7,8. İşte o zaman Allah size iki topluluktan birisinin¹ sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise silâhsız olan (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emriyle hakkı gerçekleştirmek, kâfirlerin kökünü kazımak, günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek istiyordu.
1 Bu iki topluluğun birisi, Ebû Süfyân’ın kırk atlı himâyesinde Şamdan gelmekte olan Kureyş kervanı idi. Diğeri ise, Ebû Cehil kumandasında, Mekke’den yola çıkan ve Bedir’e doğru gelen, bin kişilik silâhlı Kureyş ordusu idi. Peygamberimiz, bu kervanın gelişini haber vererek Medîne’den hareket etmiş, Sahabenin birçoğu ise, hedefin bu kervan olduğu düşüncesiyle fazla silâhlanmamışlardı. Ordunun Bedir’e doğru geldiğini Cebrâil, Peygamberimize bildirince Efendimiz yolda ashâbıyla istişare etti. Sahabenin birçoğu; “bizce düşmanı karşılamaktan, kervanı takip etmek, daha iyi olur” dediler. Peygamberimiz ise savaşmaktan yana idi. Uzun görüşmelerden sonra: Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Sa’d b. Ubade, Mikdad b. Amr ve Sa’d b. Muaz (r.a) Peygamberimizden yana görüş belirttiler ve sonunda savaş yapmaya karar verildi.