O inkâr etmiş olanlar, şüphesiz gökler (semavi cisimler) ve yerküre (tüm evrenin maddesi başlangıçta) tek ve bitişik (sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji hâlinde) bir bütün iken (bir tek noktayı oluştururken) Biz onları (büyük bir patlama ile birbirinden koparıp) ayırdığımızı ve (dünya gezegeninde) yaşayan (canlı olan) her şeyi su (H2O) sayesinde canlı kıldığımızı anlayamadılar mı? (Oysa ilerde bilimsel araştırmalar sayesinde inkâr edenler evrenin bu şekilde yaratıldığını anlayacaklardır.) Peki, (buna rağmen) onlar yine de (evren ve içindekilerin tümü bizim tarafımızdan yaratıldığına) inanmayacaklar mı?*
(*) Ayetin başındaki görmekten maksat, anlamak, idrak etmektir. Çünkü Arapçada “görmek” ve “şahit olmak” gibi fiiller, cümlede iki mef’ûl/nesne alırsa, anlamak, idrak etmek anlamına gelir. Ayrıca buradaki ratk ile âlemin varoluş öncesi potansiyel hali, fetk ile de bunun fiilî varlık olarak ortaya çıkma hali kastedilmiş olabilir (Ebu Müslim’den Râzî). 4) Müfessirlere göre âyette geçen ‘ru’yeti’, ‘bilmek, düşünmek’ anlamlarının yanı sıra gözlemlemek’ manasına da gelmektedir. Ayrıca tabiat ilimlerindeki gelişmeler bu ayetin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Nitekim bilim adamlarına göre de uzaydaki cisimler, vaktiyle evreni oluşturan iptidai atomun (kozmik yumurtanın) patlamasından (Kur’an’ın tabiriyle Felak, fetk ve musiun gibi ifadelerle anlatılan kozmik olayların bir sonucu olan Big Bang olayından) sonra bir gaz kütlesi hâline gelmişti. Zira“Evren, bütün maddenin konsantre halde bulunduğu bir noktadan patlayarak genişlemiştir.” İşte zamanla bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuş ve uzay boşluğuna fırlamıştır. O zaman dünyamız da bir gaz bulutu halindeydi. Zamanla yoğunlaşıp katılaştı. Atmosfer ve yer kabuğu ayrı katmanlar haline geldi (birbirlerinden ayrıldılar.) Bu arada dünyadan yükselen gazlar ve buharlar yoğunlaşarak yağmur şeklinde tekrar dünyaya dökülmüş ve böylece denizler ve okyanuslar meydana gelmiş, suda yosunlaşma ile de başlayan canlılar, ilahi kanunlara göre gelişmiştir. Allah en mükemmel canlı türü olarak yine içinde suyun bulunduğu özel bir çamurdan/ sulu toprakta bulunan, nefsi vahide denilen bir canlı hücreden ilk insan türünü yaratmıştır. İşte bu ayette belirtilenler, hem Evrenin başlangıcı olduğunu ortaya koyarak (Big Bang) inkârcılığın maddenin sonsuzdan beri var olduğu iddiasını yıkmakta ve inkârcıların tezlerini tamamen çürütmektedir. Ayrıca, evrenin oluşumuna dair günümüzde en çok benimsenen (kabul görünen) teori, Büyük Patlama teorisidir. Bu teoriye göre evren, sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji potansiyeline sahip, sıkışmış bir noktanın patlamasıyla oluştu... Büyük Patlama sonucunda uzun bir dönem boyunca birbirlerinden bağımsız hareket ettiler. Sürekli genişleyen evrenin her yerinde geçerli olan fizik kanunlarından kütleçekimi kanunu vasıtasıyla bağımsız gazlar birleşerek galaksileri/gökadaları oluşturdular. Aynı evrensel fizik kanunu neticesinde gökadalar da birbirlerine yaklaşarak devasa gruplar oluşturdu. Galaksiler içinde yıldızlar ve bazı yıldızların çevresinde sistemler oluştu. İçinde yaşadığımız Güneş Sistemi bunlardan birisidir. Keşfedebildiğimiz evrende 400 milyardan fazla galaksi ve 300 sextillion (3 × 1023) yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Kaynak: (Vikipedi, özgür ansiklopedi) Yerin ve göklerin bir başlangıcının bulunduğu, bundan önce yer ve göklerin mevcut olmadığı matematik, astronomi, güneş fiziği gibi ilgili bilim dallarınca da tesbit edilmiştir. “Yapılan araştırma, gözlem ve hesaplar, ilk evren maddesinin çıplak atomlardan oluşan kocaman bir küre halinde olduğunu, bu çıplak atomlar arasındaki karşılıklı şiddetli itme ile bu ilk evren maddesinin açılarak patlayan bir bomba gibi evrene yayıldığını göstermektedir. Ancak bu ilk evren maddesinin nasıl meydana geldiği bugün, araştırmalara rağmen tam olarak bilinmemektedir. Başlangıçta uzay ve zaman yoktu. Bir teoriye göre maddenin ve mekânın olmadığı, ışık ve enerji mefhumlarından söz edilmediği, boşluğun bile mevcut olmadığı bir devirde her şey, dehşetli bir patlama ile ortaya çıktı. Korkunç bir sıcaklıkta atomlar yaratıldı. Fizik ve kimya kanunları hükümlerini yerine getirdiler. Proton, nötron ve elektronlardan ağır elementler husule geldi. Yıldızlar doğdu, güneşler ortaya çıktı, galaksiler meydana geldi” (Taşkın Tuna, Uzay ve Dünya, s. 22, 27). Yani Kur’an’a göre gökler ve yer (evreni oluşturan ilk madde veya iptidai atom) bitişik iken, (Enbiye-21/30) Allah aralarını büyük bir patlama (Bing Bang) ile ayırdı. Büyük patlamadan sonra yüce Allah bulutsu kütle haline gelen (sedim) göğe ve yere, çekim kanununa göre yerlerinizi alınız emrini verdi. (Fussilet-41/11) Bu olaydan sonra evren devamlı bir şekilde merkezden dışa doğru genişlemektedir. Bkz: (Zariyat- 47) Ayrıca İlk evren maddesinin nasıl var olduğu bilimin meçhulüdür. Bütün semavî dinler bunun/madde ve tabiatüstü yaratıcı bir gücün olduğu, sonraki gelişmeleri de ilmi sonsuz, hikmeti, kudreti ve sanatı eşsiz olan yaratıcının sağladığı konusunda ittifak etmişlerdir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tef.) Bugünkü mevcut deliller, Evren’in milyarlarca yıl önce Big Bang ile başladığını göstermektedir. (George Abell, Exploration of the Universe, s. 667) California Üniversitesi’nden Prof.George Abell:// Not: Buradaki Tekillik ifadesinin ayetteki karşılığı (رتق)’’ratk’’ kelimesidir. Yani Kur’an, 1400 sene önce (رتق)’’ratk’’ ifadesiyle evrenin tekillik noktasına, (فتق - فلق) ‘’fatk ve felak’’’ifadeleriyle de bu büyük patlamaya (Big Bang) ve (موسعون) ‘’musiun’’ (Zariyat-47) ifadesiyle de genişleyen evren modeline işaret etmiştir. (الله اعلم) İşte Big Bang olayında, göklerin ve yerin (güneş sistemi) yaratılmasında yer alan dönemlerin sayısına, Kur’an-ı Kerim’de değinildiği açıktır. Buna göre: Yaratılışın altı dönemi; 1- Kaos dönemi, 2- Hadron dönemi, 3- Lepton dönemi, 4- Atom dönemi, 5- Galaktik dönem ve 6- Yıldız dönemidir. Bkz: (Evrenin Yaratılışı- Kâinat Nasıl Yaratıldı?) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’الرؤية هنا علمية ، والمعنى :الم يتفكروا ألم يعلموا ما ينبغي أن يعلموه من أن السماوات والأرض كانتا مادة واحدة متصلة لا فتق فيها ولا انفصال - وهي ما يسمى في عرف علماء الفلك بالسديم وبلغة القرآن بالدخان - ففتقناهما بفصل بعضها من بعض ، فكان منها ما هو سماء ، ومنها ما هو أرض أي أن بدء الكون كان فتقًا وأن فتق الشيء يتضمن القوة والشدة في الفصل. والحقيقة، أن هذا هو ما حصل بالفعل أثناء وخلال الانفجار الكبير ففتقناهما... وهذه حقبة زمنية ثالثة ألم يتفكروا أو لم يعلموا أن ويحتمل أن يراد بالرتق اتحاد الموجودات حين كانت مادة واحد (التحرير والتنوير - زهرة التفاسير - الميزان في تفسير القرآن) ...مرحلة الفتق أي بدء الزمان والمكان حيث يقول العلم بدأ الانفجار العظيم وبدأ الزمكان وكما في الآية السابقة في سورة الأنبياء ففتقناهما أي انفجر أي خروج هذه الطاقة وبدء الزمان والمكان وهو تمدد وليس انفجار بمعنى الانفجار وكما قال الله عز وجل {والسماء بنيناها بأيد وإنا لموسعون} لموسعون أي تمدد الكون والتمدد سببه الطاقة المظلمة التي تمثل 68% من حجم الكون (مراحل خلق الكون بين العلم والقرآ)