close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Beyyine Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fîhâ kutubun kayyime(tun)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O sahifelerdedir hükmü sabit doğru kitaplar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların (o sahifelerin) içinde dosdoğru (huzur ve adalet dolu) ’yazılı-hükümler’ bulunmaktadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O sahifelerde doğruluğu kesin ve açık hükümler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Okuduğu sayfalar içinde, çok kıymetli, hakkı, zamanla değişmeyen insanî değerleri, tabiî hukuk kurallarını ayakta tutan, tahrife uğramamış kitapçıklar, kitapçıklardan bölümler var.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/105; 80/13-16.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların içinde dosdoğru yazılmış hükümler vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların içinde dosdoğru 'yazılı-hükümler' vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O sahifelerde, hakkı dosdoğru açıklayan yazılı ayetler var.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
1, 2, 3. Ehl-i kitaptan ve Allah’a ortak koşanlardan olan o kâfirler, haktan ayrı sayılmazlar Allah’tan onlara bir peygamber: beyine (açık delil) gelmedikçe.. Onlara doğru yasalar ve bilgiler olan tertemiz sahifeler (vahiy mesajlarını) okuyan Allah’tan gelen bir Peygamber...
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O sayfalarda doğru hükümler vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
1,2,3. Kitaplı olan kâfirler ile Tanrıya eş koşanlar —Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber onlara, doğru yazılmış kitaplardan, arı, duru sayfalar okuyan bir tanık gelene dek — dinlerinden ayrılmış değillerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O sahifelerde, (iman ve hayatla ilgili) mükemmel öğretiler (ve hükümler) vardır.
Cemil Said
swap_vert close
2,3. Allâh’ın rasûli hakîkatlari muhtevî sahîfeleri kendilerine okudı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3. Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O sayfalarda dosdoğru hükümler yer almaktadır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3. (İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve en doğru hükümleri havi tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onda dosdoğru öğretiler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O sayfalarda, en doğru hükümler vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
«Kütübi kayyime»
Emrah Demiryent
swap_vert close
O sayfalarda (Kur’ân’da) doğru hükümler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onda değerli kitaplar¹ vardır.
1- Hükümler, öğretiler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
1,2,3. Kitablardan ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir hüccet, (ya'nî) içinde (kitabların) en doğru (hükümleri) yazılı, (baatıldan âzâde ve) temiz sahîfeleri okuyacak Allahdan bir peygamber gelinceye kadar (gûyâ intizaar edeceklerdi, dînlerinden) ayrılacak değillerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onda dosdoğru yazılar (hükümler) vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onların (o kitap hâlinde yazılan sahifelerin, Kur’an’ın) içinde dosdoğru yazılı hükümler vardır.*
(*) Buradaki (كتب)’’kütüb’’, insanlık için gerekli olan yazılı ilahi hükümler, mesajlar vs bütün konulardır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: (مفاتيح الغيب ،الرازي) وقال صاحب النظم : الكتب بمعنى الحكم كقوله : كتب الله لأغلبن أنا ورسلي [ المجادلة : 21 ] أي حكم (تفسير فتح القدير) {كُتُبٌ قَيّمَةٌ } أي أحكام قيمة ما هي الكتب؟ صحف فيها كتب، أم كتب فيها صحف؟ الأولى أن يقال: كتب فيها صحف، ولكن القرآن صحف فيها كتب، والكتب هي موضوعات، هناك موضوعات في التوحيد، وهناك موضوعات في التاريخ،:هناك موضوعات في الحكم، هناك موضوعات في المثل، هناك موضوعات في الحقائق الثابتة كأنها قواعد، هناك موضوعات في آيات كونية، هناك موضوعات في أخبار الأولين، هناك موضوعات في آيات منتزعة من واقعنا، موضوعات القرآن كثيرة، ففيه أمر ونهي، وحكمة، وفيه مثل وتاريخ، وفيه آية كونية، وفيه آية تعيشها.هذا والكتب أيضاً كتاب الطلاق، وكتاب المواريث، وكتاب معاملة الزوجة، والحقوق الزوجية، ولو تصفحت القرآن الكريم لوجدته منطوياً على كتب،،(الموسوعة النابلسي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O sahifelerin içinde çok değerli yazılar (ayetler) var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Orada dosdoğru kitaplar bulunmaktadır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
2, 3. Yani onlara Allah tarafından, dürüst-yazıları hâvi pâk sayfalar okur bir peygamber [⁵] gelinceye kadar dinlerinden ayrılmadılar.
[5] Yani ahkâmı havi Kur'an'ı okuyan bir peygamber.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O sayfalarda dosdoğru hükümler kayıtlıdır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların içinde dosdoğru yazılı gerçekler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Elçinin tebliğ ettiği bu sahifeler içinde, insanı dünya ve ahirette kurtuluşa ulaştıran dosdoğru hükümler Allah’a teslimiyet ve kulluğun mükemmel ilkeleri vardır. İşte bu özellikleri barındıran apaçık bir belgeyi yani, Kur’an’ı Allah’ın Rasulü ile o insanlara götürmezseniz onların iman etmelerini, hakka yönelmelerini bekleyemezsiniz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İçinde, bozulmamış / sağlam / geçerli yazılar var.
Mehmet Çakır
swap_vert close
2,3. Yani Allah resulü, içinde çok değerli bilgiler bulunan pırıl pırıl Kuran ayetlerini okuyana kadar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ön yargılarınızdan kurtulup gönderilen kitabı okursanız, Kitapta sizin için dosdoğru hükümler vardır. Bu hükümler sizi dünya hayatında hakka, hakikate, adalete götüren yasalardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (sahifeler)de doğru hükümler vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3. Kitap ehlinden¹ ve müşriklerden² olan kâfirler,³ kendilerine açık delil olarak, Allah tarafından gönderilen ve içerisinde en doğru hükümler bulunan, tertemiz sahifeleri okuyan bir Peygamber gelinceye kadar, (diğer kâfirlerden) ayırt edilecek değillerdi.⁴
1 Ehl-i Kitap: Kendilerine peygamberler vasıtasıyla kitap gönderilen geçmiş ümmetler demektir. Peygamber Efendimizin yaşadığı dönemde ve Arap yarımadasında “ehl-i kitap”tan anlaşılan, o bölgede yaşayan “Yahudiler ve Hıristiyanlar” idi. Bu sebeple de Kur’an kimin kastedildiğinin anlaşılması için bu Yahudi ve Hıristiyan toplumlarından önceleri ehl-i kitap olarak bahsetmiştir. Ancak daha sonra gelen ayetlerle bunların içerisinden bir kısım özellikleri taşıyanların ehl-i kitap sayılmayıp kâfir oldukları açıkça beyan edilmiştir. Kur’an’a göre Allah’a inanıp kendilerine gönderilen peygamberlere, peygamber olarak îman edenler, gerçek ehl-i kitaptır. Aslında Allah, Yahudilik ve Hıristiyanlık adı altında bir din göndermemiştir. Zira Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği dinlerin genel adı, Kur’an’a göre “İslâm Dini”dir. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise daha sonra insanların keyiflerine göre tanımladıkları dinlerin adıdır. Yahudiler ve Hıristiyanlar aşağıdaki sebeplerden dolayı ehl-i kitaplıktan ayrılmışlardır. 1- Yahudiler, Üzeyr’i, (Tevbe: 30) Hıristiyanlar da Hz İsa (a.s.)’ı Allah’ın oğlu, (Maide 17) olarak kabul etmişler ve böylece kâfir olmuşlardır. 2- Hıristiyanlar, Allah’ın dışında ayrıca hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabler edinerek kâfir olmuşlardır. (Tevbe: 31) 3- Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’a oğullar isnat ederek şirk koşmuşlardır. (Beyyine: 1-3) 4- Yahûdîler: “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir” diyerek, Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanımlayamayarak ve gerçek Tevrat’ı basit kâğıt parçalarına dönüştürerek, kendi kitaplarını dahi inkâr etmişlerdir. (Maide: 91) 5- Hıristiyanlar, “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih”tir diyerek de kesinlikle kâfir olmuşlardır. (Maide: 17) Bazıları “Gerek kitap ehlinden, gerekse müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini asla arzu etmezler. Hâlbuki Allah, Rahmetini dilediğine tahsis eder. Çünkü Allah, çok büyük lütuf sahibidir.” (Bakara 105) ayetini delil gibi göstererek, “Yahudi ve Hristiyanların bazen şirke düşseler de şirki hayat tarzı haline getirmediklerini” söyleyerek ehl-i kitap yağcılığı yapsalar da bu ve benzeri birçok ayete göre “ehl-i kitap olduğu söylenen” Yahudi ve Hristiyanlar tam bir kâfir ve müşriktir. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Nisa: 59, 162 ve dipnotları)2 Müşrik: Kur’an’da iki manada kullanılır ki biri zahirî, diğeri hakikîdir. Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a eş koşan ve birden fazla ilaha inananlardır. Buna göre Ehl-i Kitab’a müşrik denmez. Hakikî müşrik de hakikaten tevhide ve İslam’a iman etmeyen gayr-i müslimler’dir. Bu manaya göre Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanlar dahi müşriktirler. Zira bunlar zahiren tevhit iddialarına rağmen hakikatte Allah’a çocuk isnat ederler. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Bakara: 221, Tevbe: 28 ve dipnotları)3 Burada kastedilen kâfirler, öncelikle ehl-i kitaptan olduklarını iddiâ edip de Allah’a çocuk isnat edenlerdir. Bunlar, Kur’an’a ve Rasûlullah’a îman etmedikleri müddetçe kâfirdirler ve bunlar hakkında kâfirlere uygulanan hükümler uygulanır. Bk. (Bakara: 105, Mâide: 72, 73, Tevbe: 30, Ankebut: 46, Haşr: 2, 11, Beyyine: 1, 6) 4 Bunlar işte o “oku” diye okunması emrolunan Kur’ân sayfaları ve Kur’ân sûreleridir. O kâfirler, böyle temiz sayfalar okuyacak bir Allah Rasulü gelinceye kadar bulundukları hâl ve vaziyetten, din ve inançtan ayrılacak değillerdi. Öyle bir “beyyine” gelmedikçe tamamen hak ve tevhit dinini bilip de yerleşecek ve hallerini değiştirecek bir durumda bulunmuyorlardı ve bunda özürlü olabilirlerdi. Çünkü “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra: 15) âyeti bunu bildirmektedir. Fakat öyle bir beyyine, bir Allah Rasulü geldikten sonra küfre sapıp da eski hallerinden ayrılmamakta ısrar etmelerine hiç bir sebep ve mazeret olamazdı. Yani, onların foyaları, Hz. Peygamber ve Kur’an gelince ortaya çıktı. Zîrâ onlar, daha önce en doğru kimselerin kendileri olduğunu, söyleyerek halkı kandırıyorlardı. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
doğruluğu kesin ve açık hükümler ² taşıyan (vahiyler ileten bir elçi).
2 Kayyime sıfatı, burada kullanıldığı şekliyle böyle çoklu bir muhteva taşımaktadır (Râzî). Yukarıdaki pasaj, birinci ayette kullanılan munfekkîn isim-fiilinden dolayı müfessirleri büyük bir zorluk ile karşı karşıya bırakmıştır. Genel olarak bu isim-fiilin, ayetin başındaki lem-yekun ibaresi ile bir arada düşünüldüğünde şu anlama geldiği kabul edilir: onlara hakikatin kanıtı gelinceye kadar (Peygamber Muhammed (s)’in şahsında ve Kur’an’ın nüzulü ile) “vazgeçmediler” [veya “vazgeçmezlerdi”] yahut “kopmadılar” -yani, kendi sakat inançlarından: bu demektir ki, hakikatin kanıtı geldikten sonra sakat inançlarını terk ettiler. Ancak bu yorum iki sebepten dolayı hatalıdır: birincisi, çok iyi bilinmektedir ki, ehlu’l-kitâb’ın ve müşrikîn’in tümü kendilerine tebliğ edilen Kur’an mesajını kabul etmiş değillerdi; ikincisi, 4. ayette sözü edildiği gibi ehl-i kitâb, kendilerine hakikatin kanıtı “geldikten sonra [inanç] beraberliklerini bozdular” -yani, inancın temel prensiplerini ihlal ettiler. Bu bariz karşıtlık, en güzel şekilde İbni Teymiyye tarafından çözümlenmiştir (bkz. Tefsîru Sitte Suver, s. 391 vd.); benim yukarıdaki üç ayeti çeviri tarzım da bu yoruma dayanmaktadır. İbni Teymiyye’ye göre, anahtar ibare olan lem-yekun munfekkîn, “onlar vazgeçmediler” veya “kopmadılar” anlamına gelmez; ama daha çok, onlar, kendilerine Allah’ın Peygamberi tarafından doğru yol gösterilmedikçe ve ona tâbi olmayı bilinçli olarak reddetmedikleri sürece “terk edilmezler” (veya “gözden çıkarılmazlar”) -yani, “Allah tarafından mahkum edilmezler”- anlamına gelir: bu, Kur’an’da birçok defa tekrarlanan, Allah’ın hiç kimseyi bâtıl inançlarından ve eylemlerinden dolayı, doğru ile yanlışın anlamı daha önce kendisine açıkça gösterilmediği sürece hesaba çekmeyeceği şeklindeki ifadelerle de uyumludur (karş. 6:131-132 ve 17:15’in ikinci paragrafı ve ilgili dipnotlar). Bu nedenle, yukarıda işaret edilen “hakikatin kanıtı” ile yalnız Peygamber Muhammed (s) ve Kur’an değil, ama aynı zamanda bütün önceki peygamberler ve vahiyler kasdedilmektedir (karş. 42:13 ve ilgili notlar 12-14) -aynı şekilde, “doğruluğu kesin ve açık hükümler” (aşağıda 5. ayette dile getirilen) en son ve en mükemmel ifadesini Kur’an’da bulan bütün ilahî mesajları kapsamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İçinde önceki vahiylerin ölümsüz değerini bulunduran sahifeler. 12/111, 42/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(o vahiylerin) içinde (önceki) kitapların ölmez yitmez (değerleri) bulunur.[⁵⁸⁴⁰]
[5840] Son vahiy kutubun kayyimeh, tüm vahiylerin kalıcı değerlerini içinde barındırır; İslâm da dînun kayyimun (98:5) olarak tüm şeriatların kalıcı değerlerini içinde barındırır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
2,3. (Tevrat ve İncil'de va’ad buyurulan apaçık delil, yani) Allah tarafından gönderilen -içinde kitapların en doğru hükümleri yazılı- tertemiz sahifeleri okuyan Peygamber (Muhammed s.a.s.)
Osman Fırat
swap_vert close
O sahifelerde (İnsanları) sağlam tutacak kayıtlar/hükümler vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlarda dosdoğru yazılmış şeyler vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
2, 3. O kesin delil de: İçinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfaları okuyan, ve Allah tarafından gönderilen bir Resuldür. [80, 13-16; 3, 105]
Âşikâr bir delil: Resulullah (a.s.m)’dır. Onun tertemiz hayatı, dinin en bariz delilidir. Onun dürüst, güvenilir olup güzel ahlâkın bütün dallarında en mükemmel olması, ümmî olmasına rağmen ona Kur’ân gibi bir kitap verilmesi, bedevî bir toplumda tarihin en büyük ınkılabını gerçekleştirmesi, getirdiği inanç esaslarının, ibadetlerin, hükümlerin ve ahlâkî prensiplerin hep mâkul olması, ona tâbi olarak manevîyat, ahlâk ve bilimlerde muazzam ilerleme yapan yüz binlerce mükemmel insanın yetişmeleri gibi yüzlerce husus düşünülürse Resulullahı tanıma vesîlelerinin ne kadar fazla olduğu anlaşılır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O sahifelerde doğru, değerli Kitaplar vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onda ahkâm ve mev'ıza doğrı olarak yazılmışdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O sayfalarda sağlam hükümler olur.
Şaban Piriş
swap_vert close
İçinde değerli yazıların bulunduğu (sahifeler)
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onun okuduğu sayfalarda dosdoğru yazılar vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O sayfalar içindedir dosdoğru-eskimez kitaplar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
1-3. olmadı anlar kim kāfir oldılar kitāb ehli’nden ya'nį yāhūdį naśrānį daħı müşriķlerden ayırılıcılar tā gele anlara ḥüccet ya'nį muḥammed ya'nį yazılmış āyetlerdür. Tañrı’dan oķır kitāblar arınmış anlaruñ içinde kitāblardur ŧoġru.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlarda muḥkem ḥükmler vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O səhifələrdə doğru-dürüst hökmlər vardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Containing correct scriptures.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Wherein are laws (or decrees) right and straight.(6226)
6226 Qayyimah: straight, as opposed to crooked; standard as opposed to irregular; definite and permanent, as opposed to casual or temporary. Cf. 9:36; 12:40; etc.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ف۪يهَا
onda vardır
كُتُبٌ
kitaplar
قَيِّمَةٌۜ
dosdoğru
(Hiç kuşkusuz o resul onlara gelmiştir ve ona inen) O (sahifeler)de dosdoğru (olan ilâhi) kitaplar(ın apaçık hükümleri) vardır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
قَيِّمَة
İsim
ق و م
Dosdoğru