Allah, ortaya çıkması gereken sonucun gerçekleşmesi (ve inananların zaferi) için savaş alanında karşılaştığınızda onları sizin gözlerinizde az gösteriyor, (üzerinize gelsinler diye) sizi de onların gözünde iyice azaltıyordu. (Biliniz ki) bütün işler, Allah'a döndürülecektir.
Bkz. 3/13 “Allah’ı çokça anın” Anmak ismini sürekli tekrar etmek değil bilakis varlığını sürekli hatırda tutmaktır. Yani O’nun sizinle beraber olduğunu ve imanınızı koruduğunuz ve haklı olduğunuz müddetçe desteğini sizden esirgemeyeceğini unutmayın! Tıpkı Talût ve ordusunun Calût’la savaşırken; “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır (ve sebat) yağdır, ayaklarımızı sabit (ve bizi metanetli) kıl, (zulmü hayat tarzına dönüştüren) inkârcılar topluluğuna karşı bize yardım et!” (Bakara 2/250) şeklinde dua ederek Allah’a güvendiği gibi siz de bu duygularla Allah’ı düşünün ve O’na güvenin. Zira “İnananlar yalnız Allah'a güvenirler.” (Maide 5/11)Allah’la kul arasındaki iletişim iyi sağlanırsa yani insan Allah’ın her zaman kendisiyle beraber olduğunu (Tevbe 9/49) düşünürse ve bu bilinç ile hayatını idame ettirirse, muvaffakiyeti o derece kolay olur. Allah, savaş halinde cephedeki kuluna, düşmana karşı sıkı durmasını ve kendisiyle irtibatlı olmasını emrediyor. Tâhâ, 20/46’da hidayete davet için Firavuna giden Musa ve Harun peygamberlere; “Korkmayın! Çünkü Ben, sizin yanınızda olacağım” buyurarak onlara cesaret veriyor ve bütün desteğiyle onların yanında olacağını hatırlatıyor. Hadid 57/4’te “Nerede olursanız olun O, sizinle beraberdir”, Maide 5/12’de “Ben sizinle beraberim” şeklindeki ilahi mesajlar da gösteriyor ki, insan Yüce Yaratıcısı ile sürekli irtibat halinde olmalı, O’nun engin desteğinden, sınırsız rahmetinden ve limitsiz lütfundan ümit var olmalı, O’nu yanında hissetmeli ve o bilinçle yaşamalıdır.