LÛT’A da sağlam bir muhakeme ve (seçip ayırma yeteneği kazandıran) bir ilim bahşettik;[²⁷⁴⁶] ve onu çirkin eylemleriyle tanınan kentten kurtardık: çünkü onlar yoldan çıkmış yoz bir kavimdi.
[2746] Hukm, tüm alternatifleri, içlerindeki en doğru şıkka indirgeme işlemi demektir. Aynı kökten gelen hikmet, işte bu işlemi mümkün kılan yetenektir. İbn Fâris’in ilmi yedullu ‘ala eserin bi’ş-şey’i yetemeyyezu bihi ‘an ğayrihi (ilim, bir şeyi, ona ait olmayandan seçip ayırmaya yarayan bir iz/alamet ve işarettir) şeklinde tarif ettiği hatırlanacak olursa, ilim, hüküm ve hikmeti birbirine bağlayan anahtarın “seçip ayırma” (temyiz) yeteneği olduğu anlaşılır. Sıradan bilgilerin (veri, data) vahyin ‘ilm adını verdiği şeye dönüşmesi için, insan zihninde bir çevrim istasyonu bulunmalıdır. İşte hükm-muhakeme bunun adıdır. Bir İlâhî inşâ projesi olan vahyin amacı, insan zihninde söz konusu ‘çevrim istasyonunu’ inşâ etmektir. Bu sayede sıradan bilgi hayatın illet, amaç ve hikmetini gösteren bir göstergeye dönüşür (Krş: 12:40).