close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kâna(A)llâhu liyu’ażżibehum veente fîhim(c) vemâ kâna(A)llâhu mu’ażżibehum vehum yestaġfirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat sen, onların içinde oldukça onları azaplandırmaz ve gene yarlıganma dilerlerken Allah onlara azap vermez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Oysa (ey Resulüm!) Sen onların içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azaplandıracak değildi. Ve onlar, (tevbe istiğfar edip) bağışlanmalarını dilerlerken de, Allah onları azaplandıran olmayacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Oysa ey peygamber! Sen onların arasında iken, Allah onlara azap edecek değildir. Ve onların arasında bulunan mü'minler, Allah'tan bağışlanmalarını isterlerken yine Allah onlara azap edici değildir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Halbuki sen onların içindeyken, Allah onları (senin kavmini) cezalandıracak değildir. Onlar (Mekke'de Kâbe'yi tavaf sırasında) dua ederek bağışlanma dileğinde bulunurlarken de, Allah onları cezalandıracak değildir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 26/87; 29/53; 38/16; 70/1-3.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Oysa sen onların içinde olduğun sürece Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edici değildir.
33.ayeti kerimenin indiriliş sebebi hakkında İbnu Ebi Hatim de Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan şöyle rivayet etmiştir: "Müşrikler Ka`be`yi tavaf eder ve: "Bağışlamanı diliyoruz, bağışlamanı diliyoruz" derlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah böyle buyurdu.İbnu Cerir`in Muhammed bin Kays`tan rivayet ettiğine göre de müşrikler aralarında: "Ey Allah`ım! Bu senin katından gönderilme bir gerçek ise bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı bir azap gönder" dediler. Ancak akşam olunca pişman oldular ve: "Allah`ım, bağışlamanı diliyoruz" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Sen onların içinde olduğun sürece Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edici değildir" diye buyurdu.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak değildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Halbuki sen (Ey Rasûlüm), onların içindeyken Allah onlara azap verecek değildi. İstiğfar ettikleri halde de Allah onlara azap edecek değil...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hâlbuki sen onların içinde iken, Allah onlara azap verecek değildir. Ve istiğfar ettikleri müddetçe de Allah onlara azap verecek değildir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap verecek değildir ve aralarındaki müminler bağışlanma dilerken de şüphesiz Allah onlara azap etmez.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen onların arasında oldukça, Allah azap etmez onlara, onlar bağışlanmak istiyorlarsa; Allah da onlara niçin azap eylemesin ki Sayın olan mescitten alıkoymaktadırlar, onlar oraya yaraşmazlar da, ona yaraşanlar ancak sakınçlardır, pek çoğuysa bilmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Oysa sen onların arasında olduğun müddetçe, Allah (tüm şehri helâk edecek şekilde) onlara azap edecek değildi. Ayrıca Allah, aralarında bağışlanma dileyenler varken onları cezalandıracak değildir.
İlk cümledeki Allah’ın onlara azap etmemesinin gerekçesi; Hz. Peygamberin önderliğinde İslâm’a çağrının devam etmesinden ve daha önceki zamanlarda olduğu gibi içlerinden nice temiz yürekli insanların bağışlanma dileyip imana gelme ihtimalindendi. Yoksa Hz. Peygamberin kişisel karizmasından ya da şahsî özelliklerinden kaynaklanan bir durum değildi. Öyle olsaydı Uhud Savaşında yaşananlar gerçekleşmezdi.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sen ânların içinde oldukca ve ânlar meyânında, istiğfâr idecekler bulundukca biz cezâlarını virmiyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek değildir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen içlerinde oldukça Allah onlara azap etmez, tövbe edip dururken de Allah onlara yine azap etmeyecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Halbuki sen onların içinde iken Allah, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici değildir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sen onların arasında bulunduğun sürece ALLAH onlara azap edecek değildir. Onlar, bağışlanma dilerlerken de ALLAH onları cezalandıracak değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azab edecek değildi. İstiğfar ettikleri sürece de Allah onlara azab edecek değildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Halbuki sen içlerinde iken Allah onlara azâb edecek değil idi, istiğfar ettikleri halde de Allah onlara azâb edecek değil
