close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vee’iddû lehum mâ-steta’tum min kuvvetin vemin ribâti-lḣayli turhibûne bihi ‘aduvva(A)llâhi ve’aduvvekum veâḣarîne min dûnihim lâ ta’lemûnehumu(A)llâhu ya’lemuhum(c) vemâ tunfikû min şey-in fî sebîli(A)llâhi yuveffe ileykum veentum lâ tuzlemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah düşmanlarıyla size düşman olanları ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah'ın bildiği düşmanları korkutmak için onlara karşı kullanmak üzere gücünüz yettiği kadar kuvvet ve besili at hazırlayın, Allah yolunda ne harcarsanız size karşılığı tamamıyla ödenecektir ve asla zulme uğramayacaksınız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlara (gizli, açık düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar (bütün imkânları kullanarak siyasi, askeri ve iktisadi her türlü) kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar, (bugün ise üretilip devamlı bakımı yapılan uçaklar, füzeler ve tanklar) hazırlayın. Ki bunlarla Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği (ama) sizin bilmediğiniz diğer (gizli şer ve nifak odaklarını) korkutasınız (ve caydırıcılık gücüne sahip olasınız. Bu konuda cimrilik ve tedbirsizlik yapmayasınız). Allah yolunda (cihad uğrunda ve milli savunma amacıyla) her ne harcarsanız, (nasıl bir katkı sunarsanız, o ahirette) size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. (Allah adalet sahibidir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki, bununla hem Allah'ın, hem de sizin düşmanınız olan bu insanları, hem de sizin bilmediğiniz, ama Allah'ın bildiği başka düşmanları yıldırıp caydırabilesiniz; ve bilin ki, Allah yolunda her ne sarfederseniz, size bütünüyle ödenecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvetler, güçlü ordular ve atlı birlikler, hareket kabiliyeti yüksek birimler hazırlayın. Onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz Allah'ın bildiği düşmanları dehşete düşürür, korkutursunuz. Allah yolunda İslâm uğrunda karşılık beklemeden, değerli mallarınızdan gönüllü olarak ne harcarsanız size eksiksiz ödenir. Siz aslâ haksızlığa uğratılmayacaksınız.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/261; 3/196-197; 9/101; 24/57; 29/4.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiğince kuvvet ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bunlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan ayrı sizin bilmediğiniz ama Allah'ın bildiği daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız karşılığı size verilir ve haksızlığa uğratılmazsınız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Siz de düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar her türlü kuvvet ve cihad için, bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bununla Allah düşmanını, kendi düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmeyip de Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, onun sevabı eksiksiz size ödenir ve aslâ haksızlığa uğratılmazsınız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaşlık atlar hazırlayın. Onunla Allah’ın düşmanını, düşmanınızı ve daha az düşman olanları korkutursunuz. Siz onları bilmezsiniz. Fakat Allah onları bilir. Allah yolunda harcadığınız her şey size geri ödenecektir. Size asla zulmedilmeyecektir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiğince kuvvet hazırlayınız. Ordugâhlarda atlar besleyiniz. Böylece hem Allah'ın düşmanını, hem kendi düşmanınızı, hem de onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği düşman kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir; siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Besim Atalay
swap_vert close
