İşte bu yüzden (ey Rasul), Biz seni bütün insanlığa,[²⁷⁸²] sadece bir rahmet olarak gönderdik.[²⁷⁸³]
[2782] ‘Âlemînin bu bağlamdaki kapsamı “insan soyu”dur. Katâde’den nakledilen “tüm yaratıkları içine alır” yorumuna, İbn Abbas “Rasul hayvanları ve melekleri uyarmak için gönderilmedi; oysa bunlar da yaratılmışlardır” diyerek itiraz eder (İbn Manzur). Aslında görüş farklılığı kelimenin hangi köke atfedileceğiyle alâkalıdır. Onu el-‘ilm kökünden türetenler, şuurlu bir varlığa delâlet ettiği ve dolayısıyla “insanla” sınırlı olduğu sonucuna ulaşırken, ‘alâmet kökünden türetenler tüm ‘âlemi, yani “yaratıkların bütününü” kapsadığı sonucuna varmışlardır (Menâr I, 51). Fakat el-‘ilm de ‘alâmet mastarından türetilmiştir. İşin gerçeği bu kelime Sami dil ailesine mensup Süryanice’den Arapça’ya geçmiştir. Aslı “yüzyıl, uzun zaman, çağ” (sonradan “o çağda yaşayan nesiller, kuşaklar”) anlamına gelen olem (ç. olmîn) olan sözcük, çoğulu kurallı olarak ‘avâlim (fâal-fevâil kalıbından) gelmesi gerekirken, yabancı kökeninin bir göstergesi sayılan ‘âlemîn şeklinde gelmiştir. Kaldı ki, vav ve nun ile yapılan cemiler, akıl sahiplerine delâlet ederler. Bağlamına göre kapsamı ve anlam alanı değişen ‘âlemîni bu bağlamda “bütün insanlığa” şeklindeki çevirimiz, işte bu gerekçeye dayanmaktadır.
[2783] İsra 82 ile birlikte: Vahyin şifa eczanesini insanlığın ezelî hastalıklarına derman olsun diye insanlığa ulaştıran bir rahmet...
Ya Rab! Şimdi ve buradan sesleniyoruz: biz şahidiz ki o âlemlere rahmet oldu! Seni de buna şahit tutarız! Sen de bizim adımızı şahitler arasına yaz!