close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż ya’idukumu(A)llâhu ihdâ-ttâ-ifeteyni ennehâ lekum veteveddûne enne ġayra żâti-şşevketi tekûnu lekum veyurîdu(A)llâhu en yuhikka-lhakka bikelimâtihi veyakta’a dâbira-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hani Allah, o iki bölükten birinin muhakkak sizin olacağını vaad ediyordu da siz, silahı bulunmayanların, elinize düşmesini istiyordunuz. Halbuki Allah, sözleriyle, gerçeği yerine getirmek ve kafirlerin kökünü kesmek istiyordu.
Vaadedilen iki şeyin biri, Kureyş boyu, öbürü kervandı. Müslümanlar, Kureyş’e ait bir kervanı ele geçirmek için Medine'den çıkmışlardı. Üç yüz on üç kişiydiler. Bu olayı haber alan Ebu-Cehl, Mekkelileri kışkırttı; bin kişilik bir orduyla harekete geçirdi. Müslümanlar, savaş için çıkmadıklarından bir kısmı gitmek istemiyordu. Nihâyet "Bedir" denilen bir kuyu yanında müşriklerle karşılaştılar. Savaşta Müslümanlar üst oldu, Müslümanlığın en büyük düşmanı Ebu-Cehl öldürüldü.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bedir Savaşı öncesinde) Hani o vakit Allah, iki topluluktan (Ebu Süfyan’ın kervanından ve Ebu Cehil’in ordusundan) birinin sizin olacağını (ya GANİMET’e veya müşriklerle savaşıp ZAFER’e ulaşacağınızı) va’ad etmişti; siz ise şevketsiz (silahsız ve desteksiz) olanın (daha kolay ele geçirilip yararlı olacağına inanılan kervanın ve ganimet mallarının) sizin olmasını dilemiştiniz. Oysa Allah; Kelimeleri (Kur’ani hüküm ve haberleri) ile Hakkı(n hâkimiyetini) gerçekleştirmek ve inkârcıların (ve münafıkların) ardını-kökünü kesmek (böylece zulüm ve hıyanet saltanatlarını sizin elinizle devirmek) istiyordu.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hani Allah iki düşman topluluğundan birisinin, sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz, silahsız olan kervan topluluğunun, elinize düşmesini arzu ediyordunuz. Allah da, sözleriyle hakkın hak olduğunu göstermek ve kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenlerin, kökünü kazımak istiyordu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani Allah size iki gruptan, Kureyş Kervanı ve Kureyş ordusundan birinin sizin olacağını va'dediyordu. Siz kuvvetsiz olanın, kuvvet kullanılmadan elde edilecek olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah âyetleriyle, emirleriyle, icraatıyla, hakkı, İslâm'ı yüceltmek, toplumda hakça İslâmî bir düzen gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah size iki gruptan [2] birinin sizin olacağını vadetmişti. Sizse güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle hakkı açığa çıkarmak ve kâfirlerin sonlarını getirmek istiyordu.
2.Burada kastedilen iki gruptan birisi Ebu Süfyan`ın başkanlığındaki ticaret kervanı diğeri ise Kureyş`in Ebu Cehl komutasındaki ordusuydu. Ebu Cehl komutasındaki Kureyş ordusu, Ebu Sufyan`ın kervanını Müslümanların saldırılarına karşı korumak amacıyla yola çıkmıştı. Müslümanlardan bazıları ise ticaret kervanının silahsız olması sebebiyle onunla karşılaşmayı arzuluyor, Ebu Cehl komutasındaki orduyla karşılaşmak istemiyorlardı.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın ve inkâr edenlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O vakit Allah, yük kervanı ve silâhlı birlikten birini size vâd ediyordu, ki sizin olsun. Siz de, silâhı bulunmıyan kervanın size ait olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı ve İslâmı açığa vurmayı ve kâfirlerin arkasını kesmeyi diliyordu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hatırlayın ki; Allah, iki kervandan birini size va’detmiş idi. Siz silahsız olanı elde etmek istiyordunuz. Allah ise yasaları ile hakkı gerçekleştirmek istiyordu. (Savaş ve mübareze kanunu gereği, sizi o silahlı savaşçılar ile karşılaştırmak istiyordu ki;) o kâfirlerin ardını kessin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hatırlayınız ki, Allah size iki gruptan/kervan veya Kureyş ordusundan birinin sizin olduğunu vaad ediyordu. Siz de kuvvetsiz olanın kervanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
Besim Atalay
swap_vert close
İki takım kimselerden birisi: «Sizin olacak» diye Allah size vadetmiş idi, sizlerse, gücü az olanı istemiştiniz, Allah ister sözleriyle hakkı hak etmek, kâfir olanların kökünü kesmek
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vaat ediyordu. Siz de silahsız olan grubun (ticaret kervanının) size düşmesini istemiştiniz. Oysa Allah'ın muradı, buyruklarıyla tam bir uyum içinde, hakkı ortaya koymak ve hakkı inkâr edenlerin kökünü kazımak yönündeydi
Burada anlatılan iki taife, Mekke müşriklerinin Ebu Süfyan başkanlığında Şam’dan Mekke’ye dönmekte olan ticaret kervanı ile Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. Hz. Peygamber, Şam’dan dönmekte olan ticaret kervanını haber alınca, daha önce kendilerini yurtlarından çıkarmış olan Kureyşlilere karşı tedbir amacıyla önlerini kesmek için yola çıkmak istemişti. Ancak Mekke’den Ebu Cehil’in kumandasında bin kişilik silahlı müşrik ordusunun Müslümanları yok etmek için Bedir’e doğru hareket ettiği haberi gelince Müslümanlar o tarafa yönelmek zorunda kalmıştı. Ashaptan bazıları hazırlıklı olmadıkları gerekçesiyle Ebu Cehil kumandasındaki silahlı orduyla savaşmaya karşı çıkmış, bunun yerine silahsız ticaret kervanıyla savaşmayı tercih etmişlerdi. Neticede Ebu Cehil’in komutasındaki müşrik ordusuyla savaş hususunda ittifak sağlanmış ve zafer inananların olmuştu.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh size; düşmanın iki tâifesinden biri size teslîm olacak diyü va’d itdi. Siz bu ordunun en kuvvetlisi olmasını istemediniz ma’mâfîh Allâh size sözlerinin doğrılığını isbât itmek ve kâfirleri sonuncısına kadar mahv iylemek istedi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
7,8. Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242]
Âyette sözü edilen iki taife, Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silâhsız ticaret kervanı ile, Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. Müslümanlar, orduyla savaşmak yerine, kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
7-8. Hatırlayın, Allah size “iki topluluktan biri sizindir” diye vaad ediyordu, siz güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz, Allah ise iradesi ve sözleriyle hakkı hâkim kılmayı ve inkâr edenlerin kökünü kesmeyi murat ediyordu ki, böylece günah yolunu tutanların hoşlarına gitmese de hakkı hâkim, bâtılı geçersiz kılsın!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH iki gruptan birisini (yenmeyi) size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmek diliyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureyş ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, şanı ve şerefi olmayan şey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerinarkasını kesmek istiyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o vakıt Allah, size iki taifenin birini va'dediyordu ki sizin olsun, siz, ise arzu ediyordunuz ki şekvetsiz olan sizin olsun, halbuki Allah, kelimatiyle hakkı ihkak etmek ve kâfîrlerin arkasını kesmek dileyordu
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hatırlayın, Allah size iki taifeden (Mekke’ye doğru yola çıkan müşriklerin kervanı veya kervanı korumak için Mekke’den yola çıkan Kureyş ordusundan) birinin (çıkacağınız sefer neticesinde) sizin olduğunu vadediyordu, fakat siz kuvvetsiz olanın (kervanın), sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, âyetleriyle hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin ardını/kökünü kesmeyi diliyordu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle¹ Hakk'ı gerçekleştirmek ve gerçeği yalanlayan nankörlerin kökünün kesilmesini istiyordu.
1- Takdir edilmiş hüküm.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani Allah size iki taaifeden birinin muhakkak sizin olduğunu va'dediyordu, siz ise kuvvetli ve silâhı bulunmayanın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah da emirleriyle hakkı açığa vurmayı, kâfirlerin arkasını kesmeyi irâde buyuruyordu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O vakit Allah size, iki tâifeden(4) (silâhsız kervan veya silâhlı düşmandan) birinin şübhesiz sizin olacağını va'd ediyordu; fakat (siz,) gerçekten zayıf (ve silahsız) olanın sizin olmasını istiyordunuz; hâlbuki Allah, sözleriyle o hakkı gerçekleştirmek (İslâm'ı üstün kılmak) ve kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.
(4)Burada geçen “iki tâifeden” biri, Mekke müşriklerinin hayli mal ve servetle Sûriye’den dönmekte olan Ebû Süfyan idâresindeki kervanıydı. Bu haber yol güzergâhında bulunan Medîne civârına ulaşınca, Müslümanlar kervanın yolunu kesip, esâsen kendilerinin Mekke’de el konulan mallarına karşılık olmak üzere, bu malları kâfirlerden almayı düşünmüşlerdi. Ebû Süfyân ise Müslümanların hazırlığını yolda haber aldı ve bu haberi Mekke’ye ulaştırıp yardım talebinde bulundu. Ebû Cehil bunun üzerine Mekkelilerin neredeyse tamâmıyla yola çıktı. Cebrâîl (as) bu haberi Resûl-i Ekrem (asm)’a ulaştırdı. Ashâbdan bazıları bu gelişme karşısında: “Biz kervan için yola çıktık, böyle bir harb için hazırlığımız yoktur!” diyerek ma‘zeret beyân ettilerse de, Peygamber Efendimiz (asm) cihâda hazırlık emri verdi. Ve nihâyet ihtilâf, ittifâka döndü. Ve bilindiği gibi Bedir Harbi denilen bu şânlı muhârebede müşrikler perişân edildi, gālibiyet ve zafer ehl-i îmânın oldu. (Nesefî, c. 2, 136)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey inananlar!) Vaktiyle Allah (saldırı hazırlığı yapan) iki (müşrik) taifesinden birisini (mağlup etmeyi) size va’ad etmişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz; oysa Allah, kelimeleriyle hakkın (vahiy ile vaat ettiği başarı ve zaferin) gerçekleşmesini ve (hakkı) inkâr edenlerin arkalarının (güçlerinin) kesilmesini istiyordu.*
(*) İki düşman taifesinden maksat, Medine’ye yapılacak saldırı için gerekli olan masrafların karşılanması, ordunun teçhizatı, araç ve gereçlerinin temin edilmesi için ticaret yapan Müşrik kervanı ile Medine’ye saldırmak için Bedir’e kadar gelen müşrik ordusudur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah size, düşman olan iki guruptan biri ile savaşacağınızı vaat edince, güçsüz olanlarla karşılaşmayı istediğiniz halde, diğer gurup ile sizi karşılaştırdı. Hâlbuki Allah, kelimeleri ile hakkın (vahiy ile vaat ettiği zaferin) gerçekleşmesini ve hakkı inkâr edenlerin güçlerinin kesilmesini istiyordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Allah iki takımdan birini sizin yeneceğinize söz vermişti. Siz ise silahsız olanı yenmeyi istiyordunuz. Allah da kendi sözleri gereğince doğruyu yerine getirmek, tanımazların kökünü kazımak istiyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani Allah iki güruhtan [⁹] birinin sizin olacağını [¹⁰] vaadetmişti. Siz ise kuvvetsiz ve silâhsız olan kafileyi arzu etmiştiniz. Allah da sözleriyle [¹¹] hakkı yerine getirmek, kâfirlerin kökünü kırmak ister.
[9] Şam'dan gelen kafile ile Mekke'den kalkan Kureyş askeri.[10] Bunlardan birine muzaffer olacağınızı.[11] Bu bapta indirdiği Âyet-i Kerîme ile.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani Allah size iki (düşman) gruptan [tâife] birini vaat ediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını arzuluyordunuz. Oysa Allah sözleriyle [bikelimâtihi] hakkı ortaya çıkarmak/gerçekleştirmek ve kâfirlerin de kökünü kesmek istiyordu.²
2 Ayette söz konusu edilen iki gruptan (tâ’ife) biri, Kureyşli müşriklerin Mekke’ye gitmekte olan ticaret kervanıdır. Diğeri de Mekke’den Bedir’e hareket etmekte olan Kureyş ordusudur. Müslümanlar, orduyla savaşmak yerine ticaret kervanına baskın yaparak ganimet elde etme peşindeydiler. Hâlbuki Allah, orduyla savaşılıp elde edilecek galibiyetle, kâfirlerin büyük bir darbe alarak yok edilmesini istemiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vaat ettiğinde, siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani Allah, bu iki topluluktan birinin —ya Kureyş ordusunun, ya da kervanın— elinize geçeceğini Peygambere müjdeleyerek size söz vermişti fakat siz,tehlikeye atılmaktan çekiniyordunuz. Güçlü Kureyş ordusunu bozguna uğratıp muhteşem bir zafer kazanmak yerine, kuvvetsiz olan kervanı ele geçirmek istiyordunuz. Oysa Allah, buyruklarıyla hakkı —yani hak ve adâlet prensiplerine dayanan ve hakîkatin ta kendisi olan bu dîni— yeryüzünde egemen kılmak ve hakkın karşısında duran zâlimleri bozguna uğratarak kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah size İki Tâife’nin birisinin sizin olacağını vaad ediyordu. Siz de Güçlü-Silahlı olmayanların sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle Hakk’ı gerçekleştirmeyi, Kâfirler’in kökünü kesmeyi istiyordu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hani Bedir günü Allah, iki düşman birliğinden birisinin kesinlikle sizin olacağını vadediyor, [4] sizler de, özellikle silahsız olan ticaret kervanına sahip olmak istiyordunuz. Allah ise, bu vesile ile, vaktiyle verdiği sözleri gerçekleştirmek, inkarın kökünü kazımak istiyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! Size iki taifeden biri sizindir diye vahyetmiştik. Siz de güçsüz olan tarafın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa hakkı gerçeği ortaya çıkarmak, inkâr edenlere sizin elinizle şiddetli bir ceza vermek istiyorduk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; [*] siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. (Oysa) Allah, sözleriyle [hakk]ı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
Bedir Savaşı, Miladi 624 yılında meydana gelmişti. Suriye’den dönmekte olan kervan 30-40 kişi tarafından korunuyordu ve içinde Amr b. Âs ile Amr b. Hişâm gibilerin de bulunduğu Ebû Süfyân komutasındaydı. Müslümanları yurtlarından çıkarmış olan Kureyşlilerden öç almak ve onları mağlup etmek için bu durum çok önemli bir fırsat oluşturmuştu. Müslümanların 300 veya 310 kişilik bir orduyla kervanı vuracağı haberi kervana ulaşınca, Ebû Süfyan kervanı sahile yönlendirerek Mekke’den yardım talebinde bulunmuştu. Bunun üzerine Kureyşliler 1000 kişilik güçlü bir orduyla kervanı korumak amacıyla yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar artık 30-40 kişinin değil, kendilerinden üç kat daha fazla yani 1000 kişilik çok güçlü bir orduyla karşı karşıya kalmışlardı. Müslümanların ordusu yaklaşık 300 kişiydi. İşte Bedir’de böyle bir ortamda savaş yapılacaktı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
7,8. İşte o zaman Allah size iki topluluktan birisinin¹ sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise silâhsız olan (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emriyle hakkı gerçekleştirmek, kâfirlerin kökünü kazımak, günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek istiyordu.
1 Bu iki topluluğun birisi, Ebû Süfyân’ın kırk atlı himâyesinde Şamdan gelmekte olan Kureyş kervanı idi. Diğeri ise, Ebû Cehil kumandasında, Mekke’den yola çıkan ve Bedir’e doğru gelen, bin kişilik silâhlı Kureyş ordusu idi. Peygamberimiz, bu kervanın gelişini haber vererek Medîne’den hareket etmiş, Sahabenin birçoğu ise, hedefin bu kervan olduğu düşüncesiyle fazla silâhlanmamışlardı. Ordunun Bedir’e doğru geldiğini Cebrâil, Peygamberimize bildirince Efendimiz yolda ashâbıyla istişare etti. Sahabenin birçoğu; “bizce düşmanı karşılamaktan, kervanı takip etmek, daha iyi olur” dediler. Peygamberimiz ise savaşmaktan yana idi. Uzun görüşmelerden sonra: Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Sa’d b. Ubade, Mikdad b. Amr ve Sa’d b. Muaz (r.a) Peygamberimizden yana görüş belirttiler ve sonunda savaş yapmaya karar verildi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İmdi, (hatırlayın) Allah, (bu) iki [düşman] topluluğundan birinin sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz olanın elinize düşmesini arzu ediyordunuz; ⁷ oysa Allah’ın muradı, sözleriyle tam bir uyum içinde, hakkın hak olduğunu göstermek ve hakkı inkar edenlerin son kalıntılarını da silip-atmak yönündeydi. ⁸
7 Lafzen, “Siz güçsüz olanın sizin olmasını isterken...” Bununla, Suriye’den gelen ve sadece kırk silahlı adam tarafından korunan ve bu yüzden de büyük bir tehlikeye maruz kalınmadan ele geçirilebileceği düşünülen kervan kasdediliyor.8 Mekke ordusunun Bedir’de bozguna uğratılması, İslam’ın kendi yurdundaki bütün muhaliflerinin gelecek birkaç yıl içinde saf dışı bırakılmalarına bir başlangıç oluşturdu: Bu, yukarıdaki kelimelerin (... muradı, sözleriyle tam bir uyum içinde, hakkın hak olduğunu göstermek ...) atıfta bulunduğu, Allah’ın gelecekte gerçekleşeceğine dair söz verdiği husustur. Bkz. 11. sure, 103. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin elinize geçeceğine dair size vaatte bulunuyordu. Siz ise zayıf ve korumasız olanı arzuluyordunuz. Oysa Allah, vaadi ve hükmü gereğince hakkın ortaya çıkmasını ve kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin elinize geçeceğine ilişkin vaadde bulunmuştu; siz ise korumasız olanın elinize düşmesini istiyordunuz. Ne ki Allah’ın muradı, kelâmı aracılığıyla[¹³³⁰] hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin kökünü kurutmaktı;[¹³³¹]
[1330] Hakkın gerçekleşmesinin savaşla değil, “ilâhî kelâm”ın taşıdığı hakikatin bilgisiyle olduğunun vurgulanması dikkat çekicidir. Savaş sadece “hakikat-insan” arasına gerilen engelleri kaldırabilir. [1331] Bu âyetin hiç kimsenin tahmin edemeyeceği muhteşem bir fütuhatı haber veren gaybî bir ihbar olduğuna tarih şahittir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler. Bedir savaşını) Hatırlayın ki, Allah size "İki galebeden biri, şüphe yok ki sizindir" diye vadediyordu. (Birisi Kureyş ordusuydu, diğeriyse -kırk süvari ile korunan- Şamdan gelen kervandı) Siz güçsüz olan kervanın sizin olmasını (şan ve şerefi olmayan küçük şeyler) arzu ediyordunuz. Allah ise, ayetleri ile (size yapacağı ilahi yardım ile) hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin kökünü kurutmayı murad ediyordu.
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh size, iki topluluktan birinin sizin olduğunu va’dediyordu; siz de dikensiz (kolay)olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allâh, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hani Allah Teâlâ size iki tâifeden birini, «Şüphesiz o sizindir!» diye vaadleşti. Siz ise arzu ediyordunuz ki, kuvvet sahibi olmayan sizin olsun. Halbuki, Allah Teâlâ emirleriyle hakkı izhar etmeyi ve kâfirlerin arkasını kesmeyi irâde buyuruyordu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
7, 8. Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vâd ettiğinde siz silahsız olan topluluğun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı üstün kılmak ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suçlu müşrik gürûhu hoşlanmasa da, hak olan İslâm'ı yüceltsin, batıl olan şirki de ortadan kaldırsın.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah size, iki topluluktan birinin sizin olduğunu va'dediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (kuvvetli olan takımı yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cenâb-ı Hak iki tâifeden birinin [²] sizin olacağını va'd buyurmuşdur. Siz kuvvetsiz ve silâhsız olan tâifenin sizin olmasını istersiniz. Allâh Te'âlâ ise, va'd-i kerîmi mûcibince hakkı yerine getirmeği ve kâfirlerin köklerini kesmeği murâd iyler.
[2] Şam'dan 'avdet iden Kureyş kervanını urmak üzere Rasûl-ü Ekrem ashâb-ı kirâmdan bir cemâ'at ile yola çıkdılar. Ebû Cehil de Mekke'den bir çok müşriki istihsâb ile kervanlarını muhâfaza içün karşılarına gitdi. Esnâ-yı tarîkde Cebrâîl 'aleyhisselâm gelerek Ebû Cehil'in kervana karşı vardığını ve mü'minlerin Ebû Cehil ve tevâbi'iyle harb itmeleri emr-i ilâhî muktezâsından oldığını haber virdi. Rasûl-ü Ekrem bunı berâberindeki ashâbına haber virince onlar: "Biz kuvvetsiz ve silâhsız olan kervana karşı çıkdık, şimdi harbe hazırlanmış müşrikîn ile uğraşamayız" didiler. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem efendimiz muğber oldılar. Ecille-i ashâb heman kıyâm ile: "Yâ Rasûlallah ne sûretle emir olundı ise öyle hareket buyur. Biz cümlemiz seninle berâberiz" dimeleriyle Fahr-i Kâinât münbasıt oldı. İşte bu iki tâifeden biri kervan ve diğeri Ebû Cehil ve ittibâ'ı idi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, o iki topluluktan[1] birinin sizin olacağına söz vermişti. Siz, güçsüz olanına hevesleniyordunuz. Allah ise verdiği sözler sebebiyle[2] gerçeği ortaya çıkarmak ve o kafirlerin[3] arkasını kesmek istiyordu.
[*] Mekkeli kafirlerin.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, iki gruptan birinin sizin olacağını vaat  etmişti. Siz güçsüz ve silahsız olanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, emirleriyle hakkın gerçekleşmesini ve kafirlerin gücünün arkasını kesmek istiyordu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah iki topluluktan birini size vaad ettiğinde, siz güçsüz olan topluluk elinize geçsin istiyordunuz. Allah ise buyrukları ve müjdeleriyle hakkı ortaya çıkarmayı ve kâfirlerin kökünü kesmeyi murad etmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacağını vaat ediyordu. Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir biçimde ortaya koymayı ve küfre batmışların ardını-arkasını kesmeyi istiyordu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim va'de eyledi-di size Tañrı birisini iki bölügüñ bayıķ ol sizüñdür. daħı sever idüñüz kim bayıķ silāḥludan ayruġı ola sizüñ. daħı diler-idi Tañrı kim ŝābit eyleye ḥaķķı sözleri-y-ile daħı kese śoñını kāfirlerüñ
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı va‘de eyledi size Tañrı Ta‘ālā iki ṭāyifenüñ birisi ki size nuṣret virüranlar üstine, ol vaḳtda siz seversiz şevketi olmayan size virile. Daḫı TañrıTa‘ālā diler ki ḥaḳḳı ẟābit eyleye kelimeleri bile, daḫı kese ardlarını kāfirle‐rüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O zaman Allah sizə iki dəstədən birinin (Şamdan qayıdan karvanın və ya Məkkədən çıxıb onların köməyinə gələn Qüreyş əsgərlərinin) sizin olmasını və’d edirdi. Siz silahsız (qüvvətsiz) karvanın sizin olmasını arzu edirdiniz. Allah isə Öz sözləri (bu barədə nazil etdiyi ayə) ilə haqqı (islamı) bərqərar etmək və kafirlərin kökünü kəsmək istəyirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Allah promised you one of the two bands (of the enemy) that it should be yours, and ye longed that other than the armed one might be yours. And Allah willed that He should cause the Truth to triumph by His words, and cut the root of the disbelievers;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! Allah promised you one of the two (enemy) parties,(1183) that it should be yours: Ye wished that the one unarmed should be yours, but Allah willed to justify the Truth according to His words and to cut off the roots of the Unbelievers;-
1183 Just before Badr there were two alternatives before the Muslims in Madinah, to save themselves from being overwhelmed by the Makkan Quraysh with all their resources from the rich Syrian trade. One, which had least danger for the time being, and also promised much booty, was to fall upon the Quraysh caravan returning from Syria to Makkah richly laden, and led by Abu Sufyan with only 40 men unarmed. From a wordly point of view this was the safest and most lucrative course. The other alternative, which was actually adopted on the recommendation of the Prophet by the guidance of Allah, was to leave the booty alone and march out boldly against the well-armed and well-equipped Quray sh anny of 1,000 men coming from Makkah. The Muslims had no more than 300 men, ill-armed, to oppose the force. But if they could defeat it, it would shake the selfish autocracy which was in possession of Makkah. By Allah's help they won a splendid victory, and the standard of Truth was established, never to be lowered again.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
işte o zaman ki
يَعِدُكُمُ
size vaad ediyordu
اللّٰهُ
Allah
اِحْدَى
birini
الطَّٓائِفَتَيْنِ
iki taifeden
اَنَّهَا
şüphe- siz o
لَكُمْ
sizindir
وَتَوَدُّونَ
ve istiyor- sunuz
اَنَّ
şüp- hesiz
غَيْرَ
olma- yan
ذَاتِ
sahibi
الشَّوْكَةِ
güç
تَكُونُ
olur
لَكُمْ
sizin
وَيُر۪يدُ
ve istiyor
اللّٰهُ
Allah
اَنْ يُحِقَّ
gerçekleştirmek
الْحَقَّ
hakkı
بِكَلِمَاتِه۪
sözleriyle
وَيَقْطَعَ
ve kesmek
دَابِرَ
ardını
الْكَافِر۪ينَۙ
kâfirlerin
İşte o zaman Allah size, iki taifeden birinin (silahsız kervanın veya silahlı Kureyş ordusunun) sizin olacağını vaad ediyordu; siz de güçsüz (ve silahsız) olan (kervan)ın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, (cihadla ilgili âyetleri ve resulünün) sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu mağlup ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِحْدَى
İsim
ا ح د
Biri, birine, birini
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
وَدَّ
Fiil-I
و د د
Arzu etti, istedi, sevgi besledi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
شَوْكَة
İsim
ش و ك
Güç, kuvvet
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَحَقَّ
Fiil-IV
ح ق ق
Gerçekleşti, açığa çıkardı, gerçekleştirdi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
كَلِمَات
İsim
ك ل م
Kelimeler, sözler
قَطَعَ
Fiil-I
ق ط ع
Kesti
دَابِر
İsim
د ب ر
Kökü, ardı
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler