Yeryüzünde üstünlüğünü perçinlemedikçe, hiçbir Peygamberin (savaşlarda) esir alması doğru değildir.¹ Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz. Hâlbuki Allah sizin hesabınıza âhireti istiyor. Şüphesiz Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.²
1 İshan: Kalınlaştırmak demektir. Terim olarak ise; harpte düşmanın kuvvetlerini iyice vurarak, ordusunu kımıldayamayacak derecede yenmek anlamına gelir. Buna göre bu âyet: “Hiç bir Peygamberin bulunduğu yerde küfrü tamamen ortadan kaldırıp, İslâm’ı hâkim kılacak şekilde, Allah düşmanlarını yok edinceye kadar, onların askerlerini esir alması ve onlarla uğraşması doğru değildir.” şeklinde anlaşılır. Hele o esirlerin mal karşılığı serbest bırakılması ise, hiç doğru değildir. Hanefiler bunu câiz görmemişler ve bu şartlar altında esirlerin öldürülmesinin gerektiği kanaatinde olup bunda, “düşmana para ile asker kazandırmak vardır.” demişlerdir. Bk. (Muhammed: 4 ve dipnotu) 2 Bedir gününde, Peygamberimiz arkadaşlarına; “Esirler hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Ebû Bekir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar, soydaşların ve akrabalarındır. Onları serbest bırak ve tevbeye çağır, belki Allah, tevbelerini kabul eder.” Ömer: “Onlar, seni yalanladılar ve yurdundan çıkardılar, onların boyunlarını vur.” dedi. Peygamberimiz sustu ve hiçbirine bir şey söylemedi. Ebû Bekir’in görüşü, hoşuna gitti ve onları fidye alarak serbest bıraktı. Bunun üzerine de yaptığının yanlış olduğunu bildiren bu âyet, nâzil oldu. (Müslim, Ebû Davud, Tirmîzî) Bedir, Müslümanlar ve müşrikler arasında meydana gelen ilk savaştı. O zaman Müslümanlar azınlık, müşrikler ise çoğunluk durumundaydı. Savaşta alınan esirlerin hemen orada öldürülmesi, müşriklerin sayılarının azalması ve güçlerinin kırılması açısından çok önemliydi. Bu, onları bir daha Müslümanlara saldırmaktan caydıracaktı. Şüphesiz bu, ganîmetlerden daha önemliydi. İşte bundan dolayı Allah, Müslümanların Bedir’de esir almalarını, sonra da onları mal karşılığı serbest bırakmalarını hoş karşılamamıştır. En doğrusunu Allah bilir. Bk. (Fi Zılâl’il-Kur’an-Seyyid Kutub)