close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kemâ aḣraceke rabbuke min beytike bilhakki ve-inne ferîkan mine-lmu/minîne lekârihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Nasıl ki Rabbin, seni hak uğruna evinden çıkarmıştı ve şüphe yok ki inananların bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.
Bedir savaşına işarettir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani nasıl ki; Rabbin Seni evinden Hakk uğrunda (Bedir Savaşı’na) çıkardığında, kesinlikle mü’minlerden bir grup (bundan hoşlanmamış ve) isteksiz davranmışlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nitekim Rabbin hak uğrunda, seni savaşmak üzere evinden çıkarmıştı da, mü'minlerden bir kısmı, bundan hoşlanmamış, isteksizlik göstermişlerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bedir ganimetlerinin dağıtımı sırasındaki ashabın tavrı, Rabbinin seni hak uğrunda, sorumluluğun gereği haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak evinden, şehrinden Bedir'e doğru yola çıkardığı andaki tavırlarına benziyor. Mü'minlerden bir grup senin bu tutumundan hiç hoşlanmamıştı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nitekim Rabbin seni hak üzere evinden çıkardığı zaman da mü'minlerden bir grup isteksizdi. [1]
5.İbnu Ebi Hatim`in ve İbnu Merdeviye`nin Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) Medine`de Ebu Süfyan`ın ticaret kervanının gelmekte olduğunu haber aldı ve: "Ne dersiniz belki Allah bize onların mallarını ganimet verir ve bizi selâmete kavuşturur" diye buyurdu. Böylece Müslümanlar kervanının önünü kesmek üzere yola çıktılar. Bir veya iki gün yol aldıktan sonra, Resulullah (a.s.) Kureyş`ten kervanı korumak üzere yola çıkan toplulukla savaşma konusunu sahabilerle istişare etti. Sahabilerden bazıları: "Ey Resulullah (a.s.)! Vallahi biz bu toplulukla savaşacak güce sahip değiliz, biz kervanın önünü kesmek için çıktık" dediler. Resulullah (a.s.) da: "Siz de Musa`nın kavminin dediği gibi: "Sen ve Rabb`in gidip çarpışın, biz şurada oturuyoruz" demeyin diye buyurdu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.1.Burada Resulullah (a.s.)`ın Bedir savaşına gitmek üzere evinden çıkması olayına işaret edilmektedir. Bu savaşa çıkılırken mü`minlerden bazıları hazırlıksız oldukları gerekçesiyle itirazda bulunmuşlardı. Ayeti kerimede "Kema..." denilirken de bu olayla mü`minlerden bazılarının Bedir savaşında ele geçirilen ganimetlerin taksimi konusundaki hoşnutsuzlukları arasında bir benzetme yapıldığı, bu iki olay arasındaki benzerliğe işaret edildiği tefsirlerde ifade edilmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ganimetlerin taksiminden bazı kimselerin hoşlanmayışı, Rabbin seni hak uğrunda (savaş için) evinden çıkardığı hale benzer. Çünkü müminlerden bir topluluk muhakkak ki (Savaşa çıkmak) istemiyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Büyük ganimetlerin bölüşülmesine hoşnutsuzluk gösterenler, Bedir savaşına çıkmana da hoşnut olmamışlardı.) Nitekim Rabbin hakk ile (savaş için) seni evinden çıkartmıştı. O zaman müminlerden bir grup bunu istemiyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hani, müminlerden bir grup tamamen isteksiz olmasına rağmen Rabbin seni hak uğruna öz yurdundan çıkartmıştı.
Besim Atalay
swap_vert close
Nitekim, hak uğrunda Tanrın seni evinden çıkarmıştı, bir bölük inanlılar bunu hoş görmemişti
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ganimetlerin taksimi konusunda bazılarının hoşnutsuzluğu,) Rabbinin seni hak uğrunda (Bedir'de savaşmak üzere) evinden çıkardığı zamanki tavırlarına benzer. (Bedir savaşına katılmak konusunda da) müminlerden bir grup isteksizdi.
Cemil Said
swap_vert close
Tahattur it Allâh seni hak dîni neşr itmek üzere hânenden çıkardığı vakit mü’minlerin bir kısmı istemiyerek seni ta’kîb idiyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nitekim müminlerden bir kısmı isteksiz oldukları halde rabbin seni, doğru bir kararla evinden savaşa çıkarmıştı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Onların bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediği halde, Rabbinin seni evinden hak uğruna çıkardığı (zamanki halleri) gibidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Nitekim Rabbin seni belli bir planın gerçekleşmesi için evinden çıkarmıştı. İnananlardan bir grup bundan hoşlanmamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nitekim Rabbin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkarmıştı. Oysa müslümanların bir kısmı o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nasıl ki: rabbın seni hakk uğruna evinden çıkardı ve mü'minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rabbin seni (Bedir’de, cihat yapmak için) hak üzere evinden çıkardığında mü’minlerden bir grup isteksizdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Keza, Rabb'in hakk¹ uğruna seni evinden çıkardı. Oysa Mü'minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.
1- Gerçek olan, gerçeklik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(«Bedir» ganimetlerinin taksiminden ba'zıları nasıl hoşlanmadılarsa) Rabbin seni hak uğrunda evinden (harbe) çıkardığı zaman da (hal böyle idi.) Çünkü mü'minlerden bir zümre muhakkak ki isteksizdirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onların ganîmetler hakkındaki ihtilâfı) şu hâle benzer ki, Rabbin seni evinden hak uğruna (da'vân adına) çıkarmıştı da, (sâdece kervan için çıkıp, bir cihad emriyle karşılaşınca) doğrusu mü'minlerden bir kısmı (buna) gerçekten isteksizlerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nitekim, Rabbin seni hak uğruna (size saldıranlara karşı meşru müdafaa hakkınızı kullanmak üzere) evinden (Medine’den) çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda (saldıran müşriklere karşılık verme hususunda) kesinlikle isteksiz idiler.*
(*) Bu ayetin ganimetlerin bölüşümüyle bir alakası yoktur, çünkü Medine’ye saldırmak üzere Mekke’ den Bedir’e kadar gelen müşriklere karşılık verme hususunda mü’minlerin hazırlıklı olmadıkları gerekçesiyle bazıları isteksiz idiler. İşte ayette buna vurgu yapılıyor. (الله اعلم) Bu nedenle bazı mealcilerin bunu ganimet olayına bağlamaları çok yalnıştır. Zira ayetin ilk cümlesinde ganimete vurgu yapılmadığı için, son cümlesini ganimet olayına bağlamak mümkün görülmemektedir. Aşağıdaki tefsir metnine bakılabilir. وهو أن نقاتل المشركين إذا قاتلونا ، فيكون حينئذ كلاما مبنيا على معهود قد علم حكمه مكرر ذكره تأكيدا ، وإن لم يكن راجعا إلى معهود فهو لا محالة مجمل مفتقر إلى البيان ، وذلك أنه معلوم عند وروده أنه لم يأمرنا بقتال الناس كلهم فلا يصح اعتقاد العموم فيه ، وما لا يصح اعتقاد العموم فيه فهو مجمل مفتقر إلى البيان (حكام القرآن للجصاص))والمعنى أن الله أمره بالخروج إلى المشركين ببدر أمراً موافقاً للمصلحة في حال كراهة فريق من المؤمنين ذلك الخروج (التحرير والتنوير) وهذا الفريق من المؤمنين لم تخرجهم الكراهية عن الإيمان؛ ونعلم أن كراهية القتال أمر وارد بالنسبة للبشر، وسبحانه وتعالى القائل: { كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ) (خواطر محمد متولي الشعراوي) :أي قتال الذين اعتدوا عليكم  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnananlardan bir gurup hoş görmedikleri halde, Rabbin seni gerçek doğru bir sebep için evinden çıkarmıştı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Nasıl ki, çalabın seni doğruluk uğrunda evinden çıkardığı gün de öyle oldu. Çünkü inananlardan bir kısmı savaştan çekiniyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nitekim [⁵] mü/minlerin bir fırkası hoşlanmamışlarken Rabbin seni hak uğrunda evinden [⁶] çıkarmıştı.
[5] İlk doyumluk olan Bedir doyumluklarında Eshab-ı Güzin ihtilâf etmişlerdi. Nazm-ı Celil ile doyumluklar hususu peygamberimize bırakılmış, peygamberimiz de doyumlukları müsavat üzere taksim etmişlerdi. Bundan nasıl hoşlanmadılarsa kuvvetli düşman karşısında harb etmekten de hoşlanmamışlardı.[6] Seni evinden veya Medine'den çıkarmıştı veya vahiy ile seni çıkarmıştı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nasıl ki Rabbin seni (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Şüphesiz inananlardan belli bir grup [ferîkan] bundan hoşlanmıyordu.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ganimetlerin bölüşümü sırasında karşılaştığın bu hoşnutsuzluk) Tıpkı müminlerin bir kesimi istemediği halde, Rabbinin seni hak üzere (savaşmak için) evinden çıkarmasına benzer.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nitekim Rabb’in, hak uğrunda seni Bedir savaşı için evinden çıkardığı zaman da, müminlerden bir bölümübundan hiç hoşlanmamıştı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Nasıl ki rabbin seni Hakk uğrunda senin evinden çıkardı; Müminler’den bir fırka, elbette hoşlanmamaktadır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Rabb'in ilahî bir görev dolayısıyla seni evinden alıp götürürken Bazı müminler yine isteksizdiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hatırla! Rabbin seni hakkı adaleti sağlamak için savaşmak üzere evinden çıkarmıştı. Müminlerden bir grup savaşmak konusunda isteksizdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Nitekim müminlerden bir grup istemediği hâlde, Rabbin seni bir amaç uğrunda evinden çıkarmıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
4,5. İşte gerçek mü’minler onlardır.¹ (Ey Muhammed!) Tıpkı Rabbinin seni, hak uğruna savaşmak için² evinden çıkardığında olduğu gibi, onlara Rablerinin katında yüksek dereceler, büyük bir af ve tükenmez bir rızık vardır. Oysa Müslümanların bir kısmı, o zaman bundan hiç hoşlanmamışlardı.
1 Hakikatte mü’min diye, ancak bunlara denilir. Zîrâ onlar, hem kalpleri, hem kalıpları ile mü’mindirler. (Elmalılı)2 Bedir savaşı için…  
Muhammed Esed
swap_vert close
SANKİ Rabbin seni, inananlardan bazıları buna karşı oldukları halde, hak yolunda [savaşmak üzere] evinden çıkarmış gibi, ⁶
6 Yani, müslümanların Kureyş ordusuyla açık bir savaş vermeleri gerektiği fikrinin gerçekten Allah’ın dileği olduğu açığa çıktıktan sonra Bedir Savaşı öncesi durum hakkındaki bu atıf (bkz. surenin başındaki giriş notu) hem 1. ayette verilen “Allah’a ve O’nun Elçisi’ne karşı duyarlık gösterin” öğütüyle, hem de 2. ayette müminlerin Rablerine güven besleyip O’na dayanmaları gerektiği yolunda yapılan hatırlatmayla bağlantılıdır. Hz. Peygamber’in ashâbından birkaçı, Suriye’den dönen Mekke kervanına saldırmak ve böylece kolay yoldan ganimet elde etmek dururken, tutup Kureyş’in ana kuvvetleriyle savaşa girmek fikrini hoş karşılamadılar. Fakat çoğunluk, onları her nereye sevk etmek isterse istesin Allah’ın Elçisi’ne uyacaklarını açıkladılar hemen. Bazı müfessirler burada cümlenin başındaki zarf takısı kemâ’yı (tıpkı, sanki) önceki pasaja ve dolayısıyla müminlerin Allah’ın emirlerine uymak konusundaki görevlerine bağlamak eğilimindedirler. Diğerleri ise, bunu biraz fazla zorlanmış bir yorum olarak görüp, burada “kemâ” ile îma edilen karşılaştırmayı, 6. ayetin ilk cümlesine bağlayarak bu pasajı şöyle aktarıyorlar: “Sanki bazı müminler Kureyş’e karşı savaş vermek üzere Medine’den çıkmak fikrinden hoşlanmamışlar gibi, bu yüzden tutup bunun gerçekten Allah’ın dileği olup olmadığı konusunda neredeyse seninle tartışacaklardı”. Bu, Taberî’nin de bu ayet hakkındaki kendi yorumunda olumlayarak kaydettiği üzere, özellikle Mücâhid’in görüşüdür.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani Rabbin seni gerçek bir amaç için evinden çıkardığında müminlerden bir grup bu durumdan hiç hoşlanmamışlardı. 4/77, 8/8, 61/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
TIPKI,[¹³²⁸] Rabbin seni hakikat yoluna (savaşmak için) evinden çıkardığında inananlardan kimileri bundan nasıl hoşlanmadılarsa;
[1328] Kemâ edatının kendinden öncesini değil, kendinden sonraki 6. âyeti gördüğüne ilişkin Taberî’nin Mücâhid’den naklettiği görüş daha tutarlıdır. Bu görüş ışığında Taberî’nin bu iki âyetin kazandığı anlamı mealen vermesi, kayda değer bir husustur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Hatırlarsın) Rabbin seni hak uğrunda evinden (savaşa) çıkarmıştı, müminlerden bir kısmı ise bunu, (öyle az bir kuvvet ile düşmana karşı çıkmayı hiç de) hoş görmüyorlardı.
Osman Fırat
swap_vert close
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Müminlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir kısmı ise şüphe yok ki, bunu hoş görmüyorlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6. Nitekim pek yerinde ve gerekli bir iş için Rabbin seni evinden çıkardığı zaman da, müminlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. Gerçek apaçık meydana çıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle münakaşa ediyorlardı; sanki göz göre göre ölüme sevk ediliyorlardı. [2, 216; 3, 123]
Yüce Allah ganimetlerin taksimi hakkında hükmü bildirmediği için önce bu hususta tartışma çıkmıştı. O konuda âdil hüküm Allah’a ve Resulullah’a ait olduğu gibi, Allah’ın hakkı ve adaleti gerçekleştirmek üzere Hz. Peygamber (a.s.m.)’ı Bedir gazası için sefere sevk etmesinde de, hüküm Allah’a ait idi.Söz konusu hak: yapılması gerekli olan iş, şirk kuvvetleri ile savaşmak, hakkı izhar etmek idi. Allah’ın rızasının müşriklerle savaşarak müstahak oldukları dersi vermekte olduğunu açıkça anlamalarına rağmen bir kısım müminler, Medine’den savaş hazırlığı yapmış olarak çıkmadıklarından savaşa isteksiz idiler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ganimetlerin bölüştürülmesinde bazı kimselerin hoşnutsuzluk göstermesi, daha önce, Bedir Savaşı'na çıkmanı hoş görmeyenlerin durumuna benzer). Nitekim hak uğruna (savaşa gitmek için) Rabbin seni, evinden çıkardığı zaman, mü'minlerden birtakımı, bundan hoşlanmıyordu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rabbin seni hak ile hânenden çıkardığı zamân Allâh'ın emrini infâz iylediğin gibi mü'minlerden bir fırka bundan ikrâh itseler bile ganâyim husunda da emr-i ilâhîyi infâz it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinin seni gerçek bir sebeple evinden çıkardığı gün, inanıp güvenenlerin bir kısmı tam bir hoşnutsuzluk içindeydiler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkardığı zaman da; mü'minlerden bir grup bundan hoşlanmamıştı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rabbin seni evinden hak ile çıkardığında, mü'minlerden bir kısmı bunu hoş karşılamıyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
nite kim çıķardı seni çalabuñ evünden ḥaķk-ıla daħı bayıķ bir bölük mü’minlerden düşħār göricilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Nite kim çıḳardı seni Tañrı Ta‘ālā evüñden ḥaḳḳ‐ıla, daḫı bir bölükmü’minlerden kerāhet iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qənimətlərin bölüşdürülməsi üsulundan bə’zilərinin narazı qalması) mö’minlərdən bir dəstənin (Bədr vuruşuna getmək) xoşuna gəlmədiyi halda, Rəbbinin səni haqq (cihad) uğrunda öz evindən çıxartmasına bənzər! (Bə’zi mö’minlər müsəlmanların sayca az, qüvvətcə zəif olduqları üçün Bədr müharibəsinə getməyi Peyğəmbər əleyhissəlama məsləhət görməmiş, özləri də orada iştirak etmək istəməmişdilər. Lakin Peyğəmbər onların sözünə baxmayıb yaxın əshabələri ilə vuruşa yollanmış və düşməni məğlub edərək xeyli qənimət əldə etmişdi. Qənimətin bölünməsi haqqında cürbəcür təkliflər irəli sürülmüş, nəhayət Peyğəmbər bu barədə öz fikrini demişdi. Bu fikir əvvəlcə bə’zilərinin xoşuna gəlməmiş, sonra onun düzgünlüyü başa düşülüb hamılıqla qəbul edilmişdi. Beləliklə, hər iki halda – həm müharibəyə getməkdə, həm də qənimətlərin bölünməsi üsulunda Peyğəmbər əleyhissəlamın haqlı olduğu sübuta yetmişdi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Even as thy Lord caused thee (Muhammad) to go forth from thy home with the Truth, and lo! a party of the believers were averse (to it),
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Just as(1181) thy Lord ordered thee out of thy house in truth, even though a party among the Believers disliked it,
1181 Just as ; the comparison takes us back to the first clause in verse 4: "such in truth are the Believers "-jusr as thy Lord also is just and true in ordering thee out to fight against heavy odds, when the alternative was to fight against the unarmed caravan which would have given thee abundant booty almost without a fight. To appreciate the full meaning, remember that the word haqq, translated "truth" means also "right," ' 'j ust", "what is becoming." The true Believers believe in truth and do right in obedience to Allah's command. So Allah also, in asking them to fight against odds, is not asking them to rush to destruction, but is providing them with an opportunity of vindicating the truth in scorn of worldly advantage. And He made good His promise by giving them victory.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَمَٓا
o şey gibi ki
اَخْرَجَكَ
seni çıkardı
رَبُّكَ
Rabbin
مِنْ بَيْتِكَ
evinden
بِالْحَقِّۖ
hak uğruna
وَاِنَّ
ve şüp- hesiz
فَر۪يقاً
bir grup
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
لَكَارِهُونَۙ
elbette hoş- lanmayanlardır
(Resulüm! Ganimetlerin bölüşümü sırasında karşılaştığın bu hoşnutsuzluk tıpkı) Rabbinin seni hak uğruna (savaşmak için) evinden çıkarmasına ve (kervan için seninle yola çıkan, bir cihad emriyle karşılaşınca da bundan) hoşlanmayan mü'minlerden bir grubun hâline benzer.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْت
İsim
ب ي ت
Beyt, ev
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
كَارِهُون
Etken fiil
ك ر ه
Çirkin bulan kimseler, hoşlanmayanlar, kerih görenler