close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eve lem yerâ-lleżîne keferû enne-ssemâvâti vel-arda kânetâ ratkan fefetaknâhumâ(s) vece’alnâ mine-lmâ-i kulle şey-in hayy(in)(s) efelâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar görmezler mi ki gerçekten de göklerle yer birdi de biz onları ayırdık ve her şeyi, sudan yarattık, hala mı inanmazlar?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişik iken, Biz onları (sonradan) ayırdık ve (Dünya’yı yaşama müsait kılıp) her canlı şeyi sudan yarattık. (Bilimin en son verileri de bu doğrultudadır.) Yine de onlar hâlâ inanmayacaklar mı?
[Not: Şu anda bile insan bedeninin %70’i, yani 80 kg’lık bir kimsenin 56 kg’ı sudan ibarettir. Kanımız da sudan müteşekkildir. Tüm hayvan çeşitlerinin, bitkilerin, sebze ve meyvelerin de önemli kısmı sudan meydana gelir. Yani hayat suyun sayesinde devam etmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, görmüyorlar mı ki göklerin ve yerin başlangıçta bir bütün olduğunu, sonradan onları bizim ayırdığımızı; yaşayan herşeyi su sayesinde canlı kıldığımızı? Hâlâ inanmayacaklar mı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, göklerin, yerin, yaşa-maya, ürün vermeye elverişsiz ve işlevsiz olduğunu, bizim onları, yaşamaya, ürün vermeye elverişli ve işlevli hale getirdiğimizi, göklerde ve yerde hayat-destek ortamları ve imkânları oluşturduğumuzu, bütün can-lıları, hayvanları, bitkileri sudan hazırlayıp var ettiğimizi görmüyorlar mı, anlamıyorlar mı? Bilimden birazcık nasibi olanlar hâlâ iman etmeyecekler mi?
bk. Lisânü’l-Arab, “ratk” ve “fetk” maddeleri.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişikken biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala iman etmeyecekler mi?
Ali Bulaç
swap_vert close
O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler görmediler mi? Gökler ve yer kupkuru idi. Biz, onları(n birini yağmur ile diğerini bitkilerle) açtık(*): (Yani) her nevi canlıyı sudan yarattık. Artık inanmayacaklar mıdır?
(*) Ebu Ubeyde, Mecaz’ül Kur’an, Nesefi.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, göklerin ve yerin birbirine yapışık olduğunu, bizim onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen inanmayacaklar mı?[325]
[325] Evrenin oluşumu va canlıların yaratılışı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 433-439.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler görmezler mi, göklerle, yerler bitişikti, biz ayırdık onları, biz her şeyi sudan yarattık, inanmıyorlar mı?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar, göklerin ve yerin (başlangıçta bir madde halinde) tek bir bütün olduğunu ve bizim sonradan onu (büyük bir patlama ile) ikiye ayırdığımızı ve yaşayan her şeyi sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Hala inanmayacaklar mı?
Astrofizikçilerin henüz elde edebildikleri bazı bilgiler şaşırtıcı bir biçimde bundan on dört asır önce Kur’an tarafından ibretlik bir şekilde ortaya konmuştur. Kur’an, evrenin başlangıçta tek bir elementten, yani hidrojenden meydana gelen bir gaz kütlesi olduğunu ve bu kütlenin sonradan merkezi çekim yüzünden büzüşüp muhtelif noktalarda yoğunlaştığını ve böylece zaman içinde galaksi ve güneş sistemlerine ve bunlardan da giderek yıldızlara, gezegenlere ve onların uydularına dönüştüğünü ortaya koymaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler bilmiyorlar mı ki semâvât ve arz bir kitle-i vâhide teşkîl idiyor idi. Biz ânları ayırdık ve su ile her şeye hayât viriyoruz. İnanmıyacaklar mı?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?  
 Tabiat ilimlerindeki gelişmeler, bu âyetin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Nitekim, bazı ilim adamlarına göre uzaydaki cisimler, vaktiyle bir gaz kütlesi halinde idi. Zamanla, bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuş ve uzay boşluğuna fırlamıştır. Aynı şekilde, dünyamız da, bir gaz kütlesi olan güneşten kopmuş ve zaman içinde soğuyarak kabuk bağlamıştır. Bu arada, dünyamızdan yükselen gazlar ve buharlar, yoğunlaşarak yağmur şeklinde tekrar dünyaya dökülmüş ve böylece denizler ve okyanuslar meydana gelmiş, suda yosunlaşma ile başlayan canlılar, ilâhî kanunlara göre gelişmiştir. Allah en mükemmel canlı türü olarak da yine içinde suyun bulunduğu özel bir çamurdan insanı yaratmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hâlâ inanmıyacaklar mı?
Evrenin 15-20 milyar yıl kadar önce büyük bir patlama sonucu oluştuğunu ileri süren "Bing Bang" teorisi, Kuran tarafından ondört yüzyıl önceden bildirilmektedir. Bu teori, artık teori olmayıp kozmik bir gerçektir. 51:47 ayeti de evrenin genişlemekte olduğunu bildirir. Biyolojik hayat için suyun vazgeçilmez bir koşul olduğu da bilinen bir gerçektir. Bak 4:82.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya o küfredenler görmedilerdemi ki Semavât-ü Arz bitişik idiler de biz onları ayırdık, hayatı olan her şey'i sudan yaptık, hâlâ inanmıyorlar mı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kur’ân’ın, ilâhî bir kelâm olduğunu) inkâr edenler, gökler ve yer, (başlangıçta) bitişik bir halde iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? (Kur’an’da bildirilen bu hakikatleri düşünerek) hâlâ (onun Allah kelâmı olduğuna) îmân etmeyecekler mi?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler; görmüyorlar mı¹ gökler ve yer bitişikti. Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hâlâ inanmıyorlar mı?
1- Bilmeliler ki, dikkate almalılar ki.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları birbirinden yarıb ayırdığımızı, her diri şey'i de sudan yaratdığımızı o küfr (ve inkâr) edenler görmedi (ler) mi? Haalâ inanmayacaklar mı onlar?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnkâr edenler görmediler mi ki, şübhesiz gökler ve yer birbirine bitişik idiler de onları ayırdık(1) ve her canlı şeyi, sudan yaptık. Hâlâ îmân etmiyorlar mı?
(1)“Elfâz-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın lafızları), öyle bir tarzda vaz‘ edilmiş (konulmuş) ki, herbir kelâmın(sözün), hattâ herbir kelimenin, hattâ herbir harfin, hattâ bazen bir sükûtun (susmanın) çok vücûhu(yönleri) bulunuyor. Herbir muhâtabına ayrı ayrı bir kapıdan hissesini verir. (...)Meselâاَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَكاَنَتَارَتْقاً فَفَتَقْناَهُماَ [Şübhesiz gökler ve yer birbirine bitişik idiler de onları ayırdık] (âyetin)deki*رَتْقاً*kelimesi, tedkīkat-ı felsefe ile âlûde (felsefî araştırmalarla bulaşık) olmayan bir âlime, o kelime şöyle ifhâm eder (anlatır) ki: Semâ berrak, bulutsuz; zemin kuru ve hayatsız, tevellüde gayr-ı kābil (orada bir canlının meydana gelmesi imkânsız) bir hâlde iken semâyı yağmurla, zemîni(yeryüzünü) hadravâtla (yeşilliklerle) fethedip (açıp) bir nevi‘ izdivac (evlenme) ve telkīh (aşılama)sûretinde bütün zîhayatları (canlıları) o sudan halketmek (yaratmak), öyle bir Kadîr-i zü’l-Celâl’in (sonsuz kudret ve celâl sâhibi olan Allah’ın) işidir ki; rûy-i zemin (yeryüzü), onun küçük bir bostanı ve semânın yüz örtüsü olan bulutlar, onun bostanında bir süngerdir anlar, azamet-i kudretine (kudretinin büyüklüğüne)secde eder. Ve muhakkik bir hakîme (araştırıcı ve hikmet sâhibi birine), o kelime şöyle ifhâm eder ki: Bidâyet-i hilkatte (yaratılışın başlangıcında) semâ ve arz şekilsiz birer küme, menfaatsiz birer yaş hamur, veledsiz mahlûkâtsız toplu birer madde iken, Fâtır-ı Hakîm (sonsuz hikmet sâhibi yaratıcı), onları feth ve bast edip(genişletip) güzel bir şekil, menfaatdar birer sûret, ziynetli (süslü) ve kesretli (pek çok) mahlûkāta menşe’(kaynak) etmiştir anlar. Vüs‘at-i hikmetine (hikmetinin genişliğine) karşı hayran olur.” (Zülfikār, 25. Söz, 24-25) Bu âyetin îzâhı için ayrıca bakınız; (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 105; Zülfikār, 25. Söz, 6; İşârâtü’l-İ‘câz, 237-239)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O inkâr etmiş olanlar, şüphesiz gökler (semavi cisimler) ve yerküre (tüm evrenin maddesi başlangıçta) tek ve bitişik (sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji hâlinde) bir bütün iken (bir tek noktayı oluştururken) Biz onları (büyük bir patlama ile birbirinden koparıp) ayırdığımızı ve (dünya gezegeninde) yaşayan (canlı olan) her şeyi su (H2O) sayesinde canlı kıldığımızı anlayamadılar mı? (Oysa ilerde bilimsel araştırmalar sayesinde inkâr edenler evrenin bu şekilde yaratıldığını anlayacaklardır.) Peki, (buna rağmen) onlar yine de (evren ve içindekilerin tümü bizim tarafımızdan yaratıldığına) inanmayacaklar mı?*
(*) Ayetin başındaki görmekten maksat, anlamak, idrak etmektir. Çünkü Arapçada “görmek” ve “şahit olmak” gibi fiiller, cümlede iki mef’ûl/nesne alırsa, anlamak, idrak etmek anlamına gelir. Ayrıca buradaki ratk ile âlemin varoluş öncesi potansiyel hali, fetk ile de bunun fiilî varlık olarak ortaya çıkma hali kastedilmiş olabilir (Ebu Müslim’den Râzî). 4) Müfessirlere göre âyette geçen ‘ru’yeti’, ‘bilmek, düşünmek’ anlamlarının yanı sıra gözlemlemek’ manasına da gelmektedir. Ayrıca tabiat ilimlerindeki gelişmeler bu ayetin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Nitekim bilim adamlarına göre de uzaydaki cisimler, vaktiyle evreni oluşturan iptidai atomun (kozmik yumurtanın) patlamasından (Kur’an’ın tabiriyle Felak, fetk ve musiun gibi ifadelerle anlatılan kozmik olayların bir sonucu olan Big Bang olayından) sonra bir gaz kütlesi hâline gelmişti. Zira“Evren, bütün maddenin konsantre halde bulunduğu bir noktadan patlayarak genişlemiştir.” İşte zamanla bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuş ve uzay boşluğuna fırlamıştır. O zaman dünyamız da bir gaz bulutu halindeydi. Zamanla yoğunlaşıp katılaştı. Atmosfer ve yer kabuğu ayrı katmanlar haline geldi (birbirlerinden ayrıldılar.) Bu arada dünyadan yükselen gazlar ve buharlar yoğunlaşarak yağmur şeklinde tekrar dünyaya dökülmüş ve böylece denizler ve okyanuslar meydana gelmiş, suda yosunlaşma ile de başlayan canlılar, ilahi kanunlara göre gelişmiştir. Allah en mükemmel canlı türü olarak yine içinde suyun bulunduğu özel bir çamurdan/ sulu toprakta bulunan, nefsi vahide denilen bir canlı hücreden ilk insan türünü yaratmıştır. İşte bu ayette belirtilenler, hem Evrenin başlangıcı olduğunu ortaya koyarak (Big Bang) inkârcılığın maddenin sonsuzdan beri var olduğu iddiasını yıkmakta ve inkârcıların tezlerini tamamen çürütmektedir. Ayrıca, evrenin oluşumuna dair günümüzde en çok benimsenen (kabul görünen) teori, Büyük Patlama teorisidir. Bu teoriye göre evren, sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji potansiyeline sahip, sıkışmış bir noktanın patlamasıyla oluştu... Büyük Patlama sonucunda uzun bir dönem boyunca birbirlerinden bağımsız hareket ettiler. Sürekli genişleyen evrenin her yerinde geçerli olan fizik kanunlarından kütleçekimi kanunu vasıtasıyla bağımsız gazlar birleşerek galaksileri/gökadaları oluşturdular. Aynı evrensel fizik kanunu neticesinde gökadalar da birbirlerine yaklaşarak devasa gruplar oluşturdu. Galaksiler içinde yıldızlar ve bazı yıldızların çevresinde sistemler oluştu. İçinde yaşadığımız Güneş Sistemi bunlardan birisidir. Keşfedebildiğimiz evrende 400 milyardan fazla galaksi ve 300 sextillion (3 × 1023) yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Kaynak: (Vikipedi, özgür ansiklopedi) Yerin ve göklerin bir başlangıcının bulunduğu, bundan önce yer ve göklerin mevcut olmadığı matematik, astronomi, güneş fiziği gibi ilgili bilim dallarınca da tesbit edilmiştir. “Yapılan araştırma, gözlem ve hesaplar, ilk evren maddesinin çıplak atomlardan oluşan kocaman bir küre halinde olduğunu, bu çıplak atomlar arasındaki karşılıklı şiddetli itme ile bu ilk evren maddesinin açılarak patlayan bir bomba gibi evrene yayıldığını göstermektedir. Ancak bu ilk evren maddesinin nasıl meydana geldiği bugün, araştırmalara rağmen tam olarak bilinmemektedir. Başlangıçta uzay ve zaman yoktu. Bir teoriye göre maddenin ve mekânın olmadığı, ışık ve enerji mefhumlarından söz edilmediği, boşluğun bile mevcut olmadığı bir devirde her şey, dehşetli bir patlama ile ortaya çıktı. Korkunç bir sıcaklıkta atomlar yaratıldı. Fizik ve kimya kanunları hükümlerini yerine getirdiler. Proton, nötron ve elektronlardan ağır elementler husule geldi. Yıldızlar doğdu, güneşler ortaya çıktı, galaksiler meydana geldi” (Taşkın Tuna, Uzay ve Dünya, s. 22, 27). Yani Kur’an’a göre gökler ve yer (evreni oluşturan ilk madde veya iptidai atom) bitişik iken, (Enbiye-21/30) Allah aralarını büyük bir patlama (Bing Bang) ile ayırdı. Büyük patlamadan sonra yüce Allah bulutsu kütle haline gelen (sedim) göğe ve yere, çekim kanununa göre yerlerinizi alınız emrini verdi. (Fussilet-41/11) Bu olaydan sonra evren devamlı bir şekilde merkezden dışa doğru genişlemektedir. Bkz: (Zariyat- 47) Ayrıca İlk evren maddesinin nasıl var olduğu bilimin meçhulüdür. Bütün semavî dinler bunun/madde ve tabiatüstü yaratıcı bir gücün olduğu, sonraki gelişmeleri de ilmi sonsuz, hikmeti, kudreti ve sanatı eşsiz olan yaratıcının sağladığı konusunda ittifak etmişlerdir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tef.) Bugünkü mevcut deliller, Evren’in milyarlarca yıl önce Big Bang ile başladığını göstermektedir. (George Abell, Exploration of the Universe, s. 667) California Üniversitesi’nden Prof.George Abell:// Not: Buradaki Tekillik ifadesinin ayetteki karşılığı (رتق)’’ratk’’ kelimesidir. Yani Kur’an, 1400 sene önce (رتق)’’ratk’’ ifadesiyle evrenin tekillik noktasına, (فتق - فلق) ‘’fatk ve felak’’’ifadeleriyle de bu büyük patlamaya (Big Bang) ve (موسعون) ‘’musiun’’ (Zariyat-47) ifadesiyle de genişleyen evren modeline işaret etmiştir. (الله اعلم) İşte Big Bang olayında, göklerin ve yerin (güneş sistemi) yaratılmasında yer alan dönemlerin sayısına, Kur’an-ı Kerim’de değinildiği açıktır. Buna göre: Yaratılışın altı dönemi; 1- Kaos dönemi, 2- Hadron dönemi, 3- Lepton dönemi, 4- Atom dönemi, 5- Galaktik dönem ve 6- Yıldız dönemidir. Bkz: (Evrenin Yaratılışı- Kâinat Nasıl Yaratıldı?) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’الرؤية هنا علمية ، والمعنى :الم يتفكروا ألم يعلموا ما ينبغي أن يعلموه من أن السماوات والأرض كانتا مادة واحدة متصلة لا فتق فيها ولا انفصال - وهي ما يسمى في عرف علماء الفلك بالسديم وبلغة القرآن بالدخان - ففتقناهما بفصل بعضها من بعض ، فكان منها ما هو سماء ، ومنها ما هو أرض أي أن بدء الكون كان فتقًا وأن فتق الشيء يتضمن القوة والشدة في الفصل. والحقيقة، أن هذا هو ما حصل بالفعل أثناء وخلال الانفجار الكبير ففتقناهما... وهذه حقبة زمنية ثالثة ألم يتفكروا أو لم يعلموا أن ويحتمل أن يراد بالرتق اتحاد الموجودات حين كانت مادة واحد (التحرير والتنوير - زهرة التفاسير - الميزان في تفسير القرآن) ...مرحلة الفتق أي بدء الزمان والمكان حيث يقول العلم بدأ الانفجار العظيم وبدأ الزمكان وكما في الآية السابقة في سورة الأنبياء ففتقناهما أي انفجر أي خروج هذه الطاقة وبدء الزمان والمكان وهو تمدد وليس انفجار بمعنى الانفجار وكما قال الله عز وجل {والسماء بنيناها بأيد وإنا لموسعون} لموسعون أي تمدد الكون والتمدد سببه الطاقة المظلمة التي تمثل 68% من حجم الكون (مراحل خلق الكون بين العلم والقرآ)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr edenler, gökleri ve yeri (ayrık olduğu halde) bitişik olarak görmüyorlar mı? Hâlbuki biz göklerle yerin arasını (ilk yaratılışında) ayırmıştık. Biz canlı olan her şeyi sudan yarattık. Artık iman etmeyecekler mi?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Tanımazlar bilmiyorlar mı ki işte yer ile gök önce biribirine bitişik idi de sonra Biz onları biribirinden ayırdık, diri olan her nesneyi de sudan var ettik. Yine de inanmıyorlar mı?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Göklerle yer bitişikken onları birbirinden ayırdığımızı, sudan bütün diri şeyleri vücude getirdiğimizi kâfirler görmüyorlar mı? Daha iman getirmeyecekler mi?
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler, göklerle yer bitişik iken Biz’im onları ikiye ayırdığımızı⁷ ve canlı olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi⁸ görmediler mi?⁹ Hâlâ inanmıyorlar mı?
7 Kur’an’ın görevi bilim öğretmek değildir. Bilimsel gerçekleri Kur’an’da aramak ve onları göstermek ve böylece Kur’an’ı sanki bir bilim kitabıymış gibi takdim edici bir fiilin içinde olmadık, olamayız. Bu ve benzeri ayetler, Allah’ın gücünün ilim ve hikmetinin evrende araştırılması ve O’na olan inancın pekiştirilmesidir. Evrenin yasaları, sünnetullahtır. Allah’ın yarattığı ve tabiata/doğaya bahşettiği ayetlerdir. Kur’an ise, Allah’ın indirdiği ayetlerdir. Her ikisinin faili Cenab-ı Hak’tır. Birbirleriyle çelişkili olması mümkün değildir. Onun için bize, düşünmeyi, araştırmayı, Onun yasalarında bir çelişkinin olmadığını bizzat görmemizi emretmesi bundandır. Bu ayette ise, büyük patlama sonrası evrenin oluşumuna dikkat çekmektedir. 8 Bu ve bunun gibi ayetlerde geçen “mine’l-mâ’i”, “min mâ’in” ifadeleri bize gösteriyor ki, gökten inen su, denizlerin suyu veya herhangi bir dölleyici sıvı anlamına gelmektedir. Birinci anlamda, her nebati hayatın zorunlu unsurudur. İkinci anlamda, hayvani hayatın teşekkülüne sebep olan herhangi bir su kastedilmektedir. Üçüncü anlamda ise, dölleyici özelliği bulunan ve canlının üreme bezlerinden çıkan bir sıvı (spermatazoid) kastedilmektedir. (Bkz. Kur’an’ı Anlamak, s.50-51 vd. isimli kitabımız.) 9 Görmekten maksat, anlamak, idrak etmektir. Çünkü Arapçada “görmek” ve “şahit olmak” gibi fiiller birçok defa söylediğimiz gibi, cümlede iki mef’ûl/nesne alırsa, anlamak, idrak etmek anlamına gelir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kur’an’ın ilâhî bir kelam olduğunu reddeden inkârcılar, içinde bulundukları evren üzerinde araştırma yaparak görüp anlamıyorlar mı ki, gökler ve yer başlangıçta bitişik bir hâlde, bütün idi de, Biz onları daha sonra birbirinden ayırdık ve yine hayatın kaynağını bilmiyorlar mı ki, Biz her canlı varlığı sudan yarattık? Kur’an hakkında şüphe ve tereddüdü olanlar, evrendeki ayetlerle Kur’an ayetlerinin nasıl mükemmel bir uyumla örtüştüğünü görüp de, bu kitabın Allah’tan gelen bir hak olduğuna hâlâ inanmayacaklar mı?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar görmedi mi, Yer ve Gökler bitişikti de ikisini ayırdık. Her canlı şeyi Su’dan kıldık. İnanmazlar mı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkar edenler, göklerin ve yerin vaktiyle bitişik olduğunu, bunları sonradan ayırdığımızı anlayamadılar mı? Her canlı nesneyi sudan yarattığımıza bakıp inanmaları gerekmez mi?
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler; göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar, göklerle yer bitişik bir hâldeyken, onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı [*] gör(üp düşün)mediler mi? (Hâlâ) inanmayacaklar mı? [*]
Bu ayet Nûr 24:45. ayetle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet evrenin oluşumu ve canlıların sudan yaratıldığıyla ilgili çok önemli bilimsel gerçeklere işaret etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şu kâfirler, (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişik¹ iken, Bizim o ikisini ayırdığımızı² ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı³ bilmiyorlar mı? (Bu böyle iken) onlar hâlâ inanmayacaklar mı?
1 (رَتْقٌ) demek; ikisi de deliksiz idi, (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerde ot bitmiyordu). Yeryüzü dağsız-deresiz Sema da güneşsiz, yıldızsız ve aysız olarak yekpare idi. Veyahut Yeryüzü, gökyüzü cisimleriyle bitişik hepsi bir bütün idi. Yani O cisimler yoktu ve hepsi tek bir madde idi. Yahut da bunların hiçbiri yok idi, anlamlarına gelebilir. (Elmalılı)2 Âyetin bu bölümü, “Göklerle yer deliksiz (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerden ot bitmiyor) iken bizim o ikisini (yağmur ve otlarla) deldiğimizi,” diye de tercüme edilebilir.3 Bu âyetten canlı olan her şeyde suyun bulunduğu veya suya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili spekülatif bir takım bilimsel izahlar yapılmakta ise de; âyetteki ifâde çok açıktır ve hikmetçilik mantığıyla yapılacak izahlara hiç de muhtaç değildir. Ayrıca İlk insan olan Âdem (a.s) da suya toprak karıştırılarak yani çamurdan yaratılmıştır. “Bu sudan bir insan yaratıp, ona soy sop veren, O (Allah)’tır.” Bk. (Furkan: 54) Bazıları burada sudan maksadın “nufte” olduğunu söylemişlerse de bu durumda dünyada sadece insan ve hayvanların varlığı anlaşılır. Hâlbuki buradaki suyun bilinen su olduğu (الْمَٓاءُ) kelimesinin belirli olduğundan da anlaşılmaktadır. İşte bu durumda ayet, hayvanlardan başka bitkilerin dahi sudan yaratıldığına şamil olur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
PEKİ, hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar, göklerin ve yerin [başlangıçta] bir tek bütün olduğunu ve Bizim sonradan onu ikiye ayırdığımızı ³⁸ ve yaşayan her şeyi sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Hâlâ inanmayacaklar mı? ³⁹
38 Kural olarak, Kur’ânî ifadeleri, bugün doğru gibi göründüğü halde yarın yeni bir buluş ya da teoriyle pekala yanlışlığı ortaya konabilecek durumda olan “bilimsel buluş ya da teorilerle” açıklamaya, yorumlamaya çalışmak boş ve yararsızdır. Bununla birlikte, Kur’an’da deyimsel olarak “gökler ve yer” diye ifade edilen evrenin başlangıçta bir bütün, tek bir kütle olduğunu dile getiren yukarıdaki yanılmaz atıf, evrenin başlangıçta tek bir elementten, yani hidrojenden meydana gelen bir bütün, tek bir kütle olduğunu ve bu bütünsel kütlenin sonradan merkezî çekim yüzünden büzüşüp muhtelif noktalarda yoğunlaştığını ve böylece zaman içinde münferit nebula, galaksi ve güneş sistemlerine ve bunlardan da giderek yıldızlara, gezegenlere ve onların uydularına dönüştüğü yolundaki bugün hemen hemen bütün astrofizikçilerin paylaştığı görüşü şaşırtıcı bir biçimde doğrulamaktadır. (“Genişleyen evren” terimiyle ifade edilen olguya ilişkin Kur’ânî atıf için bkz. 51:47 ve ilgili 31. not.)39 Allah “yaşayan her canlıyı sudan yarattı” ifadesi, bugünün bilim dünyasının evrensel olarak kabul ettiği bir gerçeği son derece özlü bir biçimde dile getirmektedir. Bu Kur’ânî ifade üç boyutlu bir anlam ortaya koymaktadır: (1) Su -ve özellikle, deniz- tüm canlı türlerinin ilk örneğinin (prototype) ortaya çıktığı ortamdır; (2) Var olan ya da tasarlanabilen tüm sıvılar içinde yalnızca su, hayatın ortaya çıkıp tekamül etmesi için uygun ve gerekli özelliklere sahiptir; (3) Hayvansal ya da bitkisel, canlı her hücrenin fiziksel temelini oluşturan ve içinde hayat olgusunun belirebileceği yegane madde ortamı olan protoplazma büyük ölçüde sudan ibarettir ve bütünüyle suya dayanmaktadır. Evrenin başlangıçtaki fiziksel birliğine işaret eden önceki ifadeyle canlı âlemin elementer birliğini işaret eden bu ifadenin birlikte ele alınması, tüm yaratılış olgusunun dayandığı tek bir planın, tek ve tutarlı bir yaratma eyleminin ve buna bağlı olarak da tek bir yaratıcının varlığına götürmektedir. Allah’ın birliğine ve yarattığı âlemin bu anlamdaki insicamına ilişkin vurgu aşağıda 92. ayette yeniden dile getirilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçeği örtbas eden kâfirler görmüyorlar mı ki gökler ve yer başlangıçta bitişikken biz onları ayırdık ve bütün canlıları sudan yarattık. Hala inanmayacaklar mı? 7/54, 14/10, 24/45, 31/10, 41/11- 12, 79/27- 28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İNKÂRDA ısrar eden o kimseler görmezler mi ki; gökler ve yer başlangıçta bitişikken Biz onları ayırdık[²⁷¹⁰] ve (hareket edebilen) her canlıyı[²⁷¹¹] sudan var ettik?[²⁷¹²] Buna rağmen hâlâ inanmayacaklar mı?
[2710] Buradaki ratk ile âlemin varoluş öncesi potansiyel hali, fetk ile de bunun fiilî varlık olarak ortaya çıkma hali kastedilmiş olabilir (Ebu Müslim’den Râzî). Fâtır 1 ve Bakara 117’deki yoktan yaratılıştan bir sonraki aşamayı ifade ettiğini söyleyebiliriz. [2711] Parantez içindeki “hareket eden” açıklamamız, aynı yaratılış gerçeğini vurgulayan Nûr 45’te yer alan dâbbe (kendiliğinden hareket eden) kelimesine dayanmaktadır. [2712] Su belirlilik takısıyla gelmiştir. Bu, metne şöyle yansıyabilir: “herkesin bildiği su…”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O kafirler (ibret alıp şu gökyüzüne) bakmazlar mı? (göklerle yeri kim yarattı?) Evet, göklerle yer bitişik iken, onları biz ayırdık ve herşeyi sudan yarattık. Onlar hâlâ bu gerçeğe inanmıyorlar mı? (İmana gelmekte hâlâ direniyorlar)
Osman Fırat
swap_vert close
O kâfirler görmediler mi ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hâlâ iman etmiyorlar mı?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O kâfir olanlar bilmediler mi ki, muhakkak gökler ve yer bitişik bir halde iken Biz onları birbirinden yarıp ayırdık ve her diri şeyi sudan yarattık, hâlâ imân etmezler mi?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?
Kâinatın yaratılışı konusunda bilime yol gösteren teorilerin en çok kabul görenleri, Kur’ân’ın bildirdiği hususlara yaklaşmaktadır. Güneş sisteminin oluşumu, şöyle izah edilmektedir: “Güneş ve gezegenler, önce bir bulutu andıran gaz ve toz (nebula) halinde idi. Bu kütle, çekim kuvvetinin etkisiyle dönmeye ve soğumaya başladı. Bu dönüşün süratli olması sebebiyle yoğunlaşan ana kütlelerden bazı parçalar kopup, ana kütlelerin etrafında dönmeye devam ettiler (...) Gezegenler nihâyet iyice soğuyarak bugünkü şekillerini aldılar.” (Prof. Dr. A. Kızılırmak, Astronomi Dersleri, II,198-201, İzmir, Ege Üniv. Mat. 1966)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O nankörler görmediler mi ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala inanmıyorlar mı?
Bu âyet de çağımızda ulaşılan bilimsel bir gerçeği açıklamaktadır: Bilimsel teoriye göre bütün kâinât, başlangıçta bir gaz bulutu halinde idi. Sonra bir patlama ile bu gaz kütlesinden galaksiler, bunlara bağlı yıldız kümeleri, güneş sistemleri oluşmuştur. Dünyâmız da bağlı bulunduğu Güneş sisteminin gezegenlerinden biridir. Önceleri bir ateş bulutu halinde bulunan Dünyâ da yavaş yavaş soğuyup kabuk bağlamıştır. Oluşum sırasında Dünyâ üzerinde yükselen gazlar ve buharlar yağmur biçiminde dünyâya dökülmüş; denizler, okyanuslar oluşmuştur. Denizlerde yosun biçiminde başlamış olan bitkisel hayât gelişe, gelişe insana kadar varan canlılar meydana gelmiştir. Yani önceleri ratk (bitişik) olan gök cisimlerinin fatk (birbirinden ayrılmas)ı ile Dünyâ meydana gelmiş ve dünyâda oluşan sudan, hayât doğmuştur. İşte âyet, gayet öz bir ifâde ile bu gerçeği anlatmaktadır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler bilmezler mi ki gökler ve yer birbirine muttasıl idi. Biz aralarını ayırdık. Ve sudan herşeye hayât kıldık. Âyâ bunları gördükden sonra da îmân itmezler mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kafirlerin görmeleri gerekmez mi gökler ve yer bütün halinde iken patlattık[*] ve her canlı şeyi sudan yarattık; hâlâ inanmayacaklar mı?
[*] ( فَفَتَقْنَٰهُمَا : patlattık) diye meval vermemizin sebebi, bundan sonra göğün duman haline geldiğinin bildirilmesidir. "Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi,.." (Fussilet 41/11)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat sağladık. Hala inanmayacaklar mı?
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler görmedi mi: Gökler ve yer bitişik iken Biz onları birbirinden ayırdık.(3) Her canlı şeyi de sudan yarattık.(4) Hâlâ mı inanmıyorlar?
(3) Âyet, insan neslinin yaratılışından çok önceki bir zamandan söz ettiği halde, “Görmediler mi?” sözüyle başlamakta ve böylece, sözü edilen şeyin zaman içinde görüleceğine işarette bulunmaktadır. Nitekim bugün uzayın milyarlarca ışık yılı derinliklerine çevrilen optik ve radyo teleskoplar, yerdeki ve uzaydaki araçlardan yapılan ölçümler, kâinat tarihinin çeşitli aşamalarından kesitleri gözlerimizin önüne sermekte ve bize, uzayda milyarlarca yıl öncesini, hattâ kâinatın “bebekliğini” seyretme imkânını vermektedir. Bütün bunlardan çıkan sonuç: Gökler ve yer, vaktiyle tek bir varlıktan ibaretti; sonradan galaksiler, yıldızlar, gezegenler kuruldu ve bunlar birbirlerinden ayrıldılar.(4) Bitki olsun, hayvan olsun, bütün canlıların yaratılışına suyun kaynak teşkil etmesi de, Kur’ân’ın mucize olarak verdiği haberler arasında bulunmakla birlikte, burada dikkat çekilen bir başka nokta daha vardır: Bugün sadece 700 bin kadarı keşfedilmiş bulunan ve tamamı hakkında da 50 milyon ile 100 milyon arasında tahminler yürütülen canlı türlerinin akıl almaz zenginliğinin altında, iki elementten meydana gelmiş bir madde vardır ki, bu mucize madde, bütün bu canlı türlerinin sayısız bedenlerinde iş görmekte, her yere Rabbinin izniyle hayat götürmektedir. İşte bütün hayatı kuşatan bir muhteşem tevhid delili...  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hâlâ iman etmeyecekler mi?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy bilmedi mi anlar kim kāfir oldılar kim bayıķ gökler daħı yir oldı-y-ıdı baġlu pes açduķ biz ol ikiyi daħı eyledük śudan her nesneyi kim diridür? ay įmān getürmez mi bunlar?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bilmediler mi ol kişiler ki kāfir oldılar gökler‐ile yirlere. Bir‐idi, pesaralarını ayırduḳ. Daḫı ṣudan her nesneleri diriltdük. Pes niçün īmān ge‐türmezler?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər kafir olanlar göylə yer bitişik ikən Bizim onları ayırdığımızı, hər bir canlını sudan yaratdığımızı bilmirlərmi?! Yenə də iman gətirməzlər? (Göylər ilk yaradılışda bir-birinə bitişik bir təbəqə olduğu halda, onların arası hava ilə açılıb yeddi təbəqəyə ayrılmış, yer də bir təbəqə ikən sonra yeddi təbəqəyə bölünmüşdür. Bu, Allahın qüdrətini, əzəmətini sübut edən ən tutarlı dəlillərdəndir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Have not those who disbelieve known that the heavens and the earth were of one piece, then We parted them, and We made every living thing of water? Will they not then believe?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Do not the Unbelievers see that the heavens and the earth were joined together (as one(2690) unit of creation), before we clove them asunder? We made from water(2691) every living thing. Will they not then believe?
2690 The evolution of the ordered worlds as we see them is hinted at. As man's intellectual gaze over the physical world expands, he sees more and more how Unity is the dominating note in Allah's wonderful Universe. Taking the solar system alone, we know that the maximum intensity of sun-spots corresponds with the maximum intensity of magnetic storms on this earth. The universal law of gravitation seems to bind all mass together. Physical facts point to the throwing off of planets from vast quantities of diffused nebular matter, of which the central condensed core is a sun. 2691 About 72 percent of the surface of our Globe is still covered with water, and it has been estimated that if the inequalities of the surface were all levelled, the whole surface would be under water, as the mean elevation of land sphere-level would be 7,000-10,000 feet below the surface of the ocean (Cf. 11:7). This shows the predominance of water on our Globe. That all life began in the water is also a conclusion to which our latest knowledge in biological science points. Apart from the fact that protoplasm, the original basis of living matter, is liquid or semi-liquid and in a state of constant flux and instability, there is the fact that land animals, like the higher vertebrates, including man, show, in their embryological history, organs like those of fishes, indicating the watery origin of their original habitat. The constitution of protoplasm is about 80 to 85 percent water (see also 24:30-31 and 24:45).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوَلَمْ يَرَ
ve görme- diler mi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُٓوا
kâfir oldular
اَنَّ
şüp- hesiz
السَّمٰوَاتِ
gökler
وَالْاَرْضَ
ve yer
كَانَتَا
idiler
رَتْقاً
birbirine bitişik
فَفَتَقْنَاهُمَاۜ
ve o ikisini ayırdık
وَجَعَلْنَا
ve yarattık
مِنَ الْمَٓاءِ
sudan
كُلَّ
her
شَيْءٍ
şeyi
حَيٍّۜ
canlı
اَفَلَا يُؤْمِنُونَ
hâlâ iman etmiyorlar mı
Kâfirler, göklerle yer bitişikken Bizim onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görmediler mi? Hâlâ iman etmeyecekler mi?
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَتْق
İsim
ر ت ق
Birbirine bitişik
فَتَقَ
Fiil-I
ف ت ق
Ayırdı
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَٓاء
İsim
م و ه
Su
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
حَيّ
İsim
ح ي ي
Hayy (Allah'ın esması, ismidir. Diri, her şeyin kendisiyle diri olduğu zat demektir), diri, hayatta, canlı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı