İşte (o zaman) gerçek vaadin (hesap vermenin, cehennem ve azabın) vakti yaklaşmıştır. (Kıyametin kopuşundan sonra dirilme ve hesap verme günü gerçekleşince) bir de bakarsın ki inkâr etmiş olanların gözleri (dehşetten) donuktur. “Eyvah bize (bunu hesaba katmamıştık)! Gerçekten bundan (hep) gaflet içindeydik, (biz) bilakis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!” (derler).*
(*) Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helâk edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helâki gibidir. Onlar yok oldular ve bir daha dünyaya geri dönmeyecekler. Bu dönüş dünyaya değildir, hesap günü yeniden dirilmedir. İnkârcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Bu nedenle kıyamete yakın bir zamanda Ye’cûc Me’cûc diye bir kavmin dünyayı istila edecek diye anlatılanlar doğru değildir. Zira üstteki ayetlerden Ye’cûc Me’cüc’ün dünya ile alakası olmadığı, hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır. Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz konusu ayetlerin mesajları da yanlış algılanmaktadır. Bu nedenle onların hâlâ seddin arkasında bulundukları ve kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir. Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben (افلا تعقلون – افلا تتدبرون - افلا تتذكرون ( ‘’Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız, beyninizi işletmez misiniz, araştırıp düşünmez misiniz?‘’ şeklindeki ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı, araştırıp düşünmemizi istemektedir. Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Ye’cûc ve Me’cûc’ün hâlâ yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek, başta Kur’an olmak üzere, akla, mantıkğa ve bilime aykırıdır.