close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Cinn Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve ennehu kâne ricâlun mine-l-insi ye’ûżûne biricâlin mine-lcinni fezâdûhum rahekâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve gene şüphe yok ki insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınıyorlar da onların taşkınlığını, zulümlerini arttırıyorlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Maalesef) Gerçek şu ki: İnsanlardan bazı kişiler, cinnlerden bazı kişilere sığınırlardı (onlardan birtakım bilgiler alıp başkalarına üstünlük taslarlardı). Öyle ki, onların (cinnlerin de) azgınlıklarını arttırırlardı."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçi insanlardan bazıları cinlerden bazı kişilere sığınıyorlardı da onların taşkınlığını ve şaşkınlığını artırıyordu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Şu bir gerçek ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlar, onların şımarıklıklarını artırırlardı.”
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanlardan bazıları, cinlerden bazılarına sığınırlardı; bu da onların azgınlıklarını artırırdı.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinden bazı erkeklere sığınıyorlardı da, cinlerin kibir ve azgınlıklarını artırıyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Ve gerçekten insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınıyorlardı. O cinlerin kibir ve azgınlıklarını arttırdılar.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsanlardan bazıları, bazı cinlere sığınırlardı. Bu, cinlerin sadece azgınlıklarını arttırıyordu.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlardan birtakımı cinlerden kimisine sığınmaktaydı, onların azgınlığın artırdılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Bir de şu gerçek var ki; insanlardan birtakım kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı, bu da cinlerin taşkınlığını artırırdı.”
Ayette geçen “ricâl” ifadesi, burada, “kişiler/kimseler” anlamında kullanılmıştır. İnsanlara “el-ins”, cinlere de “el-cinn” diye yapılan hitap hem erkek hem de kadınları kapsamaktadır. Kur’an’da sıkça görülen “rical” kelimesi, Nur 24/37, Ahzab 33/23, A’râf 7/46 ve Ahzab 33/23 surelerinde olduğu gibi birçok yerde “kişiler” anlamında kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
"İnsanlardan ba’zıları cinlerden ba’zılarına sığındılar. Bu hal o cinlerin kibir ve azametini artdırdı."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sığınırlardı, onlar da bunları daha sapkın hale getirirlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ne var ki bazı insanlar, bazı cinlere sığınırlardı ve bu da onların azgınlıklarını arttırırdı."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve doğrusu İnsten ba'zî rical Cinden ba'zî ricale sığınıyorlardı da onların istiylâlarını artırıyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsanlardan bazı erkekler, (ıssız bir yerde konaklayıp da korktukları zaman, Allah’a sığınmaları gerekirken, kavminin sefihlerinin şerrinden, “Bu vadinin efendisine sığınırım” diyerek) bazı erkek cinlere sığınıyordu da (bu durum, kendisine sığınılan cinlerin) azgınlığını (şımarıklığını daha da) artırıyordu. (İnsanların kendilerine sığındığı o cinler, haddi aşarak, “İnsanların da cinlerin de efendisi biziz” diyorlardı.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten de insten¹ bazı adamlar, cinden² bazı adamlara³ sığınıyorlardı. Böylece onların⁴ azgınlıklarını, beyinsizliklerini artırıyorlardı.
1- Tanıdık kimselerden. 2- Tanımadığımız yabancı kimseler. 3- “Adam” sözcüğü de aslında cin sözcüğü ile kast edilen şeyin, yalnızca “görünmez varlık” değil, aynı zamanda insan türü varlık olduğunu açıkça ifade etmektedir 4- Yabancı kimselerin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Filhakıyka şu da var: İnsanlardan ba'zı kimseler cinden ba'zı kişilere sığınırlar. Demek bu suretle onların azgınlıklarını (şımarıklıklarını) artırmışlar».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Şu da gerçek ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınıyorlardı. Böylece onların azgınlıklarını artırdılar.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten (cahiliye döneminde) insanlardan bazı kimseler, cinlerden (görünmeyen varlıklardan) bazılarına sığınıyorlardı. Böylece onların (cinlerin) azgınlıklarını (kibir ve taşkınlıklarını) artırıyorlardı. *
(*) Kur’an’ın; Cahiliye’nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur’an, Cahiliye’nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye’nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur’an’a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebi efendimize kâhin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn ile ilgili inançlarının bir sonucudur. (E. Aktaş Meali 1. Ayet Açıklaması) Cahiliye dönemindeki bu tür inanış ve cinlere sığınma olayı islamla kaldırılıyor ve bunun üzerine sığınılacak yegâne güç evreni yaratan yüce Allah olduğuna dair Felak ve Nas sûreleri indirilmiştir. Not: Burada olduğu gibi Kur’an’da sıkça görülen “rical”kelimesi, Nur-37, Ahzab -23 ve A’raf- 46. ayetlerinde olduğu gibi birçok yerde “kişiler” anlamında kullanılmıştır…/ Ayrıca: Bir adam tenha bir vadide yatmak veya geçmek istediği ve bir tehlikeden korktuğu zaman yüksek sesle: “Ey bu vadinin azizi! Ben senin itaatinde bulunan kötü ruhlardan sana sığınıyorum”der ve bu suretle o vadideki cinnî’nin kendisini himaye edeceğine inanırdı. Bu sığınış ise ölmüş veya diri bir adamın ismine ve ruhaniyetine veya kâhinlere müracaat gibi fiilen kendisine müracaat suretiyle de olabilirdi. Tabi bu arada aynı durumda kalan bazı Müslümanların, “Allah’tan önce bazı zatlara, ruhanilere veya bazı kimselerin ruhaniyetlerine sığınmalarını”da bu çerçevede düşünmek gerekir. Böylece insanlara fenalığı cinlerden ziyade asıl kendileri yapmış oluyor. (M. Türk Meali 6. Ayet Açıklaması) Hâlbuki cinler, ne insanlara görünüp iletişim kurabilirler, ne de onlar üzerinde bir etkileri vardır. Bu inanış ise batıl olup Kur’an’a aykırıdır. Çünkü Felak ve Nas sûrelerine göre sığınılacak yegâne güç sadece yüce Allah’tır. Ayrıca Felak ve Nas sûrelerinin Hz. Peygambere büyü yapılması olayı üzerine indiğini söyleyen geleneksel inanış ve rivayetler de yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir. Zira Kur’an net bir şekilde Hz. Peygamberin ‘’büyülenmiş’’ olduğunun iddiasını şiddetle reddetmekte ve bu iddiayı yapanların zalim ve müfteri olduğunu söylemektedir. İşte hem ilgili ayetler (Furkan- 8,9) hem de ilgili tefsir metni aşağıya alınmıştır. Ayrıca hem buna dair hem de Felak ve Nas sûrelerinin sebebi nüzulü ile ilgili aşağıdaki tefsir metnine bkz: سبب نزول سورتي المعوذتين ؟؟؟ وقال ابن زيد : كان الرجل في الجاهلية إذا نزل بواد قبل الإسلام قال: إني أعوذ بكبير هذا الوادي. فلما جاء الإسلام، عاذوا بالله وتركوهم. انتهى. أي: لأن ذلك من الشرك، ولذا نزلت سورتا المعوذتين لتعليم الاستعاذة بالله تعالى وحده والتبرؤ من الاستعاذة بغيره، وكذلك أذكار الاستعاذات المأثورة، فإنها للإرشاد لذلك (محاسن التأويل) {وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلاَّ رَجُلاً مَّسْحُوراً} قال الله: {ٱنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلأَمْثَالَ فَضَلُّواْ} أي: جاؤوا بما يقذفونك به، ويكذبون به عليك؛ من قولهم: ساحر مسحور مجنون كذاب شاعر، . وكلها أقوال باطلة، كل أحد ممن له أدنى فهم وعقل يعرف كذبهم وافتراءهم في ذلك، ولهذا قال: {فُضلُواْ} عن طريق الهدى، (تفسير القرآن العظيم) وقال مجاهد أيضاً: «فَزَادُوهُم» أي إن الإنس زادوا الجنّ طغياناً بهذا التعوّذ، حتى قالت الجنّ: سُدنا الإنس والجن (تفسير القرطبي) أو زاد المستعيذون من رجال الإنس من استعاذوا بهم من رجال الجنّ رهقاً؛ لأن المستعاذ بهم كانوا يقولون: سدنا الجنّ والإنس... قاله أبو العالية، وقتادة، والربيع بن أنس، وابن زيد (فتح القدير) { بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ } بذلك { رَهَقاً } عظمة وتكبراً وفتنة وفساد وذلك أنهم إذا سافروا سفراً أو اصطادوا صيداً من صيدهم أو نزلوا وادياُ خافوا منهم فقالوا نعوذ بسيد هذا الوادي من سفهاء قومه فيأمنون بذلك منهم فيزيد رؤساء الجن بذلك عظمة وتكبراً على سفلتهم (تفسير القرآن 0 الفيروزابادي).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“O tanıdığımız bir takımadamlar, yabancı toplumlardan birtakım adamlardan yardım isteyip onlara sığınıyorlardı ve onlarda sığınanların azgınlıklarını artırıyordu.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu, insanların bir kısmı cinlerin bir kısmına sığınıyorlardı. Bunlar da onların azgınlıklarını artırıyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— İnsanlardan bazı kişiler perilerden bazı kişilere sığınıyorlardı [³]. Bu sebeple bunlar perilerin cür/etlerini, azgınlıklarını artırıyorlardı.»;
[3] Arap âdeti üzere söylenmiştir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Doğrusu insanlardan bazı kişiler [ricâlun], cinlerden bazı kişilere sığınıyorlardı. Onlar da onların azgınlıklarını [rehekân] artırıyordu.”³
3 Krş. En’âm, 6/112  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Birtakım insanlar birtakım cinlere sığınırlar ve cinler de onların sapıklıklarını arttırır durur.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Gerçi öteden beri dünyevî menfaatler peşinde koşan kimi insanlar, kendilerine yardım edeceğini umdukları bazı cinlere sığınır ve bu davranışlarıyla onları kibir ve isyana sürükleyerek, azgınlıklarını iyice artırırlardı.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“İnsanlar’dan bir kısım adamlar, Cinnler’den bir kısım adamlara sığınıyorlardı. Böylece istilâlarını / taşkınlıklarını artırıyorlardı”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dinlediğimize göre, insan türünden birkaç adam, cinlere sığınmışlar cinler de kendilerini bir şey sanıp şımarmışlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Doğrusu zorluk zamanlarımızda sıkıştığımız zaman insanlardan bazı erkeklere sığınırdık. Bazen de tanımadığımız başka topluluklara sığınarak güç kazanırdık. Kazandığımız güçle şımarıklığımız, taşkınlığımız artardı. Böylece bizi saptıranlarla birlikte, onlara güvenerek azgınlaşırdık. Saçma sapan şeylere inanır kötülük yapardık.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanlardan bazı erkekler, bazı erkek cinlere sığınıyordu da (bu durum onların) sadece azgınlığını artırıyordu.
Mehmet Türk
swap_vert close
“Hattâ bazı insanlar, cinler(in şerrin)den yine (kendileri gibi) bazı adamlara sığınarak, o (adamların) azgınlıklarını artırırlardı.”¹
1 Bazı müfessirler, cinler için “rical” (erkekler) tabiri çoğunlukla kullanılmaz. Bu âyetteki “rical”in ikisinden de kastedilen insan ricali’dirve bu ayetin manası; “İnsanlardan bir takım rical, Cinnin şerrinden bir takım insan ricaline sığınıyorlardı”dır demişlerdir. Meselâ: bir adam tenha bir vadide yatmak veya geçmek istediği ve nefsi için bir tehlikeden korktuğu zaman yüksek sesle: “Ey bu vadinin azizi! Ben senin itaatinde bulanan kötü ruhlardan sana sığınıyorum” der ve bu suretle o vadideki cinnî’nin kendisini himaye edeceğine inanırdı. Bu sığınış ise ölmüş veya diri bir adamın ismine ve ruhaniyetine veya kâhinlere müracaat gibi fiilen kendisine müracaat suretiyle de olabilirdi. Tabi bu arada aynı durumda kalan bazı Müslümanların, “Allah’tan önce bazı zatlara, ruhanilere veya bazı kimselerin ruhaniyetlerine sığınmalarını” da bu çerçevede düşünmek gerekir. Böylece insanlara fenalığı Cinlerden ziyade asıl kendileri yapmış oluyor. Cinler, insanlara yine insanlar vasıtasıyla zarar yapıyorlar. Onları âlet ediniyorlar, onların sığınmasından kuvvet alarak tasallut ve istilalarını artırıyorlar. Şu halde insanlar, yalnız Allaha sığınsalar da cinlere hiç ehemmiyet veremeselerdi Cinler onları asla saramazlardı. (Özetle - Elmalılı) Bu âyet; “insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınarak, onların azgınlıklarını artırırlardı.” şeklinde anlaşılırsa da yukarıdaki anlam daha doğru olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçi bazı insanların [bu tür] görünmez güçlere sığındığı [her zaman vaki] olurdu; ⁴ ama bunlar yalnızca onların şaşkınlığını arttırdı.
4 Lafzen, “insanlar arasındaki (bazı) kişilerin (ricâl) cinler arasındaki kişilere sığındığı olurdu (kâne)”. “İnsanlar”a (el-ins) işaretin hem erkek hem de kadınları kapsamasından dolayı, ricâl ifadesi, burada, -Kur’an’da sıkça rastlandığı gibi- “bazı kişiler” yahut “belli tip” insanlar anlamında kullanılmıştır. “Sığınmak”, yardım/himaye talebi yahut fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları tatmin isteği ile eş anlamlıdır; yukarıdaki pasaj bağlamında bu ifade, “belli tip insanlar”ın, yöneldikleri tabiatüstü güçlerin kendilerine hayatları boyunca başarılı bir şekilde rehberlik yapacakları ve böylece kendileri için yeni bir peygamber beklemeyi gereksiz kılacakları ümidine bir işarettir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Gerçi birtakım insanlar cinlerden birilerine sığınıyor bu da onların azgınlığını artırıyor. 37/158, 55/31.33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiç kuşku yok ki insanlardan bazıları[⁵³⁴⁸] cinlerden bazılarına sığınırlar, bu da onların (cinler karşısındaki) zillet verici edilgenliğini artırır.[⁵³⁴⁹]
[5348] Lafzen: “Bazı erkekler”. Buradaki ricâl, cinsiyeti tahdit için değil insiyyeti tekit içindir. Belki onların hayvanlar gibi iradesizler dünyasına değil, insanlar gibi iradeliler dünyasına ait olduğuna işaret eder. [5349] Zımnen: Cinler üzerinden kendi vehimlerinin oyuncağı oluyorlardı. Bu cinin kendisinden kaynaklanan bir etki değil, insanın ona yüklediği vehme dayalı anlamdan kaynaklanan bir etkiydi. Yani: İnsanlar görünmeyen varlıklarda güç vehmediyorlar, sonuçta evhamlarının esiri oluyorlardı. Bilinmezlik korkuyu, korku vehmi tetikliyor; kişi kendi kendini iradesizleştiriyordu (Krş: Elmalılı). Bu, irade emanetine ihanet eden insana Allah’ın bir cezasıydı. Özelde icat edilmiş Yahudi kimliğinin bir parçası haline gelen Babil büyücülüğüne atıf (Krş: 2:102). Bu âyetle, Allah Rasûlü’nün “Üfleyerek düğüm atan kimse sihir yapmıştır, sihir yapan şirk koşmuştur” dedikten sonra eklediği “kim bir şeye bağlanırsa, o ona havale edilir” (ve men te‘alleka şey’en vukkile ileyh) sözünü bu âyetle birlikte düşünmeli (Nesâi).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Demek biz yanılmışız) Gerçek şu ki insanlardan bazıları, cinlerden bir topluluğa sığınırlardı da, onların azgınlıklarını artırırlardı. (İnsanlar onlara sığınarak tehlikelerden korunmak isterlerken, onları şımartıp cinlerin daha çok tuzaklarına düşüyorlardı)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve şüphesiz insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taş!anlıklarını artırırlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve hakikaten insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınır olmuştur. Artık onlar için bir azgınlık arttırmışlardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur'ân'ı dinledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur'ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler. [37, 1;46, 29-33]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın Kur’ân dinleyen cinleri görüp görmediği hakkında farklı rivayetler vardır. Hadisçiler cinlerin Kur’ân dinlemek için farklı zamanlarda altı ayrı defa geldiklerini kabul ederler. Hadiseye şahid olan Abdullah İbn Mes’ud (r.a)’ın Efendimizin onları gördüğü şeklindeki tesbiti, birçok müfessirce tercih edilmektedir.Cinlerin insanların dillerini bildikleri anlaşılıyor. Bütün dilleri bilmeseler bile, yaşadıkları bölgenin dillerini öğrendikleri düşünülebilir. 6. âyetle ilgili olarak İbn Abbas (r.a) “Cahiliyede Araplardan biri ıssız bir vadide konakladığında bir tehlikeden korktuğu zaman, o vâdinin büyüğü diye düşünülen cinne sığınırdı.” Allah’ın dünyaya halife kıldığı insanoğlu, Allah’tan gaflet edip cinlere sığınınca, onlar da gururlanmış, azmış ve onlara daha fazla eziyet etmeye başlamışlardı. 6. âyetten, bu anlaşılıyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İnsânlardan ba'zı kimselerin cinlerden ba'zı kimselerle isti'âzeleri (onlara sığınmaları) onların kibir ve gurûrını artırdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Aslında insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınıyor; bu da onların azgınlıklarını artırıyor.
Şaban Piriş
swap_vert close
Oysa, insanlarda öyle adamlar varmış ki, cinlerin bazılarına sığınıyor. Cinler de onların azgınlıklarını artıyormuş.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Fakat insanlardan bazı adamlar cinlerden birtakım adamlara sığınıp da onların azgınlığını arttırıyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere/cinlerin şerrinden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı bayıķ oldı erenler ādemįlerden śıġınurlar erenlere perrįden pes arturdılar anlara ululıķ kibr eylemek.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı nice erler ādemīlerden ṣıġınurlardı, nice kişilere cinnīlerden. Pes anlarazġunluġın arturdılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, (Cahiliyyət dövründə) bə’zi insanlar bir para cinlərə pənah aparır, bununla da onların təkəbbürünü (azğınlığını) artırırdılar (cinlər özləri haqqında çox böyük fikirlərə düşürdülər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And indeed (O Muhammad) individuals of humankind used to invoke the protection of individuals of the jinn so that they increased them in revolt (against Allah);
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
´True, there were persons among mankind who took shelter with persons among the Jinns, but they increased them in folly.(5732)
5732 If human beings think that by a resort to some mysterious spirits they can shelter themselves from the struggles and actualities of their own lives, they are sadly mistaken. They must "dree their own weird", as the Scots would say. It is folly to try to escape from the duties which they can understand in their own natural surroundings, or to try to avoid the consequences of their own acts. Only such persons do so as do not realise that they will ultimately have to answer at the Judgement Seat of Allah, whose first outpost is in their own conscience.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنَّهُ
ve şu ger- çek ki
كَانَ
oldu
رِجَالٌ
bazı adamlar
مِنَ الْاِنْسِ
insanlardan
يَعُوذُونَ
sığınıyorlar
بِرِجَالٍ
bazı adamlara
مِنَ الْجِنِّ
cinlerden
فَزَادُوهُمْ
ve onları artırdılar
رَهَقاًۙ
azgın- lıkça
"Gerçi insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki onların azgınlıklarını arttırırlardı."
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رِجَال
İsim
ر ج ل
Erkekler, adamlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِنْس
İsim
ا ن س
İnsan
عَاذَ
Fiil-I
ع و ذ
Sığındı
رِجَال
İsim
ر ج ل
Erkekler, adamlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جِن
İsim
ج ن ن
Cin
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
رَهَق
İsim
ر ه ق
Azgınlık, taşkınlık