close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ ce’alnâhum ceseden lâ ye/kulûne-tta’âme vemâ kânû ḣâlidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onları yemek yemeyen bir kalıp olarak yaratmamıştık ve onlar, ebedi de değillerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz onları (peygamber yaptıklarımızı), yemek yemez bedenler kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz o peygamberleri yiyip içen bir yapıda yaratmıştık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz peygamberleri yeyip içmeyen, beşer tabiatından uzak birer varlık haline getirmedik. Onlar bu dünyada ölümsüz, ebedî kalıcı da değiller.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz onları yemek yemeyen cesetler kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz peygamberleri yemek yemez birer cesed olarak yaratmadık. Dünyada ebediyyen kalıcı da değildirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onları yemek yemeyen cesetler de kılmadık. Onlar ebedî de kalmadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz onları yiyip içmeyen birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onları yemez, içmez bir gövde yaratmadık, sonsuz da değillerdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, onları yemek yemeyen cesetler olarak yaratmadık. Onlar (dünyada) ebedi kalıcı da (ölümsüz de) değillerdi.
Cemil Said
swap_vert close
Evvelki peygamberlere ekl ve şürbden müstağnî vücûdlar virmedik hepsi fânî idiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onları yiyip içmez bir beden kılmadık, ölümsüz de değillerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
biz onları hem yemek yemez bir cesed yapmadık hemde mühalled değildiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onları (peygamberleri), yemek yemez cesetler (ya da yemez içmez bir melek) olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onları yemek yemez birer cesed olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyâda) ebedî de değillerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onları yemek yemeyen cesedler yapmadık; (onlar) ölümsüz kimseler de değillerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve biz, onları (gönderdiğimiz elçileri, melekler gibi) yemek yemez (yiyip içmeye ihtiyaç duymaz) bir beden yapısında yaratmadık. Onlar (dünyada) kalıcı da değillerdi.*
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz, yiyip içmeyen hiçbir canlı (ceset) yaratmadık ve yarattıklarımızın hiç birisi de ölümsüz değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onları yemez içmez birer kütük olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, peygamberleri yemez, içmez bir ceset yapmadık. Onlar dünyada da daim değillerdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz onları yemek yemeyen birer beden [cesed] kılmadık. Onlar ölümsüz [hâlidîn] de değillerdir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onları (peygamberleri), yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar temelli kalıcılar da değillerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz Peygamberleri, yiyip içmeyen olağanüstü varlıklar olarak yaratmadık ve onlar ölümsüz birer varlık, bir melek de değillerdi. Sizin gibi fani birer insan olarak ümmetlerini uyarmış ve Allah yolunda her türlü baskı ve eziyete sabırla göğüs germişlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları yemek yemeyen bir cesed yapmadık; Sürekli kalıcı da değillerdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onları yemez içmez bir bedende yaratmadık. Ölümsüz de değillerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Elçilerimizi yemek yemeyen bir bedenle yaratmadık. Elçilerimiz de sizin gibi insan! Yer içer, yaşar ve ölür!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz onları (peygamberleri), yemek yemeyen birer ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedi kalıcı da değillerdi. [*]
Bu ayet Enbiyâ 21:34 ve Zümer 39:30. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç, Hz. İsa ve Hz. Muhammed dâhil bütün peygamberlerin ebedî veya çok çok uzun bir hayat sahibi olmadıklarını bildirmektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz o (Peygamberleri) yemez (içmez) cesetler¹ olarak yaratmadığımız gibi, onlar ölümsüz de değillerdi.
1 Yani cansız heykeller değillerdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Göreceksiniz ki,) Biz o’nları yiyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda yaratmamıştık; ¹⁰ o’nlar ölümsüz de değillerdi.
10 Lafzen, “Biz onları [yani bu elçileri] yemek yemeyen ceset(ler) olarak biçimlendirmedik”: Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmakla görevli peygamberlerin doğaüstü nitelikler taşımadıklarını dile getiren bir ifade (karş. 5:75, 13:38, 25:20 ve ilgili notlar). Yukarıdaki ayet, inkarcıların Muhammed (s)’in peygamberliği konusunda, bu surenin, 3. ayetinde ifade edilen itirazlarına bir cevap niteliğindedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz onları yemeğe içmeye ihtiyacı olmayan birer varlık yapmadık, onlar ölümsüz de değillerdi. 5/75, 25/7- 20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz onları yemeğe bile ihtiyaç duymayan varlıklar olarak göndermedik;[²⁶⁸²] dahası onlar ölümsüz de değildiler.[²⁶⁸³]
[2682] Lafzen: “cesetler..” Sözlük anlamı “bir şeyin yoğunlaşmış hali, unsurları toplanmış hali” olan ceset, burada “varlık kategorisi” anlamı taşımaktadır (Mekâyîs). [2683] Elçiler gökte değil yerde yürürler. Yerde yürüyenler iz bırakırlar. Ancak iz bırakanlar izlenebilirler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık. ("Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, kuşkusuz yemek yerler, sokaklarda gezinirlerdi" Furkan/20 ) Ve onlar bu dünyada sonsuza dek kalıcı da değillerdi. (Nitekim doğdular, yaşadılar ve öldüler.)
Osman Fırat
swap_vert close
Biz onları yemek yemeyen birer ceset yapmadık. Ve onlar sürekli(ölümsüz) de değillerdi...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onları taam yemez birer ceset kılmadık ve onlar bâki kalan kimseler de olmadılar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz onları yiyip içmeyen bedenden ibaret kılmadık; hem dünyada onlar ebedî olarak da kalmadılar.
İnsan olarak onlar yemeye içmeye muhtaç idiler. Onlar ölümsüz de değildiler, ömür sürelerini tamamlayıp vefat ettiler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz onları yemek yemeyen ceset(ler) yapmadık. (Onlar), ölümsüz de değillerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onları (gönderdiğimiz rasûlleri) yemek yimez cesed kılmadık ve onlar dünyâda muhallede de değildiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları yemek yemeyen bedenler yapmadık; ölümsüz de değillerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz onlara yemek yemez bir vücut vermedik, onlar ölümsüz de değillerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz onları yiyip içmeyen cesetler halinde yaratmadık; onlar ölümsüz de değillerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadık. Onlar sonsuza dek kalıcı da değillerdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eylemedük peyġamberleri tenler kim yimeyeler ŧa'amı daħı olmadı anlar ebed ķalıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı biz anları gövde ḳılmaduḳ yimek yimeg‐içün, bel ki yirlerdi. Muḫal‐led daḫı ḳalmadılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onları (peyğəmbərləri) yeməz-içməz (yemək yeməz) bir bədən yaratmadıq. Onlar (dünyada) əbədi də deyillər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We gave them not bodies that would not eat food, nor were they immortals.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nor did We give them bodies that ate no food, nor were they exempt from death.(2671)
2671 As men they were subject to the laws governing the physical bodies of men. They ate and drank, and their bodies perished in death (Cf. 7:148 and 25:7).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا جَعَلْنَاهُمْ
ve onları yapmadık
جَسَداً
bir beden
لَا يَاْكُلُونَ
yemeyen
الطَّعَامَ
yemek
وَمَا كَانُوا
ve olmadılar
خَالِد۪ينَ
ölümsüz
Biz o (resul)leri de yemek yemeyen bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
جَسَد
İsim
ج س د
Ceset, beden, heykel
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
طَعَام
İsim
ط ع م
Yemek, yiyecek, doyurma
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz