close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 81. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velisuleymâne-rrîha ‘âsifeten tecrî bi-emrihi ilâ-l-ardi-lletî bâraknâ fîhâ(c) vekunnâ bikulli şey-in ‘âlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgarı ram ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ayrıca) Süleyman için de; fırtına biçiminde esen rüzgârı (ona boyun eğdirdik) ki, (Hz. Süleyman’ın) kendi emriyle, (uçak benzeri gemi gibi bir araca binip, etbaıyla birlikte) içinde bereketler kıldığımız (istediği) yere doğru (havada) akıp giderdi. Biz her şeyi (hakkıyla) Bilenleriz.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Süleyman'a şiddetli esen rüzgarları boyun eğdirdik, O'nun emriyle mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Çünkü, herşeyin aslını ve gerçeğini bilen biziz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Süleyman'ın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 34/10; 38/36.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Süleyman'a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Süleyman'ın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şam'a, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Süleyman’a da, kasırga gibi esen rüzgârı, mübarek kıldığımız topraklara onun emriyle akıp gidecek şekilde musahhar kıldık. Biz her şeyi çok iyi biliriz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Süleymân'ın emrine de zorlu rüzgârı verdik. Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız ülkeye doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.
Besim Atalay
swap_vert close
Sert yeli de Süleyman'a kul ettik; bizim kutlu kıldığımız bir yere onun buyrumuyla akıyor idi, biz her şeyi biliriz!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bereketli kıldığımız yere doğru esip onun emriyle (çalışan gemileri) yürütsün diye şiddetli rüzgârları Süleyman'ın hizmetine verdik. İşte böyle şeyin yasasını bilen biziz.
Kaynaklarda Hz. Süleyman’ın gemi filolarını yürüttüğü bu yerin Peygamberler diyarı Filistin ya da o günün ticaret merkezlerinden Şam bölgesi olduğu belirtilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Şiddetli rüzgârları Süleymân’ın emrine tâbi’ kıldık. Rüzgârlar ânı bereket virdiğimiz memleketlere götürdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Süleyman’ın emrine de onun isteğine göre, içinde bereketler yarattığımız yere doğru esmek üzere güçlü rüzgârı verdik. Biz her şeyi biliriz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Süleyman için de şiddetli rüzgârı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Süleymân’a da şiddetle esen rüzgârı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi (hakkıyla) biliriz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve şiddetli esen rüzgâr Süleymân içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Süleymana da şiddetli esen rüzgârı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey'i bilenleriz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Süleymân'a da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik); (rüzgâr) onun emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere (Şam'a) akıp giderdi. Ve (biz) herşeyi bilenleriz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Süleyman’ın faydalanması için de, (hem yağmur yüklü bulutları memleketine sevk etmek hem de denizde gemileri yüzdürmek üzere) bereketli kıldığımız yere doğru, onun (dua ederek bizden) dilemesiyle kasırga gibi şiddetli (güçlü) esen rüzgârı (hizmetine) verdik. (Böylece onun Süleyman’ın ticaret gemileri son derece elverişli hava şartlarında seferler yapardı). Ve biz her şeyi (mükemmel bir şekilde) biliriz.*
(*) Not: Rüzgârın Süleyman’ın istifadesine sunulması, klasik tefsirlerde geçtiği gibi onu ve ordusunu havada taşımak için değil, belki hem memleketine yağmur yüklü bulutların sevki hem de denizdeki gemilerin yüzdürülmesi içindir. Hz.Süleyman deniz yoluyla gitmek istediği yere doğru rüzgârın esmesi için yüce Allah’a dua eder, Allah’ta onun duasını kabul ederek güçlü rüzgârları estirirdi. İşte böylece rüzgâr sayesinde gemilerlerle istedikleri yere kolaylıkla ulaşımları sağlanırdı. Aşağıdaki (التحرير والتنوير )’’ et- Tahrir vet -Tenvir’’tefsirine bakılabilir. Güneyden veya kuzeyden esen rüzgârı düşünün. Yelkeni kırk beş derecede tutarsanız gemi batıya veya doğuya doğru gider. Tek yöne yönlendirilmiş hız demektir. Rüzgârlar da değişik zamanlarda değişik yönlerden eser. Yaz, kış rüzgârları var; sabah, akşam rüzgârları var. Güneşin durumuna göre doğudan batıya, batıdan doğuya, güney doğudan kuzey doğuya çeşitli istikametlerde eserler. Ayrıca Hz. Süleyman (as) döneminde ve aynı şekilde son zamanda rüzgâr enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olabilir. والأرض التي بارك الله فيها هي أرض الشام . وتسخير الريح : تسخيرها لما تصلح له ، وهو سير المراكب في البحر ،...والرخاء : الليلة المناسبة لسير الفلك . وذلك باختلاف الأحوال فإذا أراد الإسراع في السير سارت عاصفة وإذا أراد اللين سارت رخاء ، والمقام قرينة على أن المراد المواتاة لإرادة سليمان كما دل عليه قوله تعالى تجري بأمره في الآيتين المشعر باختلاف مقصد سليمان منها كما إذا كان هو راكبا في البحر فإنه يريدها رخاء لئلا تزعجه وإذا أصدرت مملكته بضاعة أو اجتلبتها سارت عاصفة وهذا بين بالتأمل . وعبر ( بأمره ) عن رغبته وما يلائم أسفار سفائنه وهي رياح موسمية منتظمة سخرها الله وأمر سليمان دعاؤه الله أن يجري الريح كما يريد سليمان : إما دعوة عامة كقوله وهب لي ملكا لا ينبغي لأحد من بعدي فيشمل [ ص: 124 ] كل ما به استقامة أمور الملك وتصاريفه ، وإما دعوة خاصة عند كل سفر لمراكب سليمان فجعل الله الرياح الموسمية في بحار فلسطين مدة ملك سليمان إكراما له وتأييدا إذ كان همه نشر دين الحق في الأرض (التحرير والتنوير ) ومعنى تسخيره الريح : خلق ريح تلائم سير سفائنه للغزو أو التجارة ، فجعل الله لمراسيه في شطوط فلسطين رياحا موسمية تهب شهرا مشرقة لتذهب في ذلك الموسم سفنه ، وتهب شهرا مغربة لترجع سفنه إلى شواط ئفلسطين كما قال تعالى ولسليمان الريح تجري بأمره إلى الأرض التي باركنا فيها في سورة الأنبياء (التحرير والتنوير )ي أنعمنا على سليمان بالرياح التي كانت تجري بأسطوله البحري في مختلف الجهات بما فيها مناطق الشام وفلسطين يتضح من الموسوعة التوراتية أن سليمان ؏ كان يبعث أسطوله من خليج العقبة إلى شرق الجزيرة العربية لجلب الذهب، وكان ينتفع به انتفاعًا عظيمًا (مجلد 4 ص 4685) فقوله فقوله (بِأَمْرِهِ) لا يعني أنها كانت تجري بأمر من سليمان، بل المعنى أنها كانت تجري من أجل أعماله ومنافعه –واما قصة بساط الريح الذى قيل إن سليمان كان يجلس عليه هو وجنده، فيطير بهم إلى الشام فى وقت قصير،الخ قد رأينا عدم ذكر ذلك هنا، لأنه لم يرد ما يؤيده من الآثار الصحيحة (الوسيط في تفسير القرآن الكريم) فقوله (بِأَمْرِهِ) لا يعني أنها كانت تجري بأمر من سليمان، بل المعنى أنها كانت تجري من أجل أعماله ومنافعه ... {وَلِسُلَيْمَانَ} وسخرنا لسليمان {ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً} قاصفة شديدة {تَجْرِي بِأَمْرِهِ} بأمر الله (تفسير القرآن – الفيروزابادي - بحر العلوم - السمرقندي) (وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ) (الأنبياء: 81-82)..أي أنعمنا على سليمان بالرياح التي كانت تجري بأسطوله البحري في مختلف الجهات بما فيها مناطق الشام وفلسطين.يتضح من الموسوعة التوراتية أن سليمان ؏ كان يبعث أسطوله من خليج العقبة إلى شرق الجزيرة العربية لجلب الذهب، وكان ينتفع به انتفاعًا عظيمًا (مجلد 4 ص 4685) وليكن معلومًا أن ضمير الغائب في قوله تعالى (تَجْرِي بِأَمْرِهِ) يمكن أن يعود إلى الله تعالى وإلى سليمان كذلك واذا كان عائدا الي سليمان فقوله (بأمره) لا يعني أنها تجري بأمر من سليمان بل المعني أنها كانت تجري من أجل أعماله ومنافعه (قصة تنكير عرش بلقيس لقرآن الكريم) والأمر في قوله : { بِأمْرِهِ } مستعار للرغبة أو للدعاء بأن يدعو الله أن تكون الريح متجهة إلى صوب كذا حسب خطة أسفار سفائنه ، أو يرغب ذلك في نفسه ، فيصرف الله الريح إلى ما يلائم رغبته وهو العليم بالخفيّات - { تجري بأمره } علم أن عصفها يصير إلى لَيْن بأمر سليمان ، أي دعائه ، أو بعزمه ، أو رغبته (تنوير سورة ص – 36 اية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbinin emri ile çevresini bereketli kıldığımız yerlere akıp giden şiddetli esen rüzgârı da, Süleyman’ın emrine verdik. Biz her şeyi bilenlerdeniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz Süleyman için zorlu yele de baş eğdirdik. Bu yel onun buyruğu ile kutlu kıldığımız ülkeye eserdi. Her nesnenin bilicisi olan da Bizdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Süleyman için de şiddetli rüzgârı teshir ettik, rüzgâr onun emriyle mübarek kıldığımız yere [⁶] doğru eserdi. Biz her şeyi biliyoruz.
[6] Yani Hazret-i Süleyman merakib-i havaiye ile Şam taraflarına gitmişti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârları verdik.²⁵ Rüzgâr onun emriyle içinde bereketler var ettiğimiz yere eser giderdi. Biz her şeyi hakkıyla biliriz.
25 Hz. Süleyman’ın rüzgâra emretmesi, olayını İbn Âşûr, kurduğu gemi filosunu yüzdürmek için her dua edişinde rüzgârın çıkması anlamında yorumlamıştır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere esip giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve Süleyman’a, coşkun rüzgarları kontrol altına alıp dilediği yönde estirme kudret ve yetkisini bahşettik. Öyle ki, bu rüzgarlarla akıp giden yelkenli gemiler, onun kontrolü altında, dünyanın dört bir yanından taşıdığı hesapsız zenginlikleri yüklenerek, her karış toprağını nîmet ve bereketlerle donattığımız ülkeye, yani Peygamberler diyarı Filistin’e doğru akıp giderlerdi. Evet, gerçekten Biz, her şeyien mükemmel şekilde bilmekteyiz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir de Süleyman için, orada bereketlendirdiğimiz Arz’a doğru şiddetli eserek onun emriyle akıp giden Rüzgârlar’ı (verdik). Biz her şeyi bilmekteydik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sert esen düzenli Rüzgârları da Süleyman’ın emrine vermiştik. Süleyman'ın Gemileri [2] bir komutla bereketli topraklara doğru düzenli seferler yapardı. Her şey, bizim bilgimiz dahilinde idi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Süleyman’ın hükümranlığı çok büyüktü. Rüzgârlar O’nun hükmündeki topraklarda başlar, O’nun topraklarında biterdi. Sanki Süleyman’ın hükmüne boyun eğmiş gibiydiler. Süleyman’ın hükmettiği topraklarda esen rüzgârlar her türlü bereketi yayardı. Biz bütün gerçekleri hakkıyla bildireniz. Gerçekleri akıl edenler yasalarımıza uyarak yaşarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kasırga (gibi esen) rüzgârı da Süleyman’ın hizmetine vermiştik; [*] O’nun emriyle içinde bereketli kıldığımız toprağa [*] doğru akardı (eserdi). Biz her şeyi bilenleriz.
Benzer mesajlar: Sebe’ 34:12; Sâd 38:36.,Benzer mesaj: Enbiyâ 21:71, dipnot 6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve Süleyman’ın (emrine) de içerisinde bereketler kıldığımız yere¹ onun emri ile fırtına gibi eserek akıp giden rüzgârı vermiştik. Biz, (yapacağımız) her şeyi hakkıyla biliriz.
1 Kaynaklarda bu yerin Şam bölgesi olduğu belirtilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kutlu ülkeye doğru o’nun buyruğuyla esip gitsin diye ⁷⁵ o zorlu rüzgarı Süleyman’ın buyruğuna [Biz verdik]; çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.
75 Bu ifade, öyle görünüyor ki, hesapsız zenginlikleri Filistin’e (“kutlu kıldığımız ülkeye”) taşıyarak Hz. Süleyman’ın dillere destan zenginliğini meydana getiren gemi filolarını îma ediyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz şiddetle esen rüzgârları da Süleyman’ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgâr onun emriyle, bereketlendirdiğimiz topraklara doğru eserdi. Her bir şey bizim ilmimiz çerçevesinde oluyordu. 27/14...17, 34/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kendisini bereketli kıldığımız ülkeye doğru esip O’nun emriyle (çalışan gemileri) yüzdürsün diye şiddetli rüzgârları Süleyman’a (âmâde kıldık):[²⁷⁵⁵] zira Biziz her şeyin (yasasına) vâkıf olan.
[2755] Cerâ, “aktı, kaydı, yüzdü” anlamına gelen ve bir türlü yerinde duramayıp hareket eden akışkan maddelerin hareketi için kullanılır. Bunun için gemiye de el-câriye denilir (Mekâyîs). Kur’an’da gemilerin denizde yüzmesi bu kelimeyle ifade edilir (2:164; 13:32; 22:65). Hz. Süleyman’ın efsanevî devletine tüm dünyanın zenginliklerini taşıyan unsur gemi filolarıydı. Dilsel verilerle birlikte bu gerçek, parantez içi açıklamamızın gerekçesini teşkil eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şiddetli esen rüzgarı da Süleyman'ın emrine verdik ki o rüzgar, bereketli kıldığımız beldeye doğru eserdi. Bütün bu yapılan işler bizim bilgimizin birer eseriydi.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Süleyman için güçlü esen rüzgar onun (Süleyman’nın) emriyle bereketli kıldığımız yere akıp götürürdü. Biz herşeyi bileniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Süleyman'a da şiddetli esen rüzgarı (musahhar kıldık) ki, içinde bereketler vücuda getirmiş olduğumuz yere O'nun emriyle cereyan ederdi. Ve Biz her şeye âlimleriz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Süleyman'a da şiddetli rüzgârı âmade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle kutlu beldeye doğru eserdi. Çünkü her şeyin gerçek mahiyetini Biz biliriz. [38, 36; 34, 12]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve Süleymân'a onı mübârek kıldığımız memlekete götürmesi içün şiddetli rüzgârları müsahhar itdik. Biz her şeyi bilici idik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Süleyman’ın emrine de o şiddetli rüzgârı verdik[*]. Bereketli kıldığımız toprağa onun emri ile eserdi. Biz her şeyi biliriz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman'ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Süleyman'a da şiddetli rüzgârı boyun eğdirdik ki, onun emriyle, bereketli kıldığımız topraklara doğru eserdi. Çünkü Biz herşeyi hakkıyla biliriz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı süleymān’a yili ķatı yil iken yürir buyruġı-y-ıla ol yire kim bereket eyledük [173b] anuñ içinde ya'nį şam ili. daħı olduķ her neseneyi biliciler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Süleymāna daḫı musaḫḫar eyledük ḳatı esici yili. Taḥtını götürüp yürürdianuñ buyruġı bile. Ol yirde bereket virdük aña ki Şām iḳlīmidür. Daḫı bizbarça nesneyi bilür‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əmrilə bərəkət verdiyimiz yerə (Şama) doğru şiddətlə əsən küləyi də Süleymana Biz ram etdik. Biz hər şeyi bilənik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And unto Solomon (We subdued) the wind in its raging. It set by His command toward the land which We had blessed. And of everything We are aware.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(It was Our power that made) the violent (unruly) wind flow (tamely) for Solomon,(2736) to his order, to the land(2737) which We had blessed: for We do know all things.
2736 Cf. 34:12, and 38:36-38. This has been interpreted to mean that Solomon had miraculous power over the winds, and could make them obey his order. Rationalists say that he had naval power on the Mediterranean, and through the Gulf of 'Aqaba on the Red Sea , and that he therefore figuratively commanded the winds, and we may say the same of airmen at the present day. In any case the power behind was, and is, from Allah, Who has granted man intelligence and the faculties by which he can tame the more unruly forces of nature. 2737 Evidently Palestine , in which was Solomon's capital, though his influence extended far north in Syria , and perhaps far south in Arabia and Ethiopia . In the Roman ruins of Baalbek , fifty miles north of Damascus , is still shown a quarry of huge stones supposed to have been cut for Solomon. I have seen them with my own eyes. This local tradition is interesting, even if invented.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلِسُلَيْمٰنَ
ve Süleymân'a
الرّ۪يحَ
rüzgârı
عَاصِفَةً
şiddetli esen
تَجْر۪ي
akıp giderdi
بِاَمْرِه۪ٓ
emriyle
اِلَى الْاَرْضِ
o yere
الَّت۪ي
o ki
بَارَكْنَا
bereket kıldık
ف۪يهَاۜ
içinde
وَكُنَّا
ve Biz idik
بِكُلِّ شَيْءٍ
her şeyi
عَالِم۪ينَ
bilenler
Süleymân'a da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik). (Rüzgâr) Onun emriyle içinde bereketler kıldığımız (bir) yere (doğru) akıp giderdi. Ve Biz, her şeyi bileniz.
سُلَيْمٰن
Özel isim
سُلَيْمٰن
Hz. Süleyman (a.s.)
رِيح
İsim
ر و ح
Rüzgâr, kasırga
عَاصِفَة
İsim
ع ص ف
Şiddetli esen
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
بَارَكَ
Fiil-III
ب ر ك
Bereketli kıldı, mübarek kıldı, bolluk verdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
عَالِمُ
Etken fiil
ع ل م
Bilen, âlim