close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vedâvûde vesuleymâne iż yahkumâni fî-lharśi iż nefeşet fîhi ġanemu-lkavmi vekunnâ lihukmihim şâhidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Davud'la Süleyman da, hani bir topluluğun koyunları, geceleyin birisinin tarlasına yayılmış, harap etmişti de bu hususta hüküm vermişlerdi ve biz de hükümlerine tanık olmuştuk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Davud ve Süleyman’a da (yardımımız ulaşmıştı); hani (bir) kavmin hayvanlarının, içine girip yayıldığı ekin-tarlaları(nın zararının karşılanması) konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz de onların hükmüne şahit idik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Davûd ve Süleyman'ı da hatırla, hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldığı ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı ve biz de onların hükmüne şahitler idik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Dâvûd ve Süleyman'ı da hatırlayarak insanlara anlat. Hani onlar ziyan verilmiş ekili bir tarla konusunda muhakemeler yaparak hükümler veriyorlardı. Bir kavmin davar sürüsü birilerinin ekinine girip yayılmıştı. Biz de onların, bu tür görevler yapan hakimlerin hükümlerini, idarecilerin tasarruflarını denetlemeye, tesbite devam ediyoruz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/190.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Davud ve Süleyman da; hani halkın koyunlarının içine yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların hükümlerine şahittik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin-tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Davud'u ve Süleyman'ı da hatırla. Hani onlar, ekin hakkında hüküm veriyorlardı. O vakit geceleyin, bir kavmin davarı ekin tarlasına yayılmıştı (zarar vermişti). Biz de onların verdiği hükme şahitler idik.
(Rivayet edildiğine göre, bir adamın koyunları, gece vakti bir çiftçinin ekin tarlasına girmişler ve ekinleri ile bağlarını helâk etmişler. Nihayet, çiftçi zarar talebi ile Hz. Davud'un huzurunda koyun sahibi aleyhine dâva açmış. Zararın kıymeti, koyunların kıymetine denk geldiğinden, Davud A.S. koyunların ekin sahibine verilmesini emretti. Onbir yaşında olan oğlu Süleyman A.S. ise, ekin tarlasını, eski haline gelinceye kadar koyun sahibine vermeyi ve bu müddet içerisinde koyunların sütü ile yünlerinden istifade etmek üzere, koyunları da ekin sahibine vermeyi uygun buldu.)  
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Davud ve Süleyman’ı da an: Milletin koyunları tarlaya daldı diye, onun hakkında hükmettikleri zamanı (düşün.) Biz onların hükmüne şahit olduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dâvûd ve Süleymân'ı da hatırla! Bir zaman bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir durumda bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.
Besim Atalay
swap_vert close
Dâvut ile Süleyman da, bir oymağın koyunlarının bozduğu ekin için, hüküm vermişlerdi, biz dahi tanıktık hükümlerine
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Davut ve Süleyman'ı da hatırla! Hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldığı ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı ve biz de onların hükmüne şahittik.
Hz. Davut ve Hz. Süleyman zamanında koyun sürüsü sahibi ile ekin sahibi arasında çıkan davada her ikisi de hakemlik yapmıştı. Fakat bu hakemlikte ortaya koydukları hüküm farklı olmuştu. Hz. Davut, koyunların ekin sahibine verilerek zararın ödenmesine hükmetmişti. Hz. Süleyman ise, ekin tarlası koyun sahibine verilmeli, tarla eski bakımlı haline gelinceye kadar koyunların sütünden, yününden istifade etmeli ve böylece elde edilecek olan gelirle zarar tazmin edilmeli diye hükmetmişti. Hz. Davut, oğlu Süleyman’ın bu içtihadını beğenerek kendi görüşünden vazgeçmişti.  
Cemil Said
swap_vert close
Dâvûd ve Süleymân’ın bir ’âilenin sürilerinin bir tarlada husûle getürdiği tahrîbât hakkındaki hükmi i’tâ itdikleri zamânı yâd it. Biz o hükümde hâzır idik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.[367]
Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre; bu olayda Hz.Davud, koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş, Hz.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Dâvûd’u ve Süleyman’ı da an. Bir zamanlar, (zarar görmüş) bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir topluluğun koyun sürüsü, geceleyin başı boş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz de onların hükmüne tanık idik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Davud ve Süleyman'ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.  
 Tefsirlerde anlatıldığına göre, ekin sahibi ile koyun sürüsü sahipleri arasındaki davada hakimlik yapan Davud ile Süleyman, farklı hükümler vermişler idi. Hz. Davud, tahrip edilen ekinin kıymetinin, koyunların kıymetine denk olduğunu göz önüne alarak, koyunların ekin sahibine tazminat olarak verilmesine hükmetmişti. Oğlu Süleyman ise, şu hükme varmıştı: Ekin tarlası koyun sahiplerine verilmeli, onlar, ziyandan önceki haline gelinceye kadar tarlanın bakımını üslenmelidirler. Koyunlar da tarla sahibine verilmeli, tarlası eski bakımlı haline gelinceye kadar bu koyunların sütünden, yününden ve kuzularından yararlandırılmalıdır. Hz. Davud, oğlunun bu ictihadını beğenerek kendi görüşünden vaz geçmişti.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Davud ile Süleymanı da, o vakit ki ikisi de hars hakkında huküm veriyorlardı, o vakıt ki ekinde geceleyin kavmin davarı yayılmıştı, biz de hukümlerine şâhid idik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm, Kur’ân’da bildirdiğimiz gibi) Dâvûd ve Süleymân’ı da (an). Hani, bir topluluğun koyunları, geceleyin (başlarında çoban olmaksızın) birisinin ekinine girerek, (ekini) harap etmişti de bu hususta (davalılar arasında) hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahit idik.
Bir veya birkaç kişinin davarı, geceleyin bir çiftçinin ekinine girmişti. Kendisine başvurulan Hz. Dâvûd [aleyhisselâm], ekine verilen zararın kıymeti, davarlara eşit olduğu için davarların ekin sahibine verilmesine hükmetti. Henüz 11 yaşında olan oğlu Hz. Süleymân [aleyhisselâm] ise, “Davarlar, ekin sahibine verilmeli ve ekin, eski hâline gelinceye kadar o bunların yününden, sütünden faydalanmalı. Tarla, davar sahibinde kalmalı ve ona bakmalı. Ekin eski hâlini alınca, herkes kendi malına tekrar sahip olmalı” demişti. Bu hükmü babası Dâvûd [aleyhisselâm] da uygun bularak bu şekilde hüküm verdi.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani Dâvud ve Süleymân, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dâvudu ve Süleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bağ mes'elesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin çobansız olarak ekinin, yahud bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış) di. Onların (verdikleri) hükmün biz şâhidleri idik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Dâvûd'u ve Süleymân'ı da (yâd et)! Bir vakit ekin hakkında hükümveriyorlardı; hani o kavmin koyunları onun (o ekinin) içine (geceleyin) yayılmışlardı. (Biz de) onların hükmüne şâhidler idik.(1)
(1)Hz. Dâvûd (as)’ın yanına, aralarında hüküm vermesi için iki kişi geldi. Bunlardan biri, geceleyin tarlasına diğer şahsın koyunlarının girerek zarar verdiğinden şikâyet ediyordu. Bunun üzerine Hz. Dâvûd(as), tahrîb edilen ekinin kıymeti ile koyunların kıymetinin aynı olduğunu görerek, bütün koyunların tarla sâhibine verilmesine hükmetti. On bir yaşındaki oğlu Süleymân (as) ise, tarlanın koyunların sâhibine, koyunların da tarla sâhibine verilmesine hükmetmişti. Tâ ki tarla sâhibi, bu tarla eski düzgün hâline gelinceye kadar koyunların sütünden, yününden ve doğacak kuzularından faydalansın. Koyunların sâhibi de büsbütün mağdur olmasın! Dâvûd (as) da bir vahye değil, kendi ictihâdına dayanan ilk hükmüne bedel, bu hükmü daha güzel bularak kabûl etmişti. (Nesefî, c. 3, 130)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Davud ve Süleyman’a da (hikmet ve ilim vermiştik). Hani bir defasında ikisi birlikte telef edilen bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Geceleyin bir grup insanın koyun sürüsü bir başkasının tarlasına dalıp, ekinleri telef etmişti. Biz de onların hükmünü görüp bilmekte idik.*
(*) Rivayet edildiğine göre, bir adamın koyunları, gece vakti bir çiftçinin ekin tarlasına girmişler ve ekinleri ile bağlarını helâk etmişler. Nihayet, çiftçi zarar talebi ile Hz. Davud’un huzurunda koyun sahibi aleyhine dâva açmış. Zararın kıymeti, koyunların kıymetine denk geldiğinden, onun tazminat olarak tarla sahibine verilmesine hükmetmiş, oğlu Süleyman ise, tarlanın davar sahibine verilip eski haline gelinceye kadar ona bakmasını, davarın da tarla sahibine teslim edilip o vakte kadar sütünden, yavrularından, tüylerinden faydalanmasını taraflar için daha uygun bulmuştu. Babası da onun bu içtihadını beğenmişti. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) عطفاً على { نوحاً } في قوله { { ونُوحاً } [الأنبياء: 76]، أي وآتينا داوود وسليمان حكماً وعلماً إذ يحكمان... إلى آخره. فــــ{ إذْ يحكمان } متعلِّق بــــ (آتينا) المحذوف، أي كان وقتُ حكمهما في قضية الحرث مظهَراً من مظاهر حُكمهما وعلمهِما (التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Davut ve Süleyman, bir vakitler bir tarlayı tarumar eden koyunlar hakkında hüküm vermeye çalışıyorlardı. Bizde onların verecekleri hükmü gözetliyorduk (şahitlik ediyorduk).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Davut ile Süleyman’ı da öyle. O gün birtakımlarının davarları içine girip otladıkları ekin tarlası için yargılarını veriyorlardı. Biz de onların yargılarına tanık olmuştuk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Davut ile Süleyman/ı da yâd et, hani onlar, bir kavmin koyunları tarafından tahrip olunan ekin tarlası [³] hakkında bir hükümde bulunmuşlardı. Onların hükümlerine biz de şahittik [⁴].
[3] Veya bir bağ hakkında.[4] Bir kimsenin koyunları diğer bir kimsenin tarlasına veya bağına gece vakti girip tarlayı veya bağı tahrip etmişti. Sahibi Davut Aleyhisselâma şikâyet etti. Davut Aleyhisselâm koyunların tarla sahibine verilmesiyle hükmetti. Süleyman Aleyhisselâm ise küçük yaşta olduğu halde şöyle dedi: Koyunları tarla sahibine vermeli, tarla sahibi koyunların sütünden, yününden ve yavrusundan müstefit olsun, tarlayı da ziraat edip tarlasını imâr eylesin, evvelki haline gelince sahibine teslim etsin, koyunlarını alsın. Davut Aleyhisselâm bu hükmü tasdik etti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Davut ve Süleyman’ı da (an). Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü kavmin koyunları ekine girmişti.²⁴ Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
24 Kıssaya göre, bir koyun sürüsü geceleyin bir ekin tarlasına girer ve hayli zarar verir. Davaya Hz. Davut bakmaktadır. Zararın koyun sahibinin ihmalinden kaynaklandığını, sürünün tamamının zararı ancak karşılayacağını söyleyerek, davacıya verilmesine hükmeder. Oğlu Süleyman çok genç yaştadır ve bunun davalı aleyhine olduğunu söyler. Zarar bir yıllıktır. Öyleyse bir yıl süreyle ekin sahibi, sürüden süt, yün ve o yıl doğan yavruları almalıdır diye görüşünü bildirir. Zararını tazmin ettikten sonra da koyunları eski sahibine vermelidir. Hz. Davut, oğlunun bu hükmünü daha adil bulur ve uygular(Bkz. A. Şener ve arkadaşlarının meâli).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahitler idik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Davud’a ve oğlu Süleyman’a da ilim ve hikmet vermiştik. Hani onlar, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip ürünlerini harap ettiğibir ekin tarlası hakkında hüküm vermişlerdi ve Biz, onların hüküm verirken, doğru ve âdilane yargıya varabilmek için ne büyük çaba harcadıklarını, insanların haklarını korumak için ne kadar özen gösterdiklerini görüyorduk.Bir adamın koyunları, geceleyin yanlışlıkla komşu tarlaya girip bütün ürünleri tahrip etmişti. Davud, tahrip edilen ürünlerin değerine eşit miktarda hayvanın tarla sahibine tazminat olarak verilmesine hükmetti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Davud’u ve Süleyman’ı da (önder yaptık). Hani, Kavim’in koyunları ekin içinde yayılmıştı; o vakit ekin hakkında ikisi hüküm veriyorlardı. Onların verdiği hükme şahid olmaktaydık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dâvud ve Sülayman’ı hatırla. Hani ikisi birden bir ekin hakkında bilirkişi olmuşlardı. Koyunlar tarlayı talan ettiklerinde, biz bu ikilinin kararlarını izliyorduk.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Davud ile Süleyman’ı da hatırla! Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Halkın koyunları ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Davud’u ve Süleyman’ı da (an)! Hani içinde halkın koyunlarının yayıldığı bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahittik. [*]
Benzer mesaj: Sâd 38:22-23.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Dâvûd ve Süleyman, bir toplumun hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları hakkında hüküm¹ verirlerken de onların verdikleri bu hükümleri Biz, görüp duruyorduk.
1 Bu olayla ilgili olarak Yahûdî kaynaklarında bir bilgi mevcut değildir. Zâten olsa da itibar etmeye değmez. Müslüman müfessirler de bu konuda “Hz. Dâvut, verilen zararın koyun verilerek, Hz. Süleyman ise koyunların et, süt gibi gelirleriyle ödenmesine hükmetmişti.” gibi çok çeşitli yorum yapmışlardır. Doğrusunu Allah bilir demek en uygunudur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE DAVUD ile Süleyman[ı da an]: Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de o’nların bu hükümlerine tanık idik; ⁷⁰
70 Yukarıdaki ayette temas edilen kıssanın -ya da, daha doğru bir deyimle, menkıbenin- izahı için dayandığımız tek kaynak Hz. Peygamber’in Sahâbîleridir; çünkü ne Kur’an ne de güvenilir Hadis kaynakları bu konuda herhangi bir açıklama vermemektedir. Bununla birlikte, pek çok Sahâbî ve onların erken ardıllarının (tâbi‘ûn), bir ya da iki önemsiz ayrıntının dışında, kıssanın özü hakkında tam bir fikir birliği içinde olmaları, onun o devirde eski Arap sözlü geleneğinde çok bilinen bir rivayet olduğunu gösterir gibidir (karş. aşağıda 77. not). Kıssaya göre, bir koyun sürüsü geceleyin yolunu şaşırarak komşu tarlaya girer ve orada ekini tahrip eder. Dâvâ, bir hükme bağlaması için Hz. Davud’un önüne getirilir. Hz. Davud, olayın koyun sahibinin ihmalinden doğduğunu görerek, değeri, aşağı yukarı tahrip edilen ekinin değerine denk olan sürünün olduğu gibi tarla sahibine tazminat olarak verilmesine hükmeder. Ama Hz. Davud’un genç oğlu Hz. Süleyman bu cezayı fazla sert bulur; çünkü dâvâlının varı yoğu bu koyun sürüsüdür; oysa, yapılan tahribat geçici mahiyette olup, yalnızca bir yıllık ürünün, bir yıllık gelirin ziyanıyla alakalıdır. Bu sebeple Hz Süleyman, babasına hükmün değiştirilmesi gerektiğini ve koyun sürüsünün sadece bir yıllık geçici intifâ hakkının (süt, yün, o yıl doğan kuzular vb.) ekin sahibine verilmesinin, koyun sahibininse, eski haline getirinceye kadar tarlayı ıslah ve onarımla yükümlendirilmesinin ve sonunda tarlanın da, koyunların da eski sahiplerine iade edilmesinin uygun olacağını söyler. Ancak bu yolla hem dâvâcının uğradığı kayıp bütünüyle giderilmiş, hem de dâvâlı mağdur edilmemiş olacaktır. Hz. Davud oğlunun ortaya koyduğu çözümün kendisininkinden daha adil olduğunu görerek davayı bu yönde karara bağlar. Fakat, Hz. Davud’un kendisi de, en az Hz. Süleyman kadar derin bir adalet duygusuyla hareket ettiği içindir ki, Allah -Kur’an’ın deyişiyle- “o’nların bu hükümlerine tanıktı”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Davud’u ve Süleyman’ı da an! Hani ikisi otlaklarda yayılan koyun sürüsü gibi dağılmış bir toplumu nizam ve intizam içinde toplayıp yönetiyorlardı. Biz de onların yönetimine şahit idik. 3/103, 42/13, 38/26
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Dâvud ve Süleyman’ı da (gündeme taşı)![²⁷⁴⁹] Hani o ikisi, bir topluluğa ait çobansız ve dağınık koyun sürüsünün gece yayıldığı tarla konusunda karar vereceklerdi; ve Biz de onların kararına şahit idik;[²⁷⁵⁰]
[2749] Bu isimlerin ardından “gündeme taşı” ilavesi, sözgeliminden doğan bir gerekliliktir. Dâvud ve Süleyman, nübüvvet, hikmet ve devlet gibi üç değerin ellerine verildiği yönetici elçilerdir. Bu pasajın ana fikri güç ahlâkıdır. [2750] Âyetteki “çoban”, “koyun”, “tarla” lafzi olarak anlaşılacağı gibi mecâzi olarak da anlaşılabilir. Lafzi olarak anlayan geleneksel tefsir, o dönemde anlatılan şu hikayeyi esas almıştır: Hz. Dâvud, kendisine intikal eden bir dâvâda komşunun tarlasını yayılan sürünün tarla sahibine verilmesine hükmeder. Hz. Süleyman telafisi mümkün bir zarara telafisiz bir cezayı sert bulur. Sürünün bir yıllık intifa hakkının tarla sahibine, tarlanın da eski haline getirilmesi için sürü sahibine verilmesine ve yıl sonunda her ikisinin sahiplerine iadesine hükmeder (Benzer bir kıssa için krş: 38:23-24). Âyet mecaza hamledilirse, “çoban” başıbozuk bir göçebe aşiret olan İsrailoğullarından, yeryüzünün en görkemli devletini çıkaran Dâvud ve Süleyman’dır. “Sürü” İsrailoğulları’dır. “Tarla”, bir zamanlar giremedikleri Filistin’dir. (Eski Ahid’e göre İsrailoğulları; “rabbin sürüsü/koyunları”dır (Mezmurlar 79:13; 100:3; Ay. krş: Matta 15:24)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Davud'u ve Süleyman'ı da an. Hani onlar, bir kavmin (geceleyin çobansız kalan) koyunları tarafından telef olunan ekin tarlası hakkında bir hüküm veriyorlardı; onların hükümlerine biz de şahittik.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Dâvûd ile Süleyman... Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Halkın yayılan koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Dâvud ile Süleyman'ı da zikret ki, onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. O vakit ki, onun için kavmin koyunları yayılmıştı. Ve Biz de onların hükümlerine şahitler olduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Davud ile Süleyman'ı da. . . Hani bir defasında onlar bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Şöyle ki: Geceleyin bir grup insanın koyun sürüsü ekin tarlasına yayılmış, zarar vermişti. Biz de onların bu hükümlerine tanık oluyorduk.
Davud (a.s.) davarın kıymeti, zararın miktarına eşit olduğu için, onun tazminat olarak tarla sahibine verilmesine hükmetmiş, oğlu Süleyman (a.s.) ise, tarlanın davar sahibine verilip eski haline gelinceye kadar ona bakmasını, davarın da tarla sahibine teslim edilip o vakte kadar sütünden, yavrularından, tüylerinden faydalanmasını taraflar için daha uygun bulmuştu. Babası da onun bu içtihadını beğenmişti.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.
Bir adamın ekinine, toplumdan birinin veya birkaç kişinin davarı düşmüştü. Dâvûd, tazminat olarak davarın, ekin sâhibine verilmesine karar verdi. Henüz 11 yaşında bir çocuk olan oğlu Süleyman ise: Ğ Bunlar hakkında şöyle bir hüküm verilse her ikisi için daha insâflı ve âdil olur, dedi: Davar ekin sâhibine verilir, ekin sâhibi davarın sütünden, yününden yararlanır. Ekin de davar sâhibine verilir, o da eski halini alıncaya dek ekine bakar. Ekin eski hâlini alınca sâhibine, davarlar da sâhibine iâde edilir. Süleyman'ın bu hükmünü babası da uygun buldu. İşte bu hükmü Süleyman'a ilhâm eden Allah idi.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir kavmin koyunları girüb yedikleri ekin işinde Dâvud ve Süleymân'ın hüküm itdikleri zamân biz onların hükmüne şâhid iyledik. [²]
[2] Dâvud 'aleyhisselâm zamânında bir gün bir sürü koyun bir tarlaya girüb ekinlerini telef iyledi. Bunun üzerine tarla sâhibi ile koyunların sâhibi müşârunileyhe arz-ı şikâyet ve da'vâ iylediklerinde Dâvud 'aleyhisselâm tarla sâhibinin zararını tazmîn ile hüküm itdi. Sonra bu iki da'vâcı Süleymân 'aleyhisselâma gidüb kıssayı ona hikâye iylediler. Müşârunileyh: "Eğer benden hüküm istenmiş olsa idi ben mezrû'âtı telef iden koyunları, südünden ve yağından istifâde itmesi içün muvakkaten tarla sâhibine virmeğe, ve koyun sâhibini de tarlayı ekerek telef iylediği zamânki hâline gelinceye kadar bakub sonra sâhibine virerek koyunlarını almağa hüküm iderdim" buyurdı. Dâvud oğlunun bu yoldaki hükmüni beğenerek evvelki hükmüni fesh ile o sûretle hüküm itdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Davut ile Süleyman da bir gün bir ekin tarlası ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun davarları orada yayılmışlardı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Davud ve Süleyman'ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Davud ile Süleyman'a gelince, onlar da, birgün, birilerinin koyunlarından zarar görmüş bir tarla hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de onların hükmüne şahit idik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve Dâvûd ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı dāvud’ı ya'nį añġıl süleymān’ı. ol vaķt kim hükm eylerdi ekin ekinde ol vaķt kim otladı gice ol ekin içinde ķoyun bir ķavumuñ. daħı olduķ biz anlaruñ hükmine ḥāżırlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve Dāvūd daḫı Süleymān ḥükm itdükleri vaḳt ekinde, ol vaḳt ki ḫarābladıanı bir ḳavmüñ ḳoyunı, biz anlaruñ ḥükmlerini bilürdük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Davudu və Süleymanı da (yad et)! O zaman ki, onlar bir tayfanın qoyunlarının girib xarab etdiyi bir əkin sahəsi haqqında hökm verirdilər və Biz də onların hökmünə şahid idik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And David and Solomon, when they gave judgment concerning the field, when people's sheep had strayed and browsed therein by night; and We were witnesses to their judgment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember David and Solomon, when they gave judgment in the matter of the field into which the sheep of certain people had strayed by night: We did witness their judgment.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَدَاوُ۫دَ
ve Dâvûd'u
وَسُلَيْمٰنَ
ve Süleymân'ı
اِذْ
bir vakit
يَحْكُمَانِ
hüküm veri- yorlardı
فِي
hak- kında
الْحَرْثِ
ekin
اِذْ
o za- man ki
نَفَشَتْ
yayılmıştı
ف۪يهِ
içinde
غَنَمُ
koyun- ları
الْقَوْمِۚ
kavmin
وَكُنَّا
ve idik
لِحُكْمِهِمْ
onların hükmüne
شَاهِد۪ينَۙ
şahid olanlar
(Resulüm!) Dâvûd ve Süleymân'ı da (an)! Hani bir ekin (tarlası) hakkında hüküm veriyorlardı. Bir kavme ait koyun sürüsü (geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekin tarlasının) içine daldığı zaman (onu talan etmişti). Biz onların hükümlerine şahiddik.
دَاوُد
İsim
دَاوُد
Hz. Dâvut (a.s.)
سُلَيْمٰن
Özel isim
سُلَيْمٰن
Hz. Süleyman (a.s.)
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
نَفَشَ
Fiil-I
ن ف ش
Yayılmış
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
غَنَم
İsim
غ ن م
Koyun
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
شَاهِد
Etken fiil
ش ه د
Şahidlik eden, göz önünde