Aksine Biz onları ve atalarını (dünya nimetleriyle) yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Bizim, gerçekten (ilim, irade ve kudretimizle) Arz’a (yerküreye) gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu (araştırıp) bilmediler mi? Şu hâlde, üstün olanlar onlar mı? *
(*) 1) Burada dikkat edilmesi gereken nokta “yerkürenin uçlarından eksilmesi” ifadesidir. Bu ayeti tefsir edenler farklı şekillerde yorumlamaya çalışsalar da, Yerküre hakkında bilgimiz arttıkça anlatılmak istenen gerçek daha iyi kavranmıştır. Küremsi bir yapısı olan Arz kutuplardan geçen bir eksen etrafında dönmektedir. Bu dönme esnasında dünyanın ekseninin geçtiği kutuplar bölgesinden eksilmekte yani basıklaşmakta ve ekvator bölgesinden genişlemektedir. Dünyanın bu şekli ancak son yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarla anlaşılırken, tüm Evrenin yaratıcısı yüce Allah bu bilgiyi bizlere asırlar önce Kuran’da bildirmiştir… Yani dünya’mızın kutuplardan itibaren her geçen yıl, biraz daha daraltıldığı yeni fark edilen bilimsel bir tespittir. Yerkürenin sürekli küçülüşü ve döndükçe kutuplardan basıklaşma olayıla ilgili Bilim-Teknik kitaplarında detaylı bilgi bulunmaktadır. 2) Yapılan bilimsel araştırmalarla günümüzde anlaşıldı ki Dünya’nın kütlesi her gün 95 ton eksilmektedir. Dünya’nın uçları sayılan kutuplardan gazlar bir hortum şeklinde uzaya doğru uzanarak kaçmaktadırlar ve böylece Dünya’nın kütlesi eksilmektedir… Kaynak: https://scitechdaily.com/ earth-loses-50000-tonnes-of-mass-every-year/... Kaynak: 291# Yeryüzünün uçlarından eksilmesi - Bilim ve Yaratılış) Birçok tefsir ve meallerde bu ayette zikredilen ‘’yerin uçlarının eksiltilmesinden maksat, kâfirlerin memleketlerinin fethi ile onların topraklarının azalması, Müslümanların ellerine geçmesi vs. gibi şeklinde yapılan yorumların hiçbiri de isabetli değildir. Çünkü bu sûre Mekke döneminde inmiştir ve o dönemde böyle bir durumun söz konusu olması asla mümkün değildir. Zaten ayette de (ارضهم) ‘’erdahum’’ yani ‘’onların topraklarından’’ değil de (الارض)’’el-Ard’’ yani ‘’dünya’’ dan söz ediliyor. İşte bu da gösteriyor ki bu ayetle ilgili klasik tefsir ve mevcut mealler hatalıdır. Ayrıca hem aşağıdaki Araştırmacı Dr. Zağlul en-Neccar’ın ayetle ilgili bilimsel açıklamasına hem de detaylı bilgi için Rad-41. ayetle ilgili dipnota bkz:
إنقاص الأرض من أطرافها بمعني تفلطحها قليلاً عند القطبين, وانبعاجها قليلاً عند خط الاستواء :( معنى .... نأتي الأرض ننقصها من أطرافها - ملتقى أهل التفسير = بقلم الدكتور زغلول النجار ) والرؤية علمية ، أي أفلا يعلمون (التحرير والتنوير) {أفلا يرون} اي ألا يعلمون { التبيان الجامع لعلوم القرآن) في زمن الخليفة المأمون قيست المسافة المقابلة لكل درجة من درجات خطوط الطول في كل من تهامة والعراق, واستنتج من ذلك حقيقة أن الأرض ليست كاملة الاستدارة, وقد سبق العلماء المسلمون الغرب في ذلك بثمانية قرون علي الأقل لأن الغربيين لم يشرعوا في قياس أبعاد الأرض إلا في القرن السابع عشر الميلادي, حين أثبت نيوتن نقص تكور الأرض وعلله بأن مادة الأرض لاتتأثر بالجاذبية نحو مركزها فحسب, ولكنها تتأثر كذلك بالقوة الطاردة ( النابذة) المركزية الناشئة عن دوران الأرض حول محورها, وقد نتج عن ذلك انبعاج بطئ في الأرض ولكنه مستمر عند خط الاستواء تزداد القوة الطاردة المركزية إلى ذروتها, وتقل قوة الجاذبية إلى المركز إلى أدني قدر لها,ويقابل ذلك الانبعاج الاستوائي تفلطح (انبساط) قطبي غير متكافئ عند قطبي الأرض حيث تزداد قوتها الجاذبة, وتتناقص قيمة القوة الطاردة المركزية, والمنطقة القطبية الشمالية أكثر تفلطحا من المنطقة القطبية الجنوبية. ويقدر متوسط قطر الأرض الاستوائي بنحو12756.3 كم, ونصف قطرها القطبي بنحو12713.6 كم وبذلك يصبح الفارق بين القطرين نحو42.7 كم, ويمثل هذا التفلطح نحو33.% من نصف قطر الأرض, مما يدل علي أنها عملية بطيئة جدا تقدر بنحو1 سم تقريبا كل ألف سنة,ولكنها عملية مستمرة منذ بدء خلق الأرض, وهي احدي عمليات إنقاص الأرض من أطرافهاإ (نقاص الأرض من أطرافها موقع اعجازالقران)