close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bel metta’nâ hâulâ-i veâbâehum hattâ tâle ‘aleyhimu-l’umur(u)(k) efelâ yeravne ennâ ne/tî-l-arda nenkusuhâ min atrâfihâ(c) efehumu-lġâlibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hatta biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hakim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hala onlar mı üstün olanlar?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Evet, Biz onları ve atalarını (dünya nimetleriyle) yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, Bizim gerçekten Arz’a (yerküreye) gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün (galip) gelenler onlar mı? (İleride her şeyi öğrenip bileceklerdir. Son bilimsel çalışmalar, Dünya’nın kütlesinde ve kutup bölgelerinde bir azalma yaşandığını tespit etmişlerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kaldı ki biz bunlara da, bunların atalarına da ömürlerinin sonuna kadar hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik. Fakat bu insanlar görmüyorlar mı İslâm orduları vasıtasıyla memleketleri, her taraftan daraltılarak eksiltilmiş oluyor veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden hergün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahelelerimizle nasıl yokladığımızı… Şu halde üstün gelecek onlar mı, yoksa biz miyiz?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Doğrusu onlara da, atalarına da zevku sefa içinde hayat yaşattık. Hatta o ömür, onlara uzun bile geldi. Şimdi yurtlarını işgal edip topraklarını her tarafından eksilttiğimizi, kendilerini sıkıştırdığımızı, imkân ve nüfuz alanlarını daralttığımızı hâlâ görmüyorlar mı? Bu durumda gâlip olanlar, üstün gelenler onlar mı?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 13/41; 46/27.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Doğrusu biz onları ve atalarını yararlandırdık. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Bizim yere gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelenler onlar mıdır?
Ali Bulaç
swap_vert close
Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün gelenler onlar mı?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu biz, o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür, onlara uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı, kâfirlerin arazisini alıb etrafından (müslümanlara feth ettirmekle) azaltıyoruz. O halde galib gelenler onlar mı?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat Biz, onları da babalarını da yaşattık. Öyle ki ömürleri uzadı da ebedî olduklarını sandılar. Görmüyorlar mı? Biz yere varıp etrafından onu eksiltiyoruz. [Savaşlarla, ölümle, erozyonla yeri ve insanları azaltıyoruz.] Yoksa onlar, Bize karşı galip mi olacaklar!?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Doğrusu biz o inkârcıları ve babalarını dünya nimetlerinden yararlandırdık. Öyle ki uzun süre bu şekilde yaşadılar. Onlar, bizim, şimdi bulundukları topraklara gelip, oraları azar azar ele geçirdiğimizi görmüyorlar mı? Onlar inananlara galip geleceklerini mi sanıyorlar?
Besim Atalay
swap_vert close
Hem bunları, hem de atalarını, ömürleri uzun olana değin yaşatmıştık; görmezler mi yeryüzünü, her yandan eksiltmedeyiz? Onlar mıdır yenenler?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Doğrusu biz onlara ve atalarına geniş geçim imkânları bağışladık da uzun yıllar refah içinde yaşadılar. Ama artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? Durum böyle iken onlar nasıl galip gelebilirler?
Bkz. 13/41, 46/27“Yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz” ifadesini iki şekilde yorumlayabiliriz. Bunlardan birincisi; inkârcıların yaşadığı yerlerin inananlar tarafından ele geçirilmesi yani tebliğ yoluyla gerek keyfiyet ve kemiyet bakımından gerekse coğrafi konum itibariyle mü’minlerin etki alanının büyümesidir. İkincisi ise erozyonla yer kabuğunun üzerindeki toprakların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etkenlerle aşınıp yerinden kopması, bir yerden başka bir yere taşınması ve biriktirilmesi yoluyla dünyada yaşam alanlarının küçülmesidir. Ayetin anlam akışı içinde birinci yorumun daha uygun olacağını düşünebiliriz.  
Cemil Said
swap_vert close
Evet, hayâtlarının devâm ideceği müddet biz bunları ve cedlerini dünyâ emvâlinden müstefîd itdik. Fakat görmüyorlar mı ki memleketlerini müslümanlara virdik ve her tarafdan hudûdını temdîd idiyoruz. Acabâ kuvvet ânların tarafında mı zan iderler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oysa biz onları da atalarını da nimetlerimizden faydalandırdık. Hatta bu, ömürleri boyunca sürüp gitti. Şimdi bizim yeryüzünü etrafından nasıl eksiltip durduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelen onlar mı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?  
 Müfessirlerin yorumuna göre âyette, Allah’ın, çevresinden eksilteceğini haber verdiği arazi, müşriklerin o zaman üzerinde yaşadıkları topraklardır. Bu âyet Mekke’de indiğine göre, Allah Teâlâ’nın Resûlüne, müşriklerin yaşadığı toprakların, bir zaman sonra müslümanların eline geçeceğini müjdelemesi, Kur’an’ın bir mucizesidir. Bazı müfessirlere göre ise sûre Mekkî olmakla beraber bu âyet Medine’de nâzil olmuştur. Buna göre meâl: «... çevresinden eksiltmekte olduğumuzu» şeklinde olacaktır. Araziyi eksiltmekten maksat, müşriklerin toprak kaybetmeleridir ki bu da müslümanların fetihleri ile gerçekleşmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Halbuki biz onları ve atalarını yaşlanıncaya kadar nimetlendirdik. Yeryüzünün uçlarından habire eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen onlar mı üstün gelecek?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Doğrusu biz, onları ve atalarını yaşattık hettâ o ömür onlara uzun geldi, fakat şimdi görmüyorlar mı o Arzı etrafından eksiltip duruyoruz, o halde galip onlar mı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bilakis onları da atalarını da (dünya nimetlerinden) biz faydalandırdık. Öyle ki ömür (leri) kendilerine (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Bizim (emrimizin), yeryüzüne gelip (müslümanlara fetih nasip etmekle) onu etrafından eksilttiğimizi, (kâfirlerin topraklarının ellerinden çıktığını) görmüyorlar mı? (Durum böyle iken,) galip gelenler onlar mı?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik. Yeryüzüne müdahale edip onun her tarafında birçok şeyi nasıl yok ettiğimizi¹ görmüyorlar mı? O halde galip olanlar onlar mı?
1- Tabiatta ve canlılar âleminde meydana gelen ölümleri, değişiklikleri; her şeyin nasıl ölümlü ve sonlu olduğunu…  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Evet, biz onları da, atalarını da — (bu dünyâda) ömür (leri) tepelerini aşıb uzayıncaya kadar — (yaşatıb) geçindirdik. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki biz o arza gelib etrafından (tedricen) eksiltib duruyoruz. O halde gaalib olanlar onlar mı?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hayır, onları da atalarını da (dünya ni'metlerinden) faydalandırdık, nihâyet ömür(leri) kendilerine uzun geldi (ölmeyeceklerini sandılar). Şimdi görmüyorlar mı ki, muhakkak biz (ben Azîmüşşân), yeryüzüne (kâfirlerin memleketlerine, mü'minlere yardım etmek sûretiyle) geliyor, onu etrâfından (Müslümanların fetihleriyle) eksiltip duruyoruz. O hâlde galib gelenler onlar mı?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Aksine Biz onları ve atalarını (dünya nimetleriyle) yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Bizim, gerçekten (ilim, irade ve kudretimizle) Arz’a (yerküreye) gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu (araştırıp) bilmediler mi? Şu hâlde, üstün olanlar onlar mı? *
(*) 1) Burada dikkat edilmesi gereken nokta “yerkürenin uçlarından eksilmesi” ifadesidir. Bu ayeti tefsir edenler farklı şekillerde yorumlamaya çalışsalar da, Yerküre hakkında bilgimiz arttıkça anlatılmak istenen gerçek daha iyi kavranmıştır. Küremsi bir yapısı olan Arz kutuplardan geçen bir eksen etrafında dönmektedir. Bu dönme esnasında dünyanın ekseninin geçtiği kutuplar bölgesinden eksilmekte yani basıklaşmakta ve ekvator bölgesinden genişlemektedir. Dünyanın bu şekli ancak son yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarla anlaşılırken, tüm Evrenin yaratıcısı yüce Allah bu bilgiyi bizlere asırlar önce Kuran’da bildirmiştir… Yani dünya’mızın kutuplardan itibaren her geçen yıl, biraz daha daraltıldığı yeni fark edilen bilimsel bir tespittir. Yerkürenin sürekli küçülüşü ve döndükçe kutuplardan basıklaşma olayıla ilgili Bilim-Teknik kitaplarında detaylı bilgi bulunmaktadır. 2) Yapılan bilimsel araştırmalarla günümüzde anlaşıldı ki Dünya’nın kütlesi her gün 95 ton eksilmektedir. Dünya’nın uçları sayılan kutuplardan gazlar bir hortum şeklinde uzaya doğru uzanarak kaçmaktadırlar ve böylece Dünya’nın kütlesi eksilmektedir… Kaynak: https://scitechdaily.com/ earth-loses-50000-tonnes-of-mass-every-year/... Kaynak: 291# Yeryüzünün uçlarından eksilmesi - Bilim ve Yaratılış) Birçok tefsir ve meallerde bu ayette zikredilen ‘’yerin uçlarının eksiltilmesinden maksat, kâfirlerin memleketlerinin fethi ile onların topraklarının azalması, Müslümanların ellerine geçmesi vs. gibi şeklinde yapılan yorumların hiçbiri de isabetli değildir. Çünkü bu sûre Mekke döneminde inmiştir ve o dönemde böyle bir durumun söz konusu olması asla mümkün değildir. Zaten ayette de (ارضهم) ‘’erdahum’’ yani ‘’onların topraklarından’’ değil de (الارض)’’el-Ard’’ yani ‘’dünya’’ dan söz ediliyor. İşte bu da gösteriyor ki bu ayetle ilgili klasik tefsir ve mevcut mealler hatalıdır. Ayrıca hem aşağıdaki Araştırmacı Dr. Zağlul en-Neccar’ın ayetle ilgili bilimsel açıklamasına hem de detaylı bilgi için Rad-41. ayetle ilgili dipnota bkz: إنقاص الأرض من أطرافها بمعني تفلطحها قليلاً عند القطبين‏, ‏ وانبعاجها قليلاً عند خط الاستواء‏ :‏( معنى .... نأتي الأرض ننقصها من أطرافها - ملتقى أهل التفسير = بقلم الدكتور زغلول النجار ) والرؤية علمية ، أي أفلا يعلمون (التحرير والتنوير) {أفلا يرون} اي ألا يعلمون { التبيان الجامع لعلوم القرآن) في زمن الخليفة المأمون قيست المسافة المقابلة لكل درجة من درجات خطوط الطول في كل من تهامة والعراق‏, واستنتج من ذلك حقيقة أن الأرض ليست كاملة الاستدارة‏, ‏وقد سبق العلماء المسلمون الغرب في ذلك بثمانية قرون علي الأقل لأن الغربيين لم يشرعوا في قياس أبعاد الأرض إلا في القرن السابع عشر الميلادي‏, حين أثبت نيوتن نقص تكور الأرض وعلله بأن مادة الأرض لاتتأثر بالجاذبية نحو مركزها فحسب‏, ‏ ولكنها تتأثر كذلك بالقوة الطاردة‏ (‏ النابذة‏)‏ المركزية الناشئة عن دوران الأرض حول محورها‏, ‏ وقد نتج عن ذلك انبعاج بطئ في الأرض ولكنه مستمر عند خط الاستواء تزداد القوة الطاردة المركزية إلى ذروتها‏, ‏ وتقل قوة الجاذبية إلى المركز إلى أدني قدر لها‏,ويقابل ذلك الانبعاج الاستوائي تفلطح ‏(انبساط‏)‏ قطبي غير متكافئ عند قطبي الأرض حيث تزداد قوتها الجاذبة‏, وتتناقص قيمة القوة الطاردة المركزية‏, والمنطقة القطبية الشمالية أكثر تفلطحا من المنطقة القطبية الجنوبية‏.‏ ويقدر متوسط قطر الأرض الاستوائي بنحو‏12756.3‏ كم‏, ونصف قطرها القطبي بنحو‏12713.6‏ كم وبذلك يصبح الفارق بين القطرين نحو‏42.7‏ كم‏, ‏ويمثل هذا التفلطح نحو‏33.%‏ من نصف قطر الأرض‏, مما يدل علي أنها عملية بطيئة جدا تقدر بنحو‏1‏ سم تقريبا كل ألف سنة‏,ولكنها عملية مستمرة منذ بدء خلق الأرض‏, وهي احدي عمليات إنقاص الأرض من أطرافها‏إ (نقاص الأرض من أطرافها موقع اعجازالقران)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hâlbuki onlara ve onların atalarına uzun süre yaşayabilecekleri bir ömür sağladık. Onlar görmüyorlar mı? Yeryüzünde olanları biz getiriyoruz, yeryüzünün her tarafındakileri (yaratmış olduklarımızı) yine biz eksiltiyoruz. Böyle olduğu halde, bize galip mi gelecekler?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onları da, atalarını da yaşamaları boyunca gönendirdik. Şimdi görmüyorlar mı ki, yurtlarına gelip onun sınırlarını daraltıyoruz? Yine de sözünü geçirenler Biz miyiz, onlar mı?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hayır, biz onları, babalarını ömürleri uzayıp gafil oluncaya kadar geçindirdik. Onların yerlerine girerek etrafını eksilttiğimizi [⁴] görmüyorlar mı? Yine onlar galip, öyle mi?
[4] Yerlerini İslâm eline geçirdiğimizi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz, onları ve babalarını/atalarını nimetlendirdik ki ömürleri uzun oldu. Onlar görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından eksiltiyoruz?¹⁴ Bu durumda üstün gelecek onlar mı?
14 Krş. Ra’d, 13/41  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi (topluca yıkıma uğrattığımızı) görmüyorlar mı? Hal böyleyken onlar mıdır üstün gelenler?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Aslına bakarsanız, Biz bunları da, bunların atalarını da nîmetler içinde yaşattık; böylece, hayat gözlerinde hiç bitmeyecekmiş gibi uzun göründü. Sahip oldukları servet, güç ve saltanatın ebediyen süreceğini zannedip azgınlaşmaya, hiç ölmeyecekmiş gibi davranmaya başladılar. Oysa görmüyorlar mı ki, Biz hüküm ve kudretimizleyeryüzüne gelip, onu her yanından nasıl peyderpey eksiltiyoruz?Geçmişte yaşamış nice toplumların, azgınlıklarından dolayı yok edildiğini bilmiyorlar mı? Depremlerle, savaşlarla, toplumsal ve ekonomik krizlerle nüfuslarını nasıl kırıp dağıttığımızı, üzerlerindeki ablukayı her geçen gün daralttığımızı görmüyorlar mı? Çevrelerinden, dost ve akrabalarından birer ikişer mezara yolladıkları insanların hâlini düşünüp ibret almıyorlar mı? Bütün bunlar, yaklaşan felâketin habercisi değil mi?Hal böyleyken, inkârcılar, hak ve hakikat karşısında hâlâ üstün geleceklerini mi zannediyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Evet, onları ve atalarını geçindirdik; tâ ki onlara Ömür uzun geldi. Görmezler mi; Arz’ı / Yeryüzü’nü / Ülke’yi etrafından eksilterek geliyoruz. Galip Gelenler onlar mı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! aslında biz, bu insanları ataları gibi nimete gark ettik. Hatta uzun süre bu nimetin tadını çıkardılar. Acaba şimdi bu insanlar bizim, ucun ucun topraklarına girdiğimizi de mi göremiyorlar? Hâlâ galip geleceklerini mi sanıyorlar?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Evet! Onları da atalarını da türlü nimetlerle faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Görmüyorlar mı? Yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz! İnsanlar ölürken, yeryüzünü eksiltirken onlar galip geleceğini mi sanıyor?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Oysa) onları da atalarını da yararlandırdık. Sonunda ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. [*]Yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmezler mi? [*] Üstün gelen onlar mıymış!
Yüce Allah yaşattığı insanların bir kısmına bu ömrün uzun geldiğini, yani kendilerine verdiği nimet ve rızıklar sayesinde ömürlerini uzun bir süre yaşadıklarını, hayatlarının sonuna kadar bolluk içinde olduklarını ifade etmektedir. Bolluk içinde yaşamaya alışanlar nimetlerin veriliş nedenini anlamamış, yapılan uyarılara kulak asmamış ve bu hayatın hiç bitmeyeceğini sanarak aldanış içerisine girmişlerdi.,Bu ayet Ra‘d 13:41. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu cümlede yer alan “Allah’ın gelmesi” mecaz bir ifadedir ve kastedilen O’nun gücünün ve hayata müdahale edişinin bildirilmesidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Evet Biz, onları ve atalarını dünyada ebedî kalacakları zannına kapılıncaya kadar barındırdık. Fakat şimdi, Bizim gerçekten yeryüzüne gelip onu uçlarından eksiltmekte¹ olduğumuzu görmüyorlar mı? Üstün olan (Biz miyiz? Yoksa) onlar mı?
1 “Yerin uçlarından eksiltilmesi” ifâdesinden; a- Kâfirlerin topraklarının Müslümanlara geçmesi, b- Erozyon, gel-git olayları c- Dünyanın kutuplarının basık olması anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kaldı ki, Biz bunlara da, bunların atalarına da, ömürlerinin sonuna kadar, ⁵⁴ hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik; fakat bu insanlar, Bizim yeryüzüne -üzerindeki en iyi, en güzel şeyleri her gün biraz daha eksilterek- ⁵⁵ vaziyet ettiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen, yine de baskın çıkacaklar[ını umuyorlar] mı?
54 Lafzen, “tâ ki hayatları/ömürleri (‘umr) uzasın”- yani, bu müreffeh ve geçici tatminlerle dolu hayatın böyle sürüp gideceği düşüncesine iyice kendilerini kaptırıncaya kadar (Zemahşerî).55 Bir açıklama için bkz. 13:41’deki benzer ifade ve ilgili 79 ve 80. notlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kaldı ki biz onlara ve atalarına rahat bir hayat yaşattık. Öyle ki bu konforla ömürlerine ömür kattılar peki şimdi onlar, onların imkân ve nüfuzlarını her bir yandan gitgide daralttığımızı görmüyorlar mı? Bu durumda galip gelecek olan onlar mı? 7/10, 14/32...46, 16/6...23, 28/35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hayır, Biz onları ve atalarını geçici zevklere daldırdık; ta ki ömrün kendileri için böyle uzayıp gideceği (zehabına kapılsınlar):[²⁷²⁴] İyi ama, onlar görmüyorlar mı ki Biz yeryüzüne müdahil olup, ona (ait değerleri) her bir tarafından eksiltiyoruz?[²⁷²⁵] Bir de kalkıp kazanacaklarını umuyorlar, öyle mi?
[2724] Allah’tan koparılmış bir hayat ve sahte bir ebedilik duygusu… [2725] Çevirimizin gerekçesi için benzer bir ibârenin yer aldığı Ra’d sûresi 41. âyetin ilgili notuna bkz. Burada “değer eksiltilmesi” olarak anlaşılması gereken “yeryüzünün eksiltilmesi”nin, “yeryüzünün uzatılıp yayılması” (13:3; 15:19; 50:7) ile bir karşıtlık oluşturduğu düşünülebilir. Bu sûrenin 11. âyetinin sonunda ifade edildiği gibi, yeryüzünde birtakım değerler bazı birey, toplum ve coğrafyalarda eksiltilirken, bazılarında da artırılmaktadır (Krş: 4:133; 6:133; 14:19; 35:16).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Evet, biz onlara da, atalarına da (sınamak için) refah içinde bir yaşantı verdik ki onlar, o yaşantıları hiç sona ermeyecek sandılar. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki, biz (müminler eliyle) onlara ait (verimli) araziyi peyderpey ellerinden almaktayız. O halde gâlip gelenler onlar mı? (Yoksa bizim yardımımızla müminler mi? Yakında azap üzerlerine çökünce gerçeğin ne olduğunu anlayacaklardır.)
Osman Fırat
swap_vert close
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki ömürleri de uzun oldu. Ve görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü etrafından eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı üstün gelecekler?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Evet. Biz onlara ve babalarına mühlet verdik, tâ ki kendilerine ömürleri uzatmış oldu. Görmüyorlar mı ki, Biz yurtlarına varıp onu etrafından eksiltiyoruz. O halde galip olanlar onlar mı?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kaldı ki Biz onlara da, babalarına da nimet verdik. Öyle ki uzayan ömürlerinin tadını çıkarıp avundular. Ama hükmümüzün yere yönelerek onu yavaş yavaş eksilttiğini görmüyorlar mı? Durum böyle iken onlar nasıl galip gelebilirler? [46, 27; 13, 41]
Bu âyetin mânası, etraf kelimesine verilecek mânaya göre değişir. Bu kelime ise birçok anlamda kullanılır. Coğrafî veya küresel anlam gibi, mecazî anlam da mümkündür. Şu halde: 1. Müslümanların kuvvet kazanıp kâfirlerin topraklarını elde edip fetihler yapmaları. 2. Yerin ileri gelen insanları, âlimleri veya en iyi insanları gittikçe azalmaktadır. 3. Fennî yönden tefsir eden bazı zatlar; yağmurların, sellerin, rüzgârların etkisiyle dağların aşınmasını veya kutup bölgelerinin basıklığını düşünmektedirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz onları ve atalarını yaşattık, nihayet kendilerine ömür uzun geldi, (ebedi yaşayacaklarını sandılar). Bizim, yere gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mı (yoksa biz miyiz)?
Tefsîrlere göre Yerin uçlarından eksiltilmesi, putatapanlara âit ülkelerin, özellikle Mekke yöresindeki toprakların, yavaş yavaş müslümanların eline geçmesine ve pek yakında Mekke'nin de fethedileceğine işârettir. Bu, âyetin mecâz anlamıdır. Ama hakîkî mânâsı düşünülürse, yerin uçlarının eksiltilmesi ifâdesiyle, yağmurların, sellerin, rüzgârların etkisiyle dağların aşındığına işâret edildiği gibi, kutup bölgelerinin basıklığına da işâret edilmiş olabilir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Belki biz onları ve babalarını hayât-ı dünyâdan istifâde itdirdik, ömürleri uzun oldı. Görmezler mi ki biz arzı etrâfından noksan itmekdeyiz. 'Acabâ onlar mı yoksa biz mi gâlibiz?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hâlbuki hayatlarını sürdürebilsinler diye onların da babalarının da geçimini sağlayan biziz. Görmüyorlar mı ki yurtlarını çevresinden sürekli daraltıyoruz[*]. Bunlar mı bize galip gelecekler?
[*] İslam'ın yayılması nedeniyle Mekke'yi kuşatan topraklarda müslüman sayısı artıyor, askeri ve siyasi gelişmeler Mekke'lilerin aleyhine işliyor.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Evet, biz onlara da atalarına da geçimlikler verdik. Öyle ki, uzun süre yaşadılar. Şimdi onlar, yeri etrafından eksiltip durduğumuzu görmüyorlar mı? Onlar mı galip gelecekler?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz bunları da, atalarını da nimetlerimizden nasiplendirdik. Öyle ki, ömürleri onlara pek uzun göründü. Fakat Bizim gelip de yeryüzünü kenarlarından eksiltmekte olduğumuzu onlar görmüyorlar mı?(8) Böyleyken yine onlar mı üstün gelmiş oluyorlar?
(8) 13:41’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gerçek şu ki, biz onları ve atalarını, ömür kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdik. Hâlâ görmüyorlar mı ki, biz yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
belki gönendürdük anları daħı atalarını tā uzandı anlaruñ üzere 'umr. iy görmezler mi bayıķ biz ķaśd eylerüz yire ekserüz anı ķıranlarından? iy bunlar mıdur yiñiçiler?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bel ki gönendürdük dünyā dirliginde bunları, ataları[nı] daḫı. Ḥattā ki‘ömr müddeti uzatdı üstlerine. Pes görmezler mi ki nice kāfirlerüñ yirinemü’minleri musallaṭ idüp ḫarāb iderin çevrelerin. Anlar mı ġālib olsalargerek mü’minler[e]?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Doğrusu, Biz bununla (bu kafirlərə) və atalarına ömürləri uzanıncaya qədər (dünyada) gün-güzəran verdik. (Onlar fani dünya malına aldanıb məğrur oldular). Məgər Bizim (onların) torpağına girib onu hər tərəfdən əskiltdiyimizi (gündən-günə yurdlarının müsəlmanların əlinə keçdiyini) görmürlərmi? Belə olduqda, qalib olanlar onlarmıdır?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nay, but We gave these and their fathers ease until life grew long for them. See they not how we visit the land, reducing it of its outlying parts? Can they then be the victors?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nay, We gave the good things of this life to these men and their fathers until the period(2704) grew long for them; See they not that We(2705) gradually reduce the land (in their control) from its outlying borders? Is it then they who will win?
2704 'Umr, or 'Umur. age, generation, period, time, life. Here "period" is most appropriate, as it covers many generations, "these men and their fathers." 2705 Cf. 13:41 and n. 1865. The particular signification is that Islam spread from the outer borders, social and geographical, gradually inwards. The social fringe was the humbler people, such as slaves and poor men. The geographical reference is to Madinah and tribes away from the Makkah centre. The proud and unbelieving Quraysh were the last to come in when the circle was gradually drawn tighter and tighter around them. The general signification applies to all times. Allah's Truth makes its way first among the poor and the lowly, those whose minds are unsoiled by prejudices of false pride or false knowledge, but it gradually hems in the obstinate, until it prevails in the end.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بَلْ
bila- kis
مَتَّعْنَا
faydalan- dırdık
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
onları
وَاٰبَٓاءَهُمْ
ve onların atalarını
حَتّٰى
hatta
طَالَ
uzun geldi
عَلَيْهِمُ
kendilerine
الْعُمُرُۜ
ömür
اَفَلَا يَرَوْنَ
fakat görmü- yorlar mı
اَنَّا
şüphe-siz Biz
نَاْتِي
geli- yoruz
الْاَرْضَ
yere
نَنْقُصُهَا
onu kısaltı- yoruz
مِنْ اَطْرَافِهَاۜ
etrafından
اَفَهُمُ
şu hâlde onlar mı
الْغَالِبُونَ
galip gelenler
Kaldı ki onları da atalarını da (dünya nimetlerinden) Biz faydalandırdık. Hatta ömür(leri) kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Fakat onlar görmüyorlar mı ki Biz yere (onun topraktan olan bedenine) tecelli edip onu(n bedenini zayıflatıyor, ömrünü de) etrafından (azar azar) kısaltıyoruz? Şu hâlde galip gelenler (gerçekten) onlar mı (yoksa Biz miyiz)!
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
طَالَ
Fiil-I
ط و ل
Uzun geldi, uzadı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عُمُر
İsim
ع م ر
Ömür
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
نَقَصَ
Fiil-I
ن ق ص
Eksik yaptı, kısalttı, eksiltti, azalttı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طَرَف
İsim
ط ر ف
Kısım, taraf
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَالِب
Etken fiil
غ ل ب
Ğâlib (Allah'ın ismi, esmasıdır), galip gelen, galip olan