close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Burûc Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İż hum ‘aleyhâ ku’ûd(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani kendileri de (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
[Not: 4, 5 ve 6. ayetler, Siyonist ve emperyalist güçlerin dünyayı ateşe verebilecek nükleer yığınaklarına ve bunların engellenmesi lüzumuna da işaret buyurmakta, ilgilileri ve ilim ehlini uyarmaktadır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hani o zalimler ateşin başında oturup,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ateşin etrafında oturuyorlar, işkence edecekleri mü'minleri ateşin kenarında tutuyorlardı.
Ahmet Varol
swap_vert close
O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar, onun üzerinde oturmuşlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
6,7. Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.[742]
[742] Uhdûd halkı ve yaptıklarının günümüzde algılanma biçimi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 20-24.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kıyısında oturup da
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
6-7. Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Cemil Said
swap_vert close
4,5,6,7. Âteş ile memlû uçurumun ashâbına la’net olsun. Ânlar da vaktiyle mü’minleri âteşe atub hendek’in kenarında seyir iderler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
4,5,6,7. Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
6,7. O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
6-7. Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Başında oturmuşlar,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani o ateşin başına oturmuşlar,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O vakıt ki üzerine oturmuştular
Emrah Demiryent
swap_vert close
6-7. Hani, onlar (ateşle doldurdukları hendeğin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
6,7. O vakit onlar, onun üzerine (ateşin etrâfında) oturmuş kimseler idiler. Ve onlar, mü'minlere yapmakta olduklarını seyredicilerdi!(2)
(2)Rivâyetlere göre, zâlim bir kralın memleketinde, îmanlı bir râhibin yetiştirdiği bir çocuk, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine verdiği hârika hâl ile kendisine gelen her türlü hastaların derdlerine, îmân etmeleri şartı ile derman oluyordu. Bunu öğrenen kral o râhibi ve sonunda da o çocuğu öldürttü. Ama insanlar çocukdaki harikulâdeliği görerek Allah’a îmân ettiler. Bunun üzerine kral onları içi ateş dolu hendeklerle çevrili bir meydana topladı. Îmânından dönmeyenleri teker teker ateşe attı. En sonunda bu dehşetli zulmü seyretmek için kurduğu iskelelerin tutuşmasıyla o zâlim kral ve avanesi de helâk oldular. (Celâleyn Şerhi, c. 8, s. 284)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
6,7. Hani o vakit kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Tutuşturulmuş ateşin yanına oturmuşlar,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün onlar ateşin kıyısında oturmuşlar da,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani onlar ateş etrafında oturmuşlar,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar ateşin başına oturmuş,
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani o alçaklar, tutuşturdukları ateş çukurlarının başında oturmuş,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, onlar üst-çevresine oturmuşlar;
Mehmet Çakır
swap_vert close
5,6. Bol yakıtlı ateş yakıp // etrafına oturmuşlar,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hendeklerin etrafına oturmuşlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
6,7. Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. [*]
Bu katiller hem inananları bilinçli ve planlı bir şekilde ateşte yakıyorlar, hem de çevrelerinde oturup seyrediyorlardı. Kin ve öfkeleri öylesine derinlere sirayet etmişti ki yaptıkları bu canavarlığı seyredip ondan keyif alabiliyorlardı. Dahası, bu cinayeti işleyenlerin yanında, fiilen buna katılmasalar da çevrede oturup, olup biteni seyredenler de o fiili işleyenler gibi sorumluydular. Ayetteki kınayıcı ifadeler, elbette bu türden insanları da içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
6,7. Bir zamanlar onlar,¹ o (ateşin) çevresine oturmuşlar ve Müslümanlara yaptıklarını² seyrediyorlardı.
1 Ashâb’ül Uhdûd: Allah’a inananları, ateş dolu hendeklere atarak cezâlandıran kâfir bir topluluktur. Bunların kimler olduğu ve ne zaman nerede yaşadığı hakkında birçok rivâyet varsa da bu rivâyetlerin doğruluğu kesin değildir. Bu olayın sadece Kur’an’da anlatıldığı kadarıyla bilinmesi en doğrusudur.2 Yani, hem Müslümanları ateşe atıyorlar, hem de oturup onları seyrediyorlardı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hani, onlar [keyifle] o [ateşi] seyretmişlerdi,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar çukurların kenarında oturmuşlar. 2/214, 13/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O zaman onlar ateşin üstüne[⁵⁶⁵⁵] oturmuşlardır;
[5655] ‘Aleyhâ ku‘ûd: “ateşin üstüne”. Tarihî rivayetler bağlamında “ateşin başına”. Kinayeli bir ifade. Zımnen: Yakarken yandıklarının farkında değildiler. Burada Necran veya bir başka mekânda mü’minlere yönelik yakma işkencesinin faillerinin aslında imanı yakmaya çalışmakla ebedî hayatta kendilerini yaktıkları dile getirilmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
6,7. O kâfirler (o ateşin) başına oturmuşlar; müminlere yaptıkları işkenceyi seyrediyorlardı.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O vakit ki, onlar onun üzerine oturucu idiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
6, 7. Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar, o(ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
6,7. O vakit ki onlar o ateşin kenarında oturmuş mü'minlere yapdıklarını temâşâ iderlerdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar ateşin çevresinde oturur,
Şaban Piriş
swap_vert close
Kenarında oturmuşlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
5,6. Tutuşturdukları ateşle dolu hendeklerin karşısına otururlar,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar onun başında oturmuşlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt kim anlar anuñ üzere oturıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar ol od yanında oturmışlar‐ıdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O zaman onlar (xəndəklərin) kənarında oturub,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When they sat by it,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! They sat(6056) over against the (fire),
6056 The persecutors sat calmly to gloat over the agonies of their victims in the well-fed Fire.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذْ
o vakit
هُمْ
onlar
عَلَيْهَا
üzerine (etrafına)
قُعُودٌۙ
oturan-lardı
Hani onlar, o (ateş)in etrafında oturmuş,
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قُعُود
İsim fiil
ق ع د
Oturmak