close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Beyyine Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ umirû illâ liya’budû(A)llâhe muḣlisîne lehu-ddîne hunefâe ve yukîmû-ssalâte ve yu/tû-zzekâ(te)(c) ve żâlike dînu-lkayyime(ti)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ancak özleri halis olarak ve onun gerçek dinine uyarak Allah'a kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekat vermeleri ve işte budur hükümleri sabit doğru kitaplardaki din de.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Oysa onlar, Dini sadece O’na halis kılan hanifler (Allah’ı birleyenler) olarak, ancak Allah’a kulluk etmek, namazı dosdoğru ikame edip (huzur ve şuurla yerine getirmek) ve zekâtı vermek dışında (yanlış ve yararsız şeylerle) emrolunmamışlardı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din bu (İslam)dır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan herşeyden uzak durmaları, namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları ve mallarının bencillik kirinden arındırılması için karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu. İşte dosdoğru din de budur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Halbuki, onların da, yalnız Hakka ve tevhide yönelerek, dininde Allaha halisane samimi davranarak Allah'a kulluk ve ibâdet etmeleri, O'nun şeriatına bağlanmaları, O'na boyun eğmeleri, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılmaları, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlıklı bir toplumun dini, insanlığı, insanî değerleri ayakta tutacak hak din, zamanla değişmeyen tabiî hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen, medeniyet budur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/36; 21/25.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Oysa onlar dini yalnız O'na halis kılan hanifler olarak Allah'a kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. İşte dosdoğru din de budur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başka şeyle emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Halbuki onlar, ancak Allah'a, O'nun dininde ihlâs sahibleri olarak, diğer bâtıl dinlerden İslâm'a yönelerek ibadet etsinler, namazı gereği üzre kılsınlar ve zekâtı versinler diye emrolunmuşlardı. İşte bu emredildikleri şey, dosdoğru hak dindir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hâlbuki dini Allah’a has kılarak, dosdoğru bir şekilde O’na ibadet etmekle, namaz kılmakla, zekât vermekle emir almışlardı. (Evet, kendilerine yalnızca böyle emredilmişti.) İşte doğru yolda olan bir milletin dini budur!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.[788]
[788] Haniflik ve doğru din hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 272-273.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onlarsa ancak, dini Allah için özden kılarak, pak Müslüman olarak, namaz kılmak, zekât vermek ile emrolunmuşlardır; doğru din işte budur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Oysa onlar, bâtıl dinlerden uzaklaşarak saf bir inançla, dini yalnız Allah'a has kılmak, O'na kulluk etmek, namazlarında dikkatli ve devamlı olmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte en doğru olan din de budur.
Cemil Said
swap_vert close
Hâlisâne du’â itmekden, Allâh’a sâdık olmakdan, namâz kılmakdan ve zekât virmekden gayri kendilerine ne emir olunuyor? Hakîki dîn budur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.
 «Hanif» deyimi için Rûm sûresi 30. âyetin açıklamasına bakınız.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na kulluk etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur.
Bak 39:11.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hak perest müvahhid (hanîfler) olarak dîni Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekâtı versinler, ve odur «dîni kayyime»
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hâlbuki onlara, dini ancak Allah’a has kılarak, şirk koşmadan sadece Allah’a kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte (Allah’ın bütün peygamberlere vahyettiği ve bütün peygamberlerin de ümmetlerine tebliğ ettiği) dosdoğru din budur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler¹ olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten², zekâtı vermekten² başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
1- Şirk koşmaksızın Allah'a yönelmiş olan. 2- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, O'na kulluk etmek ve bunu arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Halbuki onlar Allaha, Onun dîninde ihlâs (ve samîmiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibâdet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekâtı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru dîn de bu idi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (onlara) ancak, dinde ihlâslı (samîmî) kimseler, hakka yönelmişler olarak O'nun (rızâsı) için yalnız Allah'a kulluk etmeleri, namazı hakkıyla edâ etmeleri ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu ise, doğru dindir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa onlara (daha önce Tevrat ve İncil’de de) dini (kuralları koyma yetkisini) yalnız Allah’a has (özgü kılıp), hakka yönelen kimseler olarak ona kulluk etmeleri, namazı (dosdoğru) kılmaları ve zekâtı (yoksul, fakir, muhtaç ve toplumun işsizlerine) vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru (sağlam) din budur.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hâlbuki Allah’ın dinine hiçbir şey katmadan samimi (muhlisine) ve yalnızca doğru ve gerçekleri araştırarak belgeli olmak (hünefaae) şartı ile belirlediği dinde (kurallar içinde) kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekâtı vermeleri onlara emredilmişti. İşte en doğru din bunları yapmaktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlara buyrulanlar yalnız şunlardı: Allah’a yürekten bağlı olarak tapın, yalvarıya durun, zekat verin, işte dosdoğru din budur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Halbuki onlar muvahhid-i pâk olarak, dini yalnız Allah/a tahsis ederek ibadet etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı eda eylemekten başka bir şeyle emrolunmadılardı. İşte doğru yolda bulunanların dini [⁷] budur.
[7] Veya doğru dürüst din budur. Ehl-i Kitap ve müşrikler böyle bir peygamber gelinceye kadar dinimizden ayrılmayız, demişlerdi, fakat böyle bir peygamber gelince ona inanmadılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, Hakk’a yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve arınmak için [zekât] vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermek dışında bir şeyle emredilmiş değillerdir. İşte sapasağlam din budur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Oysa onlara, tertemiz bir inançla bir tek Allah’a yönelerek ve her konuda O’nun hükmüne boyun eğerek yalnızca O’na kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti; işte budur,insanı kurtuluşa iletecek dosdoğru din!Öyleyse;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oysa sadece, Namaz’ı kılmak, Zekât’ı vermek, hanîfler olarak Din’i sadece O‘na halis kılanlar olmak üzere, Allah’a kulluk etmekle emredildiler. Bu, Kayyime (Dimdik Sağlam Duran / Yürürlükte / Geçerli / Gerçek) dindir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halbuki, Allah'a tertemiz bir kalp ile ibadet etmeleri, namaz kılıp zekat vermeleri onlara da emredilmiş ve: " bütün ilahî kitapların dini budur " denmişti.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlara gönderdiğimiz kitabımızda ağır sorumluluklar yüklemedik! İnsanlardan istediğimiz şey; yeryüzündeki yaşamı sadece yasalarımıza göre kurmaları, yasamızdan ayrılmayarak hakkı adaleti gözetmeleriydi. Emirlerimi dinleyerek inançlarını göstermeleri, salat-ı ikame etmek için huzurumuza durmaları, ayetlerimle bilgilerini, bilinçlerini artırarak kendilerini özeleştiriye tabi tutmaları, hataları varsa tövbe etmeleriydi. İnsanlara yeryüzünde birçok nimetler verdik. İnsanları varlıklarla donattık. İstedik ki zekât-ı ikame ederek, her türlü dünyevi kaygılardan, dünyevi düşkünlüklerden uzak dursunlar, kötülüklerden, pisliklerden, haramlardan temizlensinler, kendilerine verdiğimiz varlıklardan Allah yolunda harcayarak arınsınlar. İnsanlar için katımızdaki en doğru yol, en doğru yaşam tarzı budur. İnsanlara sadece barışı, huzuru, esenliği koruyan bir yaşam tarzı emrettik!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Oysa) dini yalnız O’na özgü kılarak, [hanîf]ler (Allah’ı birleyenler) olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.
Mehmet Türk
swap_vert close
Hâlbuki onlar sadece, dini yalnız Allah’a has kılarak,¹ Allah’a tam inanarak, namazı dosdoğru ve devamlı kılmakla ve zekât vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din de buydu.
1 Hanif: Lügatte sapıklıktan hak yola, çarpıklıktan doğruluğa, eğriyi bırakıp doğruya giden demektir. Bu anlam İbrahim (a.s.)’ın dinine isim olmuştur ki; “başka dinlerden, bâtıl mabutlardan çekinip yalnız bir Allaha eğilen, müvahhid” demektir. Haniflik, Hz. İbrahim’in din ve milletinin sıfatı olmakla beraber yalnız ona mahsus değil, genellikle puta tapıcılığın zıddı olarak bütün peygamberlerin dini olan tevhit ve ihlas dininin adı olmasıdır. İşte hanifler, bütün bu şirk dinlerine karşı, dini Allah için tahsis etmek ve ancak Allah’a ibadet etmek üzere davet ve mücahedeyle görevli olan peygamberlerin dinlerini teşkil eden ve batıldan sakınıp Hakk’a meyleden tevhitçi Müslümanlardır. Onun için Hacc Sûresi’nde "…Öyleyse o pis putlardan sakının ve yalan söz (söylemek)ten de kaçının. (Haccı) Allah’ın birliğine, Ona (hiçbir şeyi) eş koşmaksızın tam inanarak (yapın). Allah’a eş koşan kimse, gökten düşerken kuşun kaptığı veya rüzgârın çok uzaklara sürüklediği şey, gibidir.” (Hacc: 30-31) buyurulmuştur. Bunların özeti ise haniflik, putlara tapma aşağılığından, günahtan, sahte, batıl inançlardan çekinerek Nuh’un, İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed (a.s)’ın yaptıkları gibi dini Allah için tevhid, ihlas ve istikametle doğrultmak ve onda ikilik çıkarmayıp daima doğrulukla toplanmaya çalışmaktır. "Hanif" kelimesinin türeyişi de bu mânâyı ifade etmektedir. Zira "hanif", hanef kelimesinden türemiştir. Tefsircilerin ve lügat ehlinin açıklamasına göre "hanef", meyletme ve doğru olma manalarını içine alır. Asıl hanef, yanlışlıktan doğruya, eğrilikten istikamete meyletme mânâsına konmuş, bazan meyil, bazan da sadece istikamet mânâsına kullanılır. Demek ki lügat bakımından da hanîf, daima doğruluğa meyleden demektir. Dinde doğruluk da "Evet, her kim (inandığı) iyi işleri yaşayarak, özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır. Onlar için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır." (Bakara:112) buyurulduğu üzere muhsin olarak ancak Allah’a yüz tutmak, Allah’ı Rab bilip, fiillerinde ve hareketlerinde ancak O’nun emir ve hükmüne tâbi olarak o iman üzere doğrulukta yürümektir. Bk. (Rum: 30)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Oysa kendilerine yalnızca Allah’a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O’na iman ederek bâtıl olan her şeyden uzak durmaları; ⁵ namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları ⁶ emrolunmuştu: çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlakî değerler sistemidir. ⁷
5 Hunefâ’nın (tekili hanîf) bu çevirisi için bkz. sure 2, not 110.6 Zekât terimi, burada, Müslümanların ödemekle yükümlü oldukları zorunlu vergiden daha geniş bir anlam taşıdığından (ki, isminden de anlaşılacağı gibi, gelirin ve servetin bencilliğin kirinden arındırılması demektir), yukarıdaki ibareyi “karşılıksız harcama[da bulunma]” şeklinde daha geniş bir anlamı yansıtacak şekilde çevirdim.7 Dîn terimindeki “ahlakî sistem” boyutu konusunda bkz. 109:6, not 3; (tamlayan durumundaki) el-kayyime niteleme ismi, 3. ayetin sonundaki kayyime sıfatı ile aynı anlama sahiptir. (Bu ayetteki kullanılışın lafzî karşılığı “kayyime’nin dini” iken 3. ayetin sonundaki kullanılışın karşılığı “kayyim hükümler”dir. Ancak M. Esed, her iki kullanılışın da aynı anlama geldiğini, yani kayyime’nin her iki durumda da sıfat fonksiyonu gördüğünü belirtmektedir -T.ç.n). Ahlakî sistemin yukarıdaki tanımı, vecîz haliyle, sahih dinlerin bütün temel taleplerini sergilemektedir: Allah’ın birliğinin ve benzersizliğinin ve zımnî olarak insanın Allah’a karşı sorumluluğunun kabulü; bütün bâtıl kavramlardan, değerlerden ve kararsız inançlardan, bireyin kendisine türlü şekillerde aşırı değer vermesinden (putlaştırmasından -T.ç.n.) ve bütün hurafelerden uzak durulması; ve nihayet Allah’ın bütün mahlukatına karşı şefkat ve yardım anlayışıyla yaklaşılması.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa onlar, dini/yaşamlarını sadece Allah’a has kılarak Hanifler/şirke bulaşmamış kimseler olarak Allah’a kulluk etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte insanlığın değerler sistemi/dosdoğru din budur. 6/162, 30/30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Oysa kendileri yalnızca Allah’a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O’na mahsus olduğuna iman edip bâtıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek,[⁵⁸⁴³] arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedî değerler sistemi budur.[⁵⁸⁴⁴]
[5843] Salât’ın “ibadet” anlamı için bkz: 19:59, not 65. [5844] Dînu’l-kayyimeh, takdiren dînu’l-milleti’l-kayyime olarak anlaşılabileceği gibi, sûrî izafet tabir edilen ve Arap dilinde örneği çokça görülen bir sıfat tamlaması türü olarak da okunabilir. Çevirimizin gerekçesi de budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Oysa onlar ancak, dini Allah'a tahsis ederek, O'nu birleyerek yalnız Allah'a kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı ki, en doğru din de bu idi.
Osman Fırat
swap_vert close
Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru din budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Halbuki, onlar emrolunmadılar, ancak dinde ihlas sahipleri, muvahhidler olarak ibadet etsinler ve namazı dosdoğru kılsınlar ve zekâtı versinler (diye emrolunmuşlardır). Ve işte en doğru din de budur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah'a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur. [21, 25; 16, 36]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar ancak dînlerinde hâlis ve bâtıldan 'ârî olarak Allâh'a 'ibâdet itmekle ve namâz kılmak ve zekât virmekle emr olunmuşlardı. Bu da doğrı dîndir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara (resullerimiz tarafından) sadece şu emir verilmiştir: Allah’ın dinine bir şey katıştırmadan yalnız O’na kulluk edin; namazı düzgün ve sürekli kılın, zekâtı da verin. İşte doğru din budur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oysa onlar sadece bâtıl dinlerden uzaklaşarak saf bir inançla Allah'a kulluk etmek, namaz kılmak ve zekât vermekle emrolunmuşlardı ki, dosdoğru din de zaten budur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Oysaki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı/duayı yerine getirmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı buyrılmadılar illā kim ŧapalar Tañrı’ya iħlāś eyleyicilerken aña dįni müsülmānlarken daħı ŧururalar namāzı daħı vireler zekātı. daħı şol ŧoġru dįndür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı buyrulmadılar, illā Allāha ṭapmaġa, iḫlāṣ idüp aña dīni aru i‘tiḳād‐ıla.Daḫı durġuralar namāzı, daḫı vireler zekātı. Daḫı doġrularuñ dīni oldur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Halbuki onlara əmr edilmişdir ki, Allaha – dini yalnız Ona məxsus edərək, batildən haqqa (islama) dönərək – ibadət etsinlər, namaz qılıb zəkat versinlər. Doğru-düzgün din budur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they are ordered naught else than to serve Allah, keeping religion pure for Him, as men by nature upright, and to establish worship and to pay the poor due. That is true religion.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And they have been commanded no more than this:(6228) To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith);(6229) to establish regular prayer; and to practise regular charity; and that is the Religion Right and Straight.(6230)
6228 The three eternal principles of Religion are: (1) sincere devotion to Allah; (2) Prayer and Praise as drawing man nearer to Allah and to the spiritual world; and (3) the service of Allah's creatures by deeds of practical charity. 6229 Hanif: see n. 134 to 2:135. 6230 Seen. 6226 above.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَٓا اُمِرُٓوا
ve emrolunmadılar
اِلَّا
ancak
لِيَعْبُدُوا
kulluk etme- leri için
اللّٰهَ
Allah'a
مُخْلِص۪ينَ
has kılanlar
olarak
لَهُ
O'na
الدّ۪ينَ
dini
حُنَفَٓاءَ
hanîfler
وَيُق۪يمُوا
ve ikame etmeleri
الصَّلٰوةَ
namazı
وَيُؤْتُوا
ve vermeleri
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَذٰلِكَ
ve işte budur
د۪ينُ
din
الْقَيِّمَةِۜ
dosdoğru
Hâlbuki onlara, dini yalnız O'na has kılan (hakka yönelmiş) hanîfler olarak Allah'a (hiçbir şeyi şirk koşmadan O'na âbd olup) kulluk etmeleri, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)maları, zekâtı ver(erek nefislerinin cimriliğini temizle)meleri emrolunmuştu. İşte dosdoğru din de budur.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مُخْلِص
Etken fiil-IV
خ ل ص
İhlasla bağlanan, has kılan
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
حَنِيف
İsim
ح ن ف
Hanîf (Allah'a teslim olmuş ve hakka yönelmiş olan)
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
قَيِّمَة
İsim
ق و م
Dosdoğru