Gücünüz yettiğince onlara karşı sizler hem kuvvet, hem de sınırlarda bağlı atlar hazırlayınız, bununla hem Allahın, hem de sizin düşmanınız olanları —Allahın bilip de, sizin bilmediğiniz— daha başkalarını korkutanız, Allahın yolunda neyi harcanırsanız, yine size ödenir, sizler zulme uğramazsınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O halde, onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve atlı savaş birlikleri hazır edin ki bununla hem Allah'ın hem de sizin düşmanınız olan bu insanları, hem de Allah'ın bildiği ama sizin bilmediğiniz diğer düşmanları yıldırıp caydırabilesiniz. (Fakat bunu yapabilmeniz için maddi ve manevi anlamda büyük fedakârlık etmeniz gerekiyor) Allah yolunda her ne harcarsanız, karşılığı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Düşmana karşı günün şartlarına göre meşru ve insanî sınırlar içinde her türlü hazırlığı yapmak Allah’ın bir emridir. Ayette özellikle “atlı savaş birlikleri” ne vurgu yapılması, vahyin ilk muhataplarının yaşadığı dönemde savaşta en etkin aracın savaş atları olmasındandır. Demek çağın şartlarına göre, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ait bütün araç gereçler, tanklar, kamyonlar, uçaklar, gemiler, toplar, füzeler, tüfekler, farklı savaş silahları ve bunlara ait mühimmat, ulaşım ve iletişim konusunda yapılması gereken her şey yapılmalıdır ve bu anlamda güçlü bir ekonomiye sahip olmak için gerekli çalışmalar ortaya konmalıdır. İslam’da tedbirsiz tevekkül diye bir şey yoktur. Bu konuda inananlar üzerlerine düşeni yapmak zorundadır. Surenin başından beri gelen ayetlere baktığımızda görüyoruz ki; Allah’ın yardımı hep kulun gayretinin arkasından gelmiştir. Yani Müslümanlar ellerinden geleni fazlasıyla yapmış, Allah da haksızlığa uğrayan kullarından desteğini esirgememiştir. Ancak yeri gelmişken bir ayrıntıyı atlamamak gerekir. Müslümanların hedefinde hiçbir zaman savaş olmamalı. Çünkü İslâm, savaşı, kavgayı, yıkıp yakmayı, talanı durdurmak için gelmiş bir barış dinidir. Onun hedefi barışın ve esenliğin egemen olduğu mazlum ve mağdurların olmadığı bir dünya kurmaktır. Müslümanların savaş için yapacakları bütün hazırlıkların amacı caydırıcılık olmalıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’ın düşmanlarını ve kendi düşmanlarınızı ve Allâh’ın bilüb de sizin bilmediğiniz diğer düşmanları korkutmak içün tekmîl silâhlarını ihzâr it kuvvetli orduları ayaklandır. Allâh uğrundaki tekmîl mesâ’îniz nâil-i mükâfât olacakdır. Hiç zarar görmiyeceksiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.  
 Bu âyette Allah Teâlâ düşmana karşı kuvvet hazırlamamızı emretmektedir. Bu kuvvetten maksat, savaşta düşmana üstünlük sağlayacak her çeşit vasıtadır. Kara, hava ve deniz kuvvetlerine ait bütün vasıta ve silahlar, kara ve demir yolları, ekonomik güç ve savaş tekniği gibi şeyler bu kuvvet mefhumuna dahildir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar için elinizden gelen kuvvet ve atlı birlikler (savaş araçları) hazırlayıp seferber edin. Böylece onlarla ALLAH'ın düşmanlarını, düşmanlarınızı ve onlardan başka bilmediğiniz, ancak ALLAH'ın bildiği kimseleri caydırırsınız. ALLAH yolunda ne harcarsanız size tam olarak ödenir ve hiç haksızlığa uğratılmazsınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah'ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah'ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve cihad için beslenen atlardan hazırlık yapın, onunla hem Allah düşmanını korkutursunuz hem sizin düşmanınızı hem de onlardan başka diğerlerini ki onları verseniz ecri size temamen ödenir, hiç de ziyan etmezsiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey îmân edenler!) Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları (savaş araçları) hazırlayın ki, bununla hem Allah’ın, hem de sizin düşmanınız olan kimseleri ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiği kimseleri (korkutup, size karşı savaştan) caydırabilesiniz. Allah yolunda sarf ettiğiniz her şeyin karşılığı size eksiksiz verilir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar güç ve savaş atları¹ hazırlayın ki, bununla Allah'ın ve sizin düşmanınızı ve onların dışındaki sizin bilmeyip, Allah'ın bildiği düşmanları korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Ve hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.
1- Savaş atları ile kast edilen şey, savaş için gerekli olan araç ve gereçleri bulundurmaktır. Savaş gereçleri, o gün kılıçtı, oktu, attı, deveydi… Günümüzde ise, bombadır, füzedir… Burada verilen mesajı günümüze uyarladığımız zaman, “Savaş için uçak, füze vb. şeyler yapın.” olarak anlaşılmalıdır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Siz de onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yetdiği kadar kuvvet ve (cihâd için) bağlanıb beslenen atlar hazırlayın ki bununla (bu hazırlanma ile) Allahın düşmanı ve sizin düşmanınız (olanlar) ı ve bunlardan başka sizin bilemeyib de Allahın bildiği diğerlerini korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız (ecri) size eksiksiz ödenir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve (cihâd için) bağlanıp beslenen atlardan (sürekli bakımı yapılan savaş vâsıtalarından) hazırlayın; bununla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin kendilerini bilmediğiniz, Allah'ın onları bildiği diğer (düşman) kimseleri korkutursunuz. Hem Allah yolunda her ne şey sarf ederseniz, karşılığı size tam olarak verilir ve siz (aslâ) haksızlığa uğratılmazsınız.(3)
(3)“Sizin herşeyiniz muhâfaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfâtını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı zü’l-Celâl, sizi celb edip, yer altında muvakkaten (geçici olarak) durdurur. Sonra huzûruna aldırır.” (Asâ-yı Mûsâ, 10. Hüccet-i Îmâniye, 188-189)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlara (barış antlaşmasını bozup size saldırılar düzenleyenlere) karşı gücünüzün yettiği kadar (bütün imkânları kullanarak siyasi, askeri ve iktisadi her türlü) kuvvet ve besili atlardan (çağın şartlarına göre en yüksek teknolojiyle donatılan bütün araç ve gereçlerinden) hazırlayın. Bununla, Allah’ın (temel ilkesi barış olan dininin) düşmanı ve sizin düşmanınız ve bunların dışında sizin bilmeyip (sadece) Allah’ın’nın bildiği diğer (saldırgan gizli şer ve nifak odaklarını) korkutup caydırasınız. Ve Allah yolunda (meşru savunma savaşında) her ne infak ederseniz size tam olarak (ahiretteki mükâfatı) ödenecek ve size haksızlık yapılmayacaktır. *
(*) (Saldırgan) düşmana karşı günün şartlarına göre meşru ve insanî sınırlar içinde her türlü hazırlığı yapmak Allah’ın bir emridir. Ayette özellikle “atlı savaş birlikleri” ne vurgu yapılması, vahyin ilk muhataplarının yaşadığı dönemde savaşta en etkin aracın savaş atları olmasındandır. Demek çağın şartlarına göre, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ait bütün araç gereçler ve bunlara ait mühimmat, ulaşım ve iletişim konusunda yapılması gereken her şey yapılmalıdır ve bu anlamda güçlü bir ekonomiye sahip olmak için gerekli çalışmalar ortaya konmalıdır. İslam’da tedbirsiz tevekkül diye bir şey yoktur. Bu konuda inananlar üzerlerine düşeni yapmak zorundadır… Ancak yeri gelmişken bir ayrıntıyı atlamamak gerekir. Müslümanların hedefinde hiçbir zaman savaş olmamalı. Çünkü İslâm, savaşı, kavgayı, yıkıp yakmayı, talanı durdurmak için gelmiş bir barış dinidir. Onun hedefi barışın ve esenliğin egemen olduğu mazlum ve mağdurların olmadığı bir dünya kurmaktır. (C. Külünkoğlu Meali Enfa-60. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın da sizinde düşmanınız olanları korkutmak için, gücünüz yettiğince gerek kuvvet ve gerekse atlı birlikler hazırlayın ki, sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiği diğerleri de korksunlar. Allah yolunda her ne harcarsanız size geri ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet, binek atları hazırlayın ki Allah’ın düşmanını, kendi düşmanınızı, bunlardan başka sizin bilmeyip de Allah’ın bildiği öbür düşmanları yıldırmış olasınız. Allah uğrunda her ne harcarsanız, o size ödenecektir. Size kıyılacak da değildir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet, bağlı atlar hazırlayın [⁷]. Onunla Allah/ın düşmanını, sizin düşmanınızı, onlardan başka sizlerin bilmeyip Allah/ın bildiği düşmanları da yıldırırsınız. Allah yolunda ne harcederseniz onun ivazı tamamıyle size verilir. Sizler mazlum ve mağdur olmazsınız [⁸].
[7] Harb aletlerini teçhiz edin.[8] Eksik bir şey almazsınız.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey inananlar!) Onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet ve savaş atları hazırlayınız²⁵. Çünkü hem Allah’ın düşmanını ve hem de sizin düşmanınızı ve onların dışındaki sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiği diğerlerini korkutup caydırmış olursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız, size karşılığı tam olarak verilir. Hiçbir haksızlığa uğramazsınız.
25 Atlar o dönemin en iyi savaş araçları idiler. Bu ayetten çağın gerektirdiği her türlü savaş araçlarını yani çağın en modern araç ve gereçlerini anlamak mümkündür. Her an savaşa hazır olmak lazımdır. Eğer böyle olursa düşmanları caydırabiliriz. Düşman savaşmayı göze alamaz. O zaman da barış içinde yaşamak mümkün olur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip de sizin bilemediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve (cihad için) bağlanmış atlar hazırlayın. Allah yolunda infak ettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan tamamen ödenecektir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara karşı, gücünüz yettiği kadar kuvvet toplayın, Müslümanca yaşamanız için en etkili ve üstün silah gücüne sahip olun. Sözgelimi, güçlü süvari birlikleri oluşturmak üzere savaş atları ve elinizdeki imkân ve içinde bulunduğumuz şartlara göre gerekli olan her şeyi hazırlayın ki, böylece hem Allah’ın düşmanı, hem de sizin düşmanınız olan insanları ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiği ve gelecekte Müslümanların başına belâ olabilecek kimseleri korkutup savaştan caydırabilesiniz. Fakat bunu gerçekleştirmek için, tüm malınız ve canınızı ortaya koymanız gerekiyor. Unutmayın ki, Allah yolunda her ne harcarsanız, size karşılığı eksiksiz ödenecek ve asla haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar için besili-bağlı Savaş Atları’ndan ve kuvvetlerden güç yetirdiğiniz şeyleri hazırlayın! Allah’ın düşmanlarına ve sizin düşmanlarınıza, -onları Allah biliyor, siz bilmezsiniz- onlardan başka diğerlerine de “çekinceli korku" salarsınız. Allah yolunda ne harcarsanız, size ödenir; haksızlığa uğratılmazsınız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yine de siz onlara karşı olabildiğince güçlü ve hazırlıklı olun. Her an, düşmana göz dağı verebileceğiniz eğitimli atlarınız olsun. Allah'ın gördüğü, sizin göremediğiniz gizli güçler için de caydırıcı gücünüz olsun. Allah için yaptığınız bütün harcamalar tekrar size dönecek ve size asla haksızlık edilmeyecektir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenlere karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın! Kendinize her açıdan donanımlı ordular kurun ki; Allah’ın düşmanlarını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiği, kendini belli etmeyen diğer düşmanlarınızı korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki [*] onunla Allah’ın düşman(lar)ını, sizin düşman(lar)ınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği diğerlerini korkutursunuz. Allah yolunda ne infak ederseniz (verirseniz) size eksiksiz ödenir; siz asla haksızlığa uğratılmazsınız. [*]
Bu emir, düşmana karşı saldıran olmayı değil, hazırlıklı olmayı içerir. Yüce Allah düşmanlara karşı güç hazırlamanın gerekliliğine değinmekte ve tarihsel şartları içeren, ancak bütün zamanları kapsayacak evrensel bir hükme değinmektedir.,Konuyla ilgili ayetlerden anlaşılıyor ki iyiliklerin ödülleri “en az” o iyilik kadar, hatta sınırsız olabilir. Kötülüklerin karşılığı ise affedilmezse “en fazla” o kötülük kadardır. Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; En‘âm 6:160; Nahl 16:126; Hacc 22:60; Neml 27:89-90; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe’ 78:36.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) Hem Allah düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah’ın bilip de sizin bilmediğiniz gizli düşmanlarınızı korkutup-caydırmak için; onlara karşı hazırlayabildiğiniz kadar,¹ her çeşit (askeri) kuvvet ve savaş atları hazırlayın.² Allah yolunda harcadıklarınızın sevabı asla haksızlığa uğratılmaksızın size eksiksiz ödenir.
1 Yani kâfirlerin bir tuzağı olan, “nükleer silâhsızlanma anlaşmaları” gibi saçmalıklar yapmadan, hazırlayabildiğiniz kadar çok savaş malzemesi, hazırlayın. Kuvvet hazırlamanın sınırı ise, insanın gücünün en son noktasıdır. 2 Bir Müslüman’ın gücü oranında maddi hazırlık yapması, cihadın gereğidir. Âyet, düşmanlara karşı şavaş için yapılacak hazırlığın; araçlarının, sınıflarının ve sebeplerinin farklılığına göre yapılmasını emrediyor. Özellikle, “atlı savaş birlikleri” ifâdesinin kullanılması, Kur’an’ın hitâp ettiği insanlar döneminde savaşta en etkin araç olmasındandır. Savaş araçlarını tekâmül ettirmeleri için Allah, Müslümanlara ayrıca; “onlara karşı hazırlayabildiğiniz kadar, her çeşit (askeri) kuvvet, hazırlayın.” buyurmuştur. İslâm Devletinin Yeryüzünde askeri kuvvet bulundurması mutlaka gereklidir. Bu kuvvetin görevleri ise: a- İslâm inancını benimsemek isteyenlerin önündeki engelleri kaldırmak, inananların dinlerini kâfirlerden korumak. b- İslâm Yurduna saldırmayı düşünenleri caydırmak. c- Bütün yeryüzünde din, Allah’ın oluncaya kadar kafirlerle savaşmak. d- Yeryüzünde kendisine ilâhlık sıfatı yakıştırarak, insanları kendi kanunlarıyla yöneten tüm beşerî güçleri yok etmektir. (Özetle; Fi Zılâl’il-Kur’an-Seyyid Kutub) Konu ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 200)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde, onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve binek hayvanı ⁶⁴ hazır edin ki bununla hem Allah’ın, hem sizin düşmanınız ⁶⁵ olan bu insanları, hem de sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiği başkalarını yıldırıp caydırabilesiniz; (ve bilin ki), Allah yolunda her ne sarf ederseniz ⁶⁶ size bütünüyle ödenecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
64 Daha yakın bir çeviri: “at tavlası”; “tavlada bağlı atlar” yahut “atlı birlik” (ribâtu’l-hayl). Düşman saldırısına açık olan yahut düşmanın saldırabileceği yerlerde savaşa girmeye hazır atlı birlikler bulundurmayı” (suğûr) tenbih eden bir ifade; lüzumlu her türlü askerî hazırlığı îma ediyor.65 Lafzen, “Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanınız”. Şunu îma ediyor: Her kim ki “Allah’ın düşmanı” ise (yani, Allah tarafından vaz‘edilen ilke ve kanunlara bilerek karşı çıkıyor ve onları ortadan kaldırmaya çalışıyorsa) aynı zamanda ve aynı sebeple (eo ipso) O’na inananların da düşmanıdır.66 Yani, çaba, mal ve can olarak her ne ki sarf ederseniz...  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın düşmanı ve dolayısıyla sizin de düşmanınız olan ve henüz sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutup caydırmak için elinizden geldiği kadar güç kuvvet ve savaş atları hazırlayın! Bunun için Allah yolunda sarf ettiğiniz her bir şey hiçbir eksiltme olmadan size geri ödenecektir. 3/142- 200, 4/71, 5/54, 8/65, 9/39- 40- 41, 21/80
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüz oranında kuvvet ve atlı birlik hazırlayıp, bu yolla hem Allah düşmanlarını, hem kendi düşmanlarınızı, hem de bunlar dışında sizin bilmeyip Allah’ın bildiği daha başkalarını yıldırıp caydırabilesiniz.[¹³⁸⁸] Ve Allah yolunda her ne harcarsanız size tümüyle geri ödenecektir; ve siz asla zulme uğramayacaksınız.
[1388] Zımnen: Saldırganı caydırmak için meşru ve insanî sınırlar içinde silahlanın! Yani, güç kullanmaya mecbur kalmamak için güçlü olun! Galibin affetmesi izzet, mağlubun affetmesi zillettir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) O kafirlere karşı (din uğrunda savaşabilmeniz için) gücünüzün yettiği kadar her kuvvetten (her çeşit savaş vasıtalarından) bağlı atlardan (atlar bağlı nakil vasıtalarından) yararlanmak suretiyle birlikler hazırlayın. Böylece Allah’ın ve sizin düşmanınızı (Mekke müşriklerini) ve Allah'ın bilip de sizin bilmediğiniz, onlardan başkalarını korkutmuş olursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız (biliniz ki) size eksiksiz ödenir. (Hem dünya hem de ahiret nimetlerine nail olursunuz) Asla haksızlığa uğratılmazsınız!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve bağlı savaş binitleri hazırlayın. Bununla Allâh’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allâh’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allâh yolunda ne harcarsanız size vefasızlık yapılmaz, hiç haksızlığa uğratılmazsınız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve bazı atlardan hazırlayınız. Bununla Allah Teâlâ'nın düşmanını ve sizin düşmanınızı ve onlardan başkalarını, (ki bunları siz bilmezsiniz, Allah Teâlâ bilir) korkutursunuz. Ve her neyi ki, Allah yolunda infak edersiniz, size tamamen ödenir ve siz asla zulme uğratılmazsınız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın. Savaş atları yetiştirin ki bu hazırlıkla Allah'ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve onların ötesinde sizin bilemeyip de, ancak Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutup yıldırasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, onun karşılığı size eksiksiz ödenir, size asla haksızlık yapılmaz. [29, 4; 24, 57; 3, 196-197; 9, 101; 2, 261]
Burada kuvvet kavramı son derecede kapsamlı bırakılmıştır. Maksat, düşmana karşı üstünlük vesilesi olacak her türlü hazırlıktır. Âyet, daha sonra, Kur’ân’ın indiği ortamda en önemli savaş vasıtalarından olan at yetiştirmeyi misal vermektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Bununla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız tam olarak size ödenir, hiç haksızlığa uğratılmazsınız.
Savaş araçları, jipler, kamyonlar, tanklar, uçaklar, toplar, füzeler ve her türlü savaş malzemesi.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirlerle mukâtele içün elinizden geldiği kadar kuvvet, silâh ve at ihzâr idin. Bununla (bu istihzârâtınızla) Allâh'ın ve sizin düşmanlarınızı ve onlardan başka sizin bilmeyüb Allâh'ın bildiği düşmanları korkudırsınız. Allâh'ın yolunda infâk iylediğiniz her bir şey size ödenir ve zulüm olunmazsınız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve atlı birlikler hazırlayın ki Allah’ın düşmanını, kendi düşmanınızı ve ayrıca sizin bilmeyip de Allah’ın bildiği öbür düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Haksızlığa uğratılmazsınız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki bununla Allah'ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve sizin bilmeyip Allah'ın bildiği bundan başka düşmanları korkutasınız. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size hiç bir haksızlık yapılmadan ödenecektir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara karşı gücünüzün yettiği her türlü kuvveti ve savaş için eğitilmiş atları hazırlayın—tâ ki, bunlarla Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanınızı ve bunlardan başka Allah'ın bildiği, sizin ise bilemediğiniz düşmanlarınızı korkutasınız. Siz Allah yolunda ne harcarsanız, hiçbir haksızlık yapılmadan onun karşılığı size ödenir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara karşı, gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın. Ordugâhlarda atlar besleyin. Böylece hem Allah'ın düşmanını hem kendi düşmanınızı hem de bunlardan başkalarını korkutabilirsiniz. Siz onları bilmezsiniz ama Allah hepsini bilir. Allah yolunda harcadığınız her şey size tam olarak ödenir; hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yaraķları anlaruñ içün [92b] anı kim gücüñüz yitti ķuvvetden. daħı yund baġlamaķdan. ķorķıdursuz anuñ-ile Tañrı düşmānını daħı sizüñ düşmānuñuzı daħı ayruķlar an- dan ayruķ bilmezsiz anları Tañrı bilür anları. daħı ne kim ħarc eyleyesiz nesene Tañrı yolında tamām degürinile size daħı siz žulm olınmayasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yaraḳ eyleñ anlar‐çun her ne ki gücüñüz yitişse ḳuvvetden ki oḳ at‐maḳdur, daḫı atlar baġlamaḳdan ġazālıġa ḳorḳutmaġ‐ıçun anuñ bile TañrıTa‘ālā düşmanlarını, daḫı sizüñ düşmanlaruñuzı, Mekke kāfirlerinden daḫıözge kāfirlerden. Siz anları bilmezsiz, Tañrı Ta‘ālā bilür anları. Her ne kimḫarc eyleseñüz Allāh yolına, tamām cezāsı virilür size. Daḫı size hīç ẓulmolunmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər) Allahın düşmənini və öz düşməninizi, onlardan başqa sizin bilmədiyiniz, lakin Allahın bildiyi düşmənləri (münafiqləri) qorxutmaq üçün kafirlərə qarşı bacardığınız qədər qüvvə və (cihad üçün bəslənilən) döyüş atları tədarük edin. Allah yolunda nə xərcləsəniz, onun əvəzi artıqlaması ilə ödənilər və sizə heç bir haqsızlıq edilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Make ready for them all thou canst of (armed) force and of horses tethered, that thereby ye may dismay the enemy of Allah and your enemy, and others beside them whom ye know not. Allah knoweth them. Whatsoever ye spend in the way of Allah it will be repaid to you in full, and ye will not be wronged.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Against them make ready your strength to the utmost of your power, including(1225) steeds of war, to strike terror into (the hearts of) the enemies, of Allah and your enemies, and others besides, whom ye may not know, but whom(1226) Allah doth know. Whatever ye shall spend in the cause of Allah, shall be repaid unto you, and ye shall not be treated unjustly.(1227)
1225 The immediate occasion of this injunction was the weakness of cavalry and appointments of war in the early fights of Islam. But the general meaning follows. In every fight, physical, moral, or spiritual, arm yourself with the best weapons and the best arms against your enemy, so as to instil wholesome respect into him for you and the Cause you stand for. 1226 There are always lurking enemies whom you may not know, but whom Allah knows. It is your duty to be ready against all, for the sacred Cause under whose banner you are fighting. 1227 Be always ready and put all your resources into your Cause. You do not do so in vain. Allah's reward will come in various forms. He knows all, and His reward will always be more generous than you can possibly deserve.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَعِدُّوا
ve hazırlayın
لَهُمْ
onlara karşı
مَا
o şe- yi ki
اسْتَطَعْتُمْ
gücünüz yetti
مِنْ قُوَّةٍ
bir kuvvetten
وَمِنْ رِبَاطِ
ve bağlanıp besle- nenden
الْخَيْلِ
atların
تُرْهِبُونَ
korkutursunuz
بِه۪
onunla
عَدُوَّ
düşma- nını
اللّٰهِ
Allah'ın
وَعَدُوَّكُمْ
ve düşmanınızı
وَاٰخَر۪ينَ
ve diğerlerini
مِنْ دُونِهِمْۚ
onlardan başka
لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ
kendilerini bilmiyorsunuz
اَللّٰهُ
Allah
يَعْلَمُهُمْۜ
onları biliyor
وَمَا
ve o şey ki
تُنْفِقُوا
infak edersiniz
مِنْ شَيْءٍ
bir şeyden
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
يُوَفَّ
tastamam olarak verilir
اِلَيْكُمْ
size
وَاَنْتُمْ
ve siz
لَا تُظْلَمُونَ
haksızlığa uğra- tılmazsınız
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar her kuvvetten ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlardan hazırlayın! Bununla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda her ne infak ederseniz de (karşılığı) size tastamam verilir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
اَعَدَّ
Fiil-IV
ع د د
Hazırladı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِسْتَطَاعَ
Fiil-X
ط و ع
Gücü yetti, güç yetirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قُوَّة
İsim
ق و ي
Kuvvet, güç, sağlamlık
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رِبَاط
İsim
ر ب ط
Bağlanıp beslenen
خَيْل
İsim
خ ي ل
Atlar, süvariler
اَرْهَبَ
Fiil-IV
ر ه ب
Korkuttu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَفّٰى
Fiil-II
و ف ي
Tastamam verdi, tastamam ödedi, vefa gösterdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti