close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 73. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâhum e-immeten yehdûne bi-emrinâ veevhaynâ ileyhim fi’le-lḣayrâti ve-ikâme-ssalâti ve-îtâe-zzekâ(ti)(s) vekânû lenâ ‘âbidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları öyle rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibadet eden kişilerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onları, emrimizle hidayete vesile olan (ibadet ve istikamet yoluna çağıran) imamlar (ve önderler) kıldık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât dağıtmayı vahyedip (uygulattık). Onlar (sadece) Bize ibadet eden (seçkin kullarımızdı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve onları öyle rehber ve önderler yaptık ki, emrimizle toplumu doğru yola sevkederler ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz konusunda duyarlı ve devamlı olmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar daima bize ibadet eden kimselerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları, var ettiğimiz planın gereği, doğru yolu gösteren imamlar, önderler olarak hazırlayıp yetiştirdik. Onlara, dünya ve âhiret için hayırlı işler yapmayı, Allahın emirlerini yerine getirmeyi, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılmayı, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar bizi ilâh tanıyan, candan müslüman olarak bize bağlanan, saygıyla bize kulluk ve ibadet eden kimselerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları bizim emrimizle doğruya ileten önderler kıldık. Kendilerine hayırları işlemeyi, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve hepsini (İbrâhîm'i, İshak'ı ve Yakûb'u) emrimizle doğru yol gösteren imamlar (önderler) yaptık. Kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahy eyledik. Onlar hep bize ibadet ediyorlardı (asla putlara tapmıyorlardı).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onları emrimizle yol gösteren önderler kıldık. Onlara iyilikler yapmanın, namaz kılmanın, zekât vermenin yapılışını vahyettik. Onlar daima, Bizim namımıza hareket ettiler. (Bize kulluk ettiler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onları, emrimiz doğrultusunda insanlara yol gösteren önderler yaptık; onlara iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, bize hep kulluk ettiler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim buyrumumuzca doğru yolu gösteren önder kıldık onları, iyi işler vahiy eyledik onlara; namazla da, hayırlı işlerle de, zekâtla da vahiy ettik; onlar bize tapınıcı idiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı ikame etmeyi, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kullardı (Allah'tan başka hiçbir varlığa tanrısal nitelikler yakıştırmazlardı).
“Namazı ikame etmek, zekâtı vermek” terkibi, namaz ve zekâtın daha önceki toplumlarda da olduğunu gösteriyor. “Zekât” terimi Kur’an’ın pek çok yerinde temizlenmek, aklanmak, arınmak (Bakara 2/151, A. İmran 3/77, Tevbe 9/103, Taha 20/76) gibi anlamlara gelse de burada paranın ya da malın belli bir oranının sadaka olarak edilmesi anlamında kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânları nâsı doğrı yola sevk itmeğe me’mûr imâm yapdık ve kendilerine a’mâl-i sâliha, ’ibâdet ve zekât vahy iyledik. Bize ’ibâdet itdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılıp zekât vermeyi vahyettik. Onlar, bize hep kulluk ettiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz onları, emrimize göre yol gösteren önderler kıldık. Onlara iyi işlerin nasıl yapılacağını, namazın nasıl gözetileceğini ve zekatın nasıl verileceğini vahyettik. Onlar bize kulluk edenlerdi.
Kuran'ın indirildiği dönemde tüm dini görevler, Bazı tahrifatlarla birlikte İbrahim'den geldiği biçimiyle biliniyordu. Mekke müşrikleri, oruç, namaz, zekat ve hactan habersiz insanlar değildi. Bak 2:128; 16:123; 22:78.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve hepsini emrimizle yol göteren imamlar ettik ve kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı zekât vermeyi, vahyeyledik ve hep bize âbid idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve hepsini (İbrâhîm’i, İshâk’ı ve Ya‘kûb’u) emrimizle (insanları) hidâyete yönelten imamlar (peygamberler) yaptık. Kendilerine hayır işler yapmayı, namaz kılmayı ve (ümmetlerine) zekâtı (tebliğ etmelerini) vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
Zekât vermek Peygamberlere bi’l-icmâ farz değildir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salâtı¹ ikame etmeyi, zekâtı¹ vermeyi vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; ; 62:2; 80:3; 91:9 )  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onları emrimizle doğru yolu gösterecek rehberler kıldık, kendilerine hayırlı işler yapmayı, dosdoğru namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyetdik. Onlar bize ibâdet edicilerdi,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onları emrimizle (insanlara) hak yolu gösteren imamlar (kendisine tâbi' olunan rehberler) yaptık; onlara hayırlı işler yapmayı, namazı hakkıyla edâ etmeyi ve zekât vermeyi vahyettik. (Onlar) bize kulluk eden kimselerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize kulluk edenlerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz onları, bizim emirlerimiz doğrultusunda hareket eden bir ümmet olmalarını sağladık. Onlara yararlı işlerin neler olduğunu, namaz ‘ın kılınmasını, zekât‘ın verilmesini ve yalnızca bize kulluk etmeleri gerektiğini vahy ettik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onları kendi buyruğumuzla insanları doğru yola ileten önderler yaptık. İyi işler işlemeyi, yalvarıya durmayı, zekat vermeyi gönüllerine bildirdik. Onlar Bize tapan kimseler idiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları emrimiz ile halkı yola götürür pişüvalar kıldık; onlara hayır işlerde bulunmayı, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahiy ettik. Onlar ancak bize ibadet ederlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece Bize kulluk eden kimselerdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve onları, buyruklarımız doğrultusunda insanlığa doğru yolu gösteren birer önder yaptık ve onlara iyi işler yapmayı, namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi emrettik. Çünkü onlar, hayat programlarını gönderdiğimiz hükümler doğrultusunda şekillendirerek, yalnızca Bize kulluk eden kimselerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları bizim emrimizle yol gösteren önderler yaptık. Hayırlı Faaliyetler yapmayı, Namaz’ı kılmayı ve Zekât’ı vermeyi onlara vahyettik. Bize kulluk etmekteydiler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hepsini, bizden aldığı ferman ile topluma yön veren önderler kıldık Hepsini hayır faaliyetleri yanı sıra namaz ve zekatla sorumlu tuttuk. Hepsi de bize gönülden hizmet ettiler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık. Kendilerine hayırlı şeyler yapmayı, salat-ı dosdoğru ikame etmeyi, hayatlarını vahiy bilgisiyle, vahiy bilinciyle yaşamayı, her türlü kötülükten, dünyevi çıkarlardan arınmayı öğrettik. Onlar sadece yasalarımıza uyan kimselerdi. Onlar hiçbir zaman insanlar tarafından uydurulmuş yasalara uymadılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yapmış ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyetmiştik. [*] Onlar daima bizim kullarımızdılar.
Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Âl-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13. Buradaki ve Beyyine 98:5’teki bilgilerden anlaşılacağı üzere, “bütün hayırlı işler” bütün ilahi öğretilerde yer almıştır. Hayırlı işlerin bedensel anlamda en önemli göstergelerinden biri hatta birincisi “namaz kılmak”tır; ekonomik içerikli olanlardan birisi ise “zekat vermek”tir. Namaz bedensel ibadet ve eylemleri, zekât ise ekonomik yardımlaşmaların tamamını içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve onları, Bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler kıldık. (Ayrıca) onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar, sadece Bize ibâdet ederlerdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve o’nları buyruklarımız doğrultusunda (başkalarına) yol gösteren önderler yaptık; çünkü onlara iyi ve yararlı işler yapmayı, salât konusunda duyarlı ve devamlı olmayı, arınmak için verilmesi gereken şeyi vermeyi vahyettik; böylece onlar hep Bize kulluk ettiler.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onları emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler kıldık, onlara iyi ve yararlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onların hepsi yalnızca bize kulluk eden kimselerdi. 2/124...136, 11/17, 32/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve onları talimatlarımız çerçevesinde herkese doğru yolu gösteren önderler yaptık; nitekim onlara hayırlı işler yapmalarını, Allah’a ibadetin hakkını vermelerini,[²⁷⁴⁵] arınmak ve yücelmek için gerekli bedeli ödemelerini vahyettik: Nihayet, onların tümü de sadece Bize kulluk eden kimselerdi.
[2745] Ekîmu’s-salâta verdiğimiz bu anlamın gerekçesi için bkz: 87:15, 7:170; 2:3 ilgili notlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onları, emrimizle insanlara doğru yolu gösterecek rehberler yaptık; onlara hayırlar yapmayı namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik Ve bize kulluk eden kimselerdi
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onları imamlar kıldık ki, Bizim emrimizle rehber-i hidâyet bulunurlar ve onlara hayırlı işleri yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahy-ettik ve Bize ibadet edenler oldular.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onları buyruklarımızla insanlara doğru yolu gösteren önderler yaptık. Kendilerine hayırlı işler işlemeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar yalnız Bize ibadet ederlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden(insan)lardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve onları emrimizle halkı hidâyete götürir imâmlar iyleyüb hayır işlemeği, namâz kılmağı, zekât virmeği onlara vahy iyledik. Onlar bize 'ibâdet iderlerdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları, emrimize uygun olarak yol gösteren önderler yaptık. Hayırlı işler yapmalarını, namazı tam kılmalarını ve zekât vermelerini vahyetmiştik. Onlar yalnız bize kulluk ederlerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onları emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler kılıp, onlara hayır işlemeyi, namazı kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar yalnız Bize ibadet eden kullardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onları, bizim buyruğumuzla yol alan önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, duayı/namazı yerine getirmeyi, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyledük anları imāmlar ŧoġru yol gösterürler bizüm buyruġumuz-ile. daħı eyledük anlardın yaña eyü işler eylemek daķı namāzı dururmaķlıķ daħı zekātı virmeklıķ. [173a] daħı oldılar bize ŧapıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anları imāmlar ḳılduḳ ki doġru yol gösterürlerdi ḫalḳa bizüm buy‐ruġumuzla. Daḫı vaḥy eyledük anlara ḫayrlar işlemegi. Daḫı namāz durġur‐maġı ve zekāt virmegi. Daḫı anlar bize ‘ibādet iderlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onları əmrimizlə (insanları) doğru yola gətirən imamlar (rəhbərlər) etdik. Biz onları xeyirli işlər görməyi, namaz qılmağı və zəkat verməyi vəhy etdik. Onlar yalnız Bizə ibadət edirdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We made them chiefs who guide by Our command, and We inspired in them the doing of good deeds and the right establishment of worship and the giving of alms and they were worshippers of Us (alone).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We made them leaders, guiding (men) by Our Command, and We sent them inspiration to do good deeds, to establish regular prayers, and to practise regular charity; and they constantly served Us (and Us only).(2729)
2729 The spiritual lesson from this passage may be recapitulated. The righteous man makes no compromise with evil. If the votaries of evil laugh at him he pays them in their own coin, but he stands firmly by his principles. His firmness causes some confusion among the followers of evil, and he openly declares the faith that is in him. They try, openly and secretly, to injure or kill him, but Allah protects him, while evil perished from its own excesses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَاهُمْ
ve onları kıldık
اَئِمَّةً
önderler
يَهْدُونَ
hidâyete erdiriyorlar
بِاَمْرِنَا
emrimizle
وَاَوْحَيْنَٓا
ve vahyettik
اِلَيْهِمْ
onlara
فِعْلَ
yapmayı
الْخَيْرَاتِ
hayırlar
وَاِقَامَ
ve ikâme etmeyi
الصَّلٰوةِ
namazı
وَا۪يتَٓاءَ
ve vermeyi
الزَّكٰوةِۚ
zekâtı
وَكَانُوا
ve idiler
لَنَا
Bize
عَابِد۪ينَۙ
âbd olanlar
Onları, emrimizle (insanları) hidâyete erdiren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namazı ikâme ed(erek Allah'ın dinini destekle)meyi ve zekâtı ver(erek nefislerinin cimriliğini temizle)meyi vahyettik. Onlar, sadece Bize âbd ol(up kulluk ed)en kimselerdi.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اِمَام
İsim
ا م م
İmam, önder, rehber, klavuz
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
فِعْل
İsim fiil
ف ع ل
Yapmak
خَيْرَات
İsim
خ ي ر
Hayırlar
اِقَام
Fiilimsi-IV
ق و م
İkâme etmek
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اِيتَاء
Fiilimsi-IV
ا ت ي
Vermek
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
عَابِد
Etken fiil
ع ب د
Âbd olan, ibadet eden, tapan, kulluk eden