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Hâlbuki sen onların arasında olduğun müddetçe, Allah onlara azap (edip, helâk) edecek değildir. Ve onlar, (tövbe edip) bağışlanmayı diledikleri sürece de Allah onlara azap (edip, helâk) edecek değildir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen onların içindeyken, Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Halbuki sen içlerinde iken (Habîbim), Allah onları azâblandırıcı değildi. Onlar istiğfar ederlerken de Allah yine onları azâblandırıcı değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki sen onların içinde iken Allah onlara azâb edecek değildi. Onlar istiğfâr ederken de Allah onlara azâb edici değildi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa sen, (henüz tebliğ görevini ifa etmek üzere) onların içinde iken, Allah onlara (toplu imha ile) azap edecek değildi ve onlar istiğfar ederlerken (içlerinde istiğfar edenler var iken)de Allâh, onlara azâb edecek değildi.*
(*) İlk cümledeki Allah’ın onlara azap etmemesinin gerekçesi; Hz. Peygamberin önderliğinde İslâm’a çağrının devam etmesinden ve daha önceki zamanlarda olduğu gibi içlerinden nice temiz yürekli insanların bağışlanma dileyip imana gelme ihtimalindendi. Yoksa Hz. Peygamberin kişisel karizmasından ya da şahsî özelliklerinden kaynaklanan bir durum değildi. Öyle olsaydı Uhud Savaşında yaşananlar gerçekleşmezdi. (C. Külünkoğlu Meali Enfal-33. Ayet Açıklaması) Yani, onların içlerinden af dileyip imana gelenler veya gelecekler varken, Allah onlara öyle köklerini kazıyacak bir azabı vermez…  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen onların içinde olduğun sürece, Allah’ın onlara azap etmesi mümkün değildir. Bağışlanmayı diledikleri sürece Allah onlara da azap etmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen onların arasında bulundukça Allah onlara azap verici olmıyacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen içlerinde iken Allah onlara azap edecek değildir. Onlar yarlıganma isterler iken Allah onlara azap etmez.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sen onların arasında olduğun sürece Allah onlara azap edecek değildir. Onlar bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edici değildir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Oysa sen içlerinde iken Allah onlara azap etmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azap edecek değildir.
(Resulullah (s.a.a) çeşitli vesilelerle bu ayette beyan edilen hakikatin kıyamet gününe kadar Ehl-i Beyt’inden gelecek İmamlar hakkında da tecelli edeceğini beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ehl-i Beyt’im yeryüzü ehlinin emniyetidir. Ehl-i Beyt’im yok olursa dünyanın sonu gelir.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Oysa Allah, sen Mekke’de onların arasında bulunduğun sürece, tüm şehri helâk edecek şekilde onlara azap edecek değildi; kaldı ki, henüz İslâm çağrısı devam ederken, aralarındaki nice temiz yürekli insanların af dileyip inkârdan vazgeçmeleri beklenirken de, Allah onlara azap edecek değildi.Evet, o anda korkunç bir azâba uğramadılarsa, sebebi ancak buydu. Fakat şimdi, ey şanlı Elçi;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma diliyorlarken de Allah onların azap edicisi olmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sen aralarında olduğun sürece Allah onlara ceza verecek değildir. Allah onlara tövbe istiğfar ederken de ceza bindirecek değildir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Oysa içlerindeyken onlara azap edecek değildik. Yine içlerinden bazıları bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir. Onlar bağışlanma dileğinde bulunuyorken de Allah onlara azap edici değildir. [*]
Bu ayet En‘âm 6:131, Hûd 11:117 ve Kasas 28:59. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hâlbuki Sen onların içlerinde iken Allah, onlara azap etmeyeceği gibi onlar, Allah’tan af diledikleri sürece de onlara azap etmeyecektir.¹
1 Yani, onların içlerinden af dileyip îmana gelenler veya gelecekler varken, Allah onlara öyle köklerini kazıyacak bir azabı vermez. Nitekim hiç bir kavim, Peygamberleri içlerinden alınmadan, helâk edilmemiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ne var ki, Allah, [ey Peygamber] sen henüz onların arasında bulunurken, onları bu şekilde cezalandırmak istemedi; ³³ ayrıca Allah onları, [hâlâ] af dileyebilecekleri bir safhada cezalandıracak da değildi.
