close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 32. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kâlû-(A)llâhumme in kâne hâżâ huve-lhakka min ‘indike feemtir ‘aleynâ hicâraten mine-ssemâ-i evi-/tinâ bi’ażâbin elîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hani Allah'ım demişlerdi, bu, senin katındansa ve gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut da bize elemli bir azap ver.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İnkârcılar ve münafıklar) Bir de: "Ey Allah’ımız, eğer bu (Kur’an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdırıver veya acı bir azap getir (de görelim)" diyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bir de şöyle derlerdi: “Ey Allah'ımız! Eğer bu gerçekten senin katından indirilen gerçeğin kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut daha can yakıcı bir azap çıkar karşımıza.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani bir zaman da kâfirler: “Allah'ım, eğer bu senin katından gelmiş hak bir kitapsa, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize can yakıp inleten müthiş bir ceza ver" demişlerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir zaman: "Ey Allah'ım! Bu senin katından gönderilme bir gerçekse bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı bir azap gönder" demişlerdi.
32.İbnu Cerir (r.a.)`in Said bin Cubeyr`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime de Nadr bin Haris hakkında indirilmiştir.Buhari`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiğine göre de, Ebu Cehil: "Ey Allah`ım! Bu senin katından gönderilme bir gerçek ise bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı bir azap gönder" dedi. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi. Bu rivayete göre 33. ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir de: 'Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım).' demişlerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakit de, “- Ey Allah! Eğer bu senin tarafından gelmiş hak bir kitap ise, hemen üzerimize gökten taş yağdır, veya bize daha acıklı bir azap ver”, demişlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve o kâfirlerin: “Ey Allah’ımız! Eğer bu Kur’an, hak olup Senin katından ise, başımıza gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” dediğini hatırla!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hani yine onlar, “Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” demişlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Hani onlar: «Ey Tanrım! Bu senin katından gelmiş olan hak kitapsa, bize gökten taş yağdır, ya da, acıklı azap ver» demiş idiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir de (küstahça bir eda ile): “Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acıklı bir azap getir (de görelim bakalım)” demişlerdi.
Bkz. 70/1-4  
Cemil Said
swap_vert close
31, 32. Âyâtımızı ânlara okudukları zamân "Bunları zâten işitdik idi. Öylelerini söylemek bizim de elimizdedir, bunlar esâtîr-i mütekaddime silsilesidir. Allâh her şeye kâdir ve Kur’ân hak ise gökden başlarımıza taş yağdır bize ’azâb-ı elîm hiss itdir" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azab ver" demişlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hatırla, bir de şöyle diyorlardı: “Allahım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir hakikat ise gökten üzerimize taş yağdır veya bize acı veren bir azap gönder!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hatta, "Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir," diyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir vakit de, "Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver" demişlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitâb ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elîm bir azâb ver demişlerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, onlar (alay ederek), “Ey Allah’ımız, eğer bu (Kur’ân) gerçekten senin tarafından vahyedilmiş ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya bize elem dolu bir azap ver!” diyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bir de dediler ki: “Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse¹, gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver.”
1- Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani bir zaman da: «Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitâb) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azâb getir» demişlerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir vakit de: “Ey Allah! Eğer bu (Kur'ân), senin katından hak (bir Kitab) ise, haydi üzerimize gökten taş yağdır veya bize elemli bir azab getir!” demişlerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hani (o putperestler) bir zaman “Ey Allah’ımız, senin katından olan hak eğer bu (Kur’an) ise, (mademki senden geldiği iddia ediliyor,) hemen üzerimize gökten bir taş (gök taşı) yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver (de görelim bakalım)” demişlerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Ey Allah’ımız! Eğer elçinin bu bildirdikleri senin katından ise, gökten başımıza taş yağdır veya üzerimize acıklı bir azap gönder” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün dediler: "Ey Allah’ımız! Eğer bu Senin katından gönderilmiş bir doğru ise, durma gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba uğrat bakalım."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani «— Bu Kur/an gerçek ve senin tarafından indirilmiş ise Allah/ım! Üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı azap getir» demişlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani onlar yine, “Ey Allah’ım! Eğer bu (Kur’an) Sen’in katından (inmiş) hak bir Kitap ise, o hâlde üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı verici bir azap getir bakalım!”¹⁵ demişlerdi.
15 Kur’an’ın ilahi bir vahiy olmadığını alaycı bir şekilde söyleyenler, küstahça meydan okuyordu. Enes bin Malik’e göre bu sözler, Bedir’de öldürülen Ebu Cehil’e aittir (Buharî).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani “Ey Allah! Eğer bu kitab, gerçekten senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap ver” demişlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve yine küstahça bir edayla, “Ey Allah’ımız! Eğer bu Kitap gerçekten senin katından gelmiş ise, başımıza gökten taşlar yağdır, yâhut bizi can yakıcı bir azâba uğrat!” diyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, bir vakit: “Ey Allah! Eğer bu, senin katından gerçekten Hakk ise, Gök’ten üstümüze taşlar yağdır veya bize acıtıcı bir azap ver!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hattâ: " Hey Allah’ım! Bu adam hakikaten senin tarafından gönderilmiş ise, ya üstümüze yukarıdan taş yağdır, ya da başımıza büyük bir felaket ver " derlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani inkâr eden Müşrikler; "Ey Allah’ım! Eğer bize okunanlar senin katından gönderilmiş gerçekler ise hemen üzerimize gökten taş yağdır. Bize elem dolu bir azap getir!” demişlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ım! Bu (Kur’an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!”
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar bir zamanlar da; “Ey Allah’ım! Eğer bu, Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver.”¹ demişlerdi.²
1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Mearic: 1-4)2 Bu lafı ilk defa müşriklerin filozoflarından olan Nadr b. Hâris söylemiş ve birçokları da onu takip etmiş idi. Öyle dediler lâkin senelerce uğraştılar bir türlü söyleyemediler ve türlü türlü hile yollarına kalkıştılar. Asırlar geçti, onların kafasında olan niceleri de aynı sözü söyleye geldiler fakat Kur’an’ın bir mislini söyleyemediler ve onlar gibi hileler peşinde dolaşmaktan başka bir şey yapamadılar. Ama bazıları, Müslüman görünümü altında bazı uyduruk kitaplar, hikmetler, risaleler yazıp güya Kur’an’a hizmet adı altında yeni bir din kurarak onu bazı cahillere unutturmayı başardılar. Hatta “ha Kur’an, ha bu kitaplar, ne farkı var ki…” hatta “bu benim kitabım da Âlemlerin Rabbinden indirilmedir” gibi teranelerle Müslümanları hala kandırmaya devam etmektedirler. Şu anda âlemde Allah tarafından indirilen tek kitap vardır. O da Kur’an-ı Kerim’dir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bir de şöyle derlerdi: “Ey Allah’ımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut [daha] can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!” ³²
32 İnkarcılardan gelen -Kur’an’da zaman zaman işaret edilen bu alaycı meydan okuma, gerçekte onların Kur’an’ın ilahî bir vahiy olmadığı yolundaki görüşlerinin küstahça dile getirilmesine matuftur. Enes b. Mâlik’e göre bu sözler ilk kez, Hz. Peygamber’in Mekke’de baş düşmanı olan ve Bedir Savaşı’nda öldürülen Ebû Cehil tarafından sarf edilmiştir (Buhârî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve bir de şunu demişlerdi: - Allah’ım, eğer bu Kuran senin katından gelmiş hakikat ise başımıza gökten taş yağdır yahut bize acı bir azap ver! 2/59, 3/28, 27/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir zaman da tuttular şöyle dediler: “Allah’ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize elem verici bir azap gönder!”[¹³⁶⁰]
[1360] Enes b. Malik’e göre bu tür teklifleri Mekke yıllarında ilk dillendiren “Cehaletin Babası” lakaplı Amr b. Hişam idi (Buhârî, Tefsir 8:3; Müslim, S. Münafikûn 37).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bir vakit de (o müşrikler) "Ey Allah'ım eğer bu (Kur'an) gerçekten senin katından gelmiş bir hak (kitap) ise (ceza olarak) başımıza gökten taş yağdır veya bize çetin bir azap getir" dediler, (belâlarını bizzat kendileri istemiş oldular, azap inmeyince de azdıkça azdılar)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve: "Allâh’ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azâb getir!" demişlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bir vakit dediler ki: «Ey Allah! Eğer senin tarafından hak olan bu ise hemen üzerimize gökten taşlar yağdır ve bize pek elemli bir azap getir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hani bir zaman da onlar: “Ya Rabbî, eğer bu Kur'ân senin tarafından gelmiş hak bir kitap ise hemen üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver! ” demişlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Yâ Rabbî! Eğer bu Kur'ân senin tarafından hak ve doğrı ise üstümüze gökden taş yağdır yâhud bize elemli bir 'azâb gönder" didiler. [¹]
[1] Bu âyet Benî Abdü'd Dâr'dan, Nadr bin el-Hâris hakkında nâzil olmuşdur. Rasûl-ü Ekrem kurûn-u mâziyenin ahvâlini zikr buyurdukda Nadr: "Eğer istesem ben de bunun gibi şeyleri söylerim, bunlar akvâm-ı sâlifenin kitâblarında yazılı olan efsanelerdir" didi. Orada bulunan Osman bin Maz'ûn: "Muhammed'in didiği hakdır" didi. Nadr da: "Benim didiğim de hakdır" cevâbını virdi. Osman: "Muhammed Lâilâheillallâh der" diyince Nadr: "Ben de Lâilâheillallâh derim" didi. Orada hazır bulunan Ebû Cehil: "Yâ Rabbî! Eğer Muhammed'in Kur'ân'dır didiği hak ise üstümüze semâdan taş yağdır ve yâhud akvâm-ı mâzîye gibi bize de elemli 'azâb gönder" didi. "İbn-i Abbâs"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: “Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır.”
Şaban Piriş
swap_vert close
“Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!”
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir vakit de onlar “Ey Allah, eğer bu Kur'ân Senin katından gelen hak kitap ise, üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver” demişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyittiler “iy Tañrı! eger ola uşbu girtü muḥammed didügi ķatunda yaġdur üzerümüze ŧaş gökden yā götür bize 'aźāb aġrıdıcı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ẕikr eyle anı ki kāfirler eyitdiler: Yā Allāh, eger bu ḥaḳ olsa senüñḳatuñdan, pes bizüm üstümüze ṭaşlar yaġdur gökden, yā getür bize yürek‐ler acıdıcı ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bir zaman da: “Ya Allah! Əgər bu (Qur’an) Sənin tərəfindən gəlmiş haqdırsa, onda başımıza göydən daş yağdır və ya bizə şiddətli bir əzab göndər!” – demişdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when they said: O Allah! If this be indeed the truth from Thee, then rain down stones on us or bring on us some painful doom!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Remember how they said: "O Allah if this is indeed the Truth from Thee, rain down on us a shower of stones form the sky, or send us a grievous Penalty."(1205)
1205 This was actually a challenge thrown out by the Infidels in Makkah, not seriously but as a taunt. The answer is in the two following verses. Allah punishes in His own good rime, not according to the foolish and frivolous taunts of the unbelievers. While the Holy Prophet was with them, he-the Mercy for the Worlds-conferred a certain amount of immunity to them. There were also other Muslims, just men who asked for forgiveness. And Allah keeps the door of repentance and forgiveness open to all as long as they make it possible. But let them not be puffed up with pride, or think that they have lasting immunity. What became of Abu Jahl? He and some of his greatest warriors were slain at Badr. The little autocratic clique that prevented Muslims from access to the Sacred Mosque had their Nemesis not long afterwards. They pretended to be its guardians. But were they? Could they be? Only the righteous could be true guardians to Allah's places of worship, and particularly to the Central House of the Ka'bah. It was to be a place of pure worship, while their idolatrous worship was mere mummerywhistling and clapping of hands. All false worship advertises itself by noise and unseemly riot: it is said that the Pagans used to go naked round the Ka'bah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir vakit
قَالُوا
demiş-lerdi
اللّٰهُمَّ
ey Allah'
ımız
اِنْ
eğer
كَانَ
ise
هٰذَا
bu
هُوَ
o
الْحَقَّ
hak
مِنْ عِنْدِكَ
Senin katından
فَاَمْطِرْ
haydi yağdır
عَلَيْنَا
üzerimize
حِجَارَةً
bir taş
مِنَ السَّمَٓاءِ
gökten
اَوِ
yahut
ائْتِنَا
bize getir
بِعَذَابٍ
bir azap
اَل۪يمٍ
elem verici
Hani (o kâfirler) bir vakit de, "ey Allah'ımız! Eğer bu (Kur'ân) Senin katından Hakk (bir Kitâb) ise üzerimize gökten taş yağdır yahut bize elem verici (iç yakan) bir azap getir!" demişlerdi.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّهُمَّ
Özel İsim + İyelik eki
ا ل ه
Allah'ım, ey Allah'ım, ey Allah'ımız
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَمْطَرَ
Fiil-IV
م ط ر
Yağdırdı, yağmura tutuldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حِجَارَة
İsim
ح ج ر
Taşlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici