De ki kim Cibrîl'e¹ düşmansa, bilsin ki O² onu³ iki eli arasındakileri⁴ tasdik edici ve müminler için bir hidayet ve müjde olarak; Allah, bilgisi dâhilinde5 senin kalbine çokça indirdi.
1– “Allah’ın düzeltici, onarıcı olan vahyine. “Cibrîl, düzeltici, onarıcı ve düzenleyici olan vahiy” demektir. Cebr sözcüğü; zorlamak, tamir etmek, düzeltmek; kırılmış, bozulmuş şeyleri onarıp tekrar işe yarar hale getirmek” demektir. Hükümdarlara cebbar denmesinin nedeni, insanları dilediği işe zorlamasından ya da onların işlerini düzeltmesinden dolayıdır. “Cibril, cebr ve îl sözcüklerinden oluşmuş bir isim tamlamasıdır. Îl sözcüğü eski Arapçada Allah demektir. Tamlama şeklindeki “Cibr-îl veya Cebra-îl sözcükleri ise Allah’ın gücü, onarması, düzeltmesi ve düzenlemesi anlamına gelmektedir. Bu iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan isim tamlaması, “Allah’ın düzeltici, düzenleyici olan vahyi” anlamına gelmektedir. Zira vahiy; bozulan, sapkınlaşan toplumları yeniden onarmak, düzeltmek için gönderilmiştir. Cebr sözcüğü kırılmak anlamına gelen kesr sözcüğünün karşıtıdır. Bu da kırılan bir şeyin onarılması demektir. Zamirler doğru isimlere gönderildiğinde de görülecektir ki Cibril indiren değil, indirilendir. Ayrıca Kur’an’ın bizzat Allah tarafından indirildiği yüzlerce ayette belirtilmektedir. İsraîl, İsmaîl, Azraîl vb. isim tamlamaları da bu tür tamlamaya örnek verilebilir. Birçok ayette vahyin Allah tarafından doğrudan indirildiği bildirilmesine rağmen, Cibrîl’e “vahiy meleği” denmesi doğru değildir. (Örneğin 2:23,90,99; 3:3; 4:136;7:196; 15:9, 16:44,89; 17:106; 18:1; 42:17: 76:23)
2- O/Allah.
3- Onu/Cibrîl’i. “o” ve “onu” zamirleri üçüncü şahıs zamirleridir. Ayetteki “onu” zamiri, ayetin kendi içindeki “Cibrîl” sözcüğüne dönmektedir. “Bilsin ki şüphesiz O” ifadesindeki “O” zamiri ise Allah’ı göstermektedir. Yani Cibrîl indiren değil, inendir.
4- Ehli Kitap’ın yanında bulunan Kitapları. 5. “Allah’ın izni ile”, terkibi Allah’ın bilgisi dâhilinde, Allah’ın bilgisi gereği gibi anlamlara da gelmektedir.