"Gerçekten bu (hesap ve azap), sizin kuşkuya kapıldığınız (olacağını pek hesaba katmadığınız) şeydir."
Abdullah Parlıyan
swap_vertclose
İşte sizin şüphe edip durduğunuz gerçekten de bu idi.
Ahmet Tekin
swap_vertclose
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 52/13-15.
Ahmet Varol
swap_vertclose
"İşte bu hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.
Ali Bulaç
swap_vertclose
'Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vertclose
İşte bu azab, sizin (dünyada) şübhe edip durduğunuz şeydir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vertclose
İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vertclose
İşte şüphe ettiğiniz azap budur.
Besim Atalay
swap_vertclose
İşte şüphe ettiğiniz şey budur
Cemal Külünkoğlu
swap_vertclose
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”
Cemil Said
swap_vertclose
49,50. Zebânîler de ânlara: "Sen ki kavminin ’azîz ve kerîmi idin ’azâbını çek, işte sizin inanmadığınız ’azâb" diyecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vertclose
47,48,49,50. "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vertclose
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vertclose
49-50. “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.
Diyanet Vakfı
swap_vertclose
47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
Edip Yüksel
swap_vertclose
"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vertclose
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vertclose
İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu
Emrah Demiryent
swap_vertclose
İşte bu (azap) sizin (dünyada) şüphe edip durduğunuz şeydir.
Erhan Aktaş
swap_vertclose
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
Hasan Basri Çantay
swap_vertclose
«Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücâdele edib durduğunuz şeydir».
Hayrat Neşriyat
swap_vertclose
“Şübhesiz bu (azab), hakkında şübhe edip durduğunuz şeydir!”
İhsan Aktaş
swap_vertclose
47, 48, 49, 50. (O gün görevli meleklere) tutun onu (o zalim, azgın ve suçlu kimseyi)! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üstüne sıcak su azabından (biraz) dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince (herkesten) üstündün (kendini diğer insanlardan hep üstün sanıyordun, kibirlidin, kendini güçlü görüyordun)! İşte bu (azap) sizin kendisinden şüphelenip durduğunuz şeydir.
İlyas Yorulmaz
swap_vertclose
İşte bu, sizin dünyada iken şüphe ile inkâr ettiğiniz azap.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vertclose
İşte bu, senin varlığından işkillenmiş olduğun azaptır."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vertclose
İşte bu, dünyadayken şüphelendiğiniz azaptır.
İsmail Yakıt
swap_vertclose
“İşte bu kuşkulanıp durduğunuz [temterûn] şeydir” (denir).
Kadri Çelik
swap_vertclose
“Gerçekten bu (ateş), sizin kuşkuya kapılmakta olduğunuz şeydir.”
Mahmut Kısa
swap_vertclose
“İşte, vaktiyle tartışma konusu yaptığınız cehennem budur!”
Mahmut Özdemir
swap_vertclose
Bu, şüphe ediyor olduğunuz şeydir.
Mehmet Çakır
swap_vertclose
Bu acılar, hep kuşkularınızın semeresi...
Mehmet Çoban
swap_vertclose
"İşte bu; hesap var mı yok mu, ceza var mı yok mu diye şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Mehmet Okuyan
swap_vertclose
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (denecektir). [*]
“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)
Muhammed Esed
swap_vertclose
İşte siz [hakikat inkarcı]larının sorguladığı şey ²⁸ budur!”
28 Yani, ölümden sonra hayatın devamı.
Mustafa Çavdar
swap_vertclose
İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi. 22/5-55
Mustafa İslamoğlu
swap_vertclose
İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri ‘acaba’ dediğiniz şeyin ta kendisidir.”
Orhan Kuntman
swap_vertclose
49,50. (Ona ve diğer suçlulara da) "Tad bakalım o azabı, hani sen -zannınca- çok güçlü idin, çok şerefli idin, İşte bu azap sizlerin -dünyadayken- şüphe edip durduğunuz şeydir!" (gerçeğin kendisidir) diye nida olunur.
Osman Fırat
swap_vertclose
Kesinlikle bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vertclose
«Şüphe yok ki, işte bu, kendisinde şekk eder olduğunuz şeydir.»
Suat Yıldırım
swap_vertclose
47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]
Süleyman Ateş
swap_vertclose
İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"
Süleyman Tevfik
swap_vertclose
"Bu sizin dünyâda iken ondan şek ve şübhe itdiğiniz 'azâbdır" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vertclose
İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir.”
Şaban Piriş
swap_vertclose
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
Ümit Şimşek
swap_vertclose
İşte şüpheyle karşıladığınız şey buydu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vertclose
"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vertclose
[265b] “bayıķ uşbu oldur kim oldunuz aña gümān eylersiz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vertclose
Taḥḳīḳ uşbudur siz gümān itdügüñüz nesne.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vertclose
Bu, (dünyada ikən) şəkk etdiyiniz (əzabdır)!
M. Pickthall (English)
swap_vertclose
Lo! this is that whereof ye used to doubt.
Yusuf Ali (English)
swap_vertclose
"Truly this is what ye used to doubt!"(4724)
4724 When the Punishment becomes a realised fact, how foolish will those look who doubted whether there would be a Hereafter?
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrowbookmarksave_altmore_vert
content_copyÂyeti Kopyala
linkLinki Kopyala
photo_cameraGörüntü Oluştur
videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
هٰذَا
bu
مَا
o şey- dir ki
كُنْتُمْ
idiniz
بِه۪
onda
تَمْتَرُونَ
şüphe edi- yorsunuz
İşte bu (azap), sizin şüphelenip durduğunuz şeydir.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.