close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhân Sûresi 39. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ ḣalaknâhumâ illâ bilhakki velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz onları (kâinatı, dünyayı ve insanları) yalnızca Hakk ile (vahdet ve kudretimizi göstermek ve imtihan etmek amacı ile) yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler (ve gerçeği merak etmezlerdi).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz onları ancak değişmez bir gerçek ve şaşmaz bir düzen içinde yarattık, fakat çoğu bu gerçeği bilmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları, ancak haklı bir gerekçe ile hikmete dayalı olarak hesaplı bir düzen içinde yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz onları ancak hak üzere yarattık. Ama onların çoğu bilmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak bunları (iman ve itaatı gerektiren) hak için yarattık; fakat onların, (Mekke kâfirlerinin) çoğu bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz onları, ancak hak ve hakikat ile yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onları hak olarak yarattık, pek çokları bilmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz onları ancak yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Ama onların çoğu bunu bilmezler.
İnsanın en büyük amacı Allah’ı tanımak, anlamak ve O’nun istekleri doğrultusunda yaşayarak rızasını kazanmak olmalı. Bunun için bütün güzelliklerin karşılığının noksansız verileceği ebedi saadet yurdunu her daim göz önünde bulundurmak gerekir. Ebedi hayatı yok sayarak ya da göz ardı ederek tutarlı ve dengeli bir hayat yaşayamayız. Yaratılanlar arasında sayılamayacak müstesna özelliklerle donatılmış olan insanın ahiret hayatını yok sayması, kendi varlığını önemsiz ve anlamsız hale getirir. Eğer ölümden sonra hayat devam etmeseydi bu hayatın da bir anlamı olmazdı. Onun için Allah ahirete imanı ve ahiret için çalışmayı çok sık aralıklarla vurgulamaktadır. Âhiret yurdu kötülük yapanları cezalandırmak için değil, yaratılışın gayesini bilen ve o yüce amaca hizmet ederek kemale eren erdemli insanların ebedi saadeti için vardır.  
Cemil Said
swap_vert close
38,39. Biz semâvâtı ve arzı ve beynlerindekileri eğlence içün halk itmedik, biz ânları hak içün halk iyledik. Lâkin ekserîsi bilmiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
38-39. Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri oynayıp eğlenmek için yaratmadık. Bunları hakikat ve hikmet çerçevesinde yarattık, fakat çoğu bunu bilmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lâkin pek çokları bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onları hak üzere, (hikmetle) yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İkisini de yalnızca hakk¹ olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.²
1- Yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Zira Ahiret hayatını yok saymak, bu denli mükemmel bir varlık olan insanın, varlığını önemsiz ve amaçsız olarak görmekten başka bir anlama gelmez. Hayatı anlamlı ve amaçlı kılan şey, onun bir sınav alanı olmasıdır. Eğer ölümden sonra diriliş olmasaydı, bu yaratma, boş ve anlamsız olurdu. Yani yalnızca bir oyun olurdu. 2- Bu gerçeği idrak etmiyorlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onları ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz onları (bütün evreni) ancak gerçek (doğru), bir amaç için (sabit ve sağlam bir sistem üzerinde) yaratmışızdır. Ama onların (insanların) çoğu bunu bilmezler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Her ikisini (gökleri ve yeri) de yalnızca gerçek ve doğru bir amaç için yaratmışızdır. Fakat onların pek çoğu bunları bilmiyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz bütün bunları ancak gerektiği gibi yarattık. Ancak, pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun yarattık. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz, o ikisini bir gerçeği/hakkı ortaya koymak için yarattık, fakat pek çoğu bilmiyorlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Tam tersine, her ikisini de ancak hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre, belli bir hikmet ve amaç doğrultusunda ve şaşmaz kanunlara bağlı mükemmel bir sistem hâlinde, yani hak olarak yarattık; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları ancak Hakk ile yarattık; ama onların çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz bunları, çokları farkında olmasa da denge kurmak için yarattık
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanları gerçeklik üzerine yarattık! Yaratışımızın nedenleri vardır! Yaratılışın nedenlerini siz bilmezsiniz! Ancak Rabbiniz bilir. İnsanlar yaratılışın nedenlerini bilmeden ileri geri konuşuyorlar! Aslı astarı olmayan fikirler üretiyorlar! Söyledikleri şeylerin, ürettikleri fikirlerin hiçbir delili yok! Onlar bilmeden atıp tutuyorlar! Sanki insanları yaratırken yanımızdalarmış gibi; ağızlarını doldura doldura konuşuyorlar! Sanki her şeyi biliyorlarmış gibi, teoriler, tezler üretiyorlar! Onlar ne bilir ki? Biz insanı yaratmaya karar verdiğimizde yanımızda değillerdi! Hangi nedenle yarattığımızı nereden bilecekler? İnsanı yaratırken yanımızda değillerdi! Nasıl, ne şekilde yarattığımızı nereden bilecekler? İnsan çok şımarık, haddini bilmez davranıyor! Bilmedikleri konularda aklını dolaştırmayı, yalan yanlış şeyler söylemeyi çok seviyor!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları sadece gerçek bir amaçla [*] yarattık. Fakat çoğu (bunu) bilmez.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Yûnus 10:5; İbrâhîm 14:19; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Rûm 30:8; Zümer 39:5; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, o ikisini şaşmaz (kural)larla yarattık. Ancak o (kâfirlerin) çoğu, bunu bilmiyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunların hiç birini [derunî bir] hakikatten yoksun yaratmış değiliz: ²² ama çoğu bunu anlamaz.
22 Bkz. 10:5, not 11.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz onları sadece yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık ancak insanların çoğu bunu bilmez. 11/7, 67/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
lakin bunları, başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık;[⁴⁴⁵⁵] ne var ki onların çoğu bunu bilmiyor.
[4455] Zımnen: Âhireti inkâr, bu kâinat misafirhanesinin ve onun şerefli konuğu insanın yaratılışının anlamsız ve amaçsız olduğunu iddia etmek demektir. Böyle bir akıl, hayatı oyun, dünyayı lunapark olarak algılar. Böyle bir algı sahibi kendisine “oyun çocuğu” rolü biçiyor demektir. Oysa hayat bir sınav, dünya bir sınav alanıdır (Bkz: 67:2). Krş: 15:85. Bu âyet , 35-36. âyetlerde anlatılan inkârcı akla cevaptır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz onları ancak hak ve hikmete göre yarattık.
(İnsanlara diğer yaratıklardan farklı olarak, hür bir irade verdik ve onları -yaptıklarının hesabını ahirette vermek üzere- sorumlu tuttuk.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Onları gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İkisini de yaratmadık, ancak Hakk'a mukarin olarak yarattık, fakat onların birçokları bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Evet, onları hak ve hikmetle, ciddî maksat ve gayelerle yarattık, ama onların çoğu bunu anlamazlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onları ancak hak olarak yaratdık. (Kudretimizin bilinmesi içün). Lâkin Nâsın ekserîsi bunı bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz bütün bunları ciddi bir kararla yarattık ama onların çoğu bunu bilmezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz onları ancak hak ve hikmetle yarattık; lâkin çokları bunu bilmiyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yaratmaduķ ol iki illā ḥaķk-ıla velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anları yaratmaduḳ, illā ḥaḳḳ‐ıla. Lākin anlaruñ çoġı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onları yalnız haqq olaraq yaratdıq, lakin onların (Məkkə müşriklərinin) əksəriyyəti (bunu) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We created them not save with truth; but most of them know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We created them not except for just ends: but most of them do not understand.
4717 Cf. 21:16 , and n. 2676. All creation is for a wise and just purpose. But men usually do not realise or understand it, because they are steeped in their own ignorance, folly, or passions.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا خَلَقْنَاهُمَٓا
o ikisini yaratmadık
اِلَّا
an- cak
بِالْحَقِّ
hak ile
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
Onları ancak (bir hikmete binaen) hak ile yarattık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi