close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Burûc Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ nekamû minhum illâ en yu/minû bi(A)llâhi-l’azîzi-lhamîd(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ancak üstün ve hamde layık Allah'a inandıkları için onları azaplandırmadalar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlardan (Müslümanlardan), sırf Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O mü'minlerden ancak güçlü ve övgüye layık olan Allah'a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kudretli, hükümran, övgüye ve şükre lâyık Allah'a iman ettikleri için, yalnız bunun için onlardan bazılarını, zulüm ve işkence yaparak cezalandırdılar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan sırf yüce ve övgüye layık olan Allah'a iman etmelerinden dolayı öç alıyorlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Müminlere kızdıkları da, ancak Azîz, Hamîd olan Allah'a iman etmeleri idi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O müminlerden ancak Aziz ve Hamid olan Allah’a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
8,9. Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, ‘sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar ancak, istiyorlar öc almak; emre olan, öğülmüş olan, Allaha inanandan
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Mü'minlerden öç almalarının tek sebebi mutlak galip ve övgüye lâyık olan Allah'a inanmaları (ve O'nun istediği şekilde yaşamaları)ydı. 
Bkz. 5/59, 7/126, 9/74  
Cemil Said
swap_vert close
Mahzâ ’azîz ve pür-şân ve şeref Allâh’a îmân itdikleri içün ânlara eziyet idiyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
8,9. Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
8,9. Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
8-9. Aziz, övgüye lâyık, göklerin ve yerin mâliki olan Allah’a inandıkları için, sırf bu sebeple onlara ağır işkence uyguladılar. Ama Allah her şeye şahittir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
8, 9. Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar. Oysa ki Allah her şeyi görür.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'a inandıkları için...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlardan kızdıkları da yalnız azîz, hamîd olan Allaha iyman etmeleri idi
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O kâfirlerin) mü’minlere bu zulmü reva görmelerinin tek sebebi, onların azîz ve hamîd olan Allah’a îmân etmeleriydi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegâne Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegâne gaalib, her hamde lâyık Allaha îman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkâr etmemişlerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlardan (o mü'minlerden) sâdece, Azîz (kudreti dâimâ üstün olan), Hamîd(hamd edilmeye çok lâyık) olan Allah'a îmân ettikleri için, (sâdece bunun için) intikam aldılar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
8, 9. Onların mü’minlere bu işkenceyi yapmalarının tek sebebi, mü’minlerin göklerin ve yerkürenin (evrenin) tek hâkimi, aziz ve hamîd (mutlak galip ve bütün övgülere lâyık) olan Allah’a iman etmeleri idi. Oysa Allah her şeye şahittir (her şeyi gören ve bilendir).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Güçlü ve övülmeye layık olan Allah’a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların inananlardan öç almaları bunların, erkli, övülücü olan Allah’a inanmalarından ileri geliyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
8, 9. Onların mü/minler hakkındaki öc almaları [⁴] mahza berikilerin galib-i yekta olan, övülen, göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan Tanrı/ya iman etmelerinden ileri gelmişti. Allah her şeye hâzır ve nâzırdır.
[4] Veya mü'minleri ta'yip etmeleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlardan sırf, Azîz ve Hamîd olan Allah’a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Müminlerden öç almalarının tek sebebi güçlü, övgüye lâyık Allah'a inanmalarıydı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve onlara işkence etmelerinin tek sebebi, bu müminlerin, emrine uyulmaya, hükmüne boyun eğilmeye; yani hamd edilmeye lâyık mutlak otorite sahibi bir Allah’a inanmış olmalarıydı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan hınç alıyorlardı; inanıyorlar diye Hamîd Azîz Allah’a!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sırf şükre lâyık yüce Tanrı'ya inandıkları için onlardan intikam alıyorlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hendeklerde yaktıkları insanların Allah’a inanmaktan başka hiçbir suç-ları yoktu. Sanki Allah’a inandıkları için onlardan intikam alıyorlardı. Hâlbuki onlar şanı yüce olan, her şekilde övülmeye layık Allah’a inanıyorlardı. İnkârcılar yaptıkları yüzünden cezalandırılacaklarını, Allah’ın katında inananların övgüye layık olduklarını duyunca öfkeden çılgına döndüler. Müminleri hendeklere atarken Allah’a meydan okuyorlar, haydi gel kurtar inananları diyorlardı. Kendilerine o kadar güveniyorlardı ki; kimsenin onların yaptıkları bu zulmü görmeyeceğini zannediyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah’a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.
Mehmet Türk
swap_vert close
8,9. O (kâfirler) onlardan sadece yüceliğinin sonu olmayan, her türlü övgüye layık olan, göklerin ve yerin hâkimiyeti kendisine ait olan Allah’a îman ettikleri için, intikam alıyorlardı. Ve (şunu iyi bilin ki) Allah, (yaptığınız) her şeyi görüp durmaktadır.
Muhammed Esed
swap_vert close
yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah’a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar, sırf yüce ve övgüye layık olan Allah’a iman ettiler diye müminlere bu zulmü reva görüyorlar. 2/177, 3/142
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne lâyık olan[⁵⁶⁵⁷] Allah’a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam[⁵⁶⁵⁸] almışlardır.[⁵⁶⁵⁹]
[5657] Aziz ve Hamid isimlerinin ihsas ettirdiği mâna şudur: Kâfirin imanından dolayı mü’mine saldırısı, özünde Allah’a saldırıdır. Fakat Allah Aziz’dir, hiçbir saldırıdan etkilenmeyecek kadar üstün ve yücedir. Mü’min, imanından dolayı baskıya uğruyorsa, bu sızlanılacak değil hamdedilecek bir olaydır. Zira 1) İmanı Allah tarafından sınanmaya lâyık görülmüş ve ilâhî ilgiye mazhar olmuştur. 2) O mü’min bu sınav sayesinde ecir sahibi olmuştur. Bu tüm hamdlerin kendine mahsus olduğu Allah’a hamd etmeyi gerektirir. [5658] Enkera “reddetti”, nekame “reddedip cezalandırdı” anlamına gelir. [5659] Tefsirlerin çoğu bu pasajla tarihsel olaylar arasında bire bir bağ kurarlar. Fakat anlatılanlar çeşitli, birbirine zıt ve hatta çelişkilidir. İnanca baskı olayının yaşandığı yer konusunda farklı rivayetler vardır. Necran, Suriye, Sümer, Babil, Filistin, Habeşiştan, Anadolu bunlar arasındadır. İnanca yönelik zulmü, bu yerlere bağlı olarak Necran’ın Yahudi (veya putperest) kralı Zunüvas İsevi mü’minlere, Nemrud Hz. İbrahim’e, Babil kralı Nabukadnazar sürgündeki Yahudilere (Eski Ahid, Daniel, 3:19-21), Romalı Antonyus İsevilere karşı yapmıştır. Mesela müfessir Beğavi sondan ikinci şıkkı tercih eder. Bunlar arasında en makul olanı miladî 523 yılında vuku bulduğu nakledilen Himyer kralı Zunüvas’ın İsevî mü’minlere karşı uyguladığı korkunç zulümdür. Rivayete göre Zunüvas, inancından vazgeçmeyen mü’minleri kazdırdığı ateş dolu hendeklerde yakmıştır. Son zamanlarda bulunan tarihi bir belge, yukarıdaki bilgileri destekler mahiyettedir. Bu belge, Yahudilerin 2000 İsevi’yi bir mabedde topladıktan sonra mabedin çevresine odun yığarak içindekilerle birlikte yaktıklarını anlatmaktadır. (İrfan Şehid, The Martyrs of Nejran: New Documents, 1971, sh. 46 vd.) Hilafeti döneminde Hz. Ömer’in mazlumların hatırasına felaket mahalline bir cami inşâ ettirmesi de bu bulguları teyit eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
8,9. (O kâfirlerin) Müminlerden (böyle) intikam almaya kalkışmalarının sebebi ise ancak, iman edenlerin, göklerin ve yerin mülk ve hükümranlığına sahip olan ve her şeye gücü yeten, Hamd'e layık olan Allah'a iman etmeleri ve (onların zorlamalarına rağmen) bundan vaz geçmemeleri idi, Kuşkusuz Allah her şeye şahittir.
Osman Fırat
swap_vert close
Mü’minler sırf aziz, övgüye lâyık Allah’a iman ettikleri için o zâlimler onlardan öç aldılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bunlardan intikam almaları da, bunların azîz, hamîd olan Allah'a imân etmiş olmalarından başka bir şey için değildi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
8, 9. Onların müminlere bu işkenceyi yapmalarının tek sebebi, müminlerin göklerin ve yerin tek hâkimi, azîz ve hamîd (mutlak galip ve bütün övgülere lâyık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her şeye şahittir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öc aldılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
8,9. O hendek sâhibleri, hükmünde gâlib ve bizâtihî müstehak-ı hamd olan ve göklerin ve yerin mülkine mutasarrıf bulunan Allâh Te'âlâ'ya îmân itdiklerinden dolayı onları böyle dûçâr-ı cezâ iylediler. Allâh Te'âlâ her şeye hâzır ve nâzırdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu cezayı vermelerinin tek sebebi, müminlerin, güçlü ve her şeyi güzel yapan Allah’a güvenmeleriydi[*].
[*] Allah'a inanmak, Allah'a güvenmek demektir. İnandığını söyleyen herkes aslında Allah'a gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah'a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozarlar.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan intikam almalarının nedeni, o mü'minlerin, kudreti herşeye üstün olan ve her türlü övgüye lâyık bulunan Allah'a iman etmelerinden başka birşey değildi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan sadece, Azîz ve Hamîd Allah'a iman ettikleri için öc alıyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı 'ayıblamadılar anlardan illā kim inanurlar Tañrı’ya beñdeşsüz ögülmiş
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlar mü’minlerden intiḳām itmediler, illā īmān getürdükleri‐çün‘azīz Tañrıya.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan (mö’minlərdən) yalnız yenilməz qüvvət sahibi, (hər cür) şükrə (tə’rifə) layiq olan Allaha iman gətirdiklərinə görə intiqam alırdılar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They had naught against them save that they believed in Allah, the Mighty, the Owner of Praise,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And they ill-treated them for no other reason than that they believed in Allah, Exalted in Power, Worthy of all Praise!-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا نَقَمُوا
ve intikam almadılar
مِنْهُمْ
onlardan
اِلَّٓا
an-cak
اَنْ يُؤْمِنُوا
iman etmelerinden
بِاللّٰهِ
Allah'a
الْعَز۪يزِ
Azîz
الْحَم۪يدِۙ
Hamîd
Onlar o (mü'min)lerden, sırf Azîz, Hamîd (bütün şerefin, kudretin, hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zat) olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlardı.*
*Onlar kendilerinin şerefli, kudretli ve övülmeye layık olduğunu söyleyerek Allah'a ait olan bu isimleri, sıfatları kendilerine veriyorlardı. Bu yüzden bu isimleri sadece Allah'a ait gören mü'minlerden intikam alıyorlardı.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَقَمَ
Fiil-I
ن ق م
İntikam aldı, intikam almaya kalktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
حَمِيد
İsim
ح م د
Hamîd (Allah'ın esması, ismidir. Bütün hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zat demektir)