close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 84. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Festecebnâ lehu fekeşefnâ mâ bihi min durr(in)(s) veâteynâhu ehlehu vemiślehum me’ahum rahmeten min ‘indinâ veżikrâ lil’âbidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken duasını kabul ettik de ne zarara uğradıysa giderdik ve katımızdan rahmet ve ibadet edenlere ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber daha da bir mislini verdik.
Ahd-i Atıyk'te 42 babdan ibaret Eyyub Peygambere ait bir bölüm vardır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece Biz de onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken duasını kabul ettik de, O'nu çektiği dertten kurtardık ve katımızdan bir rahmet ve ibadet edenlere bir ibret ve hatıra olmak üzere, O'na ailesini ve onlarla beraber, hastalık dolayısıyla kaybettiklerinin bir mislini de verdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onun duasını kabul ettik. Başına gelen dertten, hastalıktan onu kurtardık. Katımızdan bir rahmet, bizi tanımada, candan müslüman olarak bize bağlanmada, saygıyla bize kulluk ve ibadette daim olanlara bir hâtıra, inkâr edenlere de bir uyarı olmak üzere, kaybettiği nüfusunu bir kat artırarak ona yeni bir nesil verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul ettik, üzerindeki derdi kaldırdık ve tarafımızdan bir rahmet, ibadet edenler için de bir ibret olarak ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de duasını kabul edip hemen kendisindeki hastalığı giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için de bir hatıra olmak üzere, ona (diriltmek suretiyle) hem ailesini (çoluk çocuğunu), hem onlarla beraber daha bir katını verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz de, kendimizden bir rahmet ve abitler için bir hatıra olarak, onun duasını kabul ettik, ondaki hastalığı giderdik, ailesini ve bir o kadar daha onlarla beraber ona verdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelen sıkıntıyı kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve olanlarla beraber bir katını daha vermiştik.[333]
[333] İsmail, İdris, Zülkifl, Yûnus ve Zekeriyâ peygamberler hakkında kısa bilgiler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 502-513.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hemen onu cevapladık, her derdini hallettik, kulluk eden kimselere, hem bir öğüt, hem de katımızdan bir rahmet olarak, bir katını daha verdik!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve gereği gibi kullukta bulunanlar için bir ibret olmak üzere ona yakınlarını bir kat daha artırarak geri vermiştik.
Bkz. 38/41-44Hz. Eyyub’un rahatsızlığı ile ilgili, hiçbir Kur’anî dayanağı bulunmayan birbirinden farklı asılsız ve mesnetsiz yorumlar yapılmaktadır. Hz. Eyyub, varlıklı, itibarlı ve aile fertleri geniş bir kişiydi. Evinin yıkılması sonucu aile fertlerinden bazılarını kaybetmiş ve servetinin çoğu elinden gitmişti. Uzun yıllar ağır bir cilt/beden hastalığına yakalanmıştı. Ama o bütün bu felaketlere rağmen şikâyetçi olmamıştı. Onun şikayetçi olduğu ve çare bulmak istediği hastalık maneviydi. Nitekim Sâd suresi 38/41. ayetinde: “(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da hatırla! Hani o, Rabbine: “Doğrusu şeytan bana bir dert ve azap (olacak vesvese) dokundurdu” diye seslenmişti.” buyrulmaktadır. Buda gösteriyor ki Hz. Eyyub’un derdi kalbine düşen vesveseyi ortadan kaldırmaktı. Bu yakarışına karşı Allah da duasını kabul etmiş kalbindeki hastalığı gidermişti. “Yakınlarını geri vermesi” ifadesi, ölen yakınları yerine sonradan neslinden gelen çocukları işaret etmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Du’âsını kabûl ve başındaki belâyı belâyı def’ itdik ’âilesini i’âde ve bir yeni ’âile ilâve iyledik bunlar hep rahmetimizin eseri ve bize ’adâvet idenlere ’ibret idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için anılacak bir örnek olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik; ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz ona cevap vererek ne sıkıntısı varsa onu giderdik. Katımızdan bir rahmet, kulluk edenlere bir hatırlatma olarak kendisine, ailesini ve onların bir mislini verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz de duâsını kabul ettik de hemen kendisindeki durru açtık ve tarafımızdan bir rahmet ve âbidler için bir muhtıra olmak üzere ona ehlini ve beraberlerinde onların bir mislini de verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o zararı (hastalığı) giderdik. İbadet ehli için bir zikir (öğüt ve ibret) olsun diye, tarafımızdan ona bir rahmet olarak (eski servetini, sağlığını) ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha bahşettik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve derdini yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini¹ ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.
1- Ailesini, yakınlarını.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz de onu (n bu duasını) kabul etmiş, kendisindeki o zararı gidermiş, tarafımızdan bir rahmet ve ibâdet edenler için bir haatıra olmak üzere hem ailesini, hem onlarla beraber daha bir mislini ona vermişdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (biz de) onun duâsını kabûl etmiştik de kendisinde bulunan zararı(o hastalığı) açmış (kaldırmış)tık; katımızdan bir rahmet ve (bize) kulluk edenlere bir ibret olmak üzere, ona âilesini ve onlarla berâber bir mislini daha verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz de duasını kabul ederek içinde bulunduğu sıkıntıyı giderdik. Ayrıca karşılıksız rahmetimizin bir eseri olarak ve bize kulluk edenlerin her zaman anacakları bir örnek olsun diye (yanından ayrılan ve onunla ilgilenmeyen) ehlini (yakınlarını tekrar) kemdisine bahşettik ve onlarla birlikte, (hastalık dolayısıyla) kaybettiklerinin bir mislini de verdik. *
(*) Bir rivâyete göre ehli/yakınları, onun bu hastalığına tahammül edemeyerek yanından ayrılmıştı da, sıhhatine kavuşmasından sonra tekrar ehli/yakınları Ona dönmüştür.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizde o’nun çağrısına karşılık verdik ve o’na dokunan zararı ortadan kaldırdık ve Eyyüb’e, ehline ve onların benzerleri olup da, onlarla beraber olanlara katımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için öğüt verdik. .
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Biz onun yalvarısını onadık. Onun bu sıkıntısını giderdik. Kendi katımızdan bir esirgeyicilik, tapanlara da bir örnek olsun diye ona çoluğu çocuğu iki kat olarak verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine onun duasını kabul ettik, duçar olduğu hastalığı izale ettik. Nezdimizden bir rahmet ve inayet, âbit olanlara da bir ibret olmak üzere ona ehil ve evlâdını bir misliyle beraber verdik.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelen derdi kaldırmıştık.²⁷ Ona, tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de öğüt olmak üzere ailesini ve bununla birlikte kaybettiklerini misliyle vermiştik.
27 Krş. Sâd, 38/42-44  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatıcı olmak üzere onun duasını kabul ettik, uğradığı sıkıntısını giderdik ve ona aile efradını, ayrıca onlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz de onun duâsını kabul etmiş ve başındaki sıkıntıları gidermiştik; sonra da katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere öğüt verici bir hatıra olmak üzere, ona malını mülkünü, ailesini ve bir o kadarını daha vermiştik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona (icabet edip) karşılık verdik; kendisine zorluk / sıkıntı veren şeyi kaldırdık. Kulluk Edenler için hatırlatmalar olmak üzere katımızdan bir rahmet olarak onun ailesini, onlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz ona da karşılık verip sıkıntısını giderdik ve ailesine kavuşturduk. Hatta sevgimizin bir ifadesi olarak sıkıntısını fazlasıyla karşıladık. Eyyûbun sabrı, dillere destan olmuştur!...
Mehmet Çoban
swap_vert close
O’nun duasını kabul edip bütün dertlerinden kurtarmıştık. Tarafımızdan bir rahmet olarak, yasalarımıza uyanlara ibret olmak üzere; O’na ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Tarafımızdan bir merhamet ve kulluk edenler için bir hatırla(t)ma olmak üzere onun duasına cevap vermiş, kendisindeki sıkıntıyı gidermiş ve ona ailesini, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini (beklemediği diğer yakınlarını) daha vermiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz de onun duâsını kabul ettik ve hemen (Eyyûb’tan) o hastalığı giderdik. Ve (ayrıca) ona katımızdan bir rahmet ve Allah’a kulluk edenler için ibret alınacak bir örnek olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine, o(nun bu yakarışı)na karşılık verdik ve o’nu çektiği dertten kurtardık; ayrıca, o’na katımızdan bir rahmet ve Bize kulluk edenlere bir ders olmak üzere, sayılarını bir kat artırarak yeni bir zürriyyet ⁷⁹ verdik.
79 Lafzen, “ailesini” -yani, ölenlerin yerini almak üzere sonradan olan çocukları.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul etmiş ve onu o dertten kurtarmıştık. Katımızdan merhametimizin bir nişanesi ve kulluk edenlere bir ibret ve hatıra olsun diye ona, ailesini ve kaybettiklerini misliyle geri verdik. 38/41...43
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul etmiş ve onu bizar eden dertten kurtarmıştık; dahası katımızdan bir rahmet ve gereği gibi kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, ona yakınlarını bir kat daha artırarak geri vermiştik.[²⁷⁵⁷]
[2757] Krş: 38: 41-44. Hz. Eyyub hakkında birbirini tutmayan farklı rivayetler nakledilmiştir (Taberî). Pasajın anlaşılmasını kolaylaştıracak özeti şudur: Muhtemelen Arap asıllı bir nebî olan Eyyub önceleri varlık ve sıhhat sahibiyken sonradan yokluk ve hastalıkla sınanır. Etrafından çocukları ve eşi de dahil herkes dağılır. Düştüğü ölümcül dert sırasında destani bir sabır sergiler. Razı ettiği Rabbi onun adını sabrın simgesi olarak ölümsüzleştirir. Eski Ahid’deki Eyyub tasvirinin Kur’an’daki sabır timsali bilge bir nebî olan Hz. Eyyub ile örtüşmediği açıktır. Eyyup nebînin Sâd sûresinin 41. âyetinde geçen şikâyetinden de anlaşılacağı gibi, bu mubarek nebi, bedenine ârız olan hastalıktan değil, maneviyatına ve kalbine ârız olan manevî hastalıktan bizar olmuş ve şikâyet etmişti. Zira maddî vücud insanın aslî varlığı değildi. İnsanın aslî varlığı manevî vücud idi. Dolayısıyla asıl musibet insanın bedenine gelen değil kalbine ve ruhuna gelen musibetti. Sâd 41’de Hz. Eyyup işte bundan şikâyet ediyordu.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz de onun dua ve niyazını kabul etmiş, uğradığı sıkıntıdan onu kurtarmış ve -katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere, (sabrın mükafatına bir örnek) bir hatıra olmak üzere- Eyyub'a ayrıca, kaybettiklerinin bir mislini de vermiştik.
Osman Fırat
swap_vert close
Bizde onun duasının icabına baktık Ona sıkıntı vereni kaldırdık. Ve Onun ailesini ve onlarla beraber bir mislini de katımızdan bir rahmet ve İnsanlara bir anı/öğüt olarak verdik
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz de O'nun duasını kabul ettik de O'nda olan ızdırabı açıverdik ve O'na ehlini ve onlar ile beraber onların bir mislini kendi tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir mev'ize olmak üzere verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
83, 84. Eyyûb'u da an. Hani o: “Ya Rabbî, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın” diye niyaz etmiş, Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik. {KM, Eyub 42, 10. 13}
Müfessirler derler ki: Hz. Eyyub (a.s.) Rûm diyarında Peygamber idi. Serveti ve hanedanı, evlatları pek fazla idi. Allah onun mallarını giderdi, sabretti. Çoluk çocuğunu aldı, sabretti. Sonra bedenine hastalıklar ârız oldu, sabretti. Fakat halk: “Onun başına bunca derdin gelmesi boşuna değil, büyük bir günahı olmalı!” deyince, şifa niyazında bulundu. Allah da şifa lütfetti. Tevrat da “Eyyubun Kitabı”nda onun felsefi çizgiler taşıyan destanî hikâyesini ayrıntılı olarak anlatır. Onun Yahudi veya Rum olmayıp Kuzey Arabistan’da yaşayan Arap kökenli Nabat halkından olduğu da söylenmiştir. Gerçek durumu yalnız Allah bilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz de onun du'asını kabul etmiş, kendisine bulaşan derdi kaldırmıştık; ona tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olarak ailesini ve onlarla beraber bir katını daha vermiştik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Du'âsını kabûl ile hastalığını izâle idüb ona bir misli de berâber olarak ehlini, tarafımızdan rahmet ve bize tapanlara mev'ıza ve 'ibret olarak virdik. [¹]
[1] Eyyûb 'aleyhisselâm zengîn, evlâd ve 'ıyâli kesîr bir zât idi. Cenâb-ı Hak onı imtihân buyurmak içün bir çok belâ ve mesâibe dûçâr iylediği gibi ağır bir hastalığa da mübtelâ kıldı. Bütün vücûdı kurtlandı zevcesinden başka kimsesi kalmadı. İşte bu halde du'â itmekle icâbet buyuruldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona olumlu cevap verip ondaki sıkıntıyı gidermiştik. Katımızdan bir ikram ve kulluk edenler için bir ders olsun diye de ona, hem ailesini hem de bir o kadarını daha vermiştik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onun duasını kabul etmiş ve sıkıntısını gidermiştik. Ona, ailesini ve onlarla beraber, katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir ibret olarak bir katını daha vermiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de onun duasını kabul ettik, bütün dertlerini giderdik; katımızdan bir rahmet eseri ve Allah'a kulluk edenlere bir ibret olarak, ailesini ve bir o kadarını daha ona bağışladık.(11)
(11) 38:41-44’e de bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde, benzerlerini de verdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes biyerledük anı pes giderdük ol kim var-idi anda ziyāndan. daħı virdük aña ķavumını daħı ķavmınuñ beñzerini anlaruñ-ıla raḥmet içün bizüm ķatumuzdan daħı ögüd içün ŧapıcılara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳabūl itdük du‘āsın anuñ ve giderdük özinden ol zaḥmeti ve baġışla‐duḳ özine ehlini ve ẕürriyetini niçe anlaruñ gibi. Daḫı bizüm raḥmetümüz bile, daḫı ögüt olmaġ‐ıçun ‘ābidlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (Əyyubun) duasını qəbul buyurduq, onu düçar olduğu bəladan (xəstəlikdən və ailəsinə üz vermiş müsibətdən) qurtardıq. Dərgahımızdan (Əyyuba) bir rəhmət və (Allaha) ibadət edənlərə ibrət dərsi (öyüd-nəsihət) olsun deyə, (həlak olmuş) övladlarını qaytarıb ona verdik, üstəlik bir o qədər də əlavə etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We heard his prayer and removed that adversity from which he suffered, and We gave him his household (that he had lost) and the like thereof along with them, a mercy from Our store, and a remembrance for the worshippers;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So We listened to him: We removed the distress that was on him, and We restored his people to him, and doubled their number,- as a Grace from Ourselves, and a thing for commemoration, for all who serve Us.(2740)
2740 Job is the pattern of humility, patience, and faith in Allah. It. was with these weapons that he fought and conquered evil.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاسْتَجَبْنَا
bunun üzerine icabet ettik
لَهُ
ona
فَكَشَفْنَا
ve açtık
مَا
o şe- yi ki
بِه۪
onda- dır
مِنْ ضُرٍّ
zarardan
وَاٰتَيْنَاهُ
ve ona verdik
اَهْلَهُ
ailesini
وَمِثْلَهُمْ
ve onların bir mislini
مَعَهُمْ
onlarla beraber
رَحْمَةً
bir rahmet olarak
مِنْ عِنْدِنَا
tarafımızdan
وَذِكْرٰى
ve bir öğüt olmak üzere
لِلْعَابِد۪ينَ
ibadet edenlere
Bunun üzerine Biz, tarafımızdan bir rahmet ve (Allah'a âbd olup) ibadet edenler için bir öğüt (ve örnek) olmak üzere onun duasını kabul ettik. Kendisinde zarar olarak ne varsa giderdik ve ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini daha verdik.
اِسْتَجَابَ
Fiil-X
ج و ب
İcabet etti, cevap verdi, kabul oldu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
كَشَفَ
Fiil-I
ك ش ف
Keşfetti, açtı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
ذِكْرٰى
İsim
ذ ك ر
Hatırlama, zikir, ihtar, öğüt, nasihat, uyarı, anma
عَابِد
Etken fiil
ع ب د
Âbd olan, ibadet eden, tapan, kulluk eden