close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Beled Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felâ-ktehame-l’akabe(te)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken dayanmadı o yokuşa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak o, sarp yokuşa göğüs geremedi ve aşamadı. (Kolaycı ve sabırsız insan çetin işe katlanamadı; kolaycılığa ve ucuz kahramanlığa kapıldı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama o sarp yokuşa tırmanıp geçemedi…
Ahmet Tekin
swap_vert close
Fakat o, hayır işleyerek, kötülükleri terk ederek zor şeylere göğüs geremedi, sarp yokuşta, zorlu yolda yürüyemedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Fakat o sarp yokuşu aşmaya girişmedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Fakat o, çetin işe atılmadı, (kendisine verilen bunca nimetlere şükretmedi).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık neden o sarp yola atılmadı?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
O, sarp yokuşu çıkamadı!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
Cemil Said
swap_vert close
Fakat ’akabeden henüz geçmedi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Fakat o, sarp yolu göze alamadı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
11, 12, 13, 14, 15, 16. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne var ki zor yola katlanamadı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fakat o göğüs veremedi o (akabeye) sarp yokuşa
Emrah Demiryent
swap_vert close
Fakat (kendisine verilen nimetlerin şükrünü eda etmek üzere,) akabeyi (o sarp yokuşu) aşmaya çalışmadı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ne var ki o, sarp yokuşu aşmayı göze alamadı.¹
1- Köleye özgürlüğünü vermedi. Tutku ve kuruntuların isteklerine karşı koyamadı. Hakk'ı, hayrı, adaleti tercih etmek işine gelmedi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fakat o, sarp yokuşa saldıramadı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat (o), sarp yokuşu aşamadı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.)
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Fakat o henüz sarp yokuşa tırmanmadı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ancak o sarp yokuşa çıkamadı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte o sarp yokuşu geçemedi,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Fakat o sarp yokuşu [akabe] aşmayı denemedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ama o, zor geçide yüklenip girmedi.
(“İktahame”nin manası, kendisi için zor ve meşakkatli bir işe yönelmektir. “Akabe” zor geçit demektir. Şüphesiz zor geçitler aşılarak dağların yükseklerine çıkılır. Bu nedenle bu ayetin anlamı, “Biz ona (iyilik ve kötülük olarak) iki açık yol gösterdik” demektir. Birincisi, bu yol yükseklere gider, ama meşakkatli ve zor geçitlere sahiptir. Onu geçmek için insan nefsine, heveslerine ve şeytanın vesveselerine karşı mücadele etmelidir. İkinci yol onu uçuruma götürür. Bu yol kolaydır. Çünkü ona düşmek için bir meşakkate ihtiyaç yoktur. Kendini serbest bırakması yeterlidir. Nefsinin bağlarını gevşetmesi ile dalalete düşer. Kendisine iki yol gösterdiğimiz insan uçuruma giden yolu izlemiş ve onu yükseklere çıkartacak olan zor geçitten vazgeçmiştir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat o, kendisini yüce makâmlara iletecek Sarp Yokuşu tırmanmak için çaba harcamadı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Aşamıyor Akabe’yi (Sarp Yokuşlu’yu)!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Fakat insan, zoru göze alamadı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O sarp zorlu yokuşa girmedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Fakat) o, sarp yokuşu (aşmayı) göze almadı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Fakat o, çetin yokuşa göğüs geremedi.¹
1 Akabe: engin bir vadiden yüksek bir dağa doğru çıkan sarp yokuş demektir. İktihâm ise, hız ve baskı ile bir şeye atılmak, saldırmak, kahramanlıkla hücum etmektir. Yani o yüksek gayeye ermek için çıkılması gereken o sarp ve çetin yokuşa göğüs verip de onun zorluklarını yenmek üzere ona kendini atacak bir kahramanlık, bir yiğitlik gösteremedi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama o, sarp yokuşa tırmanmayı denemedi...
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ama ne var ki o, sarp yokuşu aşamadı. 28/77, 89/15...24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat o, (ucunda cennet olan) sarp yokuşu tırmanmak için hiçbir bedel ödemedi.[⁵⁷³⁶]
[5736] Yani: İyi olmanın bedelini ödemeye yanaşmadı, sıkıntıya gelemedi. Oysa ki Allah insanı yaratırken “meşakkatlere dayanıklı” yaratmıştı (4. âyet). Ama o, yaratılıştan taşıdığı vicdanın hakkını dahi vermeye yanaşmadı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Fakat o (kuvvetine güvenen, servetiyle böbürlenen kâfir) o sarp yokuşa atılmadı.
(Peygamberle birlikte Allah yolunda meşakkatlere katlanmadı, nefsânî arzularına gem vuramadı, şeytanın vesvesesine kandı, sapıklık yolunu tercih etti)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ama o, sarp yokuşa tırmanmayı denemedi...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat o, o sarp yokuşu geçemedi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi. )
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fakat o, sarp yokuşa atılamadı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O 'Akabeyi geçmeğe sa'y itdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ama o, sarp geçidi göze alamadı.
Şaban Piriş
swap_vert close
O zor geçidi aşamadı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat o sarp yokuşu aşamadı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Akabeye, sarp yokuşa atılamadı o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes güce görüp girmedi bilene.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Aḳabeye girmedi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Lakin o, əqəbəni (maneəni) keçə bilmədi (özünə verilən bu qədər ne’mətlərə şükür etmədi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But he hath not attempted the Ascent
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But he hath made no haste on the path that is steep.(6139)
6139 In spite of the faculties with which Allah has endowed man and the guidance which He has given him, man has been remiss. By no means has he been eager to follow the steep and difficult path which is for his own spiritual good. Cf. Matt. 7:14: "Strait is the gate, and narrow is the way, which leadeth unto life, and few there be that find it" (see also 1:6 and n. 22).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَا اقْتَحَمَ
fakat girişmedi
الْعَقَبَةَۘ
sarp yokuşa
Fakat o, sarp yokuşu (geçmek için çabasını ve gayretini sarf etmeyip bu yokuşu) aşamadı.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِقْتَحَمَ
Fiil-VIII
ق ح م
Girişti, aştı, katlandı, atıldı
عَقَبَة
İsim
ع ق ب
Sarp yokuş