close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 93. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż eḣażnâ mîśâkakum verafa’nâ fevkakumu-ttûra ḣużû mââteynâkum bikuvvetin vesme’û(s) kâlû semi’nâ ve’asaynâ ve uşribû fî kulûbihimu-l’icle bikufrihim(c) kul bi/semâ ye/murukum bihi îmânukum in kuntum mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: O vakit sizden kesin söz almıştık, Tur dağını üstünüze yüceltmiştik. Size verdiğimizi azimle tutun, dinleyin demiştik. Onlar da duyduk demişlerdi ve asi olduk. Buzağı sevgisi, küfürleri yüzünden ta iliklerine işlemişti. İnanmışsanız inancınız, ne de kötü ve pis şey emrediyor size.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani sizden misak (kesin söz) almış ve Tûr’u (kaldırıp) üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve (emirlerini) dinleyin" (demiştik). Onlar ise (tam aksine): "Dinledik ve (ama) isyan ettik" demişlerdi. (İşte bu) İnkârları yüzünden (altın) buzağı (servet tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "Eğer (gerçekten) inanıyorsanız, (düşünüp söyleyin, bu bâtıl) inancınız size ne kötü şeyler emredip durmaktadır?" (Ve bugünkü münafıkların tavrı da aynıdır; acaba bu nasıl bir imandır ki, vicdanları Siyonist Yahudiler ve Haçlı emperyalistlerle dostluk kurmaktan ve onlara tâbi olmaktan rahatsızlık duymamaktadır?)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz o zaman Tur Dağı'nı üzerinize yükseltip, size verdiğimiz ilâhî buyruklara bütün gücünüzle sarılın ve kulak verin diye Musa ile sizden bir söz almıştık. Bütün bu hatırlatmalara rağmen onlar: “Dinledik anladık ama karşı geliyoruz” demişlerdi. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeleri sebebiyle, bunların kalplerini buzağı sevgisi kaplamıştır. De ki: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şeyleri emrediyor.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir zamanlar sizin kesin sözünüzü, taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın.Tûr'u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz kitaba, sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın, iyice kulak verin" demiştik. Onlar: “Sözünü duyduk ve emrine isyân ettik" dediler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrarları sebebiyle kalplerine, akıllarına buzağı putunu yerleştirdiler. Onlara: “Mü'min olmakla alâkanız varsa eğer, imanınız size ne kötü şey emrediyor, ne kötü rehberlik ediyor" de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani, sizden kesin bir söz almıştık ve Tur dağını üzerinize doğru yüseltmiştik. "Size verdiğimize sıkı sıkıya yapışın ve bildirileni duyun." Onlar: "Duyduk ve başkaldırdık" dediler. İnkarcılıklarından dolayı buzağıya olan tutku onların kalplerine iyice yerleştirilmişti. De ki: "Eğer iman sahibi iseniz, sizin imanınız size ne kadar fena şeyler emrediyor!"
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): 'Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin' (demiştik). Demişlerdi ki: 'Dinledik ve isyan ettik.' İnkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: 'İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakıt: “- Size verdiğimiz Tevrat'ı kuvvetle tutun, emirlerini dinleyip gereğince amel edin.” diye Tur'u üzerinize kaldırıp sizden sağlam ahd almıştık. Onlar: “-Kulağımızla işittik, kalbimizle isyan ettik.” demişlerdi. Çünkü küfürleri sebebiyle kalblerine buzağı sevgisi sinmişti. Habibim, onlara şöyle de: “Eğer siz mümin olsanız, imanınız size buzağıya tapın ve Kur'an'ı inkâr edin diye” çirkin şeyleri emretmezdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine bir vakit sizden söz aldık. Tur dağını üstünüzde yükselttik (manen veya maddeten.) “(Bu Tur dağından size gelen) İlahî vahiyleri kuvvetle tutun ve dinleyin” dedik. (Bu söze muhatap olanlar hal dilleriyle:) “İşittik ve isyan ediyoruz” dediler. İnkârcılıklarından dolayı, buzağı sevgisi kalplerine nüfuz ettirildi. Söyle: “Eğer mümin (dindar) iseniz, bu dininiz size ne kötü şeyler emrediyor.” (Demek dindar değilsiniz.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hatırlayınız ki, “Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri dikkatlice dinleyin” diye sizden söz almış ve Tûr'u üzerinize kaldırmıştık. Onlar, “İşittik ve isyan ettik” dediler. İnkârları sebebiyle buzağı sevgisi gönüllerine dolduruldu. De ki: “Eğer inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, sizden ahit alıp, üstünüze Tûr'u yükseltmiş idik: «Size verileni kuvvetle tutarak dinleyesiniz» demiş idik biz, dediler ki: «Hem dinledik, hem azdık»; küfürleri yüzünden, buzağı sevgisi yüreklerinde yer tutmuş idi, diyesin ki: «Eğer inanmışsanız, inancınız sizlere ne kötü buyurur!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani, “Size verdiğimiz Tevrat'ı kuvvetle tutun, emirlerini dinleyip gereğince amel edin” diye Tur'u üzerinize kaldırıp, sizden sağlam söz almıştık. Onlar da “Kulağımızla işittik, kalbimizle isyan ettik.” demişlerdi. Çünkü küfürleri sebebiyle kalplerine buzağı/madde sevgisi sinmişti. Onlara de ki: “Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor.” 
Bkz. 4/154, 7/171Burada o günün Yahudileri üzerinden Müslümanlara ve bütün insanlara bir mesaj var. Yahudilerin vaktiyle Tevrat’taki ilahi emirleri uygulama konusunda kesin söz vermelerine rağmen ortaya koydukları davranışlar yadırganıyor. Bu örnekten hareketle, Hz. Muhammed aracılığıyla gelen vahiy mesajının muhataplarının da aynı duruma düşmemesi konusuna dikkat çekiliyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Sizin ’ahid ve mîsâkınızı kabûl itdiğimiz ve sizin başlarınızın üzerine Cebel-i Tûr’ı ref’ iylediğimiz vakit size kânûnlarımızı dinleyiniz ve kuvvet-i kalb ile icrâ idiniz dimişdik. "Evet işitdik fakat itâ’at itmeyeceğiz" didiler. Kalbleri henüz dana i’tikâdından kurtulamamışdı. Ânlara di ki "Eğer bir i’tikâdınız var ise o size pek fenâ ilkââtda bulunuyor."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor?"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!
İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. âyetine bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hatırlayın ki sizden sağlam bir söz almış, dağı da üzerinize kaldırmıştık. “Size verdiklerimize sımsıkı sarılın, söylenenlere kulak verin” demiştik. Onlar, “İşittik ve isyan ettik!” dediler. İnkârları yüzünden kalpleri buzağı sevgisiyle dopdoluydu. De ki: “Eğer böyle inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hatırlayın ki, Tûr dağının altında sizden söz almış: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayın, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!
 Yahudiler Tevrat’tan edindikleri bilgilere göre bir peygamber geleceğini biliyorlardı ve bunun kendilerinden geleceğini düşünerek ondan faydalanmanın planlarını yapıyorlardı. Bekledikleri peygamber Araplardan gelince onu inkâr ettiler. 89. âyette buna işaret edilmiştir. Onlar aslında Hz. Musa’ya da hakkıyla inanmış değillerdir. 92. âyette ifade edildiği gibi Hz. Musa nice mucizeler getirdiği halde o Tûr’a gidince buzağıya taptılar.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: "Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin." Fakat "Dinledik ve karşı geldik," dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: "İnanmışsanız, inancınız size ne de kötü yön veriyor!"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir vakit size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve dinleyin diye Turu tepenize kaldırıb misakınızı aldık, dinledik ısyan ettik dediler, ve küfürleriyle danayı kalblerinde iliklerine işlettiler, eğer, de: sizler mü'minlerseniz iymanınız size ne çirkin şeyler emrediyor?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, bir zamanlar sizden (atalarınızdan) söz almıştık. Tûr dağını üzerlerine kaldırarak, “Size verdiğimize (Tevrât’ın hükümlerine) sımsıkı sarılın ve (emirlerimizi) dinleyin (itaat edin)!” buyurmuştuk da, onlar, “İşittik ve (emrine) isyan ettik!” demişlerdi. Küfürleri sebebiyle buzağı heykelinin sevgisi, onların kalplerine iyice işlemişti. (Habibim! Onlara) de ki: “Eğer siz (iddiâ ettiğiniz gibi, Tevrât’a) inanan kimseler olsaydınız, îmânınız size kötü şeyler emretmezdi. (Kâfir olmanıza sebep olan, sapık) inancınızın size emrettiği şey ne kötüdür!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani sizden, “Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin.” diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık¹. Demişlerdi ki: “Dinledik ama itaat etmiyoruz.” Küfürleri yüzünden kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: “Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!”
1- Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir vakit «Size verdiğimiz (Tevrat) ı kuvvetle tutun (ona sımsıkı yapışın, söz) dinleyin» (diye) «Tur» u tepenizin üstüne kaldırıb sizden te'mînatlı va'd almışdık. «(Kulağımızla) dinledik, (kalbimizle) isyan etdik» demişlerdi. (Çünkü) küfürleri yüzünden özlerine buzağı (bir su gibi) içirilmiş (iyice işlemiş) di. De ki: «Eğer mü'min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor.»
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hani sizin sağlam sözünüzü almış, Tûr'u da üzerinize kaldırmıştık. (Şöyle demiştik:)“Size verdiğimizi (Tevrât'ı) kuvvetle tutun ve (emrettiklerimizi) dinleyin!” (Onlar ise:)“İşittik ve isyân ettik!” dediler de inkârları sebebiyle kalblerine buzağı (sevgisi) içirildi, (o muhabbet, âdetâ iliklerine işledi). (Ey Resûlüm! Onlara) de ki: “Eğer mü'min kimseler iseniz, inancınızın size kendisiyle emretmekte olduğu şey ne kötüdür!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman Tur’u (dağı) üzerinize (atalarınızın üzerine) yüksek tutarak (dağın eteğinde) size (daha önce) verdiğimiz buyruklara bütün gücünüzle sarılın ve kulak verin diye (Musa ile) sizden bir söz almıştık. Ama onlar (yani atalarınız kulaklarımızla sözü) dinledik (fakat) âsi olduk (gereğini yerine getirmedik) demişlerdi. Oysa inkârları sebebiyle Buzağının sevgisi, tâ gönüllerine işlemişti. (Resulüm!) De ki: "Eğer (gerçekten) inanıyorsanız, (düşünüp söyleyin, bu bâtıl) inancınız size ne kötü şey emredip durmaktadır?” *
(*)“İnkârları yüzünden gönülleri buzağı sevgisiyle dopdoluydu” anlamındaki ifadeden, İsrâiloğulları’nın, asırlarca Mısır’da kalmalarının bir sonucu olarak, Mısırlılar gibi sığıra kutsallık atfetmelerinin kastedildiği düşünülebilir (bk. Bakara 2/51, 54, 67; A‘râf 7/152; Tâhâ 20/85-96). Her ne sebeple olursa olsun bu durum inkâr etmelerinin bir sonucuydu. Medine yahudileri, “Biz sadece bize indirilene inanırız” diyorlardı. Oysa onların inanç tarihleri, belirtildiği gibi bir sürü sapmalarla doluydu; onun için de onların yanlış inançları kendilerine böyle çok kötü şeyler emrediyordu; Hz. Peygamber’i ve Kur’an’ı reddetmeleri de bu kötülüklerden biriydi. Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 158-159) Ayrıca Tur Dağı, yerinden kaldırılmamış, bilakis altında, eteğinde böyle bir misak onlardan alınmıştı.’’ Yine en doğrusunu Allah bilir’’  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizden sağlam bir söz almıştık ve bunun karşılığında da, sizin şanınızı yüceltmiştik. Sonra “Allah’ın size verdiklerine sımsıkı sarılın ve mesajlara kulak verin” demiştik. Onlarda “İşittik ama isyan ediyoruz” demişlerdi. Daha önce inkâr etmelerinden dolayı, buzağı sevgisi onların kalplerine yerleştirildi (içirildi). Deki “Eğer inanıyorsanız, şu anda imanınızın emrettiği inkârınız, ne kadar kötü şeydir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Biz sizden söz almıştık da Sina dağını başınızın üstüne yükseltmiştik. « Size verdiğimiz Kitap’a sımsıkı sarılın, onu dinleyin» demiştik. Onlar: « Dinledik, yine de karşı koyuyoruz dediler. Allah’ı tanımadıkları için buzağı sevgisi onların iliklerine kadar işlemişti. Onlara de ki: « Eğer siz inanan kimselerseniz, bakın bu inancınız sizi ne kötü şeylere sürüklüyor.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani sizden misak alıp üzerinize Tur/u kaldırmış. «size verdiğimiz Kitabı kemal-i ciddiyet ile alın, emirlerini dinleyin, demiştik. Onlar «dinledik, karşı koyduk» [⁸] demişlerdi. Küfürlerinden dolayı kalplerine buzağı muhabbeti yerleşmişti. Onlara de ki, mü/min iseniz imanınız size ne kötü şey emrediyor!
[8] Sözünü dinledik, emrine karşı koyduk.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani sizden kesin söz almış ve Tur’u üzerinize yükseltmiştik. “Size verdiğimiz şeyi kuvvetle alınız ve dinleyiniz.” Dediler ki: “Dinledik ve isyan ettik.” İnkârları sebebiyle onların kalplerine buzağı sevgisi yerleşti⁶⁴ [uşribû]. Onlara de ki: “Eğer inanan kimseler iseniz, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
64 Buzağıya tapma arzusu adeta iliklerine kadar işledi anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani sizden kesin bir söz almış ve Tur'u (tehdit olarak) tepenize dikmiştik de, “Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin” demiştik. (Ama onlar,) “Dinledik ve karşı geldik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı sevgisi kalplerine içirilip sindirilmişti. De ki: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz, (bu durumda) imanınız size pek de kötü bir şeyi emretmektedir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani, Sînâ dağını üzerinize yıkılacakmış gibi kaldırıp:“Size bahşettiğimiz ilâhi prensiplere sımsıkı sarılın ve içindeki emir ve tavsiyelere kulak verin!” diye sizden kesin bir söz almıştık. Ne var ki, onlar: “İşittik, fakat isyan ettik!” dediler. Bunun üzerine, inkâr etmeleri sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Azgınlıklarının doğal bir sonucu olarak, buzağıya tapma arzusu, tüm benliklerini kaplayarak gönüllerine sindi, âdetâ iliklerine kadar işledi ve bütün duygu, düşünce ve davranışlarına damgasını vuran en önemli etken oldu.Ey Peygamber! Sadece önceki kitaplara inanmakla mümin olacaklarını zanneden bu kâfirlere de ki: “Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçekten inanıyorsanız, şu sözde imanınız size ne kötü şeyler emrediyor! Bu ne tuhaf bir imandır ki, sahibini günaha, isyankârlığa ve Allah’ın ayetlerini inkâra sevk ediyor!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, sizin mîsâkınızı (açık ve kesin bağlılık sözünüzü) aldık. Tûr’u / Dağ’ı üzerinize kaldırdık. Size verdiğimiz şeyi kuvvet ile tutun, işitin! “İşittik, isyan ettik!” dediler. İnkârları sebebiyle Dana / Buzağı sevgisine-tutkusuna kapıldılar. De ki: “İnanmışsanız, onunla ilgili, sizin inancınız size ne kötü şeyler emrediyor / yaptırıyor!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatırlayın ! Hemen üstünüzdeki yüce Tur dağında sizden söz almış: " verdiklerimize sımsıkı sarılın ve kulak verin " demiştik. Bunlar, o zaman da: " hem dinler, hem itiraz ederiz " demişler, içlerindeki inkar boşluğunu buzağı sevgisi ile doldurmaya çalışmışlardı. Resulüm onlara deki: " meğer sizin imanınız size ne kadar da kötü şeyler yaptırmış ? Eğer inancınız bu ise durum çok vahim. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! Tur’u tepenize dikerek sizden söz almıştık! "Size verdiğimiz Kitaba sımsıkı sarılın; ona kulak verin!" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik!" demişlerdi. Kalplerinde buzağı sevgisi vardı. Ne söylenirse söylensin aldırmıyorlardı. Verdikleri sözleri yerine getirmiyorlardı. Onlara de ki; “Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz sevginizin, imanınızın emrettiği şey ne kötüdür. Siz hem Tevrat’a inanıyoruz diyorsunuz, hem Tevrat’ın yasalarına uymuyorsunuz. İnandığınız halde Allah’ın yasalarına uymamak ne demek? Eğer gerçekten inanıyorsanız bunun üzerine iyice düşünün! Bir insan hem Allah’a, hem Kitabına inandığını söyleyecek, üstüne Allah’ın yasalarına uymayacak öyle mi? Böyle bir sonuca nasıl varıyorsunuz?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) [*] Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. [*] (Onlara) “Size verdiğimizi kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun); [*] (ondaki gerçekleri) dinleyin!” (demiştik). Onlar ise “İşittik ve isyan ettik.” demişlerdi. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı(ya tapma sevgisi) içirilmişti [*] (doldurulmuştu). De ki: “(Böyle) inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü’minûn 23:20 ve Tîn 95:2’dir.,“Dağın kaldırılması” mecaz olarak “dağın sarsılması ve durumun sıkıntı vermesi” olabilir.,Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.,İnkârcıların kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulmasının sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani insanların kararlı bir şekilde inkar etmesi, inkarcılığı sürdürmesi inkâr “sebep”, bunun sonucunda kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulması ise “sonuç”tur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Bir zamanlar dağı (bir gölgelik gibi) üzerinize kaldırarak Sizden bağlayıcı söz almış ve: “Eğer Allah’tan hakkıyla sakınmak istiyorsanız size verdiğimiz (kitaba) sımsıkı sarılın ve ona kulak verin.” (demiştik.)¹ Kâfirlikleri sebebiyle buzağı sevgisi² gönüllerine iyice yerleştiği için, onlar da: “İşittik ve isyan ettik.” demişlerdi. (Ey Muhammed!) Onlara: “Eğer inanıyorsanız, îmanınız size ne kötü şeyler emrediyor!” de.
2 Yani, ölümden sonraki hayatın tamamen size ait olduğuna inanıyorsanız, böyle elemler ve kederlerle dolu şu üç beş günlük Dünya hayatına niçin bu kadar sarılıyor ve zillet içerisinde yaşayarak tüm insanların başına belâ oluyorsunuz.3 Yahûdîlerin bu tür iddiâları ile ilgili olarak Bk. (Bakara: 111, Mâide: 18)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz o zaman, Sina Dağı’nı üzerinize kaldırıp, “Size emanet ettiğimiz şeye [bütün] gücünüzle sarılın ve ona kulak verin!” [diyerek] sizden kesin bir taahhüt almıştık. [Bütün bu hatırlatmalara rağmen] onlar: “Dinledik, ama itaat etmiyoruz!” derler. ⁷⁷ Zira, hakikati reddetmeleri yüzünden bunların kalplerini [altın] buzağı sevgisi kaplamıştır. ⁷⁸ De ki: “Ne kötü (şu) inancınızın sizi yönelttiği [şey]! Eğer gerçekten bir şeylere inanıyorsanız.”
77 Onların bu sözleri fiilen telaffuz etmedikleri açıktır; ancak sonraki davranışları yukarıdaki mecazî ifadeyi teyid etmektedir.78 Lafzen, “hakikati inkar etmelerinden dolayı kalplerine buzağı yerleştirilmiştir”: Yani, öncekiler Hz. Musa’nın teklif ettiği hakiki mesajdan uzaklaştıktan sonra “altın buzağı” ile sembolize edilen maddî nesnelere tapınmaya başladılar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir vakit de sizin liderinizi (tur) dağına davet ederek misak/söz almış; “Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve vahye kulak verin.” demiştik. Siz de “İşittik ama isyan ediyor inanmıyoruz.” demiştiniz ve bu inkârınızdan dolayı buzağı dünyalık sevgisi kalplerinize yerleşmişti. De ki: “Gerçek karşısındaki inancınız size ne kötü şey emrediyor öyle.” 4/154, 43/46...52, 7/171
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Hani, bir zaman da (Sina) Dağı(nı) üzerinize yükselterek sizden kesin söz almıştık: “Size gönderdiğimiz mesajı hayata uygulayın ve artık hakikati duyun!” Buna karşın “İşittik ve itaât ettik/isyan ettik” dediler.[¹⁶⁹] Küfürleri sebebiyle buzağı (heykeli) gönüllerinde taht kurdu.[¹⁷⁰] De ki onlara: İmanınız size ne fena şeyler yaptırıyor? Tabii ki gerçekten inanıyorsanız!..[¹⁷¹]
[169] Onların tavrı, hem “itaat etme” hem de “isyan etme” anlamına gelen tevriyeli bir kelime ile ifade ediliyor (‘Asânın bu özelliği için bkz: 4:46, not 71, ayrıca krş: Âyet 104). Dilleriyle itaat edeceklerini söylerken, kalplerinden tersini geçirmiş olmalılar. Bir yoruma göre onlar hâl diliyle bunu ifade etmişler, ilâhî mesajı işittikleri hâlde onu uygulamayarak fiilen “uygulamayacağız” demişlerdir (Ebu Müslim’den nkl: Râzî). [170] Lafzen: “Buzağı kalplerine içirildi”. Metinde edilgen fiil kullanılması, tüm dikkatleri işin failine değil de fiilin bizzat kendisine çekmek içindir. [171] Aslında iman keşfedilmemiş defineye benzer. Onun sahibine yararı ancak keşfedilmesiyle mümkündür. İmanın keşfi ise sahibini iyiye, doğruya ve güzele götürebilecek iktidara sahip olmasıyla kendini belli eder. İnanç mücerret olarak her zaman sahibine yararlı bir unsur değildir. Sahibini kötü yola götüren inanç da vardır. Bu nedenle asıl olan bir inanca sahibi olmak değil, sahibine doğruyu emreden bir inanca sahip olmaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yine bir vakit (atalarınıza, dolayısıyle size de) 'Size verdiğimizi (Tevrat'ı) kuvvetle tutun, (ondaki hükümlerle amel edin, emir ve yasaklarını) dinleyin (itaat edin) diye emretmiş, Tur'u tepenizin üstüne kaldırıp sizden kesin bir söz almıştık, (fakat atalarınız dilleriyle) "Dinledik (itaat ettik, kalbleri ile ise) İsyan ettik” demişlerdi, (çünkü) küfürleri yüzünden kalblerine buzağı (sevgisi) iyice yerleşmişti. (Ey Muhammed) De ki: Eğer mümin kimselerseniz, size imanınız ne kötü şeyler emrediyor! (Ki siz Rabbinizle anlaşma yaptığınız halde "İsyan ettik" dersiniz, Peygamberleri öldürür, buzağı sevgisini kalbinizden bir türlü söküp atamazsınız, böyle kötü davranışlar hiç iman ile bağdaşır mı? buna rağmen onlar ahiret nimetlerini de kimseye bırakmazlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyân ettik. " dediler. İnkârlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o zamanı hatırlayınız ki, sizin misakınızı almıştık. «Size verdiğimiz şeyi kuvvetle alınız ve dinleyiniz,» Diye üzerinize Tûr dağını kaldırmıştık. Demiştiler ki: «İşittik ve isyan ettik.» Ve onların küfürleri sebebiyle kalblerinde buzağı (muhabbeti) yerleştirilmişti. De ki: «Size imânınız ne kötü şey emrediyor, eğer mü'minlerseniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin” diye Tur'u (Dağı) tepenize kaldırıp sizden (atalarınızdan) kesin söz aldık. Onlar: “Dinledik ve fakat isyan ettik. ” dediler. Çünkü kâfirlikleri sebebiyle buzağıya tapma sevgisi iliklerine işlemişti. De ki: “Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. İnkarlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki sizden 'ahid ve mîsâk aldık ve dağ parçasını üstünüze kaldırdık ve size virdiğimizi (Tevrat'ı) kuvvet ve 'azim ile alınız ve onı dinleyiniz didik, onlar (kendilerinden 'ahid aldığımız eslâfınız) işitdik ve 'âsî olduk didiler. (Tapdıkları) buzağının muhabbeti küfürleri sebebiyle onların kalbinde yer itmişdi (Yâ Muhammed) onlara di ki: Eğer (didiğiniz gibi) îmân idenlerden iseniz bu îmân size ne fenâ şey emr idiyor?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün Tur’u tepenize kaldırarak[1] sizden kesin söz almış, “Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!” demiştik. Siz de “Dinledik ve sıkı sarıldık"[2] demiştiniz. Oysa âyetleri görmezlikten gelmeniz sebebiyle buzağı tutkusu içinize işlemişti[3]. De ki “Kendinizi mümin sayıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!” [4]
[1] "Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. Size verdiğimizi sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz" dedik." (Araf 7/171) [*] Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından meâlde bu sanat yok sayılmıştır (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu). [4] Bir taraftan inandık ve sıkı sarıldık diyorsunuz, diğer taraftan buzağı tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir vakit de sizden üzerinize dağı kaldırarak kesin söz almıştık:-Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik.-İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki:-Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine hatırlayın ki, üzerinize Tur Dağını yükselterek sizden söz almış, “Size verdiğimize bütün gücünüzle sarılın ve ona kulak verin” demiştik. Onlar ise “İşittik ve isyan ettik” dediler. Çünkü inkârları yüzünden buzağı sevgisi onların iliklerine işlemişti. De ki: Eğer siz mü'min iseniz, inancınız sizi ne kötü şeylere teşvik ediyor!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hani, kesin söz almıştık sizden de Tûr'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin!" demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve isyan ettik." İnkârları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim ŧuttuķ aḥduñuzı ķavluñuzı. daħı götürdük sizüñ üzere ŧaġu “dutuñ anı kim virdük size, becidlig-ile; daħı isidüñ.” eyittiler: “işiddük daħı āsį olduķ.” daħı ķarışturınıldılar göñülleri içinde buzaġuyı ya'nį buzaġu bu sözi yañśulamakdur küfürleri sebebinden. eyit: “ne yavuzdur ol nesene kim buyurur size anı inanduġuñuz; eger olursañuz mü’minler!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim alduḳ ‘ahdlerüñüzi, daḫı götürdük üstüñüze Ṭūr ṭaġını.Eyitdük ki: Aluñuz size virgen kitābı cidd [ü] cehd‐ile. Daḫı işidüñ, ḳabūl ey‐leñüz. Eyitdiler: İşitdük, daḫı ‘āṣī olduḳ. Daḫı içdiler yürekleri içinde bu‐zaġu muḥabbetini küfrleri‐y‐le. Eyit yā Muḥammed: Ne ḳatı yaman buyu‐rur size īmānuñuz kāfir olmaġa, eger siz mü’min olsañuz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yadınıza salın o vaxtı ki, Biz sizdən əhd alıb, Tur dağını başınızın üstünə qaldırmış və: “Sizə verdiyimizdən (Tövratdan) möhkəm yapışın, (oradakı hökmləri) eşidin!” (demişdik). Onlar (sizin ata-babalarınız) isə: “Eşitdik və (o hökmlərə) qarşı çıxdıq (əməl etmədik)!” – dedilər. Çünki küfrləri üzündən buzovun məhəbbəti qəlblərini bürümüşdü. (Ya Rəsulum!) Onlara de: “Əgər iman gətirmisinizsə, imanınızın sizə belə əmr etməsi necə də pisdir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when We made with you a covenant and caused the Mount to tower above you , (saying): Hold fast by that which We have given you, and hear (Our Word), they said: We hear and we rebel. And (worship of) the calf was made to sink into their hearts because of their rejection (of the Covenant). Say (unto them): Evil is that which your belief enjoineth on you, if ye are believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember We took your covenant and We raised above you (the towering height) of Mount (Sinai): (Saying): "Hold firmly to what We have given you, and hearken (to the Law)(97)": They said:" We hear, and we disobey(98):" And they had to drink(99) into their hearts (of the taint) of the calf because of their Faithlessness. Say: "Vile indeed are the behests of your Faith if ye have any faith!"
97 Cf. the introductory words of 2:63, which are the same as the introductory words here, but the argument is developed in a different direction in the two places. In 2:63, after they are reminded of the solemn Covenant under the towering height of Mount Sinai they are told how they broke the Covenant in after ages Here, after they are reminded of the same solemn Covenant, they are told that even then they never meant to observe it. Their thought is expressed in biting words of sarcasm. They said in words: "All that the Lord hath spoken, we will do" But they said in their hearts: "We shall disobey." 98 What they should have said was: "We hear and we obey": this is the attitude of the true men of Faith (2:285). (Cf. 2:285, 8:21 , and 24:51). 99 After the Commandments and the Law had been given at Mount Sinai, and the people had solemnly given their Covenant,. Moses went up to the Mount, and in his absence, the people made the golden calf. [The word ushribu which occurs in the verse seems to suggest, as the noted Tabi'i Qatadah is reported to have said, that their hearts were saturated with the love for the calf. See Ibn Kathir, Commentary on the verse 2:93, (Eds.)]  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
اَخَذْنَا
almıştık
م۪يثَاقَكُمْ
sağlam sözünüzü
وَرَفَعْنَا
ve kaldır- mıştık
فَوْقَكُمُ
üzerinize
الطُّورَۜ
Tûr'u
خُذُوا
tutun
مَٓا
o şe- yi ki
اٰتَيْنَاكُمْ
size verdik
بِقُوَّةٍ
kuvvetle
وَاسْمَعُواۜ
ve dinleyin
قَالُوا
dediler
سَمِعْنَا
işittik
وَعَصَيْنَا
ve isyan ettik
وَاُشْرِبُوا
ve kendile- rine içirildi
ف۪ي قُلُوبِهِمُ
kalplerinde
الْعِجْلَ
buzağı
بِكُفْرِهِمْۜ
inkârları sebebiyle
قُلْ
de ki
بِئْسَمَا
ne kötüdür o şey ki
يَاْمُرُكُمْ
size emrediyor
بِه۪ٓ
onu
ا۪يمَانُكُمْ
imanınız
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
مُؤْمِن۪ينَ
mü'min kimseler
Hani (Tevrât ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr (Dağı'n)ı da üstünüze kaldırmıştık. "Size verdiğimiz (bu Tevrât)ı kuvvetle tutun ve (resulümüzü) dinleyin!" demiştik. (Buna karşılık) Onlar, "işittik ve isyan ettik" dediler de inkârları sebebiyle kalplerine buzağı (sevgisi) içirildi (o sevgi âdeta onların iliklerine işledi). (Resulüm!) De ki: "Eğer siz (gerçekten) mü'min kimseler iseniz o hâlde imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!"
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
فَوْق
İsim
ف و ق
Üstünde, yukarıda
طُور
İsim
ط و ر
Tûr (dağı)
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
قُوَّة
İsim
ق و ي
Kuvvet, güç, sağlamlık
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
عَصَا
Fiil-I
ع ص ي
İsyan etti, asi oldu, karşı geldi
اَشْرَبَ
Fiil-IV
ش ر ب
İçirdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
عِجْل
İsim
ع ج ل
Buzağı
كُفْر
İsim
ك ف ر
İnkâr, küfür
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بِئْسَ
Fiil-I
ب ا س
Ne kötü!
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan