close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhân Sûresi 58. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-innemâ yessernâhu bilisânike le’allehum yeteżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'an'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Biz O (Kur’an’ı) Senin dilinle (indirip açıklattık ve anlaşılmasını) kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar (böylece gerçeği ve görevlerini öğrensinler).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece ey peygamber! Biz bu kitabı senin kendi dilinde, kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki, onlar düşünüp öğüt alırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Belki düşünüp öğüt alırlar diye onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz Kur'an'ı senin dilinle indirib onu (okuyuşunu) kolaylaştırdık; olur ki anlar ve öğüd alırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte Biz bu Kur’anı, ancak senin lisanınla kolaylaştırdık ki, idrak edip öğüt alsınlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece biz Kur'ân'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Besim Atalay
swap_vert close
«Öğüt alsınlar diye, Kur'anı senin dilince kolaylattık!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Biz o (Kur'an')ı (aklını işleterek anlamaya çalışanlar için) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Cemil Said
swap_vert close
(Kur’ân’ı) kolay anlaşılması içün senin lisânında inzâl iyledik, tâ ki kavmin (anlayub) düşünsünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
58,59. Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz onu sâde senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Biz onu (Kur’ân’ı), senin lisanın (olan Arap dili) ile (vahyederek) kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık onu (o Kur'ân'ı) sâdece senin dilinle (indirerek insanlara) kolaylaştırdık; tâ ki ibret alsınlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Gerçekten de öğüt alsınlar diye onu (Kur’an’ı) senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz Kur’an’ı senin dilinde, insanlar anlayıp düşünsünler diye kolaylaştırdık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz o Kur’an’ı senin dilinle bildirerek anlaşılmasını kolaylaştırmış olduk, öğütlensinler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz Kur/an/ı, ancak «Anlayıp nasihat kabul etsinler» diye diline kolaylık verdik.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Belki düşünüp öğüt alırlar diye Biz onu/Kur’an’ı senin dilinle kolaylaştırdık.
Kadri Çelik
swap_vert close
Belki onlar hatırlayıp kendilerine gelirler diye biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Bu tebliğin ulaştığı hiç kimse, ilâhî çağrıdan habersiz olduğunu öne süremez. Çünkü Biz bu Kur’an’ı, senin dilinde kolayca anlaşılır bir hâle getirdik ki, önce onun ilk muhatabı olan Araplar, sonra da kıyâmete kadar gelecek tüm insanlar onu düşünüp öğüt alabilsinler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onu, öğüt almaları için senin dilin ile kolaylaştırdık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! biz bu Kuran’ı, insanları düşünceye salmak için senin dilinle basite indirgedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Resul! Ayetlerimizi konuştuğun dil ile gönderdik! Gerçeklerimizi açıkça anlattık ki; insanlar düşünüp öğüt alsın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz onu (Kur’an’ı gerçeği) hatırlasınlar diye senin diline kolaylaştırdık. [*]
Benzer mesajlar: Meryem 19:97; Kamer 54:17, 22, 32, 40; Müzzemmil 73:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz bu (Kur’an’ı) belki düşünüp (inanırlar) diye, senin dilinle (indirerek) kolaylaştırdık.
Muhammed Esed
swap_vert close
BÖYLECE [ey Peygamber,] Biz bu [ilahî kelâmı] senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler. ³⁴
34 Bkz. 19:97, not 81.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Düşünüp ibret alsınlar diye bu Kuran’ı senin dilin ile kolaylaştırdık. 19/97, 41/44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İŞTE böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.[⁴⁴⁶³]
[4463] Yani: Biz onda yer alan yüce hakikatleri ve cennet-cehennem gibi gaybî gerçekleri, beşer dilinin dünyasına indirdik ki, insan bu sayede idraki aşan hakikatler hakkında bilgi sahibi olsun. Kur’an vahyinin Arapça indirilmesinin sebebi, seçilen elçinin dilinin Arapça olmasıdır. Bu Allah’ın bir sünnetidir ve her elçi için geçerlidir. Amaç bellidir: Fıtrata nakşedilmiş olan ezeli hakikati hatırlayıp, öncekilerin tecrübesinden ders almak (tezekkur).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz onu (Kur’an'ı) öğüt alsınlar diye senin dilinle indirerek, kolaylıkla anlaşılmasını sağladık.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz o (Kur’â)n’ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, onu (Kur'an-ı Mübîn'i) senin lisanınla kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tefekkür ederler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz Kur'ân'ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz tezekkür ve tefekkür idüb mütenebbih olsunlar içün sana Kur'ân'ı kendi lisânınla ve anlaşılması kolay olarak gönderdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İyice düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'ı senin dilinde indirdik ve kolaylaştırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes bayıķ geñez eyledük anı dilüñ-ile ya'nį 'arab dili-y-ile ola kim anlar ögütleneler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz bu Ḳur’ānı geñez indürdük senüñ lüġatüñ üstine. Ola kim fehm idüpögütlenür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onu (Qur’anı ümmətin üçün) ancaq sənin dilinlə asanlaşdırdıq. Bəlkə, anlayıb öyüd-nəsihət qəbul edələr!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We have made (this Scripture) easy in thy language only that they may heed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily, We have made this (Qur´an) easy,(4734) in thy tongue, in order that they may give heed.
4734 Easy: not only to understand, being in the Arabic tongue; but mellifluous, whose rhythm carries off our spirits to a higher spiritual plane. In another sense, it is difficult; for to get its deepest meaning, we shall have to strive hard, as the contents of this Surah alone will show.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِنَّمَا
artık ancak
يَسَّرْنَاهُ
onu kolay- laştırdık
بِلِسَانِكَ
senin dilinle
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
يَتَذَكَّرُونَ
tezekkür ederler
(Resulüm!) Biz o (Kur'ân)ı, belki tezekkür ederler (düşünüp öğüt alırlar) diye, senin dilinle (Arapça olarak indirip) kolaylaştırdık.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
يَسَّرَ
Fiil-II
ي س ر
Kolaylaştırdı
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti