O, HAKKI inkara şartlanmış olanları ölüme sürüklediği zaman, ⁵⁵ [nasıl olacak] bir görebilseydin: Melekler onların yüzlerine, sırtlarına vurarak: “Yakıp kavuran azabı tadın, bakalım!” [diyecekler],
55 Yahut: “... melekler, hakkı inkara şartlanmış olanların canlarını alacakları zaman, onların yüzlerine, sırtlarına vuracaklar”. Bu ibarenin anlamı, yeteveffâ fiilindeki zamirin meleklere ya da Allah’a izafe edilmesine göre değişiyor. Meleklere izafe edilirse: “Onların canlarını aldıkları zaman ...” anlamına; Allah’a izafe edilirse: “Onları ölüme sürüklediği zaman ...” anlamına geliyor (Zemahşerî ve Râzî). Günahkarların yüzlerine, sırtlarına vurulması, Râzî’ye göre, onların bu dünyada yaşarken hakkı inkar etmelerinin bir sonucu olarak ahirette karşılarına çıkacak olan azabı ifade eden temsîlî bir anlatımdır: “Bunların arkalarında da kopkoyu bir karanlık vardır, önlerinde de kopkoyu bir karanlık ...”, “Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vuracaklar” sözünden kasıt da budur işte. Müfessirlerin çoğu bu bölümün münhasıran, Bedir’de öldürülen müşrik Kureyşlilere ilişkin olduğunu söylemişlerse de, bizce ayetin şumûlünü belli bir tarihsel olayla sınırlandırmak için ortada hiçbir sebep yoktur; kaldı ki sonraki bölüm (55. ayetin sonuna kadar) meselenin “hakkı inkara şartlanmış olan” herkesle alakalı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.