close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Duhân Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ennâ lehumu-żżikrâ ve kad câehum rasûlun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Peki) Onlar öğüt alıp-düşünmek için (şimdiye kadar) nerede (kalmışlardı)? Oysa onlara, (her şeyi) açıklayan bir elçi gelmişti (ama inanmamışlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama bu hatırlatma son saatte onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce gerçekleri apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar için ibret almak, bellemek ne kadar uzak bir mesele. Azâbın kaldırılmasından önce daha büyük ikazlar görmüşler, iman etmemişlerdi. Üstelik kendilerine hak dini, şeriatı açıklayan bir de Rasul gelmişti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar için öğüt almak nerede? Oysa kendilerine açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar için düşünmek, ibret almak nerede? Doğrusu kendilerine apaçık anlatan bir Peygamber geldi de,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık onlar, nasıl dönüp öğüt alacaklar. Çünkü daha önce kendilerine apaçık bir elçi geldi (de inanmadılar, öğüt almadılar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu öğüt, kıyamet anında onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü daha önce hakikati ortaya apaçık olarak koyan bir peygamber gelmişti.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar nice öğüt alır? Onlara açıklayan peygamber gelmişti
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
13-14. Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan peygamber de gelmişti. Fakat ondan yüz çevirmişler ve: “Bu (kendisine birtakım şeyler) öğretilmiş delinin biridir!” demişlerdi.
Cemil Said
swap_vert close
Hakîki bir rasûl nezdlerine geldiği vakit ihtârâtını niçün dinlemediler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
13,14. Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
13-14. Kendilerine apaçık bir elçi geldiği, sonra ondan yüz çevirerek, “Bu, kendisine bazı şeyler öğretilmiş bir deli!” dedikleri halde onlar mı bundan ibret alıp akıllarını başlarına toplayacaklar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Edip Yüksel
swap_vert close
Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine ap açık anlatan bir Resul geldi de
Emrah Demiryent
swap_vert close
13-14. (Azabımızı görünce, “Biz îmân ettik” derler ama) onlar için (düşünüp) öğüt almak nerede! Oysa kendilerine (tarafımızdan) hakkı açıklayan bir peygamber gelmişti (de hakkı inkâr ederek öğüt almamışlardı). Sonra (peygamberden) yüz çevirmişler ve (bu peygamberlik iddiâsında bulunan) kendisine bir şeyler öğretilmiş mecnunun biridir demişlerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nerede öğüt almak! Oysaki onlara apaçık bir resûl gelmişti.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nerede onlarda ibret almak? Hâlbuki kendilerine gerçekten apaçık beyân eden bir peygamber gelmişti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O zaman) onlar için düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan (ve onları uyaran) bir elçi gelmişti.
 
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Bu son saatte) İnanmak onlar için nasıl fayda verir ki. Daha önce onlara açıklayan bir elçi gelmişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kur’an’dan onlara ne? Onlara açıklayıcı elçiler de gelmişken,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlar için öğüt ve ibret nerede! Onlara apaşikâr mûcizelerle peygamber [⁸] geldiği halde yine inanmadılar,
[8] Veya doğruluğu apaşikâr olan Peygamber.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar için öğüt almak nerede? Hâlbuki onlara (gerçeği) apaçık (açıklayan) bir elçi gelmişti.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar için hatırlayıp uyanmak nerede? Oysa onlara, (hakikatleri) açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Felâketlerle yüz yüze gelince Allah’ı hatırlayan, fakat rahata kavuşunca yeniden inkâra dönen bu insanların, yaşadıkları acı tecrübelerden ibret alarak gerçekten tövbe etmiş olmaları hiç mümkün mü? Nitekim onlara, ayetlerimizi apaçık tebliğ eden bir Elçi gelmişti de, onun hak Peygamber olduğunu gâyet iyi bildikleri hâlde, sırf kibir ve inatlarından dolayı inkâr etmişlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar için nerede, Öğüt Almak! Gerçekten onlara açıkça bir rasûl geldi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nasihat kim onlar kim, her şeyi açık açık ifade eden elçiye rağmen inanmadılar,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar hiçbir şekilde öğüt almaz! Onlar kim öğüt almak kim? Korkularından böyle diyorlar. Onlara daha önce gerçekleri açıklayan elçimiz gelmişti. Açıklanan gerçeklerden öğüt aldılar mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu hatırlamanın onlara ne yararı olabilir ki! [*] Oysa kendilerine (gerçeği ulaştıran) apaçık bir elçi gelmişti.
Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe’ 34:52; Mü’min 40:85; Muhammed 47:18.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Artık onlara öğüt hiç fayda verir mi?¹ Oysa onlara (önceden) gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
1 Yani azap indikten sonra îman etmek, onlara asla fayda vermez.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ama] bu hatırlama [Son Saat’te] onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar nerde öğüt almak nerde! Hâlbuki kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de. 6/26.28, 7/50.54
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şimdi alınan bir ders, onlara nasıl bir yarar sağlar ki! Zira kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de,
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar için düşünüp ibret almak nerede? Ki, kendilerine gerçekleri açıklayan (şirk ve küfürde direnecek olurlarsa, başlarına çetin bir azap çökeceğini bildiren) bir Peygamber (Resulüllah s.a.s.) gelmişti.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara nasıl hatırlatma ve onlara apaçık bir resul geldi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar için öğüt almak nerede! Halbuki, muhakkak onlara apaçık bildiren bir peygamber geldi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
13, 14. Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: “Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki! ” dediler.
Müşriklerin iddialarından biri de şu idi: “Muhammed aslında saf bir insan. Fakat perde arkasında birileri var kendisine öğretiyorlar, o da gelip bize anlatıyor.” Bellidir ki bu tutarsız bir iddiadır. Çünkü böyle bir özel öğretim olsaydı onun en yakınında olup devamlı temasta bulunduğu Hz.Hatice, Hz.Ebû Bekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd (r.anhüm) gibi zatlara bu hal gizli kalmazdı. Eğer öyle olsaydı, bunların bağlılıkları sarsılmaz mıydı? Oysa bu zatlar, Hz.Peygamber (a.s.)’a en sadık olanlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara bundan daha büyük âyât ve mu'cizât ile rasûl geldiği halde îmân itmemişlerdi. (Bu duhândan onlar hiç mütenebbih olurlar mı?)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Akıllarını nereden başlarına alacaklar ki? Onlara her şeyi ortaya koyan bir elçi geldi.
Şaban Piriş
swap_vert close
-onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar nerede, öğüt almak nerede? Halbuki onlara herşeyi açıkça bildiren bir peygamber gelmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
nitedür anlaruñ añmaķ bayıķ gelmiş iken anlara yalvaç bellü eyleyici!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Nice ola anlara ẕikr eylemek ve anlara geldi‐y‐idi ulu peyġamber.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara hara, öyüd-nəsihət eşitmək hara?! Halbuki onlara açıq-aşkar bir peyğəmbər gəldi,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
How can there be remembrance for them, when a messenger making plain (the truth) had already come unto them,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
How shall the message be (effectual) for them,(4697) seeing that a Messenger explaining things clearly has (already) come to them,-
4697 Quraysh had before them a prophet whose purity of life was openly known to them; they themselves called him Al Amin (worthy of all trust); he preached in their own language in words of burning eloquence and transparent clearness; yet they turned away from him and called him a madman, or one whose Message was not inspired by Allah, but written by some hidden hand (see next note)! How will the teaching of spiritual Truth make way among such unreasonable people? 4698 Tutored: see 16:103, and n. 2143. Possessed: see 15:6, and n. 1940.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَنّٰى
nerede
لَهُمُ
onlar için
الذِّكْرٰى
hatırlamak
وَقَدْ
oysa gerçekten
جَٓاءَهُمْ
onlara gelmişti
رَسُولٌ
bir resul
مُب۪ينٌۙ
apaçık
(Ama bu) Hatırlamanın onlara ne (faydası) var? Oysa kendilerine apaçık (hakkı ortaya koyan) bir resul gelmişti.
اَنَّى
İsim
ا ن ي
Nasıl, nereden, nerede, ne (fayda)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
ذِكْرٰى
İsim
ذ ك ر
Hatırlama, zikir, ihtar, öğüt, nasihat, uyarı, anma
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan