close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 82. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemine-şşeyâtîni men yeġûsûne lehu veya’melûne ‘amelen dûne żâlik(e)(s) vekunnâ lehum hâfizîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Şeytanlardan, onun için denize dalıp ona mücevherat çıkaranlar ve bundan başka daha ayrı işler yapanlar da vardı ve biz de onları korurduk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Üstelik) Onun için (denizde) dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler)de de çalışan (cinn takımından) şeytanlardan kimseleri de (Süleyman’ın emrine verdik). Onları (bu görevlerde tutuverip) muhafaza eden de Biz’dik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şeytanlardan da O'nun için, dalgıçlık edenleri ve daha başka işler görenleri baş eğdirdik, O'nun buyruğuna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık yapan ve bunun dışında başka işler görenleri de onun hizmetine verdik. Onları biz denetim altında tutuyorduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 38/37-38.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şeytanlardan onun için (denize) dalan ve bundan başka işler görenleri de (onun emrine vermiştik). Biz onları koruyorduk. [11]
11.Yani Süleyman (a.s.)`ın emrinden çıkmamaları için gözetim altında tutuyorduk.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şeytanlardan da Süleyman için, (denizden inci çıkarmak üzere) dalgıçlık edenleri ve (binalar yapmak gibi) başka iş için çalışanları emrine bağlı kılmıştık. Hep o şeytanları, Süleyman'ın emrinden çıkmamak için koruyan bizdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şeytanlardan da onun için denize dalan ve ondan başka iş de yapanları onun emrine verdik. O şeytanları (onun için) gözetim altında tutan Bizdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şeytanlar arasında da, onun için dalgıçlık eden ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Onun için şeytanlardan, dalgıçlık eden vardı, bundan başka iş de görüyorlardı, biz onları gözlerdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayrıca (inci için) derin sulara dalan ve başka işler yapan kural tanımayan bazı dik başlı kimseleri de Süleyman'ın emrine verdik. Bu güçleri kontrol altında tutan yine bizdik.
Hz. Süleyman’ın emrine verilen “şeytanlar”, Hz. Süleyman yaşamış kural tanımayan, sorumsuz, ilkesiz, statüsüz yaşayan, Haktan uzak bir karakteristik yapıya sahip yabancı, vahşi kabileler olabileceği gibi Hz. Süleyman’ın denetim altına alıp yararlandığı tabiat güçleri de olabilir. Her (türlü) yapı ustası ve dalgıç olan şeytanları (cinleri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlere vurulmuş diğer yaratıkları da (Süleyman’ın emrine verdik). (Sâd 38/37-38)  
Cemil Said
swap_vert close
Ve şeytânlardan kendüsi içün inci sayd itmek üzere denize dalanları ve sâir emirleri icrâ idenleri âna mutî’ kıldık, biz ânlara nezâret idiyor idik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şeytanlar (cinler) arasından da onun için dalgıçlık ve daha başka işler yapanlar vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören şeytanları da... Onları biz gözetiyorduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka amel için çalışanları teshır etmiştik ve hep onları zabteden biz idik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ayrıca) onun için (denizde) dalgıçlık yapan ve bundan başka iş (ler) de de çalışan (cin taifesinden) şeytanlardan kimseleri de (Süleymân’ın emrine verdik). Biz onları (şeytanları) gözetim altında tutuyorduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve şeytanlardan¹ kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.
1- Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur'an'daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle “Hakk'tan uzak olan” kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleymân Nebi'nin buyruğu altında çalışan ve “Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan” kimselerdir. Zira şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleymân Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgâhlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şeytanlardan onun için denize dalacak ve bundan başka iş (ler) görecek olan kimseleri de (teshîr etdik). Biz onların nigehbânı idik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şeytanlardan da, onun için dalgıçlık yapanları ve bundan başka iş görenleri (emrine verdik.) Ve onları koruyanlar (biz) idik.(1)
(1)“Cenâb-ı Hakk, ma‘nen şu âyetin lisân-ı remziyle (işâret diliyle) der ki: ‘Ey insan! Bana itâat eden bir abdime (kuluma) cin ve şeytanları ve şerîrlerini (çok şerlilerini) itâat ettiriyorum. Sen de benim emrime musahhar olsan (itâat etsen), çok mevcûdât (varlıklar), hattâ cin ve şeytan dahi sana musahhar olabilirler.’ ” (Zülfikār, 25. Söz, 82-83)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve şeytanlardan (Süleyman’ın buyruğu altına alınan yabancı topluluklara mensup asi ve şeytan karakterli azgın kimselerden) kendisi için (denizden inci-mercan vb. şeyleri çıkarmak üzere) dalgıçlık eden ve bundan başka (inşaatçılık, heykeltıraşlık, bakırcılık gibi) işler de yapanlar vardı. Ve onları koruyup disipline eden biz idik. *
(*) Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur’an’daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur’an’da da kullanılan biçimiyle “Hakk’tan uzak olan, asi ve azgın” kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleyman Nebi’nin mahiyetinde çalışan ve “Hakk’tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan” kimselerdir. Zira şeytan; Hakk’a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi’ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı (kötülük tezgâhlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir. (E. Aktaş Meal Açık…) Ayrıca bunun bir örneği de Bakara-14.ayettir. Hani orada ‘’(O münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit << Biz de inandık>> derler. Şeytanlarıyla (kendilerini saptırmaya çalışan liderleriyle) başbaşa kaldıklarında ise, biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.’’ İşte bu ayette de geçen (شياطين)’’şeyatıyn’’ yani insi şeytanlar olup cinni şeytanlar değildir, bunlar münafıkları saptırmaya çalışan lider konumundaki münafıklardır. Zaten Nas süresinde de geçtiği gibi hem cinni, hem de insi şeytanlar vardır. İşte Hz. Süleyman’a musahhar kılınananlar isyankâr, azgın ve sapık insi şeytanlardan olabilir. Aşağıda metni bulunan ‘’’محاسن التأويل’adlı tefsire bakılabilir. Yani buradaki (شياطين) şeyatin, baş eğmedi, serkeşlik yaptı, hakka karşı çıktı, azdı, gibi anlamına gelen (شطن) şatana kökünden türetilmiştir. İşte bu durumda olanlar ister cinlerden, ister insanlardan olsun kendilerine şeytan denir. وهكذ ا الحال بالنسبة إلى تسخير الريح، وغوص الشياطين، فالشياطين تُطلق أيضا على رؤوس الكفر، اقرأ قوله تعالى {وَإِذَا لَقُوا الَّذِينَ آمَنُوا قَالُوا آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُوا إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ}.. أي أنهم إذا انفردوا مع اليهود قالوا لهم إننا نعلن الإسلام خداعا، والحقيقة أننا معكم. كما تُطلق الشياطين على الصناع المحترفين ممن عندهم طاقة زائدة وقدرات عظيمة، لأنها مشتقة من شاط بمعنى احترق. وإلا هل رأيتم شياطين شبحية ]يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَلِكَ[؟ هل رأيتم شياطين شبحية ]كُلّ بَنَّاءٍ وَغَوَّاصٍ[؟ هل رأيتم أشباحا ]مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ[؟ هل هذا وصف لبشر ذوي ميزات خاصة أم لأشباح؟ الشياطين المذكورون، إما مردة الإنس وأشداؤهم، وإما مردة الجن (’’محاسن التأويل’)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şeytanların içlerinden suda dalgıçlık yapan ve bundan başka daha pek çok işler yapan kimseleri Süleyman’ın emrine verdik. Ve biz onları hep gözetliyoruz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yine onun için Şeytanlardan öylelerine de baş eğdirdik ki denize dalarlar, başka işler de görürlerdi. bütün onların gözeticisi de Bizdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bir de şeytandan öylelerini [¹] müsahhar ettik ki onlar denize dalarlar, inci ve mercan çıkarırlar ve başka işler de görürlerdi. Biz onların Süleyman/ın emrinden çıkmamalarını temin etmiştik.
[1] Serkeş, bünyesi kavi olan şahısları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dalgıçlık eden ve bundan başka işler yapan şeytanlardan da onun emrine verdik.²⁶ Onları hep zapt eden/gözetim altında tutan [hâfızîn] Biz idik.
26 Krş. Sebe’, 34/13. Yukarıdaki ayette geçen şeytanlar kelimesi ile Sebe’’de geçen cin kelimesi mecazi anlamdadır. Asi, isyankâr becerikli insanlar anlamında Kur’an’da kullanılır. Burada ise, isyankâr kavimlerden alınan esirleri bu gibi işlerde çalıştırdığı anlaşılıyor. Mevlana Muhammed Ali de The Holy Qur’an’ında aynı yorumu yapar. Tevrat’ta da bu anlayışı doğrulayan bölümler vardır. Burada çalışan kimselerin sayıları vardır. Bkz.Tevrat, II. Tarihler, Bab: 2, 18  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şeytanlar arasından da onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları (cinleri, itaatsizlikten) gözetip koruyanlardık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve cin şeytanlarından bir kısmını da onun buyruğuna vermiştik. Bunlar, onun için dalgıçlık yaparak denizin altından inci ve mercan çıkarıyor, bundan başka inşaat, oymacılık gibi ustalık gerektirenişler yapıyorlardı. İşte bu şeytanları da gözetim altında tutan, gerçekte yine Bizdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun için dalgıçlık yapan, bundan başka işler de yapan Şeytanlar’dan da (onun emrine verdik). Onları gözetmekteydik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Süleyman’ın deniz dibine dalış yapan şeytanları / özel timleri de vardı. Bu timler başka işler de yaparlardı. Biz de onları korumaya alırdık...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın emrine karşı çıkarak şeytanlaşan toplumları Süleyman’ın hükmüne soktuk. Onlar dalgıçlık yapan kavimlerdi. Süleyman için denizlere dalar, denizin zenginliklerini Süleyman’a sunarlardı. Onların hepsini Süleyman’ın emrine veren bizdik. Süleyman’a fetih, zafer, başarı verdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şeytan(laşmış insan)lar arasından da onun için dalgıçlık yapan (inci çıkaran) [*] ve bundan başka işler görenler vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.
Bu ayet Sâd 38:37. ayetle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Denize dalan ve bundan başka işler de gören şeytanları da o (Süleyman’ın) emrine verdik ve Biz o (şeytanları)¹ gözetim altında tutuyorduk.
1 (Kurtubî, Celâleyn) Bu âyet ayrıca: “denize dalan ve bundan başka işler de gören şeytanları da o (Süleyman’ın) emrine verdik ve Biz, onların koruyucuları idik.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Baş eğmeyen güçlerden [de o’nun buyruğuna verdiklerimiz vardı ki] ⁷⁶ bunlar o’nun için dalgıçlık ve (bu türden) başka işler yaparlardı. Bu güçleri de gözetim altında tutan yine Bizdik. ⁷⁷
76 Bu özel anlam örgüsü içinde şeyâtîn (lafzen, “şeytanlar”) terimi için benimsediğimiz karşılık (“baş eğmeyen güçler”), şeytân teriminin “baş eğmeyen”, “aşırı derecede kibirli/dik başlı” ya da “küstah” anlamına gelen deyimsel kullanımına dayanmaktadır (karş. Lane IV, 1552). Buradan yola çıkılarak, ayetin baş eğdirilip köleleştirilen düşman güçlere yahut Hz. Süleyman’ın denetim altına alıp yararlandığı tabiat güçlerine işaret ettiği söylenebilir; ayrıca, bkz. bundan sonraki not.77 Burada da, Hz. Süleyman’la ilgili başka bölümlerde de, Kur’an, o’nun ismiyle bitişen ve gerek Yahudi-Hristiyan kültürünün, gerekse İslam öncesi Arap halk kültürünün ayrılmaz parçası halinde yaşayan muhtelif şiirsel menkıbelere atıfta bulunmaktadır. Kur’an’da yer alan bu bahislerin “rasyonel” bir tarzda yorumlanması, kuşkusuz mümkündür; ama, böyle bir çaba bizce pek de gerekli değil. Çünkü bu menkıbeler, Kur’an’ın ilk defa hitab etmek durumunda olduğu toplumun hayal gücüyle öylesine derinden yoğrulmuştu ki, Hz. Süleyman’ın olağanüstü gücünden ve hikmetinden söz eden bu efsanevî hikayeler zaman içinde başlıbaşına kültürel bir gerçeklik, bir ifade ve üslup özelliği kazanmış ve bunun için de, Kur’an’da verilmek istenen belli ahlakî gerçeklerin temsîlî olarak yansıtılması için başvurulabilecek son derece uygun ifade araçları ya da ifade birimleri haline gelmişlerdir. Bunun içindir ki Kur’an, bunların efsanevî mahiyetlerini doğrulamak ya da yalanlamak yönünde konu dışı bir değerlendirme ortaya koymadan, onları, insanın sahip olabileceği her türlü gücün ve ihtişamın nihaî kaynağının Allah olduğu, bazan mucizevî sınırlara varsa bile, beşerî hüner ve dehânın ulaşabildiği tüm başarıların Allah’ın üstün yaratma gücünün tezahüründen ibaret olduğu fikrini etkileyici bir biçimde ortaya koymak için bir fon, bir üslup ve ifade aracı olarak kullanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şeytanlar gibi asi bir takım maharetli kişileri de onun emrine vermiştik. Onlar Süleyman için dalgıçlık yapıyor ve bunun dışında başka işler de yapıyorlardı, bütün bu kişileri muhafaza altına alan biz idik. 34/10...13, 38/35...38
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine dik başlı birileri,[²⁷⁵⁶] hem onun için dalgıçlık yapıyorlar, hem de bunun dışında başka hizmetler görüyorlardı. Aslında onlara mukayyet olan da Bizdik.
[2756] Şeyâtîn, “baş eğmedi, serkeşlik etti, azdı” anlamına gelen şatana kökünden türetilmiştir (Krş: 81:25, not 21). Bunlar, Hz. Süleyman zamanında yaşamış başıbozuk ve hiçbir kural tanımayan vahşi kabileler veya onun devleti sihirbazlıkla yönettiği zehabına kapılan nankör Yahudiler (Bkz: 2:102) olabileceği gibi, insanoğluna baş eğmeyen tabiî güçler de olabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Denize dalacak ve başka işleri de görecek şeytanları da onun emrine verdik. (Şeytanların bozgunculuk yapmaması için) onları gözeten de bizdik!
Osman Fırat
swap_vert close
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytânları da emrine vermiştik Biz onların (onun emrinde tutmak için ) muhafızı idik..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şeytanlardan onun için dalgıçlık edenleri ve ondan başka ileri yapanları da (musahhar kılmıştık) ve onlar için hıfz edenler Biz olduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendisi için dalgıçlık ve daha başka birtakım işler yapan bazı cinleri (şeytanları) da onun emrine verdik. Biz onları gözetim altında tutardık. [38, 37-38]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve şeytânlardan onun içün denize dalanları ve diğer işleri görenleri müsahhar idüb bunun üzerine biz hâfız idik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetim altında tutuyorduk.
Şaban Piriş
swap_vert close
Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetenler de biz idik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Biz onların hepsini görüp gözetiyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı şeyŧānlardan anlar kim ŧalarlardı deñize anuñ-içün daħı işlerlerdi işin andan ayruķ ya'nį ŧalmaķdan. daħı olduķ anlaruñ śaķlayıcıları.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı aña musaḫḫar itdük şeyṭānlardan ol kimseleri ki deñizlere ṭalarlardı veandan özge daḫı işler işlerlerdi ḳal‘alar yapmaḳ gibi özge ṣan‘atlar gibi.Daḫı biz anları anuñ buyruġından çıḳmaḳdan ṣaḳlarduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz şeytanlardan qəvvaslıq edənləri və başqa işlər görənləri (ev tikənləri, mehrab düzəldənləri) də onun ixtiyarına verdik. Biz (Süleymanın əmrindən çıxmasınlar, gördükləri işləri təzədən korlamasınlar, fitnə-fəsad törətməsinlər deyə) onların üstündə göz olurduq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And of the evil ones (subdued We unto him) some who dived (for pearls) for him and did other work, and We were warders unto them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And of the evil ones, were some who dived for him, and did other work(2738) besides; and it was We Who guarded them.
2738 As in n. 2736, the literalists and the rationalists take different views. The former say that Solomon had power over supernatural beings of evil, whom he compelled to dive for pearls and do other hard tasks. Rationalists refer this to hostile unruly races whom he subjected to his sway. It was Allah's power ultimately, Who granted him wisdom. Solomon tamed evil with Wisdom.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنَ الشَّيَاط۪ينِ
ve şeytanlardan
مَنْ
o kimse- leri ki
يَغُوصُونَ
dalgıçlık yaparlar
لَهُ
onun için
وَيَعْمَلُونَ
ve yaparlar
عَمَلاً
bir iş ki
دُونَ
baş- kadır
ذٰلِكَۚ
bundan
وَكُنَّا
ve Biz idik
لَهُمْ
onları
حَافِظ۪ينَۙ
muhafaza edenler
Bir de şeytanlardan onun için dalgıçlık yap(ıp denizden inciler çıkar)anları ve bundan başka işler görenleri (de onun emrine verdik). Onları (Süleymân'ın emrinde) muhafaza eden yine Bizdik.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
غَاصَ
Fiil-I
غ و ص
Dalgıçlık yaptı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
حَافِظ
Etken fiil
ح ف ظ
Muhafaza eden, muhafaza edici, koruyucu, muhafız