close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul innemâ unżirukum bilvahy(i)(c) velâ yesme’u-ssummu-ddu’âe iżâ mâ yunżerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini davet edenin sözünü duymazlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim, müşriklere) De ki: "Ben sizi ancak (Allah’ın Bana) vahy(ettikleri) ile uyarıp-korkutuyorum. Ama sağır olanlar, korkutulup uyarıldıkları zaman da, bu çağrıya kulak vermemektedirler-işitmemektedirler."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! De ki: “Ben yalnızca, vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Fakat sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman, kendilerini ikaz edenin sözünü duymazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ben, sizi kesinlikle vahy ile uyarı-yorum” de. Hak ve hakikate, çevresindeki olup bitenlere karşı sağır kesilenler, uyarıl-maya devam edilirken de hakka daveti duymazlıktan gelirler.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar."
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur'an'la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Fakat sağırlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Ben ancak, sizleri vahiy ile kocundururum, koçun durma yapılınca, sağır duymaz çağırmayı»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Ben sizi (kendi düşüncelerimle değil) ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ama (ne var ki gerçeklere kulaklarını tıkayan) sağırlar ne kadar uyarılsalar da çağrıyı işitmezler.
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara di ki: "Ben sana vahy olanı söylüyorum. Lâkin sağırlar idilen va’azları işitmezler."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Fakat (vicdanı) sağır olanlar, uyarılsalar da bu çağrıyı duymazlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum," de. Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki ben sizi ancak vahyile inzar ediyorum, amma ne kadar inzar edilseler sağırlar da'veti işitmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm, kâfirlere) de ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Fakat (manen) sağır olanlar, (azap ile) uyarıldıkları zaman, (ısrarla hakkı inkâr ettikleri için) bu çağrıyı duymazlar.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Ben ancak vahy ile sizin başınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum». (Fakat) sağırlar inzâr (ve tehdîd) edilecekleri zaman duymazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “Sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağırlar, korkutulmakta oldukları zaman çağrıyı işitmez!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) De ki: ‘’Ben yalnızca, vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Fakat (hakka karşı adeta) sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman, kendilerini ikaz edenin sözünü duymazlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Ben sizi bu vahy ile uyarıyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıkları zaman bu çağrıyı işitmezler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Ben sizi ancak gönüle bildirilenle uyarıyorum. Sağırlar ise uyarıldıkları sırada çağrıyı işitmezler."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki ben sizi yalnız vahiyle korkutuyorum, sağırlar korkutuldukları vakitte dâveti işitmezler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama kalbi gerçeklere kapalı olanlar/sağırlar [summ] uyarılsalar bile çağrıyı işitmezler.”¹⁵
15 Krş. Neml, 27/80-81; Rûm, 30/52-53  
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp korkutmaktayım. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Uyarılara devam ederek de ki: “Ey insanlar! Ben sizi kendi görüşlerimle, şahsi düşüncelerimle değil, ancak Allah katından gelen Kur’an gibi bir vahiyle uyarıyorum.” Ne var ki, gerçeklere kulak tıkayan sağırlar ne kadar uyarılsalar da, kendilerini felâketten kurtaracak bu çağrıyı işitmezler. Bununla birlikte:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Doğrusu ben sizi Vahiy ile uyarıyorum. Ne kadar uyarılsalar da Sağırlar Çağrı’yı işitmez”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! sen: " ben sizi sadece vahiy ile uyarabilirim " de. Ama sağırlar, kendilerine yapılan uyarıları duyamazlar ki.
Mehmet Çoban
swap_vert close
De ki; "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum!" Bil ki; ön yargılarıyla kulaklarını sağırlaştıranlar çağrımızı işitmezler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” [*] Sağır(lar), uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymaz.
İslam’ı tebliğde müracaat edilmesi gereken kaynağın Kur’an olduğunu bildiren En‘âm 6:51, 70, İbrâhîm 14:52, Enbiyâ 21:45, Furkân 25:52, Sebe’ 34:50 ve Kâf 50:45 gibi çeşitli ayetler vardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Ben sizi sadece, vahiyle uyarıyorum.” de. (Ama) o sağırlar, ne kadar uyarılsalar da (hak yola) çağrıyı asla işitmeyecekler!¹
1 Burada kâfirler, sağırlara benzetilerek tıpkı sağırların sözü işitemeyecekleri gibi, şartlanmış kâfirlerin de hakkı asla işitmeyecekleri, beliğ bir şekilde ifâde edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
DE Kİ: “Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Ne var ki, [kalbi] sağır olan kimseler bu çağrıyı işitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da. ⁵⁶
56 Lafzen, “ne zaman uyarılsalar”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Ben sizi sadece vahiy/Kuran ile uyarıyorum. Oysa uyarıldıkları zaman bu çağrıyı sadece duymak istemeyen sağırlar işitmez. 6/19, 13/40, 16/35, 50/45, 26/36, 7/179, 8/22, 10/42, 27/80, 46/26
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) “Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!” de. Ama, ne kadar uyarılsalar da (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) De ki: "Ben sadece sizi vahiy ile, (başınıza gelecek tehlikeleri haber vererek) uyarıyorum. Bu uyarıları ise ancak sağırlar (sizin gibi manevi işitme yeteneğini kaybetmiş gafiller) duymazlar!
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. " Ama sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Ben sizi ancak vahy ile korkutuyorum. Sağır olanlar ise korkutuldukları zaman dâveti işitmezler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: "Ben, sizi bana vahy olunan şeyle Allâh'ın 'azâbından korkudırım. Sağırlar da'veti işitmezler ve ondan dolayı inzâr olunmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıkları sırada yapılan çağrıyı işitmezler.”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:-Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Ben sizi vahye dayanarak uyarıyorum. Fakat sağırlar, bir uyarıya muhatap olduklarında çağrıyı işitmiyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit “bayıķ ķorķıdurın sizi ķur’ān-ıla.” işitmezler śaġırlar ķıġırmaġı ol vaķt kim ķorķıdılsalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit: Ben sizi ḳorḳutmazın illā Tañrı Ta‘ālānuñ vaḥyi bile. Daḫı ṣaġırlar āvāzı işitmezler, ḳaçan inẕār olsa özlerine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) De: “Mən sizi ancaq vəhy ilə qorxuduram”. Karlar qorxudulduğu zaman çağırışı eşitməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say (O Muhammad, unto mankind): I warn you only by the Inspiration. But the deaf hear not the call when they are warned.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say, "I do but warn you according to revelation": But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned!(2706)
2706 According to the English saying, "none is so deaf as those who will not hear". When they deliberately shut their ears to the warning from the Merciful Allah, meant for their own good, the responsibility is their own. But their cowardice is shown in the next verse by their behaviour when the first breath of the Wrath reaches them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
اِنَّـمَٓا
ancak
اُنْذِرُكُمْ
sizi uya- rıyorum
بِالْوَحْيِۘ
vahiy ile
وَلَا يَسْمَعُ
ne var ki duymazlar
الصُّمُّ
sağırlar
الدُّعَٓاءَ
daveti
اِذَا مَا
o şey zamanı ki
يُنْذَرُونَ
uyarılıyorlar
(Resulüm!) De ki: "Ben sizi ancak (bana indirilen) vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki (manen) sağır olanlar uyarıldıkları vakit (hakka olan bu) daveti duymazlar.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
وَحْىٌ
İsim
و ح ي
Vahiy
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
اَصَمٌّ
İsim
ص م م
Sağır
دُعَٓاء
İsim
د ع و
Çağırma, dua, davet, istek
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَذَرَ
Fiil-I
ن ذ ر
Adadı, uyarıldı