33 Yani, Mekke’de, hicretten önce.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hâlbuki Allah, sen onların arasındayken onlara azap edecek değildir, aralarında bağışlanma dileyenler oldukça da Allah onlara azap edecek değildir. 4/147, 27/46, 30/47, 34/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Oysa Allah, sen onların arasındayken tutup onları cezalandıracak değildir; üstelik Allah, af dileme sürecini yaşarken onları cezalandıracak da değildir.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Oysa (Ey Muhammed) sen onların içinde iken Allah, onlara azap edecek değildi ve onlardan bağışlanma dileyenler (veya tevbe edip imana gelecekler) varken de onlara azap edecek değildir! (İçlerinde Peygamber varken bir kavme azap etme Allah'ın sünnetine uygun değildir.)
Osman Fırat
swap_vert close
Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve halbuki, sen onların aralarında bulundukça Allah Teâlâ onlara azap edecek değildir. Ve onlar istiğfarda bulundukları halde de Allah Teâlâ onları azaplandırıcı değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Halbuki sen onların aralarında bulunduğun müddetçe Allah onları azaba uğratmaz; eğer onlar istiğfar ederlerse Allah bu takdirde de onlara azab etmez. [29, 53; 38, 16; 70, 1-3; 26, 87]
Burada “azaba uğratmaktan” maksat, onları kökten imha edecek bir azap gönderilmesidir. Hz. Peygamber (a.s.) aralarında iken, Allah Teâlâ böyle bir azap göndermeyeceğini bildiriyor. İstiğfardan maksat ise: ya müşriklerle aynı memlekette kalan müminlerin istiğfarları, yahud kendilerinin Allah’tan mağfiret dilemeleridir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Oysa sen onların içinde bulundukça Allah, onlara azab edecek değildi ve onlar istiğfar ederlerken (içlerinde istiğfar edenler var iken) de Allah, onlara azab edecek değildi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sen onların aralarında bulundukca Allâh onlara 'azâb idici değildir. Onların arasında istiğfâr idenler (mü'minler) mevcûd oldukca onları Allâh 'azâb itmez. [²]
[2] Bu âyet-i kerîmede onların derhâl dûçâr-ı 'azâb idilmedikleri sebebi beyân buyurulmuşdur. Allâh Te'âlâ peygamberlerini ve îmân idenleri aralarında çıkarmadıkça hiç bir ümmete 'azâb göndermedi. "İbn-i Abbas"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sen aralarında iken Allah onlara azap edecek değildir. Bağışlanma isterlerken de azap etmeyecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Aralarında bağışlanma dileyenler oldukça Allah onlara azap etmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oysa sen aralarında olduğun müddetçe Allah onları cezalandıracak değildi. Onlar bağışlanma isterken de Allah onları cezalandıracak değildi.(8)
(8) Nitekim evvelce müşrikler arasında bulunan birçok kimse, Allah’tan bağışlanmalarını isteyerek Müslüman olmuştur. Âyet, bir yandan Allah’ın hilmini ve bağışlayıcılığını anlatırken, bir yandan da o günün müşrikleri arasında geleceğin Sahâbîlerinin bulunduğunu haber vermektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Oysaki, sen onların içinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadı Tañrı kim 'aźāb eyleye anlara ya'ni kāfırlere sen anlaruñ içinde-y- iken. daħı olmadı Tañrı 'aźāb eyleyicisi anlaruñ ol ḥalde kim anlar yarlıġamaķ dilerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālā anlara ‘aẕāb eylemez, sen anlar içinde‐y‐iken. Daḫı TañrıTa‘ālā anlara ‘aẕāb eylemez anlar içinde mü’minler istiġfār eylerken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Halbuki sən onların arasında ola-ola Allah (sənə hörmət əlaməti olaraq) onlara əzab verən deyildir. (Tövbə edib) bağışlanmalarını diləyərkən də Allah onlara əzab verməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But Allah would not punish them while thou wast with them, nor will He punish them while they seek forgiveness.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But Allah was not going to send them a penalty whilst thou wast amongst them; nor was He going to send it whilst they could ask for pardon.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا كَانَ
ve değildi
اللّٰهُ
Allah
لِيُعَذِّبَهُمْ
onlara azap edecek
وَاَنْتَ
sen iken
ف۪يهِمْۜ
içlerinde
وَمَا كَانَ
ve değildi
اللّٰهُ
Allah
مُعَذِّبَهُمْ
onlara azap edici
وَهُمْ
onlar iken
يَسْتَغْفِرُونَ
istiğfar ediyorlar
Hâlbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi ve onlar(ın içinden) istiğfar ede(nler va)rken de Allah onlara azap edecek değildir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مُعَذِّب
Etken fiil-II
ع ذ ب
Azaba uğratıcı, azap edici
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti