close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ kâlû kad semi’nâ lev neşâu lekulnâ miśle hâżâ(ﻻ) in hâżâ illâ esâtîru al-evvelîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunurken dediler ki: Duyduk, dilersek biz de buna benzer sözler söyleriz ve bu, eskilerin masallarından başka bir şey de değil.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara (zahiri mü’min, kalbi ise münkir olanlara) okunduğu zaman; "(Tamam) İşittik (ama bunların Allah’ın ayetleri olduğundan şüpheliyiz), istesek biz de bunun bir benzerini (uydurup) söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir" (iddiasında bulunmaktadırlar).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendilerine her ne zaman ayetlerimiz okunsa, “Artık işittik, istesek şüphesiz biz kendimiz de bu tür sözler söyleyebiliriz, eskilerin masallarından başka birşey değildir bunlar” derlerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman: “Böyle şeyler işittik. İstesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu kesinlikle eskilerin masallarından ibaret" dediler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 25/5-6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunduğunda: "Duyduk. İstesek bunun gibisini biz de söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; 'İşittik' dediler. 'İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman: “- İşittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz! Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir!” diyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, “(Böyle şeyleri) işitmişiz, istesek buna benzer sözler söyleriz. Bunlar ancak eskilerin efsaneleridir” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: “İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara okunduğunda «İşittik, istersek böyle şeyleri biz de söyleriz, bu ancak, geçmişin masallarıdır» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman şöyle derler: “(Evet) işittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”
Bkz. 25/5-6“Esatîr” öncekilerin satıra dökerek yazdıkları şeyler, uydurma masallar, hikâyeler, hurafeler, destanlar demektir. İnkârcılar, Kur’an’ın ilahi bir kitap olmadığını, vahiy diye aktarılanların eskiden yazılmış olan kitaplardan alıntı, şehir efsanesi, masal vs. olduğunu iddia ediyorlardı.  
Cemil Said
swap_vert close
31, 32. Âyâtımızı ânlara okudukları zamân "Bunları zâten işitdik idi. Öylelerini söylemek bizim de elimizdedir, bunlar esâtîr-i mütekaddime silsilesidir. Allâh her şeye kâdir ve Kur’ân hak ise gökden başlarımıza taş yağdır bize ’azâb-ı elîm hiss itdir" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, "İşittik, işittik! İstesek biz de aynını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır" derlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine âyetlerimiz okunduğunda, “Duyduk duyduk! İstesek elbette bunun benzerini biz de söyleriz, bu eskilerin masallarından başka bir şey değil” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.»
Edip Yüksel
swap_vert close
Ayetlerimizi dinledikleri zaman, "İşittik," diyorlardı, "İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman, "işittik, dilersek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir" diyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onlara âyetlerimiz okunacağı zaman artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsânelerinden başka bir şey değil diyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine (müşriklere) her ne zaman âyetlerimiz okunsa, “(Biz bu okuduklarını daha önceden de) işittik, eğer istesek elbette bunun aynısını biz de söyleyebiliriz! Bu öncekilerin masallarından (uydurmalarından) başka bir şey değildir!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara, âyetlerimiz okunduğu zaman, “ Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunurken şöyle dedilerdi: «İşitdik. Eğer dilersek biz de elbet bunun benzerini söyleriz! Bu, eskilerin masallarından barka (bir şey) değildir!».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman da: “Doğrusu işittik; eğer istesek elbette (biz de) bunun benzerini söyleriz.(2) Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!” dediler.
(2)“Arab ediblerinin ve beliğlerinin (edebiyatçılarının ve güzel söz söyleme ustalarının) Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın da‘vâsını kalem ile ibtâl etmeye, ta‘rîf edilmeyecek derecede ihtiyaçları vardı. Ve o Hazret’e (asm) karşı olan kin ve adâvetleri (düşmanlıkları) ve inadlarıyla berâber, en kolay, en yakın ve en selîm (selâmetli) olan kalemle ve yazı ile muârazayı (karşılık vermeyi) terk ettiler en uzun ve en müşkil ve en tehlikeli ve en şübheli olan seyf (kılıç) ve harb ile mukābeleye mecbûren ilticâ ettiler. İşte sûret-i kat‘iyede (kat‘î şekilde) bundan anlaşılıyor ki, Kur’ân’ın benzerini yapmaktan âciz kalmışlardır. Zîrâ onlar her iki yolun arasındaki farkı bilmeyenlerden değildiler. Binâenaleyh birinci yol ibtâl-i da‘vâ için daha müsâid iken onu terk edip, hem mallarını, hem canlarını tehlikeye atan ve başka bir yola sülûk eden ya sefihtir (akılsızdır); hâlbuki Müslüman olduktan sonra siyâset âlemini (dünyanın idâresini) ellerine alanlara sefih denilemez veya birinci yola sülûktan kendilerini âciz görmüşlerdir. Onun için, kalem yerine seyfe mürâcaat etmişlerdir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 176)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlara (putperestlere) ayetlerimiz (tebliğ edilerek) okunduğunda, ‘’Elbette biz [bütün bunları önceden de) işitmiştik,” derlerdi, “İstesek, şüphesiz, biz [kendimiz] de bu tür sözler düzebiliriz: Bu, eski zamanlara dair masallardan başka bir şey değildir!’’
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunduğunda dediler ki “Elbette ki işittik. Biz istersek bu işittiğimiz ayetlerin benzerini söyleyebiliriz. Bunlar, daha önceki toplumlardan işitilen masallardır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okununca dediler: "İyice dinledik. Eğer dilersek bunun gibisini besbelli ki biz de söyleriz. Bunlar olsa olsa eskilerin masallarıdır."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara, âyetlerimiz okununca «İşitmişiz» dileseydik biz de böyle derdik. Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir» diyorlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar ayetlerimiz okunduğu zaman, “İşittik! Eğer istersek elbette bizler de bunun benzerini söyleriz. Bu öncekilerin/ilklerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, “Gerçekten işittik! İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır” derlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz tebliğ edilerek okunduğunda, “Tamam, duyduk!” diyorlardı, “İstesek biz de buna benzer hikayeler uydurabilir, doğruyu-eğriyi belirleyen değerler oluşturabilir, Kur’an’la boy ölçüşebilecek güzel sözler söyleyebiliriz. Çünkü bu okuduğun ayetler, öncekilerin efsâne ve masallarından başka bir şey değildir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara bizim âyetlerimiz okunacağı zaman: “Kesinlikle işittik! Dilersek, bunun mislini / benzerini söyleriz. Bu ancak İlk Öncekiler’in hikâyeleridir” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O sıralarda onlara bizim sözlerimiz okundu mu: " tamam anladık! İstesek biz de aynısını söyleyebiliriz, bunlar palavra " derlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara karşı ayetlerimizi okuduğun zaman, "Duyduk! İstesek biz de ayet dediklerinizin benzerini söyleriz. Anlatılanlar eskilerin masallarından başka bir şey değildir!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: “Elbette duyduk; isteseydik biz de bunun benzerini elbette söyleyebilirdik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” [*]
İnkarcılar bu sözleriyle büyük bir çelişkide olduklarını göstermişlerdi. Çünkü Kur’an’da meydan okuma ayetleri bulunduğu için eğer böyle bir imkanları olsaydı o meydan okuma ayetlerine cevap verirlerdi. Bu ayet Bakara 2:23-24, Yûnus 10:38, Hûd 11:13, İsrâ 17:88 ve Tûr 52:34. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (müşriklere) âyetlerimiz okunduğu zaman “tamam duyduk! İstersek bunun gibisini, biz de söyleriz. Zâten bunlar, kesinlikle eskilerin masallarından¹ başka bir şey değildir.” dediler.
1 Esâtîr: Öncekilerin satırlara dökerek yazdıkları şeyler, hurafeler, uydurma masallar, destanlar demektir. Bazıları da esatirin, batıl, saçma, masal demek olduğunu söylemişlerdir. Yunanlılar buna “Mitoloji” derler. Kâfirler böyle demekle; “Kur’an ilâhî, bir kitap değil, bunun kaynağı eskiden yazılmış olan kitaplardır, Muhammed bunu eski kitaplardan yazdırıyor. Öyleyse bu bir mûcize olmayıp, boş satırlardan, hurafelerden ve masallardan ibarettir.” demek istiyorlar. Bu günkü kâfirlerin de İslâm’a karşı yegâne sözleri; hurafe demekten başka bir şey değildir. Hatta bazıları da “bu dine hurafeler karışmış bunları ıslah etmeli” diyerek dindarlık kisvesi altında, dinsizlik yapmaktadırlar. Bk. (En’am: 25, Nahl: 24, Furkan: 5, Neml:68, Ahkaf:17, Kalem: 15, Mutaffifin: 13)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve kendilerine her ne zaman ayetlerimiz ulaştırılsa, “Biz [bütün bunları] önceden de işitmiştik,” derlerdi, “istesek, şüphesiz, biz [kendimiz] de bu tür sözler düzebiliriz: eski zamanlara dair masallardan başka bir şey değil, bunlar!” ³¹
31 Karş. 6:25. -Burada, “istesek, şüphesiz biz [kendimiz] de bu tür sözler düzebiliriz” şeklinde aktarılan le-kulnâ ifadesine gelince; bilindiği gibi kâle fiili her zaman sadece “söyledi” anlamına gelmez, yerine göre bazan da “ileri sürdü”, “görüş bildirdi” yahut -edebî, ya da sanatsal bir açığa vurma, dile getirme bahis konusu ise- “kompoze etti/seslendirdi/düzdü” gibi anlamlarda da kullanılır; bu anlamda kâle şi‘ran ifadesi “bir şiir koştu/şiir kompoze etti” demektir. Yukarıdaki anlam akışı içinde bu ifade, müşrik Kureyş’in, Kur’an’ın mesajıyla boy ölçüşebilecek şiirsel bir mesaj ortaya koyabilecekleri yolunda sık sık tekrarlanan fakat hiçbir zaman gerçekleşmeyen iddiayı dile getiriyor. Bu, pek tabii, en geniş anlamıyla, çoğu inkarcının vahyedilmiş metinlere karşı benimsediği genel tutumun da bir ifadesidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz, bu sadece eskilerin masallarından ibarettir” Dediler. 6/25, 16/24, 25/5, 27/68, 83/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Her ne zaman âyetlerimiz kendilerine iletilse derler ki: “Biz (bu tür sözleri) önceden de işitmiştik. İstesek buna benzer sözleri biz de düzüp koşabiliriz. Hem bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O hilekârlar, öyle azgın kimselerdir ki) Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman "İşittik, işittik, istersek elbet biz de bunun benzerini söyleyebiliriz, bunlar eskilerin masallarından başka birşey değildir" de diyebildiler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz anlatıldığı zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «Artık işittik, eğer dileyecek olsak elbette bunun mislini biz de söyleyebiliriz. Bu evvelkilerin efsanelerinden başka birşey değildir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman: “Artık anladık! Biliyoruz! Dilesek bunun benzerini biz de söyleyebiliriz. Bu, önceden geçmiş insanların masallarından başka bir şey değildir! ” derler. [25, 5-6]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara (Mekke müşriklerine) âyâtımız tilâvet olundukda "Senin bu sözini işitdik, eğer istesek biz de bunun gibi söyleriz, bunlar geçmiş kavimlerin hikâyeleridir."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okununca derler ki “Tamam dinledik. Uğraşsak onun benzerini biz de söyleriz. Bunlar, öncekilerin yazdıklarından başka bir şey değildir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman 'duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları' dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğunda, “Bunu daha önce işitmiştik. İstesek biz de böyle şeyler söyleriz. Bu eskilerin efsanelerinden başka birşey değil” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: "Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[90b] daħı ķaçan oķınurdı anlaruñ üzere āyetlerümüz eyittiler “bayıķ işiddük eger dilesedük eyideyidük uşbuncılayın degül uşbu illā ilkįngiler meŝeli” ya'nį bāŧıl sözler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan oḳunsa anlar üstine biz āyetlerümüz eydürler: Biz işitdük, egerbiz dilesevüz eydür‐biz bunuñ gibi. Bu degüldür illā taṣni‘leri evvelkiümmetlerüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimiz onlara oxunduğu zaman: “Eşitdik: istəsək, biz də bunu bənzərini deyə bilərik. Bu, qədimlərin əfsanələrindən (uydurmalarından) başqa bir şey deyildir!” – söyləyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Our revelations are recited unto them they say: We have heard. If we wish we can speak the like of this. Lo! this is naught but fables of the men of old.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Signs are rehearsed to them, they say: "We have heard this (before): if we wished, we could say (words) like these: these are nothing but tales of the ancients."(1204)
1204 Cf. 6:25 and n. 1434 to 10:42.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
تُتْلٰى
okundu
عَلَيْهِمْ
onlara
اٰيَاتُنَا
âyetlerimiz
قَالُوا
dediler
قَدْ
ger- çekten
سَمِعْنَا
biz işittik
لَوْ
eğer
نَشَٓاءُ
istesek
لَقُلْنَا
elbette söylerdik
مِثْلَ
benze- rini
هٰذَٓاۙ
bunun
اِنْ هٰذَٓا
bu değildir
اِلَّٓا
ancak
اَسَاط۪يرُ
masalları
الْاَوَّل۪ينَ
öncekilerin
(Çünkü) Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: "Gerçekten biz (bu okunanları) işittik, eğer istesek (biz de) bunun benzerini söyleriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَسَاط۪ير
İsim
س ط ر
Masallar
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel