Ve biz semayı (yerküreyi saran atmosferi) korunmuş bir tavan (gibi koruyucu bir özelliğe sahip) yaptık. Hâlbuki onlar (inkâr etmiş olanlar), ondaki (sınırsız kudretimize dair) belge ve delillerden yüz çeviriyorlar. (*)
(*) Atmosferimiz gözle görmediğimiz gazlardan oluşmuş, 10 bin km’ye varan kalınlıkta şeffaf bir kabuktur. Bkz: (Atmosferin Katları ve Özellikleri| Coğrafya Hocası). Ayette bulunan mahfuzan ifadesiyle «Korunmuş tavan» bir benzetmedir. Dünyayı saran atmosfer ve onun ötesindeki gök cisimleri akıllara hayret verecek bir düzen ve denge içinde yaratılmıştır ve bu düzen korunmaktadır. Yine ayette geçen ( سَقْفًا)’’sakfen’’ yani, tavan ifadesiyle de, atmosferin bir tavan gibi koruyucu özelliğine vurgu yapılmıştır. Zira uzay’dan Dünyamız’a her gün irili ufaklı milyonlarca meteor düşmektedir. Atmosferimiz bu meteor bombardımanına karşı şeffaf yapısına rağmen adeta çelikten bir set gibi karşı koymaktadır. Atmosferin bu özelliği olmasaydı Dünya’da hayat olmazdı, yeryüzü ise delik deşik olurdu. Bunun bir örneğine uydumuz Ay’a gidildiğinde tanık olduk. Sağanak halinde yağan taşlar, Ay yüzeyine çarpmış, irice olanları ise Ay’ın kabuğunun içine de girerek derin çukurlar oluşturmuştur. Meteorlar, atmosferdeki moleküllere, büyük bir hızla çarpmakta, yüksek bir sıcaklık kazanıp buharlaşmakta ve toz parçalarına dönüşerek kaybolmaktadır. Atmosfer aynı zamanda Güneş’ten gelen zararlı ışınları bir filtre gibi süzerek Dünya’daki hayatın yok olmasını önlemektedir. Bu süzme işlemi de Evren’deki diğer oluşumlar gibi çok ince şekilde planlanmıştır. Zararlı ışınları süzen atmosfer, yaşamın devamını sağlayan ışınları ise süzmez, onların yaşamı devam ettirmelerini engellemez. Atmosferdeki tüm bu ayarlamalar her şeyin hayatın oluşması için planlandığını, tüm yaratılışların çok ince bir ayarla gerçekleştiğini göstermektedir.) Hayvanlar ve bitkiler ancak atmosfer içinde yaşayabilir, çünkü atmosfer onları dış tehlikelerden (göktaşları, morötesi ve kozmik ışınlar) korur, onlara hem ısı, hem de yaşamaları için mutlaka gerekli olan oksijen gibi maddeleri sağlar. Arapçada SEMA üstümüzde bulunan her şeye denir, bu nedenle atmosfer de bizim için sema olup koruyucu bir tavan görevini görmektedir. Böylece sema/dünyayı sarıp sarmalayan atmosfer Allah’ın kendisine yüklediği görevleri en güzel şekilde yerine getirmekte, evrendeki tüm varlıklar gibi kendisinin de bilinçli, gayeli, mükemmel bir şekilde yaratıldığını düşünüp görmeyi bilen gözlere göstermektedir. Fakat ayetin ifadesinde dendiği gibi inkârcılar her türlü delili görmezlikten geldikleri gibi gökyüzünün yaratılışındaki bu delilleri de görmezlikten gelmektedirler. Özetle, Dünyamıza uzaydan sadece günışığı gelmez. Onun yanı sıra gerek Güneşten, gerekse uzayın başka yerlerinden, sürekli olarak X ve gama ışınları, kozmik ışınlar ve göktaşları gibi, öldürücü ışın ve maddeler yağar. Ancak bir yandan atmosferin yapısı, diğer yandan Dünyanın manyetik alanı, bu tür zararlı şeyleri ya eleyecek yahut yönünü değiştirecek şekilde düzenlenmiş ve böylece yeryüzünde hayat son derece özenli bir şekilde koruma altına alınmıştır. İşte bu ayet 1400 sene önce atmosferin evin tavanı gibi bu tür koruyucu özelliğine işaret etmektedir. ، فما علاك فأظلك فهو سماء لك وكذلك الغلاف الهوائي من فوقنا يظلنا ، ولذلك هو سماء لنا . وهو سقف محفوظ في الأرض بفعل قو من النعم العظيمة التي من الله بها علينا نعمة الغلاف الجوي للأرض فقد جعله الله كالسقف يحفظنا من الأشعة الكونية والأشعة فوق البنفسجية وغير ذلك.. تحفظ وجوده فيها ، اذ لولا الجاذبية الأرضية لكان ولى الغلاف الهوائي هاربا الى الفضاء الخارجي ، وما أتيحت حياة في الأرض لولاه - هذه طبقة الأوزون التي تخلخلت الآن بسبب تغيير خلق الله، هذه المحركات و هذه المعامل وهذا التلوث وارتفاع غاز الفحم في الهواء مقابل ارتفاع الحرارة