Ve onlarla düzensiz (dengesiz) hareket eder (dengesiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye yerkürede (hem kıtasal çarpışmanın, hem de volkanizmanın sonucunda meydana gelen ve kökleri yerin derinliklerine kadar inen) ağır baskılar (dağlar) oluşturduk ve şaşırmadan seyahat edip, hedeflerine varabilmeleri için orada (yerkürede) alametler, yollar açtık.*
(*) Bilindiği gibi yeryüzündeki kara parçalarının dörtte birini dağlar kap¬lar. Yer kabuğunu meydana getiren katmanlar, oluştukları çağlardaki esas durumlarını çok ender olarak saklarlar. Bu katmanlar, dünyanın geçirdiği jeolojik çağlar içinde zaman zaman oluşarak, yükselerek, kıvrılarak, kırı¬larak türlü kıpırdamalara uğramışlardır. İlâhî plân ve düzenleme gereği, sözü edilen şekilde dağların oluşma-sında ve sonra sabitleşip kalmasında birçok yararlar vardır. Onlardan birini şöyle özetliyebiliriz: Ekvatorda dakikada 27 km. hızla kendi ekseni etrafında, saatte 110. 000 km. hızla güneşin etrafında baş döndürücü bir süratle dönen dün¬yanın kara parçalarının dörtte biri dağ olmasaydı, bugünkü denge ve düzen olmaz¬dı. Kaynak: (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 8/3905-3907.) Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Kaynak: Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) bu terim şöyle açıklanır: İzostazi, Jeoloji’de dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yer çekimser kuvvet sayesinde yer kabuğunun genel dengesinin sağlanmasıdır. ABD Bilimler Akademisi eski başkanı Frank Press dağları, kökünün çoğu toprağın derinliklerinde olan çiviye (wedge like shape) benzetir. ”Modern jeolojik ve sismik araştırmalar neticesinde ancak keşfedilebilen bilimsel bir gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda Kur’an da açıkça ifade edilmesini ne ile izah edeceksiniz? Kaynak: The Quran: Unchallengeable Miracle//www.mucizeler.com/2011/ kazık-seklinde-daglar/ Bugünkü jeoloji ilminin ifâdelerine göre dağların içyapısı kazık görünümündedir. Aşağısında âdeta onları tutan bir kök tabaka vardır. Dünyâ, tıpkı yumurtanın sarısı, akı ve kabuğu gibi üç tabakadan meydana gelmektedir. En içte çekirdek, onu saran manto ve en üstte yerkabuğu mevcuttur. Yerkabuğu yumurtada olduğu gibi sert, kabuğun altındaki mağma ise kızgın ve akıcıdır. Yerkabuğunun kalınlığı okyanus tabanlarında ince (8-10 km.), yüksek dağların olduğu kısımlarda kalındır (30-40 km.) Yine dağların, mağma üzerinde yüzen kıta bloklarının dengesini sağlamada mühim bir unsur olduğu, ancak asrımızda anlaşılmıştır. Kur’an ise bu gerçeği 14 asır önce pek çok âyetinde ifade etmiştir. (Dağların fonksiyonu|İslam ihsan) Yerkabuğunun kütleleri ve yoğunlukları birbirinden farklı büyük parçaları (blokları) arasındaki denge durumuna izostazi denir. İzostatik etkiler. İzostazi aynı zamanda, hafif maddelerden oluşmuş dağlık bölgelerin daha yoğun bir temel (substratum) üzerinde yüzmekte olduğunu ve dağların yükseklikleri ile orantılı derin "kökleri" bulunduğu gerçeğini de açıklar. Böylece yüksek dağlar, kuzey denizlerinde yüzen buzdağları gibidir; büyük ve derin kökleri yeraltında, küçük ve sivri tepeleri ise yerüstünde bulunur. Airy’e göre ise (1855) yüksek dağ şeritleri yüzen bloklar durumundadır. Bunların aynı zamanda derin kökleri vardır... Kaynak: (Vikipedi, özgür ansiklopedi) Ayrıca ayette geçen ( أن تميد) ‘’en temiyde’’nin anlamı şöyledir. El-meydü (masdar), Arapçada sağa sola meyleden (yalpalayan) düzensiz bir hareket manasındadır. Yani Allâh’ın kitabında zikredilen“zelzele ve recf ’’yani deprem veya sarsıntı’’ manasına gelmez. Bkz: (hac suresi 1/22 ve zilzal suresi 1/99) Dolayısıyla ilgili ayetlerde ki anlam Allah dağları yeryüzündeki zelzeleleri veya sarsıntıları engellemek için yarattı anlamına gelmez. Aksine‘’ arz veya yerkabuğu düzensiz hereket etmesin ve yeryüzünde insanlar hayatlarını güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için yaratmıştır. Yani (تميد) fiilinin masdarı olan ‘’el-meydu ’’arapça sözlüklerinin tamamında‘’düzensiz hareket’’ manasındadır. Arapçada bir gemi sağa sola düzensiz hareket ediyorsa ona ( تميد السفينة) “temîdü es-sefîneh” denilir. Yani dağlar hareket eden yer kabuğunun genel dengesini sağlıyor, depremleri önlemiyor.
(الله اعلم) ويكون المعني الصحيح للعبارة الكريمة “أن تميد بكم” أو“أن تميد بهم” هو { أن لا تضطرب حركتها بكم}، وتتحرك بكم حركة منتظمة لا تحسون بها. ويعني هذا بالضرورة القول: إن القرآن يصرح بطريقة مباشرة في هذه الآيات الكريمة بحركة الأرض. فلو لم تكن الأرض تتحرك؛ لما كان الحديث عن مَيَّدَانِها ﴿ أن تميد بكم ﴾ (هل ينص القرآن صراحة على حركة الأرض، أم على ثباتها؟ بحث في التفسير العلمي للقرآن)