close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Burûc Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve şâhidin ve meşhûd(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve tanığa ve görünene.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şahitlik edene (gerçekleri gören bahtiyar kimselere) ve şahitlik edilene (görülen hakikatlere ve yaratılış harikası eserlere ve basiret-feraset ehli mü’minlerin sezdikleri hikmetlere) andolsun ki, (medeniyet inkılâbı ve kıyamet olayı yaşanacaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kıyamet günü hazır olanlara ve o gün görülecek acaip şeylere veya  peygambere ve ümmetine veya son peygamberin ümmetine ve diğer ümmetlere veya peygamberlerden her biri ve ümmetlerine andolsun ki;
Ahmet Tekin
swap_vert close
Muhammed'e, peygamberlere, meleklere, Kur'ân'ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir, örnek önderlere, müslümanlara zulmeden zâlimlerin aleyhinde şahitlik yapanlara, denetlenen ümmetlere ve insanlara, delilleri, şâhitleri ortaya konarak, uğradıkları zulmün hesabı sorulacak olan mü'minlere yemin ederim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şahide ve şahit olunana. [1]
1.Bir hadisi şerifte burada şahid ile Cuma gününün, kendisine şahid olunan ile Arefe gününün kastedildiği bildirilmiştir. Bazı tefsirlere göre şahit Muhammed (a.s.) ümmeti, şahit olunan ise diğer ümmetlerdir. Yine şahidin Yüce Allah, şahid olunanın ise yaratılanlar olduğu da söylenmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Cumaya ve arefe gününe ki,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gören ve görünene (şahit ve şahit olunana) andolsun ki (her şeyiniz korunuyor ve kaydediliyor.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, [740][741]
[740] Bürûc sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 15.[741] Yemin edilen üç varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 17-20.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tanık olan peygambere inanan, tanıklanan ümmete ant
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kıyamet günü şahitlik eden peygamberlere ve onların şahitlik ettiği ümmetlere andolsun ki;
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3. Burcı hâvî semâ, mev’ûd olan gün şâhid ve meşhûd hakkı içün yemîn iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
3,4,5. Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.[576]
Rivayete göre Necrân halkı Hıristiyanlığı kabul edince, Himyer Kralı Yahudi Zû Nuvâs onlara savaş açmış, dinlerinden dönmeyenleri açtığı hendeklerde yaktığı ateşlere atmıştı. Tefsir kaynaklarında bu âyetler başka olaylarla da açıklanmaktadırlar. Bu âyetler Mekke müşriklerinin işkencesine maruz kalan müslümanlara, geçmişte de inananların nasıl baskı altında kaldığını, ancak Allah’ın yardımının onlarla beraber olduğunu hatırlatmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Tanıklık edene ve edilene ki,
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve tanığa da tanık olunana da andolsun.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve şâhide ve meşhûda kasem olsun
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3. Burçlarla dolu göğe, vadedilen (kıyamet) gü (nü) ne, şahitlik edene ve şahitlik edilene kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
şâhidle meşhûde ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (o günde) şâhid olana ve şâhid olunana!
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3,4, 5. Burçlar (galaksiler, takımyıldızlar) sahibi semaya, o (geleceği) vaad edilen güne (hesap gününe), şahit olana (zatımın varlığına, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık eden bütün varlık âlemine) ve şahit olunana (bütün varlık âlemi tarafından varlık delilleriyle birliğine, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık edilen zatıma) kasem ederim ki, (iman edenleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar (rahmetten) dışlanmıştır. (*)
(*) Buruc; uzayda bulunan galaksiler, takımyıldızlar demektir. Yevmi-l mev’ud ise, gerçekleşmesi vaad edilen kıyamet günü demektir. Şahid ve meşhud konusunda ise birçok yorum vardır. Bizce bunlardan en doğrusu şudur: ‘’Şahid’’ varlık delilleriyle yaratıcının varlığına, birliğine ve kudretine tanıklık eden bütün varlık âlemidir/kâinattır. Meşhud ise, varlık âlemi tarafından kendi varlığına, birliğine ve kudretine tanıklık edilen yüce yaratıcı olan Allah’ın zatıdır. Yani burada yüce Allah hem kendi zatına hem de kendi eseri olan kâinata kasem ederek Kendi kudretine ve eşsiz-ortaksız oluşuna “bütün varlık âlemini/kâinatı/kanıt, delil ve tanık olarak göstermektedir. Bkz: (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) (er- Razi tefsiri) (الله اعلم) Ayrıca, Sûrede sözü edilen “ashâbü’l-uhdûd”, İslâmiyet’ ten önceki bir devirde müminleri dinlerinden döndürmek için ateş dolu hendeklere atarak işkence eden kimseleri ifade eder. Ashâbü’l-uhdûd ile ilgili farklı rivayetler olmasına rağmen en meşhur rivayete göre Yemen’de geçmiş bir olaya temas edilir. Yahudi kral Zûnuvas ve adamları, Yahudiliği kabul etmeyen Necran Hıristiyanlarını, Hendek içinde yakılmış bir ateşe atarak yakarlar ve yanmakta olan insanları seyrederler. Bu şekilde işkence ile yakılıp öldürülen kimseler inançları uğrunda ölmüşlerdir. Ayrıca 4. ayette geçen (قتل) ‘’kutile’’ise, edilgen geçmiş fiil kipidir, (لعن) ’’luine’’anlamında olup (rahmetten) dışlanmışlardır, yani haber cümlesidir. Bunun inşa cümlesi ve beddua ile hiçbir alakası yoktur. Bu nedenle bazı meallerde (kahrolsun, kahrolası veya canı çıksın!) gibi ifadeler çok yanlıştır. وقال آخرون: عُنِي بذلك: والسماء ذات النجوم، وقالوا: نجومها: بروجها.(تفسير الطبري) وقال الحسن وقتادة : البروج النجوم ، وسميت بذلك لظهورها . وارتفاعها (تفسير القرطبي) ورابعها: أن يكون الشاهد هو جميع الممكنات والمحدثات، والمشهود عليه واجب الوجود، وهذا احتمال ذكرته أنا وأخذته من قول الأصوليين هذا الاستدلال بالشاهد على الغائب، وعلى هذا التقدير يكون القسم واقعاً بالخلق والخالق، والصنع والصانع (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - ) وقيل: الشاهد الخلق يشهدون لله عزّ وجلّ بالوحدانية، والمشهود له بالوحدانية هو الله سبحانه، (فتح القدير) القول العاشر: الشاهد جميع المخلوقات والمشهود به وجود خالقها وإثبات صفاته (التسهيل لعلوم التنزيل) وأولي التأويلين بقوله: ( قُتِلَ أَصْحَابُ الأخْدُودِ ) : لُعِنَ أصحاب الأخدود الذين ألقوا المؤمنين والمؤمنات في الأخدود.( جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) أى : وحق السماء ذات البروج ، وحق اليوم الموعود ، وحق الشاهد والمشهود ، لقد قتل ولعن أصحاب الأخدود ، وطردوا من رحمة الله بسبب كفرهم وبغيهم (تفسير الوسيط – تفسير البغوي – ابن كثير – القرطوبي - معنى قُتِلَ في القرآن الكريم) {قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلأُخْدُودِ } أي لعن (مدارك التنزيل وحقائق التأويل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şahitlik eden ve şahitlik edilene yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
tanıklık edenle, tanıklık edilen hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şehadet edenle şehadet olunan şey [³] hakkı için
[3] Her hafta hazır olan Cuma günü ile mü'minlerin hac için hazır oldukları Arife günü veya kıyamette hazır olan mahlûkatla o günde vâki olan acayip ve garaip. Allah'la kıyamet günü - peygamberlerle ümmetleri gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şahitlik edene ve şahitlik edilene!¹
1 Mâide, 5/117; Nahl, 16/89  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve şahit olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve o Gün ilâhî mahkemede şâhitlik eden Peygamberlere, meleklere, İslâm dâvetçilerine ve kendileri için şâhitlik edilen geniş halk kitlelerine andolsun ki, inancından dolayı işkencelere maruz kalan çaresiz mazlumların intikamı mutlaka alınacaktır! Öyleyse;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Tanıklık edene de, tanıklık edilene de and olsun!
Mehmet Çakır
swap_vert close
3,4. Tanığa, sanığa yemin ederim ki, // müminlerin kuyusunu kazanların canı cehenneme!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yaşanan olaylara şahit olan tüm şahitlere, şahitlik edilenlere andolsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.
Mehmet Türk
swap_vert close
(O kıyamet gününe) şâhitlik edene ve edilene¹ yemin olsun.
1 Burada birçok görüş olmakla birlikte en zâhir olan mana; o gün hazır olup da o Kıyameti gören veya onda şahitlik edecek olanlarla, görülecek ve şehadet edilecek olan vukuatın hepsine şâmil olmak üzere her hangi bir şahit ve şahitlik edilen olaylar olmasıdır. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve O [her şeye] tanıklık eden ile [O’nun tarafından] tanıklık edileni! ²
2 Allah, evreni yaratmakla, denilebilir ki, Kendi kudretine ve eşsiz-ortaksız oluşuna “tanıklık yapar”: karş. 3:18 -“Allah O’ndan başka tanrı olmadığına [bizzat Kendisi] şahittir”- ve ilgili not 11.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şahit olan şahit olunan toplumlar şahit olsun ki. 16/89, 39/69
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
her bir tanık ve sanık şahit olsun[⁵⁶⁵¹] (da şu gerçeği ünlesin):[⁵⁶⁵²]
[5651] Veya: “şahit olan ve şahit olunan”. Bir üstteki âyet tartışmasız âhiretten söz ettiğine göre, bu âyet de aynı bağlama ait olsa gerektir. Zira Hesap Günü, “şahit olunan bir gün” (yevmun meşhûd) olarak geçer (11:103 ve ayrıca 19:37). [5652] Zımnen: Ey muhataplar: siz de şahit olun! Zira siz bu âleme sahip olmak için değil şahit olmak için geldiniz (Krş: 3:53).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve (o acı olaya) şehadet eden ve şehadet olunana ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve şâhide ve şâhidlik edilen..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şehâdet eden ve şehâdet olunana.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şahid ile meşhûda kasem ederim ki:
(Kur’ân’ı inkâr eden kâfirler mel’undurlar).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şâhid olan nebî ve şehâdet olunan ümmeti ile kasem iderim ki
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki[2],
[*] Ergenlik çağına ermiş her insan Allah'ın varlığına ve birliğine, onun kendi (rabbi) olduğuna şahit olur. Bazıları bu şahitliğin gereğini ölene kadar yerine getirir, ondan başkasına kul olmazlar. Bunlar önemli oldukları için Allah Teâlâ bunlara yemin etmiştir. Şahit olunan ise Allah Teâlâ'nın kendisidir. "Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında (erginlik çağına girdiklerinde) onları kendilerine karşı şahit tutarak "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" der. Onlar da: "Evet Rabbimizsin. Biz buna şahidiz." derler. Artık Kıyâmet günü; "biz bunun farkında değildik" diyemezsiniz. Şunu da diyemezsiniz: "Önceden ortak koşanlar babalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O batıla sapanların işlediklerinden ötürü bizi yok mu edeceksin?" (Araf 7/172) Âdemoğlunun belinden neslinin alınması, nesle sebep olan tohumun alınmasıdır. O da buluğla başlar.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Şahid olana ve şahid olunana..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve şahitlik edene ve hakkında şahitlik edilene.(2)
(2) Kıyamet gününde şahitlik edecek olanlar ve hakkında şahitlik edilecek olan kişi ve olaylar. Daha başka yorumlar da mevcuttur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı cum'a güni ḥaķķı-çun yā muḥammed yā muḥammed ümmeti yā gündüz ile gice daħı 'arefe güni ḥaķķı-çun yā ķıyāmet yā ayruķ ümmet yā ādem oġlanı
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı cum‘a güni ḥaḳḳı‐çun ve ‘arefe güni ḥaḳḳı‐çun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun şəhadət verənə və (haqqından) şəhadət verilənə (peyğəmbərlərə və onların ümmətlərinə, yaxud cümə və Ərəfə günlərinə) ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And by the witness and that whereunto he beareth testimony,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
By one that witnesses, and the subject of the witness;-(6054)
6054 The literal meaning is clear, but its metaphorical application has been explained in a variety of ways by different Commentators. The words are fairly comprehensive, and should, I think, be understood in connection with Judgement There the Witnesses may be: (1) the Prophets (3:81); Allah Himself (3:81. and 10:61); (he Recording Angels (50:21); the Sinner's own misused limbs (24:24); his record of deeds (17:14); or the Sinner himself (17:14). The subject of the witness may be the deed or crime, or the Sinner against whom the testimony cries out The appeal to these tilings means that the Sinner cannot possibly escape the consequences of his crime. He should repent, seek Allah's Mercy, and amend his life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَشَاهِدٍ
ve şahidlik edene
وَمَشْهُودٍۜ
ve şahidlik edilene
(O güne) Şahidlik edene ve (o günde) şahidlik edilene andolsun ki,
شَاهِد
Etken fiil
ش ه د
Şahidlik eden, göz önünde
مَشْهُود
Edilgen fiil
ش ه د
Şahid olunan