Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, batılı da ortadan kaldırsın.
Allah'ın Elçisi, Hicretin ikinci yılında, Ebûsüfyan komutasında, 30-40 kişi tarafından korunan bir Kureyş kervanının, Şam'dan dönmekte olduğunu haber almıştı. Kendilerini, yerlerinden, yurtlarından çıkaran Kureyşin bu kervanını vurmak için 300 küsur ashâbiyle yola çıktı. Fakat Ebûsüfyan, durumu öğrenip hem Kureyşe kervanı korumak için çabuk yetişmeleri hususunda haber salmış, hem de yolunu değiştirerek kervanı kurtarmıştı. Ama Kureyş, 1000 kişi civarında bir kuvvetle kervanı korumak için yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar, artık 40 kişilik kafile ile değil, Kureyşin en savaşçılarından seçilmiş ordusuyla savaşmak zorunda kalacaklardı. Karşılarındaki kuvvet, kendilerinin üç katı idi. Geri dönmek ise korkaklık olurdu. Hz. peygamber dövüşmek yanlısı idi. Yalnız kervanı yakalamak için yola çıkarken bazı kimseler isteksizlik göstermişlerdi. Şimdi de böyle isteksizlik gösterenler vardı. "Biz kervanı yakalamak için çıktık, böyle bir savaşa hazırlıklı değiliz" diyorlardı. Sayı itibarıyle zaten düşmanın üçte biri kadar idiler. Bir de gönül birliği olmayınca savaş kazanılamazdı. Allah'ın Elçisi, önce muhâcirlerden fikirlerini sordu. Onlar, bütün gönülleriyle savaşa istekli olduklarını söylediler. Her ne pahasına olursa olsun, Allah Elçisinin emrinde idiler. Allah'ın Elçisi, asıl ensârın düşüncesini öğrenmek istiyordu. Ensârdan Sa'd ibn Mu'âz, Allah'ın Elçisine gönülden inandıklarını ve her zaman onunla beraber olacaklarını söyledi. Onun bu sözleri, bütün gönülleri savaşmak hususunda birleştirdi. Allah, Elçisine, iki takımdan birinin, yani ya kervan kafilesinin, veya Kureyş ordusunun, kendileri tarafından yenileceğini va'detmişti. Kervan kaçınca va'dedilenin, Kureyş ordusu olduğu anlaşıldı. Bu Bedir Savaşında müşriklerin ileri gelenlerinden 40 kişi öldürüldü, 40 kişi de esîr alındı. Allah müslümüanlara bin melek ile yardım etti.