close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâ fî-l-ardi ravâsiye en temîde bihim vece’alnâ fîhâ ficâcen subulen le’allehum yehtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsanlarla beraber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yeryüzünde onları sarsmasın (süratle dönen Dünya’nın dengesi bozulmasın) diye, sabit dağlar yarattık ve doğruluk (ve kolaylıkla hedeflerine) gidebilsinler diye (karada, denizde ve havada) geniş yollar açtık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Dünya hareketiyle, okyanuslar dalgalarıyla insanları sarsmasın diye, yeryüzünde sapasağlam dağlar yerleştirdik. Doğru hareket etsinler, şaşırmadan varacakları yere varsınlar diye, o yeryüzünde yollar ve geçitler meydana getirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. İstedikleri yerlere gide-bilsinler diye orada dağlar arasında geniş açık geçitler, yollar açtık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yeryüzü onları sarsmasın diye üzerinde sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye orada geniş yollar açtık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yeryüzünde, insanları çalkalamamak için sabit dağlar yarattık; dağlar arasında pek çok yollar yaptık ki, doğru gidebilsinler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yer onları sarsmasın diye demirlenmiş gemiler gibi dağlar yarattık. Ve onlar arasında çok geniş yollar açtık. Ki doğruca, gitmek istedikleri yere varsınlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsanları sarsmaması için yerin üstüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar arasında geçitler ve yollar açtık ki yollarını bulabilsinler.
Besim Atalay
swap_vert close
«Onlarla deprenmesin» diyerek yeryüzünde ulu dağlar yarattık, geniş yollar da açtık, olur ki onlar doğru yolu tutarlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş vadiler açtık. 
Bkz. 16/15, 41/11, 79/32  
Cemil Said
swap_vert close
Arz üzerinde toprakları tahkîm içün dağlar yaratdık ve yol açmak içün aralarında geçidler bırakdık.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yeryüzüne onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik; kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler, yollar açtık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onları sarsmasın, diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler, diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yer (yüzün) de, onları (insanları) çalkalar diye, sabit sabit dağlar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar açdık. Tâki (maksadlarına) ersinler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onları sarsar diye yeryüzünde (buna mâni' olacak) sâbit dağlar yaptık ve orada genişce yollar açtık. Tâ ki doğru gidebilsinler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlarla düzensiz (dengesiz) hareket eder (dengesiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye yerkürede (hem kıtasal çarpışmanın, hem de volkanizmanın sonucunda meydana gelen ve kökleri yerin derinliklerine kadar inen) ağır baskılar (dağlar) oluşturduk ve şaşırmadan seyahat edip, hedeflerine varabilmeleri için orada (yerkürede) alametler, yollar açtık.*
(*) Bilindiği gibi yeryüzündeki kara parçalarının dörtte birini dağlar kap¬lar. Yer kabuğunu meydana getiren katmanlar, oluştukları çağlardaki esas durumlarını çok ender olarak saklarlar. Bu katmanlar, dünyanın geçirdiği jeolojik çağlar içinde zaman zaman oluşarak, yükselerek, kıvrılarak, kırı¬larak türlü kıpırdamalara uğramışlardır. İlâhî plân ve düzenleme gereği, sözü edilen şekilde dağların oluşma-sında ve sonra sabitleşip kalmasında birçok yararlar vardır. Onlardan birini şöyle özetliyebiliriz: Ekvatorda dakikada 27 km. hızla kendi ekseni etrafında, saatte 110. 000 km. hızla güneşin etrafında baş döndürücü bir süratle dönen dün¬yanın kara parçalarının dörtte biri dağ olmasaydı, bugünkü denge ve düzen olmaz¬dı. Kaynak: (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 8/3905-3907.) Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Kaynak: Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) bu terim şöyle açıklanır: İzostazi, Jeoloji’de dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yer çekimser kuvvet sayesinde yer kabuğunun genel dengesinin sağlanmasıdır. ABD Bilimler Akademisi eski başkanı Frank Press dağları, kökünün çoğu toprağın derinliklerinde olan çiviye (wedge like shape) benzetir. ”Modern jeolojik ve sismik araştırmalar neticesinde ancak keşfedilebilen bilimsel bir gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda Kur’an da açıkça ifade edilmesini ne ile izah edeceksiniz? Kaynak: The Quran: Unchallengeable Miracle//www.mucizeler.com/2011/ kazık-seklinde-daglar/ ‎Bugünkü jeoloji ilminin ifâdelerine göre dağların içyapısı kazık görünümündedir. Aşağısında âdeta onları tutan bir kök tabaka vardır. Dünyâ, tıpkı yumurtanın sarısı, akı ve kabuğu gibi üç tabakadan meydana gelmektedir. En içte çekirdek, onu saran manto ve en üstte yerkabuğu mevcuttur. Yerkabuğu yumurtada olduğu gibi sert, kabuğun altındaki mağma ise kızgın ve akıcıdır. Yerkabuğunun kalınlığı okyanus tabanlarında ince (8-10 km.), yüksek dağların olduğu kısımlarda kalındır (30-40 km.) Yine dağların, mağma üzerinde yüzen kıta bloklarının dengesini sağlamada mühim bir unsur olduğu, ancak asrımızda anlaşılmıştır. Kur’an ise bu gerçeği 14 asır önce pek çok âyetinde ifade etmiştir. (Dağların fonksiyonu|İslam ihsan) Yerkabuğunun kütleleri ve yoğunlukları birbirinden farklı büyük parçaları (blokları) arasındaki denge durumuna izostazi denir. İzostatik etkiler. İzostazi aynı zamanda, hafif maddelerden oluşmuş dağlık bölgelerin daha yoğun bir temel (substratum) üzerinde yüzmekte olduğunu ve dağların yükseklikleri ile orantılı derin "kökleri" bulunduğu gerçeğini de açıklar. Böylece yüksek dağlar, kuzey denizlerinde yüzen buzdağları gibidir; büyük ve derin kökleri yeraltında, küçük ve sivri tepeleri ise yerüstünde bulunur. Airy’e göre ise (1855) yüksek dağ şeritleri yüzen bloklar durumundadır. Bunların aynı zamanda derin kökleri vardır... Kaynak: (Vikipedi, özgür ansiklopedi) Ayrıca ayette geçen ( أن تميد) ‘’en temiyde’’nin anlamı şöyledir. El-meydü (masdar), Arapçada sağa sola meyleden (yalpalayan) düzensiz bir hareket manasındadır. Yani Allâh’ın kitabında zikredilen“zelzele ve recf ’’yani deprem veya sarsıntı’’ manasına gelmez. Bkz: (hac suresi 1/22 ve zilzal suresi 1/99) Dolayısıyla ilgili ayetlerde ki anlam Allah dağları yeryüzündeki zelzeleleri veya sarsıntıları engellemek için yarattı anlamına gelmez. Aksine‘’ arz veya yerkabuğu düzensiz hereket etmesin ve yeryüzünde insanlar hayatlarını güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için yaratmıştır. Yani (تميد) fiilinin masdarı olan ‘’el-meydu ’’arapça sözlüklerinin tamamında‘’düzensiz hareket’’ manasındadır. Arapçada bir gemi sağa sola düzensiz hareket ediyorsa ona ( تميد السفينة) “temîdü es-sefîneh” denilir. Yani dağlar hareket eden yer kabuğunun genel dengesini sağlıyor, depremleri önlemiyor. (الله اعلم) ويكون المعني الصحيح للعبارة الكريمة “أن تميد بكم” أو“أن تميد بهم” هو { أن لا تضطرب حركتها بكم}، وتتحرك بكم حركة منتظمة لا تحسون بها. ويعني هذا بالضرورة القول: إن القرآن يصرح بطريقة مباشرة في هذه الآيات الكريمة بحركة الأرض. فلو لم تكن الأرض تتحرك؛ لما كان الحديث عن مَيَّدَانِها ﴿ أن تميد بكم ﴾ (هل ينص القرآن صراحة على حركة الأرض، أم على ثباتها؟ بحث في التفسير العلمي للقرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzünde dağları insanlara referans olsun diye var ettik ve yeryüzünde (arz’da) yollar meydana getirdik ki, gidecekleri yollarını belirlesinler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerin insanlarla birlikte sarsılmaması için yeryüzünde dağları yaptık. Aralarında da yol işi gören geçitler açtık, insanlar yönelebilsinler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yerin insanlarla sarsılmaması için yeryüzünde sabit dağlar yaptık, yeryüzünde geniş yollar vücude getirdik ki gidecekleri yeri bulabilsinler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz, sarsıntıların etkisini kırması için yere sağlam dağlar yerleştirdik¹⁰ ve yollarını bulabilsinler diye orada geçitler, yollar meydana getirdik.
10 Bu ayetten bazıları, dağların olduğu yerde depremler olmayacağını anlamışlardır. Bu anlayış yanlıştır. Depremler dağlık bölgelerde veya dağa yakın bölgelerde daha çok olur. Dağlar ise zeminlerinin sağlam olması hasebiyle depremin etkisini minimuma düşürür. Bu ayette anlatılmak istenen budur. Krş. Nahl, 16/15  
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanlar sarsılmasın diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdik ve aralarında geniş yollar (vadiler) var ettik. Umulur ki (ibret alarak) hidayete ererler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve yine görmüyorlar mı ki yerküre, herhangi bir nedenle dengesi bozularak insanları sarsmasın diye oraya sapasağlam dağlar yerleştirdik vekolayca yollarını bulabilmeleri için orada vadiler, geçitler ve geniş yollar meydana getirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları çalkalar / sarsar diye Yeryüzü’nde ağır baskılar yaptık. Doğru yol bulmaları için orada yol geçitleri yaptık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanları sallama ihtimaline karşı yerküreyi dağlarla sağlamlaştırdığımızı göremediler mi? Ya yol alabilmeleri için dağlar arasında açtığımız gediklere ne demeli?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sarsılmasınlar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdik. Yollarını bulabilsinler diye alanlar, geçitler meydana getirdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları sarsmasıyla ilgili yerin içinde ağır baskılar yarattık. [*] Yol bulsunlar diye orada geniş yollar yarattık. [*]
Sarsılmasıyla ilgili olarak yerin içine ağırlıklar yerleştirilmesiyle ilgili bkz. Nahl 16:15, dipnot 1. Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Nahl 16:15; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.,Benzer mesajlar: Nahl 16:15; Tâhâ 20:53; Zuhruf 43:10; Nûh 71:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, yeryüzü insanları sarsmasın diye dağları yarattık ve (istedikleri yere) gidebilmeleri için o dağların arasından (insanlara) geçitler ve yollar açtık.¹
1 Felek: dönen şey demektir. Terim olarak ise, yıldızların yörüngesi, yani döndükleri mahal diye tarif edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [görmüyorlar mı ki,] onları sarsmasın diye arz üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik; ⁴⁰ ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler açtık;
40 Bkz. 16:15 ve ilgili 11. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve sarsılırlar diye yeryüzüne ağırlıklar koyduk, kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler ve geçitler meydana getirdik. 16/15, 31/10, 78/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve yeryüzünde kendilerini sarsar diye sağlam ve sarsılmaz dağlar var ettik;[²⁷¹³] ve onların aralarında, yollarını bulabilsinler diye vadiler açtık.[²⁷¹⁴]
[2713] Dağların kazık olması, adına “izostasi” denilen çivi etkisi meydana getirerek kıtaları dengelemektedir. [2714] Dağlar ve vadiler, zirveler ve çukurlar, yaratılmışlar dünyasının çift kutuplu yapısına bir göndermedir (Bkz: 16:15, not 23).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yer, onları çalkalamasın diye, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdik (yer tabakası su üzerinde yayılmış, adeta bir gemi gibi çalkalanıp dururken, o yeryüzünde suya karşılık oturaklı dağlar yerleştirdik) Gidecekleri yeri bulsunlar diye, dağların arasında ovalar yollar (nirengi noktalan) açtık!
Osman Fırat
swap_vert close
Onları sarsmasın diye yere dağlar yerleştirdik ve onda geçitler, yollar var ettik umulur ki doğru yolu bulurlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yeryüzünde onları çalkalar diye sabit dağları yarattık ve onlara geniş yollar açtık, tâ ki maksatlarına erebilsinler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yer, onları sarsar diye, onun üstünde yüksek dağlar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yerde sebât ve istikrâr içün dağlar ve herkesin mesâlihi içün caddeler ve yollar hâsıl itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar diktik;(5) gidecekleri yere ulaşsınlar diye onda geniş yollar açtık.
(5) 16:15’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyledük yirde ŧaġlar kim depretmeye anları daħı eyledük ol ŧaġlar dapa yirde iki ŧaġ arasındaġı yollar [171a] ola kim anlar ŧoġru yol dutalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yirde ulu ṭaġlar yaratduḳ, ḥattā ki egilüp sizi bıraḳmaya. Daḫı andagiñ yollar yaratduḳ. Ola kim anlar maḳṣūdlarına yol bulalar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yer onları silkələməsin (atıb-tutmasın) deyə, orada möhkəm (durmuş) dağlar yaratdıq; onlar (istədikləri yerə) rahat gedib çata bilsinlər deyə, orada geniş yollar əmələ gətirdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We have placed in the earth firm hills lest it quake with them, and We have placed therein ravines as roads that haply they may find their way.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We have set on the earth mountains standing firm,(2692) lest it should shake with them, and We have made therein broad highways (between mountains) for them to pass through: that they may receive Guidance.(2693)
2692 Cf. 16:15 and n. 2038. Lest it should shake with them: here "them" refers back to "they" at the end of the preceding verse, meaning "Unbelievers". It might be mankind in general, but the pointed address to those who do not realise and understand Allah's mercies is appropriate, to drive home to them the fact that it is Allah's well-ordered providence that protects them normally from cataclysms like earthquakes, but that they could for their iniquities be destroyed in an instant, as the 'Ad and the Thamud were destroyed before them. As pointed out in n. 2691 above, if the surface of the earth were levelled up, it would all be under water, and therefore the firm mountains are a further source of security for life which has evolved in terrestrial forms. Though the mountains may seem impassable barriers, yet Allah's providence has provided broad passes between them to afford highways for human communications (see also 27:61). 2693 In both the literal and the figurative sense. Literally, these natural mountain highways direct men in the way they should go. Figuratively, these wonderful instances of Allah's providence should turn men's thoughts to the true guidance of Allah in life and spiritual progress.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
رَوَاسِيَ
sabit dağlar
اَنْ تَم۪يدَ
sarsar diye
بِهِمْ
onları
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ف۪يهَا
orada
فِجَاجاً
genişçe
سُبُلاً
yollar
لَعَلَّهُمْ
ta ki onlar
يَهْتَدُونَ
maksatlarına ulaşabilirler
Biz, onları sarsmasın diye yeryüzünde (buna engel olacak) sabit dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ulaşsınlar diye de orada genişçe yollar var ettik.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
رَوَاسِيَ
Etken fiil
ر س و
Sabit dağlar
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
مَادَ
Fiil-I
م ي د
Sarstı, salladı
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
فَجّ
İsim
ف ج ج
Genişçe yol
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu