close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Beyyine Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ teferraka-lleżîne ûtû-lkitâbe illâ min ba’di mâ câet-humu-lbeyyine(tu)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ancak kendilerine apaçık kesin bir delil geldikten sonradır ki aykırılığa düştüler, kendilerine kitap verilmiş olanlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra (Allah’ın ayetlerini yanlış yorumlama ve yozlaştırma çabalarından ve kıskançlık damarlarından dolayı) fırkalara ayrılmışlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bize de kitap verildi diyenler, ancak kendilerine açık ve kesin delil geldikten sonra, inanç birlikteliklerini bozdular.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte bundan sonra, müjdelenen peygamberin, kendi içlerinden görevlendirilmeyip, âdil önder Muhammed'in hak delil Kuran ile tebliğe başlamasından sonra, kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar ihtilâf çıkardılar, ayrı baş çektiler, düşman oldular.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/213-253; 3/19; 5/44-50; 10/93; 42/13-15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, ancak onlara apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belge geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böyle iken, kendilerine kitab verilenler, ancak kendilerine o hüccet (Peygamber, yahud Kur'an) geldikten sonra tefrikaya düştüler. (Kimi peygambere iman etti, kimi inkâr etti, kimi de şübhe içinde bocaladı durdu.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve ehl-i kitap, ancak kesin delil ve hüccet onlara geldikten sonra ihtilafa girdiler, dağıldılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.[787]
[787] Dinde ayrılığa düşmenin zararları hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 270-271;VII, 31-34.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kitaplılarsa, kendilerine ancak, tanık geldikten sonra, bölük bölük oldular
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Buna rağmen) kendilerine kitap verilenler, kendilerine hakikatin apaçık delilleri geldikten sonra ayrılığa düştüler. 
Bkz. 2/89  
Cemil Said
swap_vert close
Ehl-i kitâb ’alâmet-i zâhire kendilerine geldiği vakit tefrikaya düşdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ehl-i kitap ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler ancak o açık delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerçek şu ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar, ancak onlara açık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Böyle iken o kitab verilmiş olanlar ancak geldikten sonra ayrıldılar kendilerine o beyyine
Emrah Demiryent
swap_vert close
*Ehl-i kitaptan olanlar, kendilerine gelen apaçık delilden sonra ayrılığa düştüler. (Kimi, Resulümüz Muhammed’e ve tebliğ ettiklerine îmân ederek müslüman oldu, kimi de ısrarla hakkı inkâr edip küfür üzere kaldı.)
* “Ehl-i kitap”; İslâm dininin aslını bozarak, uydurmuş oldukları bâtıl inançlarının adını hıristiyanlık ve yahûdîlik koyan, Hz. Mûsâ ve Hz. Îsâ’nın [aleyhimesselâm] izinden gittiklerini iddiâ eden kâfirlerin ortak adıdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine¹ geldikten sonra ayrılığa düştüler.²
1- Gerçeği apaçık, açıklayıcı olan bilgi. 2- Hakk'ı kabul etmeye yanaşmadılar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Böyle iken kitab verilmiş olan bunlar, ayrılmadı (lar, ayrılmadılar) da ancak kendilerine o apâşikâr hüccet geldikden sonra (ayrıldılar).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böyleyken o kitab verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştü.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hâlbuki kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o beyyine (açık delil ve tebliğ yapan son elçi geldikten sonra (kimi inanmak, kimi de reddetmek suretiyle) ayrılığa düştüler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ehli kitaptan olanlar, kendilerine gelen beyyinelerden (açıklayıcı ayetlerden) sonra ayrılıklara düştüler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine Kitap verilenler onlara bu açıklayıcı belge geldikten sonradır ki bölük bölük oldular.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kitaba nâil olanlar ancak kendilerine bu aşikâr hüccet geldikten sonra tefrikaya düşmüşlerdir [⁶].
[6] Müşriklerle beraber oldular. Halleri kitapsız müşriklerden daha fenadır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.³
3 Krş. Bakara, 2/89; Şûrâ, 42/14  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama ne var ki, kendilerine kutsal Kitap emânet edilmiş olan ve Son Peygamber zuhûr eder etmez ona iman edeceklerini öne süren Yahudi ve Hıristiyanlar, asıl kendilerine bu apaçık delil geldikten sonra —Tevrat ve İncil’in müjdelediği Son Elçiyi inkâr ederek— inanç birlikteliklerini bozup hak dinde ayrılık çıkardılar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlar, ancak Beyyineler / Açık Belgeler geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ancak Kuran, tüm çıplaklığı ile gerçekleri dile getirdikten sonradır ki, ehli kitabın kafaları karıştı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendilerine kitap verilen insanlar kitapta apaçık deliller olduğu halde ayrılığa düştüler. Ayrılığa düşmelerinin nedeni içlerindeki bencillik, hırs, kıskançlıktır. Hâlbuki okudukları kitap sadece gerçeklerden söz ediyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler ancak o [beyyine] (apaçık bir elçi) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düşmüşlerdi. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Âl-i İmrân 3:19; Yûnus 10:93; Şûrâ 42:14; Câsiye 45:17.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hattâ kitap ehli, kendilerine bu apaçık delil geldikten sonra, (kendi aralarında bile) ayrılığa düştüler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama kendilerine daha önce vahiy verilenler ³ , hakikatin böyle bir kanıtı geldikten sonra [inanç] birlikteliklerini bozdular. ⁴
3 Bu tanımlama genel olup -bazı müfessirlerin ileri sürdüğü gibi- yalnız Yahudileri ve Hristiyanları değil, Peygamber Muhammed (s)’in zuhurundan önceki bütün dinî öğretilerin mensuplarını da kapsamaktadır (İbni Kesîr). (Bkz. ayrıca 3:19, not 12 ve 13.)4 Yani, onların büyük kısmı, kendilerine gönderilmiş olan ve tümü aynı temel hakikatleri tebliğ etmiş bulunan peygamberlerin öğretilerinden saptılar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Önceki vahiylere mazhar olanlar, durdular durdular da kendilerine hakikatin apaçık belgeleri Kuran geldikten sonra ayrılığa düştüler. 38/8-9, 43/31
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama önceki vahiylerin mensupları durdular durdular da, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri[⁵⁸⁴¹] geldikten sonra ayrılığa düştüler.[⁵⁸⁴²]
[5841] Bu “belgeler” önceki vahiylerde bildirilen gelecek elçilerle ilgili bilgiler olmalıdır (Eski Ahid: Tesniye 18:15-19; İncil: Yuhanna, 14:16, 26,30; Matta, 24:14-15). [5842] Zımnen: İnsanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan çağlar üstü islâmın amacı insanlığı ortak doğrular üzerinde birleştirmekti, fakat maksadı anlamayan müntesipler onu ihtilaf ve ayrılığa dönüştürdüler. Kur’an bunun sebebini de söyler: “aralarındaki kıskançlık yüzünden” (2:213). Bunun temelinde de hakikate teslim olma değil, hakikati teslim alma hastalığı yatmaktadır. İlâhî hikmet açısından bu, Allah’ın farklılığa izin vermesinin ve insan için takdir ettiği iradenin doğal bir sonucudur (11:118 ve 2:253). Bu da ilâhî hakkaniyetin şuurlu varlıklardaki yansıması olan diyalektiğin bir gereğidir. Âlemlerin Rabbi aklın inkişafını bu yasaya bağlamıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Geldiğinde ise) Kendilerine kitap verilenler (verdikleri sözde durmadılar) aralarında ayrılığa düştüler.
(Gelen Peygamber kendilerinden olmadığı için sırf hasedlerinden, onun davetini kabul etmediler.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerine O kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Halbuki, kitap verilmiş olanlar; ayrılmış olmadılar, kendilerine o hüccet geldikten sonra tefrikaya düştüler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf etmemişlerdi. [2, 213-253; 3, 19; 5, 44-50; 10, 93; 42, 13-15]
O gelince kimi inanmak, kimi reddetmek sûretiyle, onun hakkında ayrılığa düştüler. Oysa Ehl-i kitap daha önce böyle bir resulün geleceğini beklemekte ittifak içindeydiler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i Kitâb ancak kendilerine beyyine geldikden sonra tefrikaya düşüb İslâm'dan ayrıldılar. (Bi'setden evvel sıdk-ı nübüvvetde ihtilâfları yokdı).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, kendilerine o beyyine (elçi) gelinceye kadar bölünüp parçalanmaz[*].
[*] "İnsanlar tek bir topluluktu; Allah onlara, müjde veren ve uyarıda bulunan nebiler gönderdi. Onlarla birlikte gerçeği içeren kitap da indirdi ki, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hakemlik yapsın. Kitapta ayrılığa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası olmadı. O açık belgeler geldikten sonra birbirlerinin haklarına göz diktikleri için böyle oldu. Sonra Allah inanmış olanları, anlaşamadıkları konuda, kendi izniyle doğruya ulaştırdı. Allah düzenine uyanı doğruya yöneltir." (Bakara 2/213).  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ama kendilerine kitap verilenler, onlara delil geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bölük bölük olmadı anlar kim virinildiler kitābı ya'nį kāfirler illā andan śoñra kim geldi anlara ḥüccet ya'nį muḥammed.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ayrılmadı ol kişiler ki kitāb virildiler, Yehūdi ve Naṣāradan, illā özle‐rine delīller geldükden ṣoñra.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kitab əhli yalnız özlərinə açıq-aydın dəlil (Peyğəmbər və Qur’an) gəldikdən sonra (dində) ayrılığa düşdülər (onlardan kimisi Peyğəmbərə iman gətirdi, kimisi onu inkar etdi, kimisi də şəkk-şübhə içində qaldı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nor were the People of the Scripture divided until after the clear proof came unto them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nor did the People of the Book make schisms,(6227) until after there came to them Clear Evidence.
6227 The responsibility of the People of the Book is greater than that of Pagans, because the People of the Book had been prepared for the standard and straight Religion by the revelations which they had already received. Yet, when the clear evidence came in Islam, they resisted it. And what is this standard and straight Religion, free of all ambiguity, and free of all casual rights and ceremonies? They are summed up in three eternal principles, as explained in the next verse and the next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا تَفَرَّقَ
ve ayrılığa düşmedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اُو۫تُوا
kendile- rine verildi
الْـكِتَابَ
kitap
اِلَّا
ancak
مِنْ بَعْدِ مَا
o şeyden sonra
جَٓاءَتْهُمُ
onlara geldi
الْبَيِّنَةُۜ
apaçık deliller
Hâl böyleyken kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller onlara geldikten sonra (yine) ayrılığa düştüler.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَفَرَّقَ
Fiil-V
ف ر ق
Parçalanıp bölündü, ayrılığa düştü
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize