close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 57. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-immâ teśkafennehum fî-lharbi feşerrid bihim men ḣalfehum le’allehum yeżżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Savaşta üst gelirsen onları, izlerini izliyenlere de tesir edecek ve onları da korkutacak bir tarzda cezalandır da bunu ansınlar, ibret alsınlar bundan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et (ve yıldır) ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydırabilesin). Umulur ki düşünüp ibret alarak (Hakka ve hayra yönelirler).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler ibret alırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bundan dolayı, onları savaşta yenersen, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları savaşta yakalayacak olursan onlar(a karşı yapacağın uygulama) ile arkalarında olanları da dağıt. Olur ki ibret alırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onun için, o ahdlerini bozanları harbde yakalarsan kendilerine yapacağın ağır muamele ile arkalarındakileri dağıt. Olur ki düşünürler de ibret alıp ahdi bozmaktan sakınırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer savaşta onları yakalarsan, onlarla arkalarında kalanları korkutarak dağıt. Belki öğüt alırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan, onlarla birlikte arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ders alsınlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Savaşta onları yakalar isen, hemencek dağıt, arkada olanlar öğüt alalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer onları savaşta ele geçirirsen, öyle cezalandır ki, geride kalanlara ibret olsun.
Cemil Said
swap_vert close
Muhârebe esnâsında ânları yakalar isen cezâlarını vir ki ânları ta’kîb idenler de ’ibret alsunlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
56,57. Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Savaş esnasında eline düşerlerse onlara geridekilere ibret olacak şekilde davran ki, belki akıllarını başlarına devşirirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.
Edip Yüksel
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
onun için onları ne zaman harbde yakarlarsan kendileriyle arkalarındakileri ürgüt gerek ki ıbret alırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan, arkalarındaki (kâfir) lere gözdağı olacak şekilde, (onları) darmadağın et.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun için eğer bunları harbde muhakkak yakalarsan onlar (a yapacağın ceza) ile arkalarında (ahdi bozacak) kimseleri de ürküt. Me'müldür ki (onlar da) iyice ibret alırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O hâlde onları savaşta yakalarsan, artık onlar(a vereceğin cezâ) ile arkalarında bulunanları (öyle) ürküt ki ibret alsınlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Eğer savaşta (saldırıya geçtiklerinde) onları (o barış antlaşmasını bozan saldırganları saldırı anında) yakalarsan geriden gelenlere (onlar gibi aynı şekilde davranacak, barış antlaşmasını bozup saldıracak olanlara) ibret olsun diye darmadağın et ki, akıllarını başlarına alsınlar. *
(*) Hz. Peygamber (a.s.) Benî Kurayza Yahudileri ile bir sözleşme yapmıştı. Müslümanlar aleyhinde hiç kimseye destek vermemeyi kabul etmişlerdi. Buna rağmen Bedir savaşında Mekke müşriklerine silah yardımı yaptılar. Başkanları Kâb b. Eşref Mekke’ye gidip orada müşriklerle bir ittifak gerçekleştirdi. Benî Kaynuka Yahudileri de sözleşmeye rağmen, kendi bölgelerine gelen bazı Müslüman kadınları rahatsız edip Hz. Peygamberce ikaz edildiklerinde küstahça cevap verdiler. Âyet bu ortamda indirildi. (S. Yıldırım Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Artık onları savaşta yakalarsan, onlara en sert şekilde davran ki, arkadan gelenler, belki bunlardan öğüt alırlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer onları savaşta yakalıyacak olursan, onlarla birlikte arkadakileri de darmadağın et, öğütlensinler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları [²] harbte ele geçirirsen arkadakilerini dağıt [³] ki ibret alsınlar.
[2] Ahdi bozanları.[3] Öyle katlet ki heybetinden arkadakiler kaçmış olsunlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer onları savaşta yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde onları darmadağın et.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bu yüzden eğer onları savaşta ele geçirirsen, onları öyle bir dağıt ki, belki arkalarında olanlar hatırlayıp kendilerine gelirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onları savaşta ele geçirirsen, onlara vereceğin ceza ile, arkalarında bulunan ve antlaşmayı bozma niyeti taşıyan kimselere öyle bir gözdağı ver ki, akıllarını başlarına toplasınlar da, ihânet etmekten sakınsınlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları Harp’te yakalarsan, arkalarından gelen kimseleri bunlarla ürküterek kaçır! Umulur ki öğüt alırlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu gibileri savaşta canlı olarak ele geçirecek olursan, öyle bir korkut ki geridekilere ders olsun. Mutlaka dikkate alacaklardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sözleşmelerinden dönen inkârcıları yakalarsan onlara öyle bir ceza ver ki; sözleşmelerinden dönmenin ne demek olduğunu anlasınlar. Bir daha seninle anlaşma yaparlarsa; anlaşmalardan vazgeçmenin cezasının büyük olduğunu bilsinler, bunu iyice kavrasınlar. Böylece sizinle anlaşma yapacak olanların hepsi verilen cezadan ibret alsın. Unutmayın ki güveni ortadan kaldıran hiçbir eylem cezasız kalamaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan, onları darmadağın et ki arkalarından gelenler için (gerçeği) hatırlamaları noktasında (bir ders olsun).
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Eğer onları savaşta yakalarsan ibret almaları için, onlara vereceğin (ceza ile) kendilerinden sonrakilere de gözdağı ver.¹
1 Bu âyet “Eğer savaşta onları ele geçirirsen, onları geride kalanlara ibret olacak biçimde cezâlandır.” şeklinde de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, ⁶⁰ belki berikiler akıllarında tutarlar;
60 Lafzen, “onlar(a yaptıkların)la, onların ardından gelenleri (de) darmadağın et”; yahut “onlar aracılığıyla onlara uyanların gözlerini korkut”: yani, “onlarla savaş ve onlara unutamayacakları bir ders ver”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan geriden gelenlere ibret olsun diye darmadağın et ki, akıllarını başlarına alsınlar. 4/76, 9/12-14-56-73-123
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
savaşta onları gözüne kestirirsen,[¹³⁸⁵] geride kalanlara ibret olsun diye öyle bir darmadağın et ki, berikiler ders alabilsinler.
[1385] Teskafennehum için bkz: 2:191, ilgili not.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Eğer savaşta onları yakalarsan, diğerlerine göz dağı vermek için onları (sert davranarak) korkut, umulur ki ibret alırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlara vereceğin ceza korkut ki arkalarındakiler ibret alsınlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi her ne zaman muharebede onları kat'i sûrette yakalar isen onlar ile arkalarındaki kimseleri ansızın korkut. Umulur ki, ibret alırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onları savaşta ele geçirirsen, kendilerine öyle bir muamele yap ki onların arkasındaki bütün öbür düşmanlara da ibret olsun da, akıllarını başlarına alsınlar.
Hz. Peygamber (a.s.) Benî Kurayza Yahudileri ile bir sözleşme yapmıştı. Müslümanlar aleyhinde hiç kimseye destek vermemeyi kabul etmişlerdi. Buna rağmen Bedir savaşında Mekke müşriklerine silah yardımı yaptılar. Başkanları Kâb b. Eşref Mekke’ye gidip orada müşriklerle bir ittifak gerçekleştirdi. Benî Kaynuka Yahudileri de sözleşmeye rağmen, kendi bölgelerine gelen bazı Müslüman kadınları rahatsız edip Hz. Peygamberce ikaz edildiklerinde küstahça cevap verdiler. Âyet bu ortamda indirildi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ibret alsınlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onları buldığın zamân (harbde veyâ sâir yerde rast geldiğin vakit) arkalarından koğub katl it ki bundan 'ibret alub mütte'iz olalar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları savaşta yakalarsan öyle dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Savaşta onları yakalarsan darmadağın et ki arkalarındakilere ibret olsun!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Savaşta onları ele geçirdiğin zaman öyle cezalandır ki, arkalarındakiler darmadağın olsun—belki böylece ibret alırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger ŧuŧaśañ anları çalışda daġıdgıl anlaruñ ile anı kim ardlarındadur anuñ-içün kim anlar ögütleneler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger ẓafer bulsañ anlara ṣavaşda, pes ṭaġıt anları öldürmek bile, ardların‐da olan özge kāfirler. Ola kim kāfirlere naṣīḥat ola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əhdi pozanları müharibədə yaxalasan (ələ keçirtsən), onlar ilə (onlara tutacağın divanla, verəcəyin cəza ilə) arxalarında olan kimsələri də (qorxudub) dağıt ki, onlar (bundan) ibrət alsınlar (bir daha əhdi pozmağa cür’ət etməsinlər)!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
If thou comest on them in the war, deal with them so as to strike fear in those who are behind them, that haply they may remember.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If ye gain the mastery over them in war, disperse, with them, those who follow them, that they may remember.(1224-A)
1224-A The purpose of the verse is to urge Muslims to act against their enemies described above with a severity and resoluteness which would serve as a deterrent to other enemies of Islam who might be inclined to follow their example and act treacherously towards Muslims. (Eds.)-  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِمَّا
o hâlde eğer
تَثْقَفَنَّهُمْ
onları yakalarsan
فِي الْحَرْبِ
savaşta
فَشَرِّدْ
artık ürküt
بِهِمْ
onlar ile
مَنْ
o kimse- leri ki
خَلْفَهُمْ
arkaların- dadır
لَعَلَّهُمْ
ta ki onlar
يَذَّكَّرُونَ
ibret alırlar
Eğer savaşta onları yakalarsan, artık onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunanları da (öyle bir) ürküt(üp gönüllerine korku sal) ki ibret alsınlar!
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
ثَقِفَ
Fiil-I
ث ق ف
Yakaladı, buldu, ele geçirdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَرْب
İsim
ح ر ب
Savaş
شَرَّدَ
Fiil-II
ش ر د
Ürküt
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti