De ki:"Rahman’ın, -geceleyin veya gündüzün gelebilecek- azabından sizi kim koruyabilir? Ne var ki. (Onları ne kadar uyarsan) Rablerinin öğütlerinden yine de yüz çevirirler. (O azabın başlarına ansızın çökeceğine inanmazlar)
(Fatiha'nın açıklamasında belirtildiği gibi; Rahman'ın merhameti ezelidir, mümin ile beraber kafiri de kapsar, oysa Cenab-ı Hakk'ın rahim sıfatı; özellikle ahirette olmak üzere sırf iman eden kullarının üzerinedir. O zaman bu ayette geçen "Rahman'ın azabı" hakkında hatıra "mademki Rahman’ın merhameti mümin ile kafiri ayırt etmemektedir, o halde nasıl olur da Onun hakkında cemal yerine celal sayılacak bir azaptan bahs buyurulmuştur? sorusu gelebilir.
"Er-Rahman" ism-i şerifinin diğerlerinden farklı bir özelliği vardır!., diğerleri kullar için kullanılabildiği halde bu ism-i şerif sadece Allah Teala'ya tahsis buyurulmuştur. Nitekim "İster Allah diye dua edin ister Rahman diye" (İsra/110) ayeti bunun delilidir.
Kur'an-ı Kerim'de, bu ism-i şerif iki türlü takdir buyurulmuştur: Ya "Er-rahmânir rahim" gibi,"Errahim" ism-i Şerifi ile birlikte ya da tek başına!..
"Errahim" ism-i şerifi ile birlikte kulanıldığında, Cenab-ı Hakk'ın cemal sıfatını artırarak, mümin ile beraber kafire de merhamet eder ve kafirlere tevbe edip imana gelmeleri için süre tanır. Tek başına kullanıldığında ise; Cemal sıfatı ile beraber- Celal sıfatını da üstlenerek kullarını hesaba da çeker. Nitekim, Taha suresinin 108 ve 109. ayetlerinde "o gün onlar hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye. (Sûr'u üfüren İsrafil'in davetine) uyacaklardır ki, Rahman’ın heybetinden bütün sesler kısılmıştır ve sen (Ey Muhammed) artık bir hışırtıdan başka birşey işitmezsin!.. O gün, Rahman’ın izin verdiği ve hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz" buyurulmuştur)