close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 97. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vakterabe-lva’du-lhakku fe-iżâ hiye şâḣisatun ebsâru-lleżîne keferû yâ veylenâ kad kunnâ fî ġafletin min hâżâ bel kunnâ zâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve gerçek vait yaklaşınca işte o zaman kafir olanlar, gözlerini dikip kalacaklar ve yazıklar olsun bize diyecekler, bundan gafildik, hatta zalimdik biz.
Ye'cuc, Me'cuc'un seti aşmaları, kıyamet alâmetlerindendir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hakkın hâkimiyetiyle, inkârcıların ve münafıkların hezimetiyle sonuçlanacağı kesin) Gerçek olan va’ad yaklaşıvermiştir. İşte o zaman (Hakk davayı ve başındaki kutlu şahsı) inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayıp (şaşkınlık ve perişanlığa uğrayacak ve) "Yazıklar olsun ki biz bundan tam bir gaflet (ve hıyanet) içindeydik; doğrusu belki de bizler zalim kimselerdik" (diyerek rezil ve zelil duruma düşecekler ve pişmanlıkla dövüneceklerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve gerçekten meydana geleceği bildirilen kıyamet yaklaştığı vakit, işte o zaman Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin gözleri hemen belerip kalacak, “Eyvah bizlere!” diye yakınacaklar. “Bu kıyamet sözüne karşı, hep umursamaz tavırlar gösterdik. Daha doğrusu bizler, yaratılış maksadına aykırı hareket edenlerdik” diyecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gerçek vaat, tehdit, ölüm ve Kıyamet yaklaştığında, işte o zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin gözleri belerir. “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz bu durumdan habersizmişiz. Hayır, hayır, biz inkârda, isyanda, şirkte ısrar eden zâlim kimselermişiz.” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hak olan vaad yaklaşmıştır. İşte o zaman inkar edenlerin gözleri dışarı fırlar. "Yazık bize! Doğrusu biz bundan gafletteydik. Hayır, biz zalimlerdik."
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçek olan va'd yaklaşmıştır, işte o zaman, inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: 'Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik' (diyecekler).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve hak olan vaad (kıyamet) yaklaştığı vakit, işte o zaman, kâfir olanların gözleri hemen dikilecek: “- Vah bizlere! Biz bundan gaflet ettik, doğrusu kendimize zulmetmiş olduk.” diyecekler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve gerçek olan kıyamet kopma va’di yakınlaşmış olur. O koptuğu zaman, o kâfirlerin gözleri dışarı fırlar: “Yazıklar olsun bize! Biz bundan habersizdik. Hayır, biz zalimler idik” (derler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
96,97. Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc setleri açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman, verilen gerçek söz yaklaştığında inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zâlim kimselermişiz” derler.[336]
[336] Ye’cûc ve Me’cûc hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 52-54; XII, 516-520.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gerçek olan söz yaklaşmaktadır, o zaman kâfirlerin gözleri dikilerek: «Biz bunu anlamamıştık, hayır zalim kimselerdik!» diyeceklerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerçek vaadin eşiğine gelindiğinde inkârcıların bakışları dehşetten donakalacak ve “Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz bu ana karşı hep umursamazlık göstermiştik. Biz gerçekten kendimize zulmeden kimselerden olduk” (diyecekler).
Cemil Said
swap_vert close
Hak olan va’din infâzı zamânı yaklaşdığı vakit kâfirlerin nazarları hayretle açılacakdır "Eyvâh bize ki bu sa’ati teemmülde gaflet itdik, zâlim olduk" diyecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şaşmaz sözün gerçekleşmesi yaklaşmıştır; bir de bakarsın ki inkârcıların gözleri yerinden fırlamış! “Gerçekten biz, bu konuda gaflet içindeymişiz; daha da ötesi büsbütün zulme batmışız” diye yakınmaktadırlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! «Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.»  
 94. âyette iyi davranışlarda bulunan müminlerin çabalarının boşa çıkmayacağı ifade buyuruldu. 95. âyette, inkârcılıkları ve kötü davranışları yüzünden helâk olanların, hayata dönmek veya tevbe etmek imkânından yoksun oldukları için artık iyi davranış ve makbul çabalarda bulunmaktan da mahrum kaldıkları anlatıldı. 96. âyette de, bu insanların mahrumiyetlerinin, bir kıyamet alâmeti olarak gösterilen Ye’cûc ve Me’cûc sedlerinin açılmasına ve onların, her tepeden yeryüzüne yayılmalarına, veya -başka bir yoruma göre- insanların kabirlerinden boşanmalarına kadar süreceğine işaret edildi. 97. âyet ise, inkârcı ve kötü yaşayışlı kimselerin, ancak, vuku bulacağı önceden bildirilen kıyametin gelip çattığını görünce yanlış yolda olduklarını anlayacaklarını, fakat artık kendilerini kınamaktan öte bir şey yapamayacaklarını ifade etmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: "Vah bize, Biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk."
Mağara (Kehf) suresinin son bölümündeki ayetlerin ışığı altında şöyle bir yorum yapabilir miyiz?: 23. yüzyılda, halkı islam'ı kabul etmiş bazı uluslar, bir elçinin önderliğinde islam'ın öngördüğü prensipler çerçevesinde federal bir topluluk oluşturacak, dünyaya barış ve adalet egemen olacaktır (18:83-101; 9:33; 41:53; 48:28; 61:9). Dünyanın sonundan, yani 2280 yılından kısa bir süre önce, azgın iki ulus birleşerek islam topluluğuna saldıracaktır. İşte o zaman dünyanın sonu gelecektir (15:87; 18:94; 21:96,97).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve hak va'd yaklaştığı vakıt, o zaman işte o küfredenlerin derhal gözleri belerecek «eyvah bizlere biz bundan gaflet ettik, hayır kendimize zulmetmiş olduk» diyecekler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hak olan vaad yaklaşmıştır, işte o zaman, (hakkı) inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlamış bir halde “Yazıklar olsun bizlere! Gerçekten biz bundan gafildik, (inkârda, isyanda ve şirkte ısrar ediyorduk) meğer böyle yapmakla (kendi nefsimize) zulmediyormuşuz” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin gözleri korku ile büyür. “Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
96,97. Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (un seddi) açılıb da her tepeden saldıracakları ve gerçek va'd olan (kıyamet) yaklaşdığı vakit, işte o zaman o küfr (ve inkâr) edenlerin gözleri hemen belerib kalacak, «Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
96,97. Nihâyet Ye'cüc ve Me'cüc'ün (seddi) açıldığı ve onların her tepeden akın etmekte olduğu ve gerçek va'd (olan kıyâmet)in yaklaştığı zaman bir de bakarsın ki, inkâredenlerin gözleri (dehşetten) donuktur. “Eyvah bize! Hakikaten bundan gaflet içindeydik,(biz) bil'akis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!” (derler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte (o zaman) gerçek vaadin (hesap vermenin, cehennem ve azabın) vakti yaklaşmıştır. (Kıyametin kopuşundan sonra dirilme ve hesap verme günü gerçekleşince) bir de bakarsın ki inkâr etmiş olanların gözleri (dehşetten) donuktur. “Eyvah bize (bunu hesaba katmamıştık)! Gerçekten bundan (hep) gaflet içindeydik, (biz) bilakis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!” (derler).*
(*) Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helâk edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helâki gibidir. Onlar yok oldular ve bir daha dünyaya geri dönmeyecekler. Bu dönüş dünyaya değildir, hesap günü yeniden dirilmedir. İnkârcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Bu nedenle kıyamete yakın bir zamanda Ye’cûc Me’cûc diye bir kavmin dünyayı istila edecek diye anlatılanlar doğru değildir. Zira üstteki ayetlerden Ye’cûc Me’cüc’ün dünya ile alakası olmadığı, hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır. Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz konusu ayetlerin mesajları da yanlış algılanmaktadır. Bu nedenle onların hâlâ seddin arkasında bulundukları ve kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir. Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben (افلا تعقلون – افلا تتدبرون - افلا تتذكرون ( ‘’Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız, beyninizi işletmez misiniz, araştırıp düşünmez misiniz?‘’ şeklindeki ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı, araştırıp düşünmemizi istemektedir. Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Ye’cûc ve Me’cûc’ün hâlâ yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek, başta Kur’an olmak üzere, akla, mantıkğa ve bilime aykırıdır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın vaat ettiği gerçeklerin olması yakınlaşmıştır. O gün geldiğinde, gerçekleri inkâr etmiş olanların gözleri şaşkınlık içerisinde “Bu yeniden diriliş gününden habersiz olarak yaşadığımız için, bize yazıklar olsun, böyle yapmakla kendimize haksızlık yapmışız” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o aralık doğru olarak söz verilen kalkış yaklaşınca tanımazların gözleri dikile kalacak: "Yazık oldu bize. Biz bunun böyle olacağını hiç düşünmemiştik. Doğrusu, biz kıyıcılık etmiş kimseleriz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Doğru olan vaat [⁴] yaklaşınca nagihan kâfirlerin gözleri dehşetten dikik kalacak «— Eyvah bize! Bugüne kadar gafletteydik; hayır biz zalim kimselerdik» diyecekler.
[4] Kıyamet kopması.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte gerçek vaat de yaklaştığı zaman bir de ne göresin; inkâr edenlerin gözleri (faltaşı gibi) belirginleşmiştir [şâhisatun]. “Eyvah bize! Biz bundan gâfilmişiz. Hatta daha da öte [bel] zalimlerdenmişiz de” (derler).
Kadri Çelik
swap_vert close
Gerçek olan söz yaklaşmıştır. İşte o zaman, küfre sapanların gözleri yuvalarından fırlayacak, “Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zulme sapmıştık” (diyecekler).
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte o zaman, gerçekleşeceğinde asla kuşku olmayan o vaad, yani kıyâmet vakti yaklaşmış demektir. Ve nihayet kıyâmet kopacak ve tüm insanlar yeniden diriltilip Rablerinin huzuruna getirilecekler. İşte o anda, inkârcıların gözleri korku ve dehşetle yerinden fırlayacak ve “Vay başımıza gelenlere!” diye feryat edecekler, “Biz nasıl oldu da, buna karşı böylesine umursamazlık gösterdik; yok yok, aslında düpedüz zâlim kimselerdik biz!” diyecekler, fakat son pişmanlık fayda vermeyecek:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gerçek Vaad yaklaştı. İşte o zaman inkâr etmiş olanların bakışları donup kalacaktır: “Eyvah bize! Bundan kesinlikle gaflet içindeydik! Dahası zâlimlerdik!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İşte o zaman sözü edilen kıyamet gerçeğine az kaldı demektir. İşte o zaman inkarcıların gözleri belerip kalacak. " Eyvaah! Bizim böylesi bir felaketten hiç haberimiz olmadı, tuh, kendimize yazık ettik " diyecekler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dünyanın sonunu getirecek kıyamet yaklaşıyor. Kıyamet günü inkâr edenlerin gözleri açılmış, ne yapacaklarını bilmez halde donar kalırlar. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik! Hatta biz zalim kimselermişiz!" derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ve gerçek vaat (Son Saat) yaklaşınca, kâfir olanların gözleri birdenbire donakalır! (Onlar) “Ah, eyvah, yazıklar olsun bize! Elbette bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalimlermişiz!” (diyeceklerdir).
Mehmet Türk
swap_vert close
96,97. Ye’cuc ve Me’cuc(un setleri)¹ açılıp da onlar, her bir tepeden akın etmeye başlayınca ve gerçekten vâdedilen (kıyamet anı) yaklaşınca,² bir de bakarsın ki kâfirler, gözleri yuvalarından fırlamış bir şekilde: “Yazıklar olsun bize, biz bu (kıyamet) anından tam bir gaflet içerisindeymişiz ve (üstelik bir de) bizler, (hakikaten) zâlimlerdenmişiz.” derler.
1 Celâleyn, Kurtubî2 Bu ifâdeden, “Ye’cuc ve Me’cuc’un,” kıyametin alametlerinden olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak bunun nasıl olacağı ile ilgili elimizde net bilgiler olmadığı için ğayba taş atmadan, en doğrusunu Allah bilir demek, gerekir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[ki o zaman] başa gelmesi kaçınılmaz olan [kıyamet] söz[ün]ün gerçekleşmesi de yaklaşmış olacaktır. O zaman ki, hakkı inkara şartlanmış olan kimselerin gözleri yerinden oynayacak ve [birbirlerine:] “Vah bize!” [diye yakınacaklar], “Bu [kıyamet sözüne] karşı hep umursamazlık gösterdik! Çünkü, zulüm ve kötülük yap[maya eğilimli ol]an kimselerdik!” ⁹⁵
95 Yani, bilerek ve herhangi bir mazeret sözkonusu olmaksızın; çünkü bütün peygamberler Kıyamet ve Hesap Günü konusunda insanları uyarmışlardı; karş 14:44-45. “Eğilimli olan” sözleriyle yaptığımız ilave, bir önceki cümledeki ellezîne keferû “hakkı inkara şartlanmış olan kimseler” ifadesinde olduğu gibi, bir niyetlilik ifade etmektedir (bkz. 2:6 hk. 6. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte gerçekleşecek olan vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman inanmayanların gözleri korku ve dehşetten fal taşı gibi açılacak ve: – Yazıklar olsun bize, bundan önce biz bunu hiç umursamıyorduk, aslında biz kendimize zulmedip yazık etmişiz, diyecekler. 7/187, 14/48, 16/77, 20/105…107, 22/1- 2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi, mutlaka gerçekleşecek olan sözün vakti yaklaşmıştır: işte o zaman, küfürde ısrar edenler, gözleri yuvalarından fırlamış[²⁷⁷³] bir halde “Yazıklar olsun bize!” (diyecekler), “Doğrusu biz bu (söze) karşın gaflete dalmışız; dahası (böyle yapmakla) kendi kendimize kıymışız!”
[2773] Şâhısatun ebsâr, bir korku ve dehşet karşısında “insanın gözlerinin yuvalarından fırlayacakmış” gibi etkilenmesini ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Gerçek va'ad (kıyamet alametleri, mahşer ve hesap) yaklaştığı zaman, o kafirlerin gözleri, korku ve dehşetten belerip kalır, "Yazıklar olsun bize!.. Bundan önce gaflet içindeydik. (Bu saatin azabının başımıza çökeceğini hiç düşünmüyorduk) biz gerçekten zalim kimseler idik" diye feryad edeceklerdir.
(Kef suresinin 97 ile 98. ayetlerinde "Ye'cuc ile Me’cuc", "Sed" ve "Rabbimin va'di" beyanları bulunduğu gibi, aynı beyanların; bu surenin 96 ile 97. ayetlerinde de yer aldığını müşahede edıyontz!.. Hatırlanacağı üzere Zülkarneyn kıssasında; -iki dağ arasını birleştiren- "Sed" beyana, Mekke'nin fethedilerek İslam Birliğinin gerçekleşmesi manasını vermiş ve -yeter ki müslümanlar kendi aralarında bu birliği bozabilecek tefrikalardan sakınsınlar.. yoksa- başka güçlerin bu birliği bozamıyacağına işaret buyurulduğunu belirtmiştik!.. Dikkat edilirse bu surenin 92 ile 93. ayetlerinde de müslümanlar; evvelki ümmetlerin din işlerinde aralarında fırka fırka olmasından ibret alarak İslam Birliğini koruma hususunda uyarılmaktadırlar!.. Kehf ile Enbiya suresinin belirttiğimiz ayetleri arasındaki bu ortak özellikleri de Zülkarneyn Kıssası'nı açıklama şeklimizi doğrulayan bulgular olarak kabul edebiliriz Allahu a'lem!)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve o va'd edilen gerçek yaklaştığı vakit, işte o zaman o küfredenlerin gördükleri karşısında ''Eyvah bizlere, biz bundan gafleteydik ,aksine biz kendimize zulmetmişiz" diyecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve doğru olan vaad (Kıyamet günü) yaklaştığı zaman, artık kâfirlerin gözleri muzdarip bir hale gelecek, (ve diyeceklerdir ki:) «Eyvah bizlere! Biz bundan gaflette bulunmuş olduk. Hayır. Biz zalimler olduk.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
96, 97. Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başladıkları, doğru vâdin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik! ” diyecekler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gerçek va'd (yani kıyamet) yaklaşmış olur. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalır. "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik (bunun doğru olacağını hiç düşünmüyorduk). Meğer biz zulmediyormuşuz!" (diye mırıldandılar).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Va'd-i Hak olan kıyâmetin vakt-i zuhûrı yakîn oldı. O gün kâfirlerin gözleri fırlamış oldığı halde mütehassirâne: "Veyl bize! Biz bu günün 'azâbından gafletde idik. Belki (rasûlleri tekzîb ile) nefislerimize zulüm idenlerden idik" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Artık gerçek tehdidin (cehennemin) vakti yaklaşmıştır. Birde bakarsın ki bu kâfirlerin gözleri fal taşı gibi açılmış “Yazık oldu bize, bunu hesaba katmamıştık, aslında yanlış yapıyorduk” diyorlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte gerçek vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman kafirlerin gözleri dehşetten bakakalır:- Eyvah bize, bundan önce biz gaflet içindeydik. Biz gerçekten zalim kimselerdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Artık hak olan vaad yaklaşmış, inkâr edenlerin gözleri donakalmıştır. “Eyvah bize!” derler. “Bundan habersizdik. Aslında biz kendimize yazık etmişiz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik!" derler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
96-97. tā ol vaķt kim açıla yecüc daħı mecüc yol ḥalde kim yüce yirden yilişürler yaķın oldı ḥaķ va'desi ya'nį ķıyāmet pes anda açılup ķalıcıdur gözleri anlaruñ kim kāfir oldılar “iy 'aźābumuz! ya'nį eyideler olduġ-ıdı ġāfilliķ içinde bundan belki olduġ-ıdı žālimler”.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yaḳın ola ḥaḳ va‘de ki ḳıyāmetdür. Ol ḳıyāmet güni bāhit eyler gözlerikāfirlerüñ. Eyideler: Vay bize ġaflet içinde‐y‐idük bu günden. Bel ki bizẓālimler‐iduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Doğru və’d (qiyamət günü) yaxınlaşdıqda kafir olanların gözləri (dəhşətdən) dərhal bərəlib: “Vay halımıza! Biz (dünyada) bundan qafil idik. Xeyr, biz zalım olmuşuq (peyğəmbərlərin dediklərinə inanmamaqla zülm etmişik)!” – deyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the True Promise draweth nigh; then behold them, starring wide (in terror), the eyes of those who disbelieve! (They say): Alas for us! We (lived) in forgetfulness of this. Ah, but we were wrong doers!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then will the true promise draw nigh (of fulfilment): then behold! the eyes of the Unbelievers will(2754) fixedly stare in horror: "Ah! Woe to us! we were indeed heedless of this; nay, we truly did wrong!"
2754 Cf. 14:42.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاقْتَرَبَ
ve yaklaştı
الْوَعْدُ
vaad
الْحَقُّ
hak
فَاِذَا
birden hemen
هِيَ
o
شَاخِصَةٌ
dona kalıcıdır
اَبْصَارُ
gözleri
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
كَفَرُواۜ
inkâr ettiler
يَا وَيْلَنَا
yazıklar olsun bize
قَدْ
ger- çekten
كُنَّا
idik
ف۪ي
içinde
غَفْلَةٍ
bir gaflet
مِنْ هٰذَا
bundan
بَلْ
bila- kis
كُنَّا
idik
ظَالِم۪ينَ
zalim kimseler
Ve hak vaad (olan kıyamet) yaklaştığında, bir de bakarsın ki inkâr edenlerin gözleri (dehşetten) donakalır! (Onlar derler ki) "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bundan gaflet içindeydik (bunun doğru olacağını hiç hesap etmemiştik), hatta biz gerçekten (kendine zulmeden) zalim kimselermişiz."
اِقْتَرَبَ
Fiil-VIII
ق ر ب
Çok yaklaştı
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
شَاخِصَة
Etken fiil
ش خ ص
Dona kalan
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
وَيْل
İsim
وَيْل
Yazıklar olsun, yuh olsun, vay hâline
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
غَفْلَة
İsim
غ ف ل
Gaflet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden