu. Hz. peygamber dövüşmek yanlısı idi. Yalnız kervanı yakalamak için yola çıkarken bazı kimseler isteksizlik göstermişlerdi. Şimdi de böyle isteksizlik gösterenler vardı. "Biz kervanı yakalamak için çıktık, böyle bir savaşa hazırlıklı değiliz" diyorlardı. Sayı itibarıyle zaten düşmanın üçte biri kadar idiler. Bir de gönül birliği olmayınca savaş kazanılamazdı. Allah'ın Elçisi, önce muhâcirlerden fikirlerini sordu. Onlar, bütün gönülleriyle savaşa istekli olduklarını söylediler. Her ne pahasına olursa olsun, Allah Elçisinin emrinde idiler. Allah'ın Elçisi, asıl ensârın düşüncesini öğrenmek istiyordu. Ensârdan Sa'd ibn Mu'âz, Allah'ın Elçisine gönülden inandıklarını ve her zaman onunla beraber olacaklarını söyledi. Onun bu sözleri, bütün gönülleri savaşmak hususunda birleştirdi. Allah, Elçisine, iki takımdan birinin, yani ya kervan kafilesinin, veya Kureyş ordusunun, kendileri tarafından yenileceğini va'detmişti. Kervan kaçınca va'dedilenin, Kureyş ordusu olduğu anlaşıldı. Bu Bedir Savaşında müşriklerin ileri gelenlerinden 40 kişi öldürüldü, 40 kişi de esîr alındı. Allah müslümüanlara bin melek ile yardım etti.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mücrimler ikrâh ider ve istemezlerse de Allâh hakkı yerine getirecek ve bâtılı izâle ve ibtâl idecekdir
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O suçlular istemeseler bile gerçeği ortaya çıkarıp yanlışı ortadan kaldıracağını, bu şekilde gösterecekti.
Şaban Piriş
swap_vert close
Günahkarların hoşuna gitmese de hakkı ortaya koymak ve batılı da ortadan kaldırmak için..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Tâ ki, mücrimlerin rağmına hakkı hakim kılsın, bâtılı da ortadan kaldırsın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Diliyordu ki, kötülüğü temsil edenler istemese de hakkı ayan-beyan gözler önüne koysun, saçma ve tutarsız olanı hükümsüz kılsın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ŝābit eyleye haķķı daħı bāŧıl eyleye ya'nį gidere bāŧılı; eger duşħar görürler- ise daħı yazuķlular.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ẞābit eylemeg‐içün ḥaḳḳı, daḫı maḥv eylemeg‐içün bāṭılı, eger kerih görse‐ler daḫı yaman kişiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah bununla) günahkarların xoşuna gəlməsə də, haqqı (islamı) bərqərar etmək və batili (küfrü) yox etmək istəyirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That He might cause the Truth to triumph and bring vanity to naught, however much the guilty might oppose;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That He might justify Truth and prove Falsehood false, distasteful though it be to those in guilt.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِيُحِقَّ
gerçekleş- tirmek için
الْحَقَّ
hakkı
وَيُبْطِلَ
ve ortadan kaldırmak için
الْبَاطِلَ
bâtılı
وَلَوْ
velev ki
كَرِهَ
hoş görmedi
الْمُجْرِمُونَۚ
mücrimler
(Bunlar, nefsinin hevâsına uyan) Mücrimler istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
اَحَقَّ
Fiil-IV
ح ق ق
Gerçekleşti, açığa çıkardı, gerçekleştirdi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَبْطَلَ
Fiil-IV
ب ط ل
Boşa çıkardı, ortadan kaldırdı
بَاطِل
Etken fiil
ب ط ل
Bâtıl, boş şey, asılsız
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَرِهَ
Fiil-I
ك ر ه
Hoşlanmadı, kerih gördü, tiksindi